Kaderle fıtratla açıklanan ölümler


Hüseyin Şengül

Hüseyin Şengül

01 Aralık 2016, 22:36

“Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız 
o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın” 
Albert Camus

Adana’nın Aladağ ilçesinde ortaokul öğrencilerinin kaldığı özel kız yurdunda çıkan yangında 11 öğrenci ve 1 görevli hayatını kaybederken, 22 öğrenci hastaneye kaldırıldı. 
Çocuklar yandı, insanlar yandı! 
Siirt’in Şirvan ilçesinde bakır madenindeki göçük sonucunda 4 işçinin cesedine ulaşıldı, 12 işçiye ulaşılmaya çalışılıyor. 
***
13 Mayıs 2014'te Manisa'nın Soma ilçesinde bir maden ocağında çıkan yangın sonucu 301 işçi hayatını kaybetti, en az 88 işçi de yaralandı.
***
28 Ekim 2014'de Karaman’ın Ermenek ilçesine bağlı Pamuklu Mahallesi yakınlarında bir kömür madeninde meydana gelen su baskını sonucu 18 işçinin mahsur kalarak hayatını kaybetti. 
Bu liste uzatılabilir.
Her yıl iş kazalarında ortalama 1.700 kişi ölüyor. 
***
Zülfü Livaneli’nin seslendirdiği, Refik Durbaş’ın “Çırak aranıyor” şiirinin bir dörtlüğü şöyle: 
“Elim sanata düşer usta
Dilim küfre, yüreğim acıya
Ölüm hep bana
Bana mı düşer usta?”
***
Ölüm hep işçilere, yoksullara düşüyor!
Kazalar elbette olabilir, binalarda elbette yangınlar çıkabilir. 
Burada önemli olan, kaza risklerini en aza indiren koşulların sağlanmasıdır. Binalarda yangın çıkmasını önleyecek tedbirlerin alınması ve çıkması halinde, felaketle sonuçlanmasının önüne geçilmesidir. 
***
Gözü daha fazla kar etmekten başka bir şey görmeyen işverenler…
Hem ticaret yapıp hem tarikatlarına çocuk devşiren dinciler…
Bunların fütursuzlukları nereden ileri geliyor?
Elbette devletten!
***
Bu ölümler kader midir?
Ömer Hayyam bir rubaisinde şöyle der: 
“Beni özene bezene yaratan kim, sen
Yolumu da çizmişsin önceden
Madem bana günah işleten sen
Nedir öyleyse o cennet cehennem?”

Kader konusunda “…bütün ilahiyatçıları dut yemiş bülbüle döndüren bu soru…” (Maxime Rodınson – Muhammed -  Syf. 159 – Doruk Yay.) üzerinde, bir hususu belirtmek kaydıyla, teolojik bir mesele deyip geçiyorum. 
***
Bu husus şudur: Kişi, kadere inanabilir. Kaderi farklı manalarda telakki edebilir.  Hayatı kader inancıyla açıklayabilir. Başına neler gelmişse, kader diyebilir. Bu ölümleri kader olarak görebilir. 
***
Kişi bütün bunları (acıyı, ölümü vb.) tevekkülle karşılayarak bir dayanma gücü sağlayabilir. 
Ancak kadercilik asıl olarak kişiyi tedbirsizliğe sevk eder, pısırıklaştırır, itiraz ve eleştiri kültürünü yok eder. Bütün bunlar tarih boyunca yönetenlerin işine gelmiştir. Egemenler niye egemen, zenginler niye zengin, ben niye fakirim?… kader böyleymiş! Bitti!  
Bu kişiyi bağlar, bağlar da kötü bağlar!
***
Ancak bir memurdan cumhurbaşkanına kadar kamu görevlisi hiçbir kişi kazaları, ölümleri kadere bağlayamaz! 
Maden kazalarını madenciliğin fıtratıdır diye açıklayamaz!
Kader böyleymiş, fıtratı böyledir demek sorumluluktan kaçmanın bir yoludur. Daha kötüsü bir vicdansızlık ve insafsızlıktır!
***
Devletin yasalarının kaynağı göksel, doğaüstü değil, yeryüzüdür, dünyevidir, yani sekülerdir. Bir devlet görevlisinin dini inancı olabilir. Ancak inancını kamu görevine karıştıramaz!
*** 
Adana’daki yurt yangınında yanan çocuklar için kaderleri böyleymiş demek…
Soma’daki 301 işçinin ölmesi sonucunda madenciliğin fıtratı budur demek…
Velhasıl toplumsal hayatı kaderle açıklayarak sorumluluktan kaçmanın bırakın devlet müktesebatıyla bağdaşmasını, en ufak bir insani ve ahlaki yanı yoktur!  
Adana’daki yurt yangınına yayın yasağı getirildi. Bu nasıl bir anlayış? 
Nasıl bir ülke olduğumuz, ölümlerimizden belli!
İnsanlar yakılıyor otellerde, evlerde!
İnsanlar yanarak ölüyor yurtlarda, maden ocaklarında!
Tarikatları siyasetin ve kamu hizmetlerinin içine sokanlar; bu cinayetlerin sorumlusu sizlersiniz!
Sizler önce sorumluluklarınızı yerine getirin!
Kadermiş…
Hele utanmazlara, vicdansızlara, din tüccarlarına bakın!
NOT 1) Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, yangın merdivenin kilitli olmadığını, hatta kilidin olmadığını açıklamıştı. Öğrencilerin ifadeleri ve bilirkişi raporu, Bakanı yalanladı! Yalan kavramı bu ülkenin en olağan, siyasetin ve toplumsal yaşamın temeli haline geldi! Yüzleri kızarıyor mu acaba? İnsanın yüzünün kızarması iyi bir durumdur, çünkü yüzü kızaran insanın hala utanma duygusu var demektir! 
NOT 2) Bu yurtları kimler açıyor, yasal mı ve iskân koşullarına uygun mu?
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.