Konu mankeni değiliz!

Selami Yalçınkaya

Selami Yalçınkaya



RÖPORTAJ: Nihal Altıngövde 25 Şubat 2016, 07:22

Yaşadığı bütün zorluklara rağmen pes etmeyen ve çıkış yolu arayan engelli Selami Yalçınkaya, “Ben dilenci değilim, yaşamak, çalışmak istiyorum” talebinde bulundu. “Sessizlerin sesi olmaya çalışıyorum” diye konuşan Yalçınkaya, engellilerin siyasiler tarafından konu mankeni olarak kullanıldığını iddia etti.

Sinop’tan 1997 yılında İstanbul'a gelen ve 3 yıldan beri Beylikdüzü'nde yaşayan Selami Yalçınkaya yaşadığı zorlukları gazetemize anlattı. Sosyal Medya hesabından paylaştığı bir fotoğraf ve dile getirdiği sorunlarla gündeme gelen Yalçınkaya, engellilerin eve mahkum olmak istemediklerini, 
çalışmak ve üretmekten yana olduklarını belirtti. Engellilerin sürekli gündemde kaldığını, fakat hayata tutunmaları için gerekli desteğin verilmediğini dile getiren Yalçınkaya, yetkililerle yaşadığı ilginç olayları da anlatmayı ihmal etmedi.

Sizi biraz tanıyabilir miyiz?
1964 Sinop Ayancık doğumluyum. 1997'den beri İstanbul'da yaşıyorum.

Neden İstanbul'a gelmiştiniz?
Memlekette bir giyim dükkanım vardı. Akciğer rahatsızlığı geçirdim. O dönemde dükkana babam baktı. Rahmetli babamın da eli açık bir insandı, herkese yardım ederdi, fazla açıldık. Hastalığımdan sonra dükkanı kapattım ve İstanbul'a geldim. Borçlarım vardı. İstanbul'da pazar yerinde satış yaparak borçlarımı ödedim. Yani arkamda borç bırakmadım. 97 yılından beri İstanbul'un birçok semtinde yaşadım.

Beylikdüzü'ne ne zaman yerleştiniz?
Son 3 yıldırda Beylikdüzü'nde yaşıyorum. Şirinevler'de oturuyordum daha öncesinde, orada asansörler bozuk olduğu için çok zorlanıyordum. Devamlı dışarı gidip geliyorum, evde duramıyorum faal olduğum için. Sonra Beylikdüzü'ne taşındım, burada da saat 23.00 'den sonra asansörler kapanıyor. Burası kırsal bölge olarak geçiyormuş, her yerde açık burada kapanıyor asansörler. Eve mahkum ediliyoruz.

Bahsettiğiniz asansörler üst geçitlerde bulunan asansörler mi?
Evet. Haramidere E-5 üzerinde bulunan üst geçit. Asansör belirli saatten sonra çalışmıyor. Tinerciler olduğu için görevli kimse kalmıyor. Yani biz saat 11'den önce evimize gelmek zorundayız. Bir hapis gibi. Akşam bir sahile gidelim, dolaşalım desek yapamıyoruz. Otobüsle bile gelsek eve gelebilmem için üst geçitten karşıya geçmem lazım. Yolları uzatıyorum geç kaldığımda. Beylikdüzü Belediyesi'nin oraya kadar gidip oradan eve geliyorum.

Rahatsızlığınız hakkında bilgi verir misiniz?
Ben kas hastasıyım. Doğuştan genetik bir rahatsızlık fakat bende sonradan çıktı. 17 yaşımdayken yavaş yavaş başladı. Çok yavaş ve sinsi ilerleyen bir hastalık. 7-8 yıl öncede belimde eğrilik başladı ve gittikçe fazlalaştı. Bu eğrilik olmasaydı daha rahat yürürdüm. Şimdi yürüyemiyorum. Beni görenler neden akülü araba kullanıyorsun diye soruyorlar.

Dışardan belli olan bir durum değil...
Evet, kıyafetlerim vücudumdaki eğriliği göstermiyor. Tamamen yürüyemez hale gelmeden önce zor yürüyordum ve dalga geçen çok oluyordu.

Çalışıyor musunuz, neler yapıyorsunuz?
Çalışamıyorum. Birçok yere başvuru yapmıştım. Fakat işe alınmadım. Şimdi yaşımda 52 oldu zaten. Ben 93 yılında Sinop'ta Orman İşletmesi'nde çalışıyordum. Merkezdeydim, beni ormana verdiler. Normalde engelli olduğum için beni oraya veremezlerdi. Ben de gitmedim, gitmediğim için iş hakkımı fes ettiler. Hiçbir hakkımı da alamadım, kendimi savunamadım, kimse destek olmadı. Herkes gitseydin ormana dedi, nasıl gidebilirdim ki? Engelli olduğum için yasal hakkım vardı ama o dönem dernekler, sendikalar bu kadar kuvvetli değildi. Ben de akıllı değildim, birçok şeyi bilmiyordum. İnsan yaşadıkça görüyor, öğreniyor. Sonrasında birçok yere başvurum oldu, KPSS'ye de girdim. O dönemde engelliler için bir kontenjan yoktu, 85 puan almama rağmen yine işe giremedim.

