İstanbul'un hakiki çekirdeği Taraklı mı?

Yıl 1391. Osmanlı 100. yılını kutlama hazırlıkları içinde. Yıldırım Bayezid döneminde İstanbul’un alınması amacıyla yapılan kuşatma kaldırılırken, yapılan anlaşma gereği Sirkeci’de bir Türk mahallesi kurulması şartına uygun olarak Göynük ve Taraklı’dan 760 hane Manav İstanbul’a yerleştirilmiştir. Yani İstanbul’a yerleştirilen ilk yerli Türklerin, bu yöreden giden Manavlar olduğu kaynaklarca da doğrulanmaktadır.

İstanbul'un hakiki çekirdeği Taraklı mı?

Sultan Bâyezid, Batı Anadolu'daki beylikleri ortadan kaldırıp kendine bagladiktan sonra Karamanogullari üzerine yürür. Çünkü Karaman Beyi Alâeddin Ali Bey, Sultan Murad'ın vefatını  müteakip Hamideli taraflarındaki Osmanlı topraklarından bir kısmı ile Beyşehri'ni alarak o tarafları vurmuştu. Sultan Bâyezid, önce Hamideli'ne geçti, oradan da Teke yani Antalya taraflarına indi. Antalya'yı alip Firuz Bey'e tevcih etti. 1391 senesinde meydana gelen bu hadiseler esnasında daha önce Osmanlı müttefiki olan Candaroğlu II. Süleyman, Osmanlı'yı kendisi için tehlike saymiş olacak ki Osmanlılarla olan ittifakını bozup Sivas'ta hüküm süren Kadı Burhaneddin ile görüşmelere başlamıştı.

Hasad zamanı kuşatma
Bâyezid, Karamanogullari topraklarina girince Karaman oglu Alâeddin Ali Bey, Osmanlilara karşı koyabilmek için Kadı Burhaneddin ile Candaroglu Süleyman'dan yardım istedi. Fakat Bâyezid, bu birlik ve yardımların birleşmesine firsat vermeden Karamanogullari'na ait bazi yerleri alıp Konya'yı muhasara altına aldi. Bu arada Bâyezid ile basa çıkamayacağını anlayan Karaman oglu Alâeddin Ali Bey, Taselin'e çekilmisti. Kuşatma, hasad zamanına tesadüf etmişti. Yıldırım Bayezid de babasının yaptığı gibi halkın mahsulüne asla el dokundurulmamasını emir etti. Şehir halkından, kale dışında mahsulü olanlara teminat verilerek onların rahatlıkla dışarı çıkabileceklerini söyledi. Bu teminat üzerine şehir halkı kaleden dışarı çıkabiliyor, hasad edebiliyor ve istedikleri bedel ile Osmanlı ordusuna satış yapabiliyorlardı.

Halka çok iyi davrandı
Gerçekten Bayezid, babası gibi bölge halkına çok iyi davranmış ve satış yapmak isteyen halkın herhangi bir korkuya kapılmadan zahiresini getirip satabileceğini bildirmişti. Halk sattığı eşyanınkarşılığını tamamen aldıktan sonra çavuşlar refakatinda yerlerine gönderiliyordu. Hammer, Akşehir, Aksaray ve Niğde gibi şehirlerin sırf bu sekildeki bir muamele üzerine teslim olduklarını ve kapılarını tekrar Osmanlılara açtıklarını yazar. Alâeddin Ali Bey, Kadi Burhaneddin ile Candaroglu Süleyman'dan yardım gelmediğini görünce, kayınbiraderi olan Yıldırım Bayezid'den barış istemek zorunda kalır. Bunun üzerine Yıldırım Bâyezid, barışı kabul ederek zaten Osmanlılara ait olan ve Karamanoğlunun eline geçmiş bulunan Beyşehir, Akşehir ve diğer bazı yerleri almak suretiyle antlasma yapar. Böylece iki devletin arasında Konya Ovası'ndaki Çarşamba Suyu sınır olarak kabul edilir. Yapılan antlaşmadan sonra buraların idaresi Sarı Timurtas Pasa'ya bırakıldı. Böylece, daha sonra da devam edecek olan Karaman seferinin bu ikinci safhası bitmiş oldu. Bu sefer de Bizans Imparatoru V. Ioannes'in oglu Manuel de Yıldırım'ın ordusunda bulunuyordu.

Türk Mahallesi'nin kurulması
Yıldırım Bâyezid, Anadolu'daki seferlerle meşgul oldugu sırada Bizanslılar, bu durumdan istifade ile bazi tedbirler almaya başladılar. Bu meyanda Bizans İmparatoru Loannis, ayağındaki ağrılara ve yatalak bir halde bulunmasına rağmen, İstanbul surları ile kulelerinin bazı yerlerini tamir ettirmeye başladı. Bu durumdan haberdar olan Yıldırım Bâyezid, bu harekete çok sert bir tepki göstererek tamir ettirilen yerlerin derhal yıktırılmasını ister. İmparator, Yıldırım'ın yanında bulunan ve tahtın yegâne varisi olan Manuel'i düşünerek tamir edip yaptırdığı yerleri tekrar yıktırır. Ancak İmparator, surların yıktırılmasından kısa bir müddet sonra ölünce, Osmanlılarla birlikte Anadolu seferlerine iştirak eden ve Bursa'da bulunan Manuel, bir yolunu bularak Bursa'dan kaçıp İstanbul'a gelir ve babasının yerine tahta oturur.

Âdet oldugu üzere, babasının matem günlerini geçirdikten sonra Bâyezid'in kendisine ve şehre karşı takındığı tavrı düşünmeye başlar. Bâyezid, yeni imparatordan (II. Manuel) vergi artırımı, İstanbul'da bir Müslüman mahallesinin kurulması ve bir cami inşası ile bir kadı tayin etmesini ister. Bizans tarihçisi Dukas bu konuyu su ifadelerle dile getirir: "Bâyezid, Imparator Manuel'e elçiler göndererek, İstanbul içerisinde Türklerin "kadı" tabir ettikleri bir hâkimin devamli olarak bulunmasini arzu ettigini bildirdi. Bu kadı, İstanbul'da ticaretle iştigal eden veya o maksatla oraya gidecek olan Müslümanlar arasında meydana çıkacak olan muamelat ve ihtilafları muhakeme ve hallu fasl edecekti. Bâyezid, Müslümanların gâvur mahkemesinde muhakeme olunmalarının caiz olmadığını, müslümanı, kendi hâkiminin muhakeme etmesi icab ettiğini, iftiralar ve haksızlıkları, daha birçok şeylerle beraber bildirmiş, nihayet şunu da ilave etmişti: "Sana emr ettiklerimi yapmak ve taleplerimi yerine getirmek istemezsen, kapılarını kapa ve şehrin içinde hükümdarlığını yap. Hariçte bulunan her yer ve her sey kâmilen benim olacaktır." Yıldırım'ın bu talebi ret edilince, İstanbul'u teslim almak için uzaktan muhasaraya başladı. 1391 senesinde baslayan bu tazyik sonucunda Bâyezid, İstanbul surlarına kadar olan bütün Bizans köylerini muhasaraya başladı. Bu kuşatma sonunda Manuel, İstanbul'da birkaç yüz ev ile cami ve mahkemesi olan bir Müslüman mahallesinin kurulmasını ve Haliç'in kuzey tarafinda bir Türk garnizonunun bulunmasını kabul etti. Ayrıca her sene Osmanlılara vermekte oldugu vergiyi de artırdı.

