Kürt sorununu çözmeden IŞİD’i bitiremeyiz

Eren Erdem

Eren Erdem



Burak Erdal 19 Temmuz 2016, 07:06

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul milletvekili Eren Erdem, IŞİD’in Türkiye’deki yapılanması ile ilgili Gazetem İstanbul’a açıklamalarda bulundu. IŞİD’in emniyet ve istihbarat raporlarında hücre yapılanmalarında PKK’ya mücadele adı altında örgütlendiklerini belirten Erdem, “Biz Kürt sorununu bitirmeden IŞİD’i bitiremeyiz” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Eren Erdem, IŞİD terör örgütünün Türkiye’deki yapılanması ve faaliyetleri hakkında Gazetem İstanbul’a açıklamalarda bulundu. IŞİD terör örgütünün İstanbul’daki faaliyetleri hakkında bilgi veren Erdem, örgütün İstanbul’da daha çok lojistik destek sağlama amacına yönelik bir yapılaşmasının olduğunu söyledi. Erdem, “İstanbul’daki hücreleri daha çok lojistik destek amaçlı ve hücredir. Örneğin yurt dışına adam gönderme Suriye ye adam gönderme, Suriye’de ki adamı burada ağırlama şeklinde bir yapılanma var. Bunlar eylemselliğe geçmez, daha çok örgütün ideolojik kanatlarıdır. Silahlı askeri kanat Gaziantep’te, Şanlıurfa’da, Hatay’da ve Konya da örgütlenir. İstanbul’daki örgütlenme lojistiktir. Bildiğim kadarıyla İstanbul yapılanmasında daha çok silahlı harekete geçecek bir yapılanmadan ziyade silahlı yapılanmaların sevkiyat ve lojistiğini sağlayan bir yapı var” dedi.

En güçlü terör örgütü
IŞİD terör örgütünün kuruluş aşaması ile ilgili bilgi veren Erdem, 2014 yılında değil, 1999 yılında kurulduğunu söyledi. Erdem, “Örgüt 1999'da kuruluyor. Tevhid Cemaati adı altında Ebu Mushab Zerkavi tarafından kuruluyor. İlk askeri kampını Afganistan’da kuruyor. Afganistan’ın işgal edildiği dönem örgüt Amerikan askerleriyle çatışma yaşıyor. Ve Ebu Mushab Zarkabi yaralanıyor. Örgüt sonrasında Irak’a geçiyor. 2003-2004’te Ensar El İslam adlı Saddam Huseyin’in istihbarat servisiyle çalışan bir örgütle ilişkileniyor ve Irak’ta yapılanmaya başlıyorlar. 2004 yılında El Kaide’ye biatlarını ilan edip isimleri Tevhid Cemaati’nden Irak El Kaidesi'ne dönüşüyor. Irak El Kaidesi olarak faaliyetlere başlıyorlar. Olağanüstü ciddi katliamlara yönelik çalışmalar yapıyorlar. Amerika Irak’ı işgal ettiğinde Amerikan askerleriyle savaşan Şii milislerini öldürüyorlar. Dolayısıyla Şia’ya karşı savaş şiarıyla Amerikan işgalini o bölgesinde etkisini arttırıyorlar. Örgütün kirli ilişkilerinin olduğu bir gerçektir. Saddam Huseyin örgütü Kürtleri dizayn etme adına kullanıyordu. Saddam Huseyin devrildikten sonra örgüt, bütün yapısını değiştiriyor. 2013 yılında bağımsızlığını ilan ediyor. El Kaideyi reddediyor ve IŞİD adını kullanmaya başlıyor. O günden beri Ortadoğu'da en güçlü selefi örgüttür. IŞİD bilindiği gibi 2014’te kurulmuyor. 1999’dan beri var. Ebu Mushab Zerkavi örgütün kurucu lideridir. Bağdadi son lideridir. Şu an öldüğü yönünde iddalar var. Öldüyse de yeni bir halife seçip devam edeceklerdir” dedi.