O fotoğraf yılların birikimi
Sosyal medyada bir fotoğraf paylaştınız. Fotoğrafta sırtınız görünür vaziyette. Bu fotoğrafı paylaşma nedenlerinizden söz edelim mi biraz...
Ben öncelikle bu fotoğrafımı hiçbir beklenti için çekip paylaşmadığımı sizin vasıtanızla ifade edeyim. O fotoğraf yılların birikimiydi. Ben Beylikdüzü metrobüs meydanında bir şeyler satıyordum, mendil, yara bandı gibi. Geçen yıl orada çok zorluk çektim. Hem belediye zabıtalarından hem soğuktan. Akciğer iltihaplanması oldu bende. 20-25 sene önceki hastalığım tekrar nüksetti. Sonra o bölgede biraz daha soğuktan korunaklı bir alana gidip satmaya başladım mendilleri. Öyle bir yer işgal edecek durumu da yoktu. Kucağımdaki sepette mendil satıyordum. Zabıtalar geldi, orada satış yapmam için izin almam gerektiğini söylediler, bunun için telefonla izin alabileceğimi ifade ettiler. Ben de onlar nasıl dediyse öyle izin aldım. Başkan yardımcısını aradım.  Bu izine dayanarak orada satış yapmaya devam ettim. Başka bir zabıta geldi, "O başkan yardımcısına selam söyle, zabıta zorluk çıkarıyor" dersin diyerek orada duramayacağımı söyledi.

Herhangi bir yardım alıyor musunuz?
Belediyeden, kaymakamlıktan, İBB'den ve bazen de yardım sandığından yardımlarda belirli aralıklarla gelirdi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin verdiği bu yardım daha sonra kesildi. Adres değişikliği yaptığımdan dolayı kesildiğini söylediler. Benim adresim değişmedi dedim, yanlışlık olmuş, tekrar evrakları verdim. Bana bakan arkadaşımın sigortası olduğu için yardımı kesmişler. Bana bakan arkadaşım 12 seneden beri yardımda bulunuyor. Onun iki çocuğu var şimdi çocukların büyüğü işe giriyor. Ben çocuğa işe girme mi diyeyim? Ben ne yapayım benim gelirim kesildi, çocuktan mı isteyeyim? 18-19 yaşında çocuktan siz harçlık ister misiniz? Tüm bu yaşadıklarımın tepkisiydi o paylaşım. Çalışmak istedim çalıştırmadılar. İki sene önce Beşiktaş Belediyesi'ne başvurmuştum, tamam tamam dedikleri halde yardımcı olmamışlardı.

Ben dilenci değilim
Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile görüşebilseydiniz, ne söyleyecektiniz?
Seçimden sonra tebrik etmek için görüşmek istemiştim kendisiyle. Aynı şekilde mendil sattırmadıkları zaman görüşmek istedim. Benim durduğum yer için 'kaymakamlık burayı yasakladı' demişlerdi. Öyle dedikten sonra ben gördüm ki orada bir kestaneci var. Ben özellikle dikkat ediyordum orada belediyenin reklam panosunun önünü kapatmayayım diye, bakıyorum kestaneci ona bile dikkat etmiyor. Sordum nereden izin aldın buraya izin verilmiyor diye, bana belediyeden izin aldığını söyledi. Bu kez de Beylikdüzü Kaymakamlığı'na giitim. Kaymakam yoktu, yazı işleri müdürüyle konuştum. Biz oraya yasaklama getirmedik dedi. Yani herkes birbirine atıyor topu. Bende o fotoğrafta tüm bunlara isyan ederek işte uğraştığınız insan bu dedim. Ben 3 tane yara bandını 1 liraya satıyordum, kesinlikle bazen para vermek isteyen oluyordu kabul etmiyordum. Ben dilenci değilim ki. Hatta yanıma dilenciler geldiği zaman da onlara neden dilendiklerini soruyordum. Onlara bile yardımcı olmaya çalışıyordum, bazı hiçbir geliri olmayan insanlarda nereye başvuracaklarını bilmiyorlar, onları birçok yere yönlendirdim. Devletin sahip çıkması gerekiyor bu insanlara.

Büfekondular yapılıyor
Aslında siz engellilerin sesini duyurmak amacındasınız. Yaşadıklarınızdan yola çıkarak toplumun ve yetkililerin dikkatini çekmek istiyorsunuz değil mi?
Ben 3 sene önce Şirinevler'de akbil büfesi açayım diye başvuru yaptım. Buraya vermiyoruz dediler, baktım vermişler. Haramidere'de bir tane akbil büfesi açayım dedim, burası yıkılacak buraya izin vermiyoruz dediler, baktım oraya büfe açıldı geçen gün. Büfekondu, gecekondu gibi. Kim açıyor bunları bilmiyorum.

Çalışmak için oldukça mücadele vermişsiniz.
Çalışmak istiyorum her türlü engel çıkıyor karşıma. Ben aslında müzisyenim ve şiir yazıyorum. 88 yılında Avusturya'da müzik yapıyordum Yurtseven Kardeşler beni izliyordu. Güzel şiir okuyorum, müzik yapıyorum bu amaçla küçük bir anfi aldım aküyle çalışan. Engelli Koordinasyonu Başkanı'na, sokakta müzik yapanlara sordum herkes bana yalan konuştu. İstanbul Ulaşım Müdürlüğü'ne gittim bana seçmeler oldu dediler. Seçmeleri kim yapıyor, belediyeler. Belediyelerin böyle bir organizasyonu var, metrolarda müzik yapmak için ama seçmeleri bir müzisyen gruba vermişler onlar da sadece kendi rekalamlarını yapıyorlar. Meydanda müzik yapayım dedim, izin vermediler.

Sizi eve mi mahkum etmeye çalışıyorlar?
Diyorlar ya bana balık verme balık tutmayı öğret diye. Benim balık tutacak oltam bile yok. İBB'den eve bakmak için geliyorlar içeri bile girmiyorlar. İçeri bir gel beni gör, benim halimi gör. Bir iş kurabilmeniz için paranız olması gerekir. İşsizlere destek kredisi vereceğiz diyorlar. KOSGEB'ten belge aldım. Engellilere destek veriyoruz diyorlar. Yok öyle bir şey. Destek nasıl biliyor musunuz, siz projeyi hazırlayacaksınız, proje hazırlaması bin 500 lira en az. İşyerinizi tutacaksınız, elinizde hiç para yokken bir dükkan tutabilir misiniz? Gençlere destek olacağız diyorlar verecekleri kredinin karşılığında ipotek istiyorlar. Ama Halkbank satılırken, Sabah Gazetesi satılırken ipotek istemediler. Onlara devlet kefil oldu. Bakım parası alan engellilerin kaç tanesi iş kurar Allah aşkına? Kurmak isteyenlere de devletimiz kefil olabilir. Engelli derneklerininde bu anlamda çok doğru çalışmalar yaptıklarını düşünmüyorum. Kendi aralarında seminer düzenliyorlar. Ayhan Metin engelli olupta Türkiye'de müsteşar olan tek kişi. Kendi imkanlarıyla Ankara'dan gelip seminer veriyor. O bu kadar özverili davranıyor, buradakiler otellerde yemek yiyorlar, kendileri jip alıyorlar jipe biniyorlar, sonrada diyorlarki engelli jip alırsa bin 300 motordan  yukarı olmasın. Sen binme o zaman 2000 motorlu jiplere. Engelli arabayı nasıl alsın, engellinin evi nasıl olsun bunları sorgulayan yok ki. Sen bir kere engelliyi ayağa kaldır.

Engelliler konu mankeni değil
Bu sözlerinizden engelliler hakkında konuşmaların sadece bundan ibaret olduğunu söylediğinizi anlıyorum. Bu anlamda engellilerin kullanıldığını ifade ediyorsunuz...
Benim bir sözüm var özet olarak. Engelliler konu mankeni olarak kullanılıyor. Bizler konu mankeni olmak istemiyoruz, olmak isteyenlerde var tabi içimizde, onlar da ben görünüyüm yeterkinin peşindeler. Şimdi onlarada bir şey diyemiyorum, bir yerde onlar da haklı. Mecbur gitmek zorundalar. Bizim Bahçelievler'de Bizde Varız Engelliler Derneğimiz var, ben yönetim kurulundayım. 3 sene önce derneğimizin su saati söküldü 3 Aralık'ta, yani engelliler gününde. Kendi yağımızla kavrulan bir derneğiz, biz hurdalardan akülü arabaları topluyor parçalarını değerlendiriyoruz. Engelli arabaları hurdaya atılmasın diye her yerde söyledim. Çünkü parçaları değerlendirilebiliyor. Büyükşehir Belediyesi tarafından verilen şu araba benim işime yaramıyor. Çünkü ben bu araca oturamıyorum, oturabilmem için yanlarının açılması lazım. Benim bu arabaya binme şansım yok. Manuel araba istiyorsunuz size bunlardan veriyorlar. Yanları açılan araba biraz daha pahalı, 50 lira daha fazla ver yanları açılan olsun. Bu arabaları engellinin kullanması çok zor.

Arabayı kullanamadığınızı yetkililere ilettiniz mi?...
Bildirdim fakat sonuç değişmedi. Bende bu aracı isteyen ihtiyacı olan, işine yarayacak bir engelli arkadaşıma vereceğim. Bir tane yürüteç var, ona tutunarak yürümem lazım fakat yürütece tutunup kalkmak için korkuyorum, sallanıyor. Yürüteç benden kötü yani. Yürüteçten yüklensem yürüteç benden zayıf.

Akülü arabanız bozulduğunda yaşantınız çok daha kısıtlanıyor o halde?
Ben 2 sene akülü arabaların tamirini öğrenmek için tamircide yatıp kalktım. Sigortası attığı zaman diyorlar ki aküsü bozuk 200 lira. Engelliyi sömürüyorlar. Bunu en baştada Beyaz Masa'lar yapıyor. Ben bir belediyenin beyaz masasında şahit olduğum olayı anlattım halen araştıracaklar. 2011 yılında bir belediyenin beyaz masası engelli aracına akü takmadan taktı gösterdi. Arabayı tamir etmeden etti gösterdiler. Bir tamirci ile ortaklaşa iş yaptıklarını çok yakından biliyorum. Benim gözümün önünde yazdılar çizdiler hesabı denk getirmek için. Bunu ben bütün partilere dile getirdim AKP'den CHP'ye MHP'ye kadar. Meral Akşener'e dahi anlattım. Ben yoruldum bunları anlata anlata.

Müteahhit olsam Ekrem İmamoğlu benimle görüşür!
Beylikdüzü Belediyesi Kültür Merkezi'nde engelli haklarıyla ilgili bir semineri vardı. Seminerin sonunda herkes soru soruyordu ben de bir soru sordum; "Belediye başkanı ile randevu almama rağmen görüşemiyoruz, başkan yardımcıları ile görüşemiyoruz. Engelliler olarak neden biz yetkililere ulaşamıyoruz" dedim. Belediye meclis üyelerinden birisi bana "Belediye başkanı seninle neden görüşsün" dedi. Sen kimsin demeye getirdi. "Bizler vatandaş değil miyiz? Benimle, bizimle görüşmüyor da başkan kimlerle görüşüyor?" diye sordum. "Demek ki müteahhit olsam görüşecek" dedim. Bu meclis üyesinin kendisi de engelli olmasına rağmen bana böyle dedi. Seçimlerden önce evime gelip benden oy isteyen de aynı kişiydi. Bu olaydan sonra umutsuzluğum daha da arttı. Vücudumun fotoğrafını çektirdim arkadaşıma ve facebooktan yayınladım, arkadaşlarımı da etiketleyerek. Yeniden altını çizerek söyleyeyim o fotoğraf ve altına yazdığım yazı asla kimseden maddi bir beklenti için yapılmış bir şey değildir. Böyle düşünenler oldu, hatta engelli arkadaşlarımın da tepkisini aldım. Bizi rencide ettin şeklinde yorumlayanlar oldu. Oysa ki ben sadece kendim için bir şey istemedim o paylaşımımda. Kendim için bir şey istesem isterdim ki istediğim zamanlarda oldu. Ben engellilerin yaşadıklarına dikkat çekmek istedim.

50 santimlik dünyama göz dikmeyin
Beylikdüzü Kaymakamlığı'nın Sosyal Riski Azaltma Projesi'ne katılacağım. Bu proje hem engellilere hem kadınlara yönelik. Umuyorum güzel çalışma olacak. Daha önceki kaymakam burayı sosyete kulübü gibi kullanıyordu. Şimdi ki kaymakam böyle bir çalışmaya olur verdi. İnşallah beni dinlerler ve bizlerin sesini duyarlar. Biz sessizliğin sesi olmak istiyoruz, başka hiçbir derdimiz yok. Maaşımda kesilsin ama benim 50 cm'lik dünyama göz dikmesinler, engellemesinler, çalışıp kendi ekmeğimi kazanırım ben. Büyükşehir Belediyesi, Beylikdüzü Belediyesi ve Kaymakamlığı bu konuda yeniden söylüyorum topu birbirlerine atıp duruyor. Beni çaresiz bıraktılar, Suriye'ye gidip geleyim o zaman belki bana da sahip çıkarlar, yardım ederler. 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.