Gercek hayat hikayesi: Hayalet Çocuk

Dünya edebiyatının popüler eserlerini Türkçe’ye kazandıran Pena Yayınları “Hayalet Çocuk” ile okuyucuyu yeni bir yolculuğa çıkarıyor.

Gercek hayat hikayesi: Hayalet Çocuk

12 yaşında tekerlekli sandalyeye mahkum olan, hiç hareket edemeyen, konuşamayan, ama etrafındaki dünyayı tüm gerçekliğiyle algılayan Martin Pistorius’un gerçek hikayesi: Hayalet Çocuk

Dünya edebiyatının popüler eserlerini Türkçe’ye kazandıran Pena Yayınları bu kez de New York Times çoksatanlar listesine girmiş olan “Hayalet Çocuk” ile okuyucuyu hayret edici ve ilham dolu bir gerçek yaşam öyküsü armağan ediyor. Güney Afrikalı yazar Martin Pistorius’un otobiyografik romanı kendini ve hayatı sorgulayan yüreklere, kendinden emin olamayan kalplere büyük bir esin kaynağı olacak.

Sebebi bilinmeyen bir hastalık
12 yaşındaki Martin Pistorius sıradan bir çocuk iken, 1988 kışında, basit bir boğaz ağrısıyla başlayan ve anlaşılmaz bir şekilde ilerleyen hastalığı, hareket etme yeteneğini ve konuşma yetisini elinden aldı. Kısa süre içinde bütün yaşamsal fonksiyonlarını kaybetti ve 3 yıl süren bir komaya girdi. Birçok hastalık için tedavi gördü ama doktorlar asıl nedeni hiçbir zaman bulamadı. 16 yaşında mucizevi bir şekilde bilinci tekrar açıldı, vücudunu hareket ettiremese de etrafında neler olduğunu anlayabiliyordu. Kendi bedenine hapsolmuş bir şekilde, orada olduğunu göstermeye çalışarak yıllarca bekledi. Sonunda bir terapist Martin’in onu gerçekten anladığını görebildi. Martin, hâlâ hayatta olduğunu kanıtladığında 25 yaşındaydı.

Hayata tutundu
Sonrasında hızlı bir şekilde öğrenmeye ve bilgisayar yoluyla iletişim kurmaya başladı. Lise ve üniversite eğitimlerini tamamladı. Hayatının aşkı olan Joanna’yla tanıştı ve kısa sürede evlenme kararı aldı. Bugün Martin, Joanna’yla birlikte İngiltere’de yaşıyor. Artık başını ve ellerini rahatça kontrol edebiliyor. Bilgisayar yazılımcısı olarak çalışıyor ve hayatından çok memnun. O her şeye rağmen, aşkını, evini ve işini buldu.

Yolculuğunu anlattı
“Hayalet Çocuk” bir insanın tüm zorluklara rağmen inanç ve sevginin gücüyle hayatını yeniden kurabileceğini yalın ama etkileyici bir dille anlatıyor. Martin, okuyucuyu kendi iç dünyasına götürüp dış dünyayla hiçbir iletişim kuramazken düşüncelerini ve hislerini, dış dünyayı nasıl algıladığını açık açık aktarıyor. Martin’in yolculuğunu izledikçe ailesinin yaşadığı parçalanmaya, yanlış teşhisin sonuçlarına, karşılaştığı tacizlere tanık oluyor, yaşamını yeniden avuçlarının arasına alışını, yeni bir işe ve aşka kavuşmasını coşkuyla kutluyoruz. 
Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.