İyi eğitim alıyorlar
IŞİD terör örgütünün hücre tipi örgütlenmelerinin olduğunu ve bulundukları hücrelerde örgüt militanlarına verilen eğitimler ile ilgili konuşan Erdem, “İki temel eğitim alıyorlar. Birincisi Akide Eğitim adı altında iddanamelerde geçen Şerri Eğitim dedikleri bir eğitim alıyorlar. Bu ideolojik bir eğitimdir. Orda bunların Ebu Enes, Abdul Muin adlı bir hocaları var. Bu hocalar akide IŞİD’in Türkiye yapılanmasına dersler veriyorlar. İstanbul’daki eğitimlerde de Ebu Hanzala ve yine Ebu Henes adlı başka bir kişi ideoloji eğitimleri, cihat eğitimleri veriyorlar. Bu kişiler hücrede eğitim aldıktan sonra belli bir aşamaya geldikten sonra Gaziantep’e gönderiliyorlar. Gaziantep’te askeri eğitim alıyorlar. Oradan da Rakka’ya gidiyorlar. Konstantiniye adlı bir kampta eğitim görüyorlar. Bu eğitimlerinde ağır silahlar, hafif silah eğitimleri, ilk yardım eğitimleri, gerilla savaş eğitimleri savaş taktikleri ile ilgili belli programları var. Bu programda yemek saatleri belli programları var. sabah namazına kalkıyorlar, spor yapıyorlar öğlen namazından sonra ağır silah eğitimleri bütün silahları kullanıp öğreniyorlar. Bu eğitimleri gören IŞİD mensupları tekrar Türkiye’ye, bulundukları hücreye geri dönüyorlar. Burada faaliyetlerini sürdürüyorlar ve başkalarını eğitiyorlar ve onları Rakka’ya gönderiyorlar. Yani tam olarak Hücre tipi bir örgütlenmeleri var” diye konuştu.

Aralarında başka bir ilişki var
IŞİD ve hükümet ilişkisi hakkında değerlendirmede bulunan Erdem, “Geçmişte IŞİD, AKP için başka bir şeyi temsi ediyordu. Bir Esad’ı devirme stratejisi anlamında bir araç olarak görüyordu. İki IŞİD bölgede güçlendikçe AKP için daha fazla önem kazandı. AKP, Musul işgali sonrası bölgedeki denklemi kendi istediği gibi yönetmeye başladı. Öteden beridir, Ben bu konuda sadece analiz yapmak için söylüyorum, Akp, IŞİD’i Kuzey Suriye’deki Kuzey Kürt Kantonlarını yok etmekte bir araç olarak görüyordu. Zaten IŞİD Irak’ta da böyle kurulmuştu. IŞİD ilk kurulduğunda Saddam Huseyin’de böyle kullanmıştı. Şu anda IŞİD ne işe yarıyor, Akp İktidarının politikaları karşısında oluşan büyük toplumsal gerilimi bir sokak eylemine dönüşmesini engelliyor. Eğer IŞİD olmasa Türkiye’de İkinci Gezi yaşanır. Çünkü şu anda çok yüksek bir baskı var. Gezi öncesinden daha yüksek bir baskı var.  Toplum sokağa çıkmaktan korkuyor. IŞİD’in patlattığı bombalar yüzünden. Dolayısıyla IŞİD şu anda kitlelerin sokağa çıkmasını engelliyor. Bunu ben açıkçası bir strateji olarak görüyorum. Aksi takdirde ben bu ülkede İçişleri Bakanı olsaydım, bu ülkede IŞİD bir tane terör eylemi yapamazdı. Emniyet, istihbarat hepsi bunları izliyor. Eş zamanlı bir operasyon yaparsın soyunu kurutursun. O kadar güçlü bilgi var elimizde. Bu bilgileri niye kullanmıyorlar. Demek ki başka bir ilişki var işlerinde. Dolayısıyla Akp IŞİD ilişkisinin hala sürdüğünün kanaatindeyim” açıklamasını yaptı.

