AYM'nin Mehmet Baransu kararının gerekçesi açıklandı

Baransu, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğini iddia ederek, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştu. 

AYM'nin Mehmet Baransu kararının gerekçesi açıklandı

Anayasa Mahkemesi, halen cezaevinde tutuklu bulunan gazeteci Mehmet Baransu'nun bireysel başvurusunu reddetme gerekçesini yayımladı. Baransu’nun ve avukatlarının yöneltilen suçlamalara ve tutukluğa temel teşkil eden bilgilere erişimlerinin olduğunun ifade edildiği gerekçede, “Başvurucunun tutuklanmasının, tutuklama kararı verilen eylemlerin, suçların niteliği, tutuklama nedenleri ve tutukluluk gerekçelerine göre başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerine yönelik bir müdahale oluşturmadığı sonucuna varılmıştır” denildi.

Anayasa Mahkemesi’nin ret kararının gerekçesinde, Baransu’nun Sulh Ceza Hakimliklerinin bağımsız ve tarafsız olmadıkları iddiası değerlendirilerek, “Başvurucunun doğal hâkim ilkesine aykırı olarak kurulan, bağımsız ve tarafsız olmayan, mahkeme niteliğinde bulunmayan hâkimlik tarafından tutuklandığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir” denildi. Gerekçede, Baransu’ya kollukta ve sorgu sürecinde alınan savunmalarında isnat edilen suçların içeriğine yönelik bilgi verildiğinin belirtildiği gerekçede, ifade işlemi sırasında üzerine atılı eylemlere ilişkin 28 soru yöneltildiği ve bunların içeriği ile suçlamaların detaylıca açıklandığı, sorularda ayrıca suçlamalara dayanak olan bir kısım delilin içeriğinin de belirtildiği, müdafileriyle detaylı bir şekilde savunma yaptığı kaydedildi.

Baransu’nun ve avukatlarının yöneltilen suçlamalara ve tutukluğuna temel teşkil eden bilgilere erişimlerinin olduğunun ifade edildiği gerekçede, “Suç işlendiği şüphesine bağlı olarak özgürlükten yoksun bırakılmanın ilk aşamasında yapılan yargısal denetimin kapsamı itibarıyla suçlamalara dayanak olan temel unsurların başvurucuya ve müdafilerine bildirilmiş olması, ayrıca başvurucuya bunlara itiraz etme imkânı verilmiş olması dikkate alındığında salt kısıtlılık kararı nedeniyle başvurucunun soruşturma dosyasına erişim imkânından yoksun bırakıldığı ve bu itibarla silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğinin kabulü mümkün değildir” denildi.

'Kuvvetli suç şüphesi'

Can Dündar ve Erdem Gül kararına atıfta bulunulan gerekçede, Baransu’nun çalıştığı Taraf gazetesinde 2010 yılında yayımlanan haberler, içeriği ya da bunların yayımlanmasındaki amacın, haberlerin olası etkileri veya sonuçları gibi olgular nedeniyle tutuklama tedbirinin uygulanmasının söz konusu olmadığı vurgulandı. Gerekçede, kuvvetli suç şüphesine dikkat çekilerek, şu değerlendirme yapıldı:

“Başvurucu tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edilen belgeler içinde yer alıp Taraf gazetesinde yapılan haberlerde yayımlanmayan ve Genelkurmay Başkanlığınca “çok gizli” mahiyette olduğu belirtilen Egemen Harekât Planı’nın (planda belirtilen) bir devlet ile olası savaş durumuna ilişkin harekât stratejisini içermesi de dikkate alındığında kamu makamlarının, söz konusu bilgi ve belgelerin askerî merciler veya ilgili resmi makamlar dışındaki kişilerce elde edilmesinin veya öğrenilmesinin ülke güvenliği ve ülkenin diplomatik ilişkileri üzerinde son derece ağır sonuçlara sebebiyet verme riski taşıdığını kabul etmelerinin makul bir değerlendirme olduğu anlaşılmaktadır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının tutuklama talