Kemal Kılıçdaroğlu'nun çağrısıyla aday oldum

Erkut Güney

Erkut Güney



RÖPORTAJ: Emek Karakaş 20 Mart 2015, 14:13

«Kılıçdaroğlu benim gibi apolitik bir genci siyasete kazandırdı» diyen 29 yaşındaki Erkut Güney, CHP İstanbul 3'üncü bölge Milletvekili Aday Adayı oldu. Gezi'nin ardından Kılıçdaroğlu’nun «Biz Gezi'de gençlerden çok şey öğrendik. Onlardan daha fazlasını bekliyoruz» dediğini hatırlatan Güney, «Ben de bu çağrıya uyarak milletvekilliğine talip oldum» dedi


Adnan Çakar'ın başkanlığını yaptığı Küçükçekmece Sinoplular Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği'ndeki gençlerden biri Erkut Güney. Henüz 8 yaşındayken Nükleer Karşıtı Platform'un Çernobil ile ilgili yaptığı bir eylemde tanıştığı Çakar ile 10 senedir birçok çalışmaya imza atan, Türkiye'nin dört bir yanında eylemlere katılan, kendinden küçüklere dersler veren ve bu sırada da üniversiteden maden mühendisi olarak mezun olan Erkut Güney, CHP'den milletvekili aday adayı oldu. Üniversiteye gitmeden önce kendini apolitik olarak nitelendiren, okulla birlikte sorgulamaya başlayan ve Kılıçdaroğlu'nun Genel Başkan olmasıyla CHP'ye üye olan Güney, “Sayın Kılıçdaroğlu ilk açıklamasında da 'ben bu partinin daha sol unsurlarla dolmasını ve daha sol olmasını' istiyorum dediğinde benim gönlümü kazandı. Partiye üye oldum. Kılıçdaroğlu bir apolitik genci partiye kazandırdı” diye konuştu. Güney, milletvekili aday adayı olması için çevresinden birçok ismin destekte bulunduğunu belirterek, “Siyasete atılma nedenlerimden biri de hem partiyi hem de ülkeyi en ideal seviyeye ulaştırmak. Bunun yanında Türkiye'nin yanlış giden enerji politikalarını da değiştirmek istiyorum” ifadesini kullandı.

Küçükçekmece Sinoplular Derneği ile bağlantın ne zaman başladı?
Ben Kağıthane Nurtepe'de dünyaya geldim. Orada 7 – 8 yaşlarındayken Kağıthane Sinoplular Derneği'ndeki kurslara giderek derneklerle tanıştım. Daha sonra Adnan Ağabey'in (Küçükçekmece Sinoplular Derneği Başkanı Adnan Çakar) SİNDER ile başlattığı büyük bir nükleer karşıtı eylem vardı. O zaman tanıştık kendisiyle. 8 ya da 9 yaşındaydım. Orada Nükleer Karşıtı Platform, Çernobil'in etkilerini anlatıyordu. Ben ilk orada dernekçiliği tam olarak gördüm. Ondan beridir de içinde pişiyorum. 

Siyaset, bir çok insanın hele ki gençlerin uzak durduğu bir noktadayken; milletvekiliğine talip oldun. Siyasete girme fikri nereden doğdu?
Ben de siyasete tamamen karşı bir insandım. Apolitik gençlerden biriydim. Ta ki üniversiteye başlayana kadar. Üniversiteye girdikten sonra hayat koşullarını görüyorsunuz ve ister istemez siyaseti düşünmeye başlıyorsunuz. Çünkü belirli bir idrak seviyesine geliyorsunuz. Ülkenin durumunu, gençliğin sorunlarını, memleketin gidişatını sorgulamaya başlıyorsunuz. Ve siyasetle ilgilenmeye mecbur kalıyorsunuz. Siyasete ilgim benim de o zamanlarımda başladı. Öte yandan meslek odalarıyla da irtibat kurdum. Özellikle maden alanında hükümetin uyguladığı uygulamaların yanlışlığı üzerine de çalışmalar yaptık. Ve bunları düzeltmek siyasete girmek gerektiğini düşünüyordum. Ama yine de beni temsil edebilecek bir parti veya siyasetçi yok diye düşünüyordum. Tam o dönemde Kemal Kılıçdaroğlu CHP'nin Genel Başkanı oldu. İlk açıklamasında da 'ben bu partinin daha sol unsurlarla dolmasını ve daha sol olmasını' istiyorum dediğinde benim gönlümü kazandı. Partiye üye oldum. Kılıçdaroğlu bir apolitik genci partiye kazandırdı. 

Hem parti hem ülke için

Kılıçdaroğlu'nun bu sözünü gerçekleştirdiğine inanıyor musun?
Tamamen değil ama kısmen gerçekleştirdi. Çünkü yeni tüzük daha özgürlükçü, gençlere daha fazla kendini ifade etme şansı tanıyor. Mevcut partiler içerisinde en demokratik olan Cumhuriyet Halk Partisi. Ama yeterli mi derseniz, hala yeterli değil. Aslında siyasete atılma nedenlerimden bir tanesi de bu; hem partiyi en ideal seviyeye ulaştırmak hem de ülkeyi... 

Milletvekili aday adayı olmaya nasıl karar verdin? 
Gezi Direnişi'nde bir çok genç apolitikten politik bir yapıya büründüler. Gezi Direnişi'nin ardından Kılıçdaroğlu, “Biz Gezi'de gençlerden çok şey öğrendik. Onlardan daha fazlasını bekliyoruz” deyip; bütün gençlere 'gelin parti binalarımızı işgal edin ve söz sahibi olun' çağrısında bulunmuştu. Aslında o zaman da böyle bir kıvılcımlar oluşmaya başladı. Fakat bu yetmez diye düşündüm. Çevremizdeki insanlardan 'aday olmayı düşünen arkadaşlarımız var, bazı isimlerle tanıştırır mısın' diyenler oluyordu. Tanıştırdığım kişiler 'sen bunları getiriyorsun da sen niye milletvekilliği düşünmüyorsun. Bilgi birikimin var, mesleğin var, kariyerin var, sosyalsin, 5 yıldır partide aktif görev yapıyorsun, çevre de de tanınıyorsun. Sen niye adaylık düşünmüyorsun' dediler. O zaman bu fikir netleşti ve aday adayı olmaya karar verdim. Aslında tek başınıza bir hiçsiniz ama kenetlendiğiniz zaman bir yumruk oluyorsunuz. 

Sinoplu hemşehrilerin sana elbette destek verecektir. Arkanda sadece Sinopluların mı gücü var? Yoksa farklı çevrelerden de destek var mı?
Aday adaylağı düşündüğümü çok fazla insan bilmiyordu. Ama açıkladıktan sonra çok farklı 
kesimlerden, farklı partilerden olanlar 'Sen aday adaylığını açıklamışsın, demek ki bu parti emek verene değer veriyor. Senin düşüncelerine sahip çıkıyor. Aday adayı olman bile yeterli. Sen bu işin içerisindeysen biz seninleyiz. Oyumuz da CHP'ye' diyorlar.

Atamada adımızı duyuramazdık

Ön seçim yapılacak olması kararını etkiledi mi?
Mutlaka... Eğer ki merkez ataması yapılacak olsaydı siyaset yaptığımız koşullar belli; daha yaşımız çok genç; ismimizi duyurma olanağımız bile olmazdı. Ön seçim bizim için de bir şanstır. Gençlerin en büyük kazancı olduğunu düşünüyorum. Teşvikleyici bir unsur oldu. 

Ön seçimde listeye giremesen bile kaybedecek bir şeyin yok. Çünkü daha 29 yaşındasın ve önünde girebileceğin çok sayıda seçim var. Kaybetme ya da hayal kırıklığı gibi bir durum olmayacak sanırım.
Olmayacak tabi ki... Gençlik kolları demek zaten kadın kollarıyla birlikte partinin bütün yükünü çeken kesim demek. Ben zaten gençlik kollarında aktif olarak çalışıyorum. Ama neden ben de gençlerin sesini Meclis'e taşıyamayım ya da oradaki sesleri yükseltmeyeyim. Olmasa da başka bir zaman olur. Dediğiniz gibi yaşım genç, seçilmesem de partimde aktif olarak çalışmaya devam edeceğim. 

Örgüt de gençlik diyecek

Kılıçdaroğlu'nun örgüte ön seçimde gençlere ve kadınlara destek verin çağrısı oldu. Örgütün bu çağrıya olumlu cevap vereceğini düşünüyor musun?
Üyeleri şöyle ayırmak lazım. Bir sürekli partide çalışan, emek veren aktif üyeler var. Bir de sadece üye olan ama partiyle başka bağlantısı olmayan kişiler var. Aktif üyelerin Kılıçdaroğlu'nun çağrısına kesinlikle uyacağına inanıyorum. Ama bu çağrının pasif üye dediğimiz kişilere nasıl yansıyacağını açıkçası kestiremiyorum. Gönül olarak bağlı olanlar mutlaka dikkat edecektir ama 'şişirme' diye tabir edilen kişilerde olacağını pek öngörmüyorum. 
nAday adaylığı süreci zorlu bir süreç; herkes kendini tanıtmanın çabasında. Sen kendini nasıl tanıtıyorsun, gittiğin yerlerde nasıl lanse ediyorsun?
Eğer bir yere yalnız gidiyorsam önce kendimi 'aday adayı' olarak tanıtmayı pek seçmiyorum. Önce konuşuyoruz, orada bulunanlar ilçenin gençlik kollarından birisi zannediyor. Kendimi 'aday adayı' olarak tanıttıktan sonra 'bizim gençlerden biri sandım' diyor. İşte benim hedefim de bu; herkeste 'bizim genç' imajını bırakabilmek. Ben sokaktan, örgütten gelen biriyim. Ön plana çıkarmak istediğim de bu; ben sizin gencinizim... Bunun dışında meslekten dolayı bir donamımım var. 

Enerji politikalarını değiştirmek istiyorum

Milletvekili olarak seçilirsen hedefin ne? Ne tür çalışmalar yapmak istiyorsun?
Meslek odalarıyla maden yasaları ile ilgili birçok çalışmamız oldu. Maden politikalarını değiştirmek üniversiteye ilk başladığım yıllardan beri hedefimdi. Şimdi bunu söylem olarak da nitelendiriyorum. Bunun dışında Nükleer Karşıtı Platform'da TMOBB'nin bütün bileşenleriyle iletişim halinde olma şansım doğdu. Orada da enerji politikalarıyla ilgili çok bilgi edindim. Türkiye'deki enerji politikalarının nasıl yanlış uygulandığını, ülkeyi nasıl kaosa sürüklediğini, insanların üzerinden nasıl rant elde ettiklerini ve meslek odalarının çalışmalarının değerlendirilmediğini gördüm. Hem TMOBB'u öne çıkarmak hem ortak çalışmalar yaparak Türkiye'deki enerji politikalarını da değiştirmek istiyorum. 

Doğup büyüdüğün yer İstanbul. Bir genç olarak İstanbul'u nasıl görüyorsun? Meclis'te gündeme gelmesi gerektiğini düşündüğün sorunları neler?
İstanbul'un en büyük sorunu hala göç alıyor olması. Bu göçü tersine çevirmenin yollarını aramak ve bulmak gerekiyor. Aslında çözüm yolları da çok basit, ama bunu sadece muhalefette kalarak çözemeyiz. İktidar olup çözmemiz gerekiyor. Bununla ilgili de idealist, korkusuz insanlara ihtiyacımız var. Çünkü İstanbul'dan göçü tersine çevirmeye başladığınızda birçok kesim size düşman olacaktır. Özellikle inşaatın artık durması gerekiyor. Çünkü artık yeşil alanımız kalmadı. Eğer ters göçü başarabilirsek trafik sorunu da çözülecek, altyapı sorunu da kalmayacak. Ama bundan önce de trafiğin çözülmesi için tamamen toplu taşıma ve raylı sistemin arttırılması gerekiyor. Mevcut hükümetin şu an toplu taşıma ile ilgili projeleri olabilir ama yeterli değil. Bunun dışında İstanbul'un sosyal alanlara ihtiyacı var, okul sayısı çok az. 