Göz yumma var
IŞİD ile ilgili konularda bir göz yummanın olduğunu dile getiren Erdem, IŞİD’e karşı bir göz yummanın olduğunu söyledi. Erdem, “IŞİD, devletin görmediği bir örgüttür. Çalışmalarını bildiği ama görmezden geldiği bir örgüttür. Bunun nedenlerini elbette çok farklı şekillerde tartışabiliriz. Ama ben IŞİD’in bütün faaliyetlerini inceleyen biri olarak örneğin Adıyaman İl Emniyet Müdürü yardımcısıyla görüştüğümde IŞİD’e gidip gelen insanların olduğunu hatta biz oradayken bir adam Suriye’den gelmiş 1 hafta dinlenip geri gidecekmiş ailesini görmeye gelmiş. “Bu adamı niye almıyorsunuz?” diye sorduğumuzda da yetkimiz yok dediler.  O zaman Makul Şüphe Yasası niye çıktı. Bir solcu genç bildiri dağıttığı zaman yaka paça alıyorsunuz. Bu adamların IŞİDçi olduğu biliniyor. Bana emniyet müdür yardımcısının dediği şey “belki de Suriye ye tatile gidiyordur”. Rapora koydum ben bunu. Bu rapor TBMM ne paylaşıldı. Biz orada Ankara Katliamını yapacak adamları T.C. kimlik numarasına kadar teşhir ettik. Çünkü o insanların evine polis baskın bile yapmamıştı. Gittiğimiz zaman evdeki belge ve delilleri aileleri bize verdi. Yani polis gidip evlerinde arama bile yapmamıştı. Suruç katliamını yapanların. Mesela Orhan Gönder’in evinde polis arama bile yapmamıştı. Orhan Gönder’in evine gittiğimde ailesi Orhan Gönder’in notlarını belgelerini, okuduğu kitapları bana verdi. Nasıl oluyor da bir polis Diyarbakır’da patlama yapan bir adamın evinde arama yapmaz. Eğer bu kişi bir solcu ya da bir demokrat olsaydı her köşesi aranırdı. Burada açık bir göz yumma olduğu ortadadır. Bu su götürmez bir gerçektir. Ben şunu çok net söyleyeyim Türkiye’de 2000 kadar IŞİD militanının olduğu söyleniyor. Bunların tamamı devlet tarafından izleniyor. Ahmet Güneş adında bir IŞİD mensubu. 2012 yılı itibariyle İstanbul yapılanması kapsamında dinleniyor takip ediliyor. Girdiği her yer izleniyor. Teknik ve fiziki takip var. 2014 yılında tesadüfen Gaziantep’te bir kimlik kontrolünde yakalanıyor mahkemeye çıkartılıyor. Avukatı Mit tarafından gelen bir yazıyı mahkeme ile paylaşıyor. Serbest bırakılıyor. 22 Mart 2014 tarihinde. Daha sonra El Kaide soruşturmasında bu adam, 2015’te bir operasyonla evine bir baskın yapılıyor, baskın yapıldığında da polisin notu şu “Suriye ye gittiği anlaşıldığından yakalanamamıştır.” Bu adam serbest bırakıldığında Suriye’ye gidiyor ve şu an da Türkiye’de arananlar listesinde. Neden serbest bıraktılar bu adamı? Üstelik Mit yazısıyla serbest bıraktılar. Niye böyle bir şey yaptılar? Bu bir göz yummadır” diye konuştu.

MİT terör örgütlerine sızmalı ama...
MİT ve IŞİD ile ilişkisi hakkında değerlendirmede bulunan Erdem, Mit’in IŞİD ile ilişkilenmemesi gerektiğini söyledi. Erdem, “MİT, elbette görevi gereği terör örgütlerine sızar. Görevi bu sızmalı ama ilişkilenmemeli. Maalesef bizde MİT örgütlerle ilişkilenmiştir. Gerek çözüm sürecinde müzakereleri Hakan Fidan’ın yürütmesi, gerek IŞİD süreci MİT’i bir çöplüğe dönüştürmüştür. Türkiye’de vatandaşlarımızın güvenliği için ilk yapılması gereken MİT’i derhal yeniden yapılandırmaktır. Mevcut yapısıyla MİT yozlaşmış bir çöplüğe dönmüştür. Kirli ilişkiler odağına dönüşmüştür. Şöyle bir iddiam yok, Sultanahmet Katliamını MİT’in yaptırdığını söyleyemem. Ama kimin yapacağını ne zaman yapacağını MİT’in bildiğini söyleyebilirim. Yani böylesi garip bir durumla karşı karşıyayız. Bu karanlık ilişkiler ağının arkasında Saray’ın olduğu çok açık ve gerçekçi bir yaklaşım olacaktır. Bu yönüyle IŞİD ve hükümet arasında ki ilişkinin çok sağlam temeller üzerine oturduğunun kanaatindeyim. Belgeler ve deliller bunu gösteriyor. MİT tırları bölgede cihatçı örgütlere silah taşıyordu. Bunu ben değil Jandarma Genel Kurmay başkanlığı söylüyor. Genel Kurmay Başkanlığı askeri başsavcılığı Mİt tırları soruşturmasında takipsizlik kararı verdi. Yani o askerler casusluk faaliyeti yapmamıştır dedi. Peki şimdi Genel Kurmay Başkanlığı neden kendi askerlerine sahip çıkmıyor. Hangi menfaat ortaklığından böyle sessiz kalıyor? Benim elimde Genelkurmay Başkanlığının askeri başsavcının mit tırlarında olan askerler ile ilgili kovuşturmaya yer yoktur kararı var. Genelkurmay Başkanı ya bu askerlere sahip çıkacak ya da istifa edecek. Aksi takdirde kendisi de alçak bir müfteri olarak kendi askerlerini teslim etmiş bir komutan olacaktır. Tutsak etmiştir yani. Orada o askerlerin yürüttüğü soruşturma kapsamında silahların IŞİD’e gittiği şemalarla anlatılıyor. Heysem Topalcı örneği var. Bir MİT personelidir. Manisa’da ki IŞİDçiler neredeler? Niğde deki Işidçiler neredeler? Duruşmalara çıkmıyorlar. Takas mı edildi bunlar? Neredeler? Yarın öbür gün öldü denilecek bunlara. Niğde deki IŞİD’çiler için cezaevinde öldü denilecek. Ölmediler takas edildiler. Musul konsolosluğuna baskın emrini veren IŞİD teröristi Türkiye’de tedavi görüyor. Nasıl oluyor bu işler? Bunları nasıl izah edeceksiniz? Masraflarını da devlet ödüyor. Toplamda burada ilişkinin ötesinde iç içe geçmişlik durumu var. Ortada bu şekilde bir durum var ve devletin hiçbir kademesi bu duruma ilgi göstermiyor” ifadelerini kullandı.