Çekirdek aile nakli 
23 Eylül 1396’da Haçlı Orduları ile Osmanlı Ordusu’nun karşılaşması ile başlayan Nigbolu Zaferi’nden önce İstanbul'un Yıldırım tarafindan kuşatma altına alındığını, fakat zaferle sonuçlanacak olan Nigbolu Savaşı sebebiyle muhasaranın kaldırıldığı yazılı tarih kaynaklarında yerini almıştır. Nigbolu'da elde edilen parlak zaferden sonra daha önce düşmanın eline geçmis olan kaleler geri alındığı gibi Osmanlı himayesinde bulunan Vidin Bulgar krallığı'na da son verilmişti. Bundan sonra Macaristan'a büyük bir akın yapılarak külliyetli miktarda esir alınmıştı. Bu savaştan sonra Garp dünyası bir anda en seçkin asilzadelerini kayb etmis, süngüden kurtulan veya Tuna'da bogulmayan kılıç artıkları ise başsız, idaresiz ve perişan kafileler halinde geldikleri yerlere doğru dağlara düşmüşlerdi. Öte yandan Niğbolu muzafferiyetinden elde edilen ganimet ve fidyelerden alınan hisseler ile Anadolu ve Rumeli'de birçok hayrat yaptıran Bâyezid'in Nigbolu'da ismine izafe edilen camii de bu sırada yaptırmıs olması muhtemeldir.

Tuna geçitlerine hakim bir nokta
Savaşı müteakip, akıncı ve sekbanlar yerleştirilmek suretiyle uç beylerinin faaliyet merkezi haline getirilen Niğbolu, serhad livası olarak Osmanlı idaresinde mühim bir rol oynamıştır. Genellikle Tuna geçitlerine hâkim bir noktada, Eflâk'ı tehdid eden bir üs özelliğini taşıyan Nigbolu, Osmanlı hükümdarlarının zaman zaman Eflâk ve Macaristan seferlerine çıktıkları bir yer olarak Eflâk ve Macar krallarının taarruzlarına hedef olmuştu.

İstanbul'un teslimini istedi
Yıldırım Bâyezid, Haçlı ittifakının teşvikçisi durumundaki İmparator Manuel'e elçi göndererek İstanbul'un teslimini istemişti. Manuel bu isteğe cevap bile vermedi. Bunun üzerine şehrin dış dünya ile irtibatı kesilerek kuşatma daraltıldı. O dönemlerde kale surlarını yıkacak büyüklükte toplar bulunmadığından şehir halkının açlık sıkıntısı ile teslim olacağı düşünülüyordu. Gerçekten de halk, bu yüzden şehir teslim etmeye meyilli idi. Zira İstanbul halkı, Manuel ve Silivri Beyi Ioannis taraftan olmak üzere ikiye bölünmüştü. Henüz deniz kuvvetleri fazla güçlü olmayan Osmanlilar, denizden bir şey yapamadıkları gibi, gelecek olan yardıma da mani olamayacaklardı. Bununla beraber, Bizans'ın Karadeniz ile olan bağlantısını kesmek için Boğaziçi'nde müstahkem bir kale, yani Anadolu Hisarı (Güzelce Hisar) inşa ettirilip İstanbul'un muhasarası şiddetlendirildi. Tam bu esnada baş gösteren Timur tehlikesi üzerine Yıldırım Bâyezid, muhasarayı kaldırmak zorunda kaldı. Bu arada Bizans, Yıldırım'ın şartlarını da kabul ediyordu.

Buna göre:
1- Her sene Osmanlı hazinesine verilmekte olan haracın artırılması. 
2- İstanbul'da bir Türk Mahallesi kurularak bir cami yapılması. 
3- İstanbul'daki Müslümanlarla Rumlar arasındaki anlaşmazlıkları İslâm hukuku çerçevesinde karara bağlamak üzere bir kadı tayin edilmesi. 
4- Silivri’de dâhil olmak üzere Silivri'ye kadar olan yerlerin Osmanlılara terki.

İmam tayin edildi
Bizans Imparatoru Manuel, Yıldırım Beyazid ile karşılıklı imzaladığı bu antlaşmaya riayet ederek İstanbul'da Sirkeci'de Türkler için yedi yüz hane ile bir mescid tedarik etmişti. Padişah da İstanbul'da ikamet etmek üzere Taraklı Yenicesi (bugünkü Taraklı) ile Göynük ve Karadeniz sahili taraflarından buraya göçmen naklettirerek iskân etmişti. Ayrıca kadı (hâkim, yargıç) ve imam da tayin etmişti. ARAŞTIRMA: İRFAN ÖZDİLEK NİŞANCIK
Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.