Zeki Müren Bodrum'da anılacak

Bodrum'daki evi müze haline getirilen sanat güneşi Zeki Müren, ölümünün 20'inci yıldönümünde düzenlenecek konser ile anılacak.

Zeki Müren Bodrum'da anılacak

Son yıllarını Bodrum'daki evinde geçiren ve TRT İzmir Televizyonu'nda kendisi için düzenlenen tören sırasında geçirdiği kalp krizi sonucu vefat eden Türk sanat müziğinin efsane ismi, sanat güneşi Zeki Müren, ölümünün 20'nci yılında anılacak. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Bodrum Belediyesi'nin destekleri, Türk Eğitim Vakfı (TEV) ve Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Mehmetçik Vakfı'nın organizasyonuyla, Türkiye genelinde düzenlenen anma etkinlikleri sanatçının ölüm yıldönümü olan 24 Eylül Cumartesi günü Bodrum'da gerçekleştirilecek bir tören ve Türk sanat müziği konseriyle tamamlanacak.

BALMUMU HEYKELİ SERGİLENECEK
Zeki Müren'in 20'nci ölüm yıldönümü nedeniyle Bodrum'da düzenlenecek etkinlikler, Zeki Müren'in Kumbahçe Mahallesi Zeki Müren Caddesi'nde müzeye dönüştürülen evinde başlayacak. Okutulacak mevlit sonrasında Zeki Müren'in balmumu heykeli hayranları için sergilenecek. Anma etkinlikleri saat 20.00'de Bodrum Kalesi Kuzey Hendeği'nde düzenlenecek Türk sanat müziği konseri ile tamamlanacak. Osman Tan Erkır'ın sunumuyla gerçekleşecek olan konserde, sanatçılar Ayşe Taş ve Bekir Ünlüataer sahne alacak.

CHP'li Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, sanat güneşinin sadece sanatı ile değil kişiliği ile de Bodrum'u dünyaya tanıtan kentin önemli değerlerinden biri olduğunu söyleyerek, "Örneğin her gün denize gittiği Bardakçı Koyu, Paşa Koyu olarak anılır. Bodrum'da yaşadığı yıllarda hiçbir zaman halkından, tatilcilerden kaçmadı, halkla ve turistler ile iç içe bir yaşam geçirdi, burada çok mutluydu. Zeki Müren Caddesi, Bardakçı Paşa Koyu, Paşa Tarlası plajı hep onun isimleri ile anılıyor. Böyle bir sanatçı bir daha gelmez. Bodrum, Bodrumlu sanat güneşini asla unutmaz. Müren öleli 20 yıl oldu ama o hala bizim içimizde. Bodrum'un her köşesinde yaşıyor. Anma töreninin en iyi şekilde geçmesi için hiçbir fedakarlıktan kaçınmadık" dedi.

Sabah yazarı Nur Çitnay'ın 'Zeki Müren'in 'vahşi zevki' neydi?' başlıklı yazısı

Tamı tamına 20 yıl. Olmuş mu o kadar? Evet, biricik ‘Sanat Güneşi’ 1996’nın 24 Eylül’ünde batmış. Sadece müziğin ve sinemanın değil, popüler kültürün de bu benzersiz isminden bahsedelim o zaman...

Hangi ara o kadar olmuş? Tam 20 yıl... Zeki Müren'in ölümünün seneyi devriyesi bugün. 1996'nın 24 Eylül'ünde batmış 'Sanat Güneşi'. Madem öyle, sadece 'musiki'nin, sahnenin, sinemanın değil pop kültürün de bu eşi benzeri olmayan ismini analım. Şöyle özelliklere sahip: Yaz-kış duş almadan "kat'iyen" yatağa girmiyor. Takside, "hususide", arabanın hep önünde oturuyor. Sevdikleriyle konuşurken "Hayatım, şekerim, tatlım" tabirlerini çok kullanıyor, sevmedikleriyle zaten konuşmuyor. Bedia Muvahhit, Cahide Sonku, Melahat İçli gibi isimlerin taklitlerini çok güzel yapıyor. Sabah kahvaltısı yapmıyor, sadece bir bardak meyve suyu içiyor. Hayatta hiç maydanoz yememiş, tadını bilmiyor. Ayak numarası 38, 1956'daki kravat sayısı 182. Burcu Yay. Hayatta en nefret ettiği üç şey riya, yalan ve nankörlük. Çocuğunun adını Vefa koymak istiyor. Sanatçı olmasa jet pilotu olacağını hayal ediyor, "Heyecanı seviyorum. Ses perdesini geçmenin vereceği zevk ne büyüktür kim bilir" diyor. Gök gürlemesi ile çakan şimşekten "vahşi bir zevk" alıyor. Aşkı şöyle tarif ediyor: "Bulutlar üstünde hani uçarken pır pır pır eder insanın gönlü. Ondan sonra da birden yağmur damlası gibi yeryüzüne güm diye düşer ya insan. İşte o ikisinin arasındaki mesafe aşktır." İki yıl önce Beyoğlu'ndaki Yapı Kredi'de nefis bir sergi açılmıştı: 'İşte Benim Zeki Müren'. Küratörü Derya Bengi'ydi. Fotoğraflar, kostümler, hikâyeler, objeler... Şarkılar, filmler... Tonlarla bilgi, belge... Türkiye'de görmeye alışık olmadığımız kadar kapsamlı ve tatlı bir sergiydi. Bir de kitabını basmışlardı, o da ayrı enfesti. Gönül rahatlığıyla kopya çekebiliriz, çektik nitekim. Kendi anlatsın Zeki Müren kendini: "Karşı evdeki marangozun kızı kızamık çıkarıyordu, oğlu kim bilir hangi arsada topaç çeviriyordu. Ben de saksılara, fasulye sırıklarına, ısırganlara konser verirdim. Evet kiremitler vardı, duvardaki köfeke taşları, yerdeki çimenler vardı ya, onlar dinlesinlerdi beni." "Yetişmem sırasında üzerimde en çok tesir yapan isim Hıfzı Tevfik Bey'dir. Doğru ve güzel Türkçemi de ona medyunum. Toptan bütün edebiyat sevgisini, zevkini ondan aldım. Hatta güzel giyim mevzuundaki bilgilerim ve uyanıklığım da onun eseridir." "Ses sanatkârları sahneye penguen gibi, karga gibi siyahlara bürünerek çıkarlar. Oysa filmlerde gördüğümüz Batılı şarkıcıların kıyafetleri ne güzeldir. Hem bizde de efeler, zeybekler allı pullu elbiseler giymezler mi?" "Anadolu beni mevlidi ezbere bilir sanır. Çok kimse de Kur'an'ı ezbere okuduğuma inanır. Halbuki doğru değil. Sadece 'Katip' filmimde rol icabı dört dakika mevlit okumuştum. Herhalde bundan dolayı yayıldı Anadolu'ya. Beni hep hafız sanırlar." "Beni sevenler, sevmeyenler, hakkımda çok şeyler uyduruyorlar. Siyah yatak odası efsanesi de bunlardan biri. Yatak odam siyah değil beyaz, çıplak yatmam, daima pijama giyerim." "Dün balığa çıktık. Mağaralarda yüzdük, yürüyüş yaptık ve fayton arabalara dolarak şarkılar söyledik. Bayram çocuğu gibiydim. Bronzluk yarışında galiba birinciyim. Antalya'nın üzerine Şile eklenince apayrı bir ten rengi doğuyor."

Tamamını okumak için tıklayın >>>

Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.