eren erdem

PKK karşıtlığını kullanıyorlar
IŞİD’in Türkiye’deki faaliyetlerinde PKK karşıtlığını kullanarak taraftar edindiğini söyleyen Erdem, IŞİD terör örgütünün bu yolla Türkiye’deki bu hassasiyeti kullanarak etkisini arttırmaya çalıştıklarını dile getirdi. Erdem, “Biz Kürt sorununu bitirmeden IŞİD’i bitiremeyiz. Çünkü istihbarat ve emniyet raporlarında hücreyi kur, PKK’ya karşı çalışma yapan bir vatandaş gibi göster kendini diyorlar. Kamuflajları PKK’ya karşı mücadeledir. Şu anda PKK’ya karşı mücadele altında örgütleniyorlar. Hatta sosyal medya’da antiterör sayfaları açıp onun üzerinden vatandaşları topluyorlar. Şu anda PKK karşıtlığı üzerine örgütleniyorlar. Ülkenin hassasiyetini sömürmek istiyorlar ve karşılık buluyorlar. Çünkü IŞİD’in, PKK ile YPG ile girişmiş olduğu çatışma toplumda sempatiye dönüşme potansiyeli olan bir çatışma. Eğer canlı bomba eylemleri yapmamış olsalar çok ciddi bir destek bulurlar. Terörü bitirmenin yolu Kürt sorununu çözmektir. Kürt sorununu bitirmeden IŞİD’i  bitiremeyiz. Dolayısıyla bunlar birbirlerine zincirleme bağlantısı olan meseleler” dedi.

Atatürk Havalimanı saldırısında zafiyet yoktur, kasıt vardır
İstanbul Atatürk Havalimanı saldırısı hakkında konuşan Erdem, saldırının bilindiğini fakat buna karşı herhangi bir önlemin alınmadığını söyledi. Erdem, “Güvenlik zafiyeti yoktur, kasıt vardır. Havalimanı saldırısının talimatını İlhami Balı’nın verdiği ortaya çıktı. Bild Gazetesi istihbarat raporlarına dayanarak haber yaptı. İlhami Balı 3 yıl boyunca devlet tarafından her türü faaliyeti izlenmiş, sınırdan bin sekizyüz kişi geçirmiş, 3 yıl boyunca her hareketini devlet tarafından izlenmiş ama operasyon yapmadığı elini kolunu sallayarak dışarı çıkan bir adamdır. İlhami Balı’nın da bu talimatı verdiği biliniyorsa demek ki ihmal yok. Eğer ihmal var diyebilmemiz için devletin bunları takip etmemiş olması lazım. Devlet biliyorsa ihmal diyemezsin, kasıt dersin. Ankara Katliamı’nda da ihmal yoktu. Ankara Katliamı göz göre göre bilinçli olarak gelmiş bir katliamdır. Suruç Katliamı’nda da ihmal yoktur. Sultanahmet Katliamı’nda da ihmal yoktur. Hiçbir IŞİD eyleminde ihmal yoktur. Çünkü IŞİD hücreleri 2010 yılından beri takip ediliyor. Telefonları dinleniyor, fiziki takip yapılıyor. Ne yaptıkları, ne planladıkları biliniyor. IŞİD terör örgütünün nerede ne eylem yapacağı biliniyor. İstanbul Atatürk Havalimanı IŞİD’in hedeflerinden biriydi. Şu anda emniyetin bildiği, İstanbul’da bir eylem hazırlığı içindeler. Emniyet bu bilgiye sahip. Emniyet bu konuda yeterli tedbir aldı mı? Hayır almadı. Almazsa eğer ben bakanlara bunun bilgisini verdim. Eylem hazırlığı içindeler. O bakanları ifşa edeceğim. Yaptığım yazışmaları paylaşacağım bunun bilgisini verdim. Şu anda eylem hazırlığında IŞİD. Ve ortada hiçbir tedbir alınmamakla beraber adeta bir göz yumma var. Bunun nedenlerini sorguladığımızda çok ilginç yerlere gidebiliriz” şeklinde konuştu.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.