Ali Ağaoğlu'na 250 bin liralık tazminat davası!

Ayşe Özyılmazel, yazdığı bir yazının ardından Ali Ağaoğlu'ndan hakaret içerikli mail alması üzerine dava açtı.

Ali Ağaoğlu'na 250 bin liralık tazminat davası!

Yazar ve şarkıcı Ayşe Özyılmazel, Sabah Gazetesi'nde yayınlayan bir yazısı sebebiyle iş adamı Ali Ağaoğlu'nun hakaret ettiği iddiasıyla manevi tazminat davası açtığını açıkladı.

Avukatı Altın Mimir aracılığıyla İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvuran Özyılmazel dava dilekçesinde 25 Şubat 2016 günü köşesinde yayımlanan “Türk dizilerinin sebep olduğu 10 şey” başlıklı yazısının ardından Ağaoğlu’nun e-posta hesabından ağır hakaretler içeren mesaj aldığını iddia etti.

Özyılmazel’in avukatı, “Ali Ağaoğlu müvekkilime, ‘ahlaksız, iffetsiz’ anlamına gelecek şekilde açıkça hakaret etmiştir. Ağaoğlu’ndan Özyılmazel’in kişilik haklarına yönelik aşağılayıcı, küçük düşürücü hakaret içerikli sözler kullanması nedeniyle 250 bin liramanevi tazminatın tahsilini talep ediyoruz” dedi.

ayşe özyılmazel

Ayşe Özyılmazel'in Sabah'taki o yazısı...

Dizileri izleye izleye ayarlarımızı bozduk, bilmem farkında mısınız? Ha daha önce ayarlarımız çok mu iyiydi, işte o tartışılır. Ve fakat hayatımızın gerçeğinin dizilerle eşzamanlı gittiğinin de farkındayız hani. Dizilerde olan hiçbir şeyin seyirciyi şaşırtamaması, tam da bu yüzden.

Üşenmedim çıkarttım, buyrun dizilerin sebep olduğu 10 şey:

1. Gerçeği kabullenememe: Dizilerde o kadar çok entrika dönüyor ve kimse kimseye kalkıp 'Sen böyle bi' halt yedin mi?' diye sormuyor ki... Sevdiğimiz kişiyle aramız bozulunca ortada bir işlerin döndüğünü, birilerinin oyunlar çevirdiğini düşünüyoruz. Niyeyse o kişinin artık bizden hoşlanmadığı ya da başkasına aşık olduğu fikri aklımıza gelmiyor. Hep bir oyun, bir düzen olacak illa ki. Bütün bu bekleyiş içindeki salaklığımız, olaya tutunmamız bundandır ağalar. Bkz; magazinden örnek: Seçkin Piriler- Kaan Tangöze-Kıvılcım Ural üçgeni. 
2. Üçgen demişken, aşk üçgeni: Adamın hem karısının, hem sevgilisinin olması, üstelik sevgilisinden de çocuk yapması ve bunun gayet normal karşılanması. Bizim atv'nin rekorlar kıran dizisi 'Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz'ın hikayesi çok mu gerçek dışı yani!
3. Hürrem sendromu: Ağalar demişken, erkeğin en önemli kadını olmayı bir lütuf, bir beceri zannedenlerimiz de mevcut; Hürrem kafası yani. 'Kocamın, sevgilimin kırıştırdığı üç-dört kadın olabilir ama günün sonunda Hürrem benim, o benim erkeğim' falan... Bravo yani, ne büyük başarı, alkış! Magazinden örnek: Sizce örneklememe gerek var mı? Hepsi ortada. Misal Ağaoğlugiller, bu işin afişini yaptırmaktan bile çekinmemişti. 
4. 'Sen kimsin beaaaa' hali: Farkında mısınız; özellikle kadınlarda, gereksiz bir umursamazlıkla, kaşları kaldırarak, tehditler savurarak, karşısındakine tepeden bakarak dizi gibi konuşma şekli hasıl oldu. Erkekler zaten teeee 'Kurtlar Vadisi'nin ilk sezonundan beri kayışları koparmıştı. Kollar geride yürümeler, bi' sakallar, bi' ceket savurmalar, arabadan gözlüklerle inmeler, ona buna dayılanmalar falan. Bkz: Nişantaşı'ndan Emirgan'a İstanbul sokakları... 
5. İstenmeyen gelin: Yani 'o kız-o erkek bizim ailemize olmaz, yakışmaz' durumu. Bitmek bilmeyen magazin söylemlerinden biri daha. Yani sen zavallı kıza laf atıp kendini büyük görmeye çalışacağına, dön kendi ailenin haline bak. Senin ailende rezillikler diz boyu, skandallar, yalanlar havalarda uçuşurken; manken-şarkıcı-oyuncu diye, sosyeteden değil diye kız beğenmiyorsun. Hadi len!
6. Dizi stili: Erkeklerin siyah takımbeyaz gömlek ve ille de sakallı takılma hali. Kadınların 7/24 fönlü ve uzun saçlı, topuklu ayakkabılarla, çizmelerle, makyajla gezme hastalığı. Ve tabii ki içinden çıkılamaz kombin dünyası. 
7. Çocuğu piyon etmek: İşte bir dizi hamlesi daha: Baktın adam elden gidiyor, baktın yerin sağlam değil, baktın başka kadın emin adımlarla senin topraklarına ilerliyor; tak, çocuk kartını çıkaracaksın! Çocuk söz konusu olunca erkeğin eli kolu bağlanıyor değil mi efendim. Hem dizilerde, hem de gerçek hayatta bu böyle. 
8. Aforizmasız duramamak: 'Ezel'in 'Ramiz Dayı'sından beri özlü sözlerle durum değerlendirmek, birine laf çakmak, karşıdakini ezmek, ayar çekmek, gözdağı vermek moda oldu. Hele sosyal medya, aforizma medyası oldu; herkes 'Ramiz Dayı' anasını satayım! Geçenlerde yolda arkadaşıma rastladım, "Ay ne güzel tesadüf"dedim; bana "Kadere inanan insan, tesadüfe inanmaz. Tesadüfe inanan adamsa, kaderini kendi elinde tutamaz" diye cevap verdi, iyi mi! 
9. Annelerin Firdevs'leşmesi: 'Aşk-ı Memnu'dan yadigar bu vaziyet, anneleri iyice coşturdu. 'Ben sana ne zaman aşık olacağını söylerim' tavırları takınıp kızı için planlar yapan, kızını kukla gibi oynatmaya çalışan anneler etrafta kol geziyor. 
10. Birbirinden nefret edip yan yana gezmek: Mümkün olsa birbirilerini oracıkta gırtlaklayacaklar ama kankalar. Selfie'lere, beraber gezmelere tozmalara, iş kurmalara, poz vermelere doyamıyorlar. Çünkü ortak çıkarları var, çünkü düşmanlarını yakınlarında tutuyorlar ve buna dizi karakteri gibi dayanıyorlar. Maşallah yani... 
O zaman 3, 2, 1 kayıt! 
Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.