Gençler İstanbul'da mutlu mu?
Ben mutlu olduğunu düşünmüyorum çünkü özellikle varoş diye tabir edilen yerlerdeki gençlerin kendilerini sosyalleştirebilecekleri alanlar yok. Gençleri sosyal hayata, iş hayatına hazırlamak lazım. Çünkü gençlerin kitaplarda okudukları ile gerçek hayat arasında dağlar kadar fark var. Dışarıda değiller, gerçek hayatı görmüyoruz. Biz bunlara 'elektrik bağımlısı' diyoruz; fişini çektiğinizde bitiyorlar. 
Gezi’yi iyi analiz etmek gerek
Erkut Güney, “Gezi olayları gençler ve CHP için bir milad oldu. Gezi ruhunu Meclis'e yansıtabileceğini düşünüyor musun?” sorusuna şöyle yanıt verdi, “Toplumun apolitik olarak nitelendirdiği ama Gezi'de farklı özellikleri ortaya çıkan gençler gördük. Ben daha öncesinde gençleri siyasete sokma çabasındaydım. Gezi işi biraz kolaylaştırdı. Gelecekle ilgili de umut verdi. Belki de sokaklarda oyun oynayan son nesil benim yaş grubum. Liseli gençlerin bilgisayar başında oturmaktan başka hiçbir şey yapmadığını zannediyorduk. Bundan dolayı da acaba hayata adapte olacaklar mı diye bir endişemiz vardı. Gezi'yle birlikte bu düşüncemiz de değişti. Ama Gezi'yi çok iyi analiz etmek ve çıkarımlar yapmak lazım. Çünkü orada bir lider eksikliği vardı. Bunu da artık oluşturmak gerektiğine inanıyorum. Ama bunu da gençlerin yapacağına inanıyorum. Deniz Gezmiş asıldığında çok gençti, idealleri, fikirleri vardı. Birçok insana da ışık oldu. Biz de o ruhla geliyoruz. Ben de ondan dolayı olabileceğime inanıyorum.”
Her genç gibi işsiz kaldım
1986 doğumluyum. Aslen Sinopluyum. Kocatepe Üniversitesi Maden Mühendisliği mezunuyum. 2009'da mezun oldum. Her üniversite mezunu gibi işsiz geçen bir dönemim oldu. 2 yıl iş aradıktan sonra iş bulabildim. Tam olarak mesleğimle ilgili olmasa da yakın bir sektörde işe girdim. Çünkü 2004'teki bir yasa ile maden mühendislerinin yetki alanı kısıtlandırıldı. Bizim sektörde şefler ya da müdürler inşaat mühendisleri oluyor. O nedenle maden mühendisliğinde işsizlik çok fazla. Sosyal alanda etkinliklerim var. Küçükçekmece Sinoplular Derneği'nde 14 yıldır gönüllü öğretmenlik yapıyorum. Son 3 yıldır da yönetici olarak çalışıyorum. Siyasete aktif olarak girdiğim için dernekten istifa ettim. Bunun dışında İstanbul Nükleer Karşıtı Platformda görev aldım, dernek olarak dönem sözcülüğü yaptık. 
KELİME OYUNU
Aile: Samimiyet
Siyaset: İdealizm
İstanbul: Kaos
Türkiye: Söylenecek çok şey var
Dostluk: Dayanışma
Geçmiş: Artık mazi
Bugün: Yarının umudu
Gelecek: Kurtuluş
Muhalefet: Artık 
iktidar olmalı
İktidar: Beceriksiz
Gençlik: Gezi'den  sonra mücadele
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.