Kayserililerin siyasete ayıracak vakti yok

Fikret Şahin

Fikret Şahin



RÖPORTAJ: Emek Karakaş 19 Haziran 2015, 10:20

İstanbul Kayseri İli ve İlçeleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Fikret Şahin, Kayserililerin siyasetten çok işle ilgilendiğinin altını çizerek, “Bizim önceliğimiz iş adamı kimliğimiz. Siyaseti bir yere kadar yapıyoruz. Bizim onlara ayıracak vaktimiz yok” diye konuştu.

Her ilden insanın bulunduğu İstanbul'da yaklaşık 250 bin civarında Kayserili bulunuyor. Ancak gerek siyasette gerekse farklı mecralarda çok da aktif olmayan Kayserilileri, İstanbul Kayseri İli ve İlçeleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Fikret Şahin ile konuştuk. Kayserililerin iş adamı kimliğinin daha ön planda olduğunun altını çizen Şahin, “Siyaseti bir yere kadar yapıyoruz. Bazen toplantılara filan katılıyoruz. Ama öyle yoğun biçimde çalışan sayısı azdır, biraz daha geri plandayız. Çünkü bir de günümüzde siyasetin tarzı çok değişti. Artık ev siyasetine döndü. Bizim onlara ayıracak vaktimiz yok. En azından ben kendimde o potansiyeli göremiyorum” diye konuştu.

Biz İstanbul'da memleket sorduğumuzda 'Sivaslıyım', 'Karslıyım' ya da 'Karadenizliyim' cevabını çok sık duyarız. Ama 'Kayseriyilim' diyen sayısı çok azdır. Kayserililer olarak İstanbul'da kalabalık mısınız?
Resmi kayıtlara göre 165 bin civarında Kayserili var. Ama yıl içinde gelip burada çalışıp geri dönenleri düşünürsek İstanbul'daki potansiyelimiz 250 bin kişi civarındadır. İstanbul'da faaliyette bulunan 52 tane büyük derneğimiz var. bunun yanı sıra çok sayıda ilçe ve köy derneğimiz var. Bizim bölgemize baktığımızda Bahçeşehir'de çok sayıda hemşehrimiz var. Bunun yanında Gürpınar, Yakuplu ve Esenyurt tarafına yeni yeni gelmeye başladılar. İnsanlarımız zamanında buralara yatırım yapmış, arsa almış. Çok sayıda dairesi olan, arsası olan, binaları olan hemşehrilerimiz var.

Aslında yoğun bir nüfusunuz varmış. Biz neden Kayserililerin adını çok sık duymuyoruz?
Aslında biz Kayserililer bir araya gelmeyi çok sevmeyiz. Her Kayserili'nin işi gücü vardır, bir yerde çalışıyordur. O yüzden de kendisini işine vermiştir.

Biraz geri plandayız

En popüler hemşehriniz 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül... Bunun yanında çok da bilenin isim yok. Yerel yönetim kademelerinde ya da siyasette durum ne?
Yoğunluğumuz var aslında... Her ilde hemşehrilerimiz siyaset sahnesinde. Örneğin Beylikdüzü Belediyesi Başkanvekilimiz Ömer Şatır Kayserili. Beylikdüzü'nde de partilerden sürekli 'siyaseti girin' teklifleri geliyor ama bizim onlara ayıracak vaktimiz yok. Bizim önceliğimiz iş adamı kimliğimiz. Siyaseti bir yere kadar yapıyoruz. Bazen toplantılara filan katılıyoruz. Ama öyle yoğun biçimde çalışan sayısı azdır, biraz daha geri plandayız. Çünkü bir de günümüzde siyasetin tarzı çok değişti. Artık ev siyasetine döndü. Bizim onlara ayıracak vaktimiz yok. En azından ben kendimde o potansiyeli göremiyorum.

Kayseri göç veren bir il mi?
Çok fazla göçümüz yok. Çünkü Kayseri’de sanayi ciddi anlamda gelişti ve organize sanayi alanları sürekli büyüyor. Kayseri dışarıya göç vermekten çok göç alma modunda. Bunun yanısıra burada beklentilerini bulamayan insanlar da köylerine dönmeye başladı. Kayseri, şu an milletvekili seçilen Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki'nin çabalarıyla ciddi anlamda gelişti, büyüdü. Hala da devam ediyor. Örneğin Erciyes'in yolları yapıldı, 6 ayrı yerden kayak merkezlerine giriş verildi. Kar eridiğinde sıkıntı yaşanmasın diye 5 metrelik su kanalları yapıldı. 7 otelin inşaatı devam ediyor.  Bunun yanında zaten sanayisi geliştiği için insanlar göç etme ihtiyacı hissetmiyor.

Mantı ve sucuk festivallerimiz var

İnsanları bir araya getirmek, Kayseri kültürünü tanıtmak adına dernek olarak ne tür çalışmalar yapıyorsunuz?
Aslında maalesef insanlarımızın ilgisi az. Bu ilgiyi arttırmak için çeşitli çalışmalarımız oluyor elbette. Her yıl düzenlediğimiz standart mantı festivalimiz var. 4 yıldır Esenler Belediyesi'nin katkısıyla yapıyoruz. Geçen yıl Bahçelievler'de bu yıl da Üsküdar'da yaptığımız sucuk festivalimiz var. Bunun yanı sıra dernekler olarak Ramazan ayında tüm belediyelerin standlarında dernekler olarak yer alıyoruz. Bunun haricinde hemşehrilerimizi bir araya getirmek için futbol turnuvası düzenliyoruz. Burada geçen sene mantı festivali yaptık, bine yakın insanı bir araya getirerek aslında Beylikdüzü'nde bir ilki gerçekleştirdik. Bunun yanı sıra bir kültür evi açtık. Kahvehane tarzı değil; insanların gelip kitap okuyabileceği, sohbet edebileceği bir mekan. Memlekette o yönden bir sıkıntımız yok. En büyük eksikliğimiz İstanbul’da bir öğrenci yurdumuz yok. Şu anki planlanan müracatlarımız var. Bina yapacak gücümüz var ama arsayı almayı çalışıyoruz. 

Bu ilgisizliğin sebebi derneklerle ilgili 'kahvehane' algısının yerleşmesi olabilir mi?
Biz o algıyı yıkmaya çalışıyoruz. Kadın kolları, gençlik kollarımız var, onların çeşitli organizasyonları oluyor. Kadınlarımız burada kendi aralarında mantı günleri yapıyor. Ama onları bile hepsini bir araya getiremiyoruz. 25'erli gruplar halinde etkinlik yapıyorlar. Çünkü insanlar daha çok kendi köyüne ya da ilçesine yakın yerlerle temas halinde olmak istiyor.

Daireleri içim acıyarak yaptım
Aynı zamanda ÇM İnşaat ve Estanbul Yapı Denetim'in sahibi olan İnşaat Mühendisi Fikret Şahin, bölgedeki yoğun inşaat durumuyla ilgili çarpıcı açıklamalarda da bulundu. “İnşaat mühendisi olarak doğru buluyor musunuz derseniz, bulmuyorum. Ama ticari kaygılar daha önplana çıkıyor” ifadesini kullandı.

Beylikdüzü’ne gelirsek; 8 yıldır bu bölgede olduğunuzu söylediniz. Hem Beylikdüzü hem de Esenyurt için inşaat anlamında yoğunluğun yaşandığı, peşpeşe yüksek katlı binaların bir dönem. Siz sektörün içinde biri olarak bu gelişmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Beylikdüzü tarafı biraz daha düzgün... Tabi burada Beylikdüzü'nün artısı var. Bu fiyat olarak da yansıyor. Esenyurt’taki müteahhitler inşaatlarını Beylikdüzü'nde diye satışa çıkarıyor. Biz iki bölgede de inşaat yaptık. Esenyurt tarafında bu kadar yoğun yapılaşmanın olmasının nedeni serbest imar mantığı. Arsanız büyükse istediğiniz kadar inşaat yapabilirsiniz. Esenyurt'ta inşaat yapmak daha karlı. Çünkü aynı parayla Beylikdüzü'nde 70 – 80; Esenyurt'ta 100 – 150 daire yapıbiliyorsunuz. Ha, iyi mi yapıyorsunuz derseniz değil tabi...

Siz de mi aynısını yaptınız?
Aynen... Ben 196 dairelik tek bloktan oluşan bir inşaat yaptım. Yine başka bir blokta 180 daire yaptık. Bir blokta 180 daire bir kere bizim kültürümüze ters. Bizde böyle bir yaşam stili var mı, yok. İnşaat mühendisi olarak doğru buluyor musunuz dediklerinde bulmadığımı söylüyorum. Gidip oturur musunuz diye sorsanız, oturmam... Zaten Beylikdüzü'nde ikamet ediyordum. 

Kentsel dönüşümü yanlış anladık
Ama yine de yaptınız... İçim acıyarak yaptım mı diyorsunuz? 
Biraz öyle... Ticari kaygılar daha önplana çıktı.

Evet ticari kaygı belki önplandadır ama şehirle de ilgili gerçekler var. 
İnsanımız kentsel dönüşümü yanlış algıladı. Kentsel dönüşümdeki kavram eski binalar yıkılacak yerine yeni binalar yapılacak. Bir adada toplanılacak, etrafında sosyal alanlar olacaktı, planlanan buydu. Ama pratikte eski binayı yık, yerine aynı binayı yap oldu. Onu yaptığınız zaman da yeşil alan bitti. Esenyurt'a baktığınızda birkaç proje haricinde yeşil alanı kullanan yok. Kullananlar da mecbur olduğğu için yaptılar, fırsat olsa o da yapmayacak. Beylikdüzü'ne geçtiğimiz zaman mecburen, kanunen yeşil alan bırakmak zorundasınız.

Ortasından sadece bir yol geçen iki ilçenin imar planları bambaşka. Bunu anlamak gerçekten zor... 
Bununla ilgili Büyükşehir Belediyesi geçen yılın başında bir plan çıkardı ama o planı tutturamadılar. Plan çıktı, her belediye baktı ki kendisine uymuyor. Önce 6 ay bir süre verdiler, 6 ay geçti 'biz bu planı tutturamadık' dediler; bir yıl daha uzatıldı. 2015'in başında uygulanmaya başladı ama burada da devlet bize açık kapı bırakılmış. Eğer senin bu tarihten önce aldığın bir imar durumu varsa onu emsal gösterebiliyorsun. Bu evrağı alınca 2 yıl inşaat yapma süren var. Adam binayı yapmasa bile sorun yok. O evrağı almayanın yaptığı binayla almayan arasında fark oluyor. Halbuki bir kanun çıktığında bıçak gibi kesmesi lazım. Mayıs ayında bir deprem konferansına katıldım. Orada birçok yetkili vardı. İmarla ilgili bütün sorunları orada da anlattık. 'Dur, yerin dibine girdik' dediler. Ama bazı gerçekleri söylemek lazım. Ben bir yapı denetimciyim, bu sistemin de düzgün olarak çalışmadığını görüyorum.

İnşaat durursa kriz çıkar

Sektörün geleceğini nasıl görüyorsunuz? Türkiye inşaata doydu mu yoksa devam edecek mi?
İnşaat sektörünün doymak gibi bir şansı yok. Çünkü biz sürekli çoğalan bir milletiz. Bir de bizde benim de, oğlumun da, kızımın da evi olsun mantığı var. Almanya’da akrabalarımız var. Adam eşinden ayrılacak ev kendi üstüne olduğu için ikinci evi tutturmuyorlar. Devlet, 'senin evin var. benim sana verdiğim maaşla ikinci bir ev tutarsan giderleri karşılayamazsın' diyor ve izin vermiyor. Bizde ise şurada 10 emlakçıya git, 10 tane ayrı ev kiralarsın. Bir de İstanbul'un kendi içinde göç başladı. Şehir içinde oturan insanlar daha sakin bir yaşam sürmek için Beylikdüzü'ne geliyor. Tabi bunda ilçenin gelişmesi, metrobüs gibi durumlar da etken oldu. Yeni evlere ihtiyaç doğuyor. İnşaatın durması ile ekonominin çökmesi anlamına geliyor, ekonomik durumlarda baktığınızda inşaat durmuşsa kriz oluşmuştur.

2007’den beri İstanbul’da
Aslen Kayseriliyim. 1975 yılında Ankara doğdum. İnşaat mühendisiyim. 2007'den beri İstanbul'da yaşıyorum. 2011 yılından itibaren Kayseri Dernek Başkanlığı yapıyorum. Buraya ilk geldiğimde inşaatlarla uğraştım, proje müdürlüğü yaptım. Daha sonra kendi inşaatlarımızı yaptık. Önce Esenyurt bölgesinde çalışmalarımız oldu. Sonrasında Beylikdüzü'ne geçtik, Gürpınar bölgesinde inşaatlarımız devam ediyor.

Cimri değiliz, israfı sevmeyiz
Fikret Şahin'e 'Kayserilelirin cimri olup olmadığını da' sorduk. “Kayserililerde pintilik yok ama boşa para harcamayı sevmez” diyen Şahin, “Herkes Kayserililer pintidir der. Bizde aslında pintilik yok. Belki eski insanlarımızda varmış. Ama yeni gelişen nesilde böyle bir huy yok. Parayı seviyoruz ama vermeyi de seviyoruz. Ama boşa harcamayı sevmiyoruz. Bunun yanında bizim fakirimiz çok az. Bizde yardıma muhtaç biri nadir olarak bulunur. Bunu da övünerek söylüyoruz. Biz Kayseriler olarak muhtaç birini gördüğümüzde onu mutlaka bir işe yerleştiriyoruz” diye konuştu.

KELİME OYUNU
Aile: Mutluluk
Çocuk: Sevgi
İstanbul: Yaşam
Türkiye: Memleket
Geçmiş: Düşünmemek lazım
Bugün: Kazanç
Gelecek: Çocuk yatırım yapmak
Siyaset: Yapılması gereken ama yapılmaması da gereken
Muhalefet: Bizde yok
İktidar: En önemli şey bizim için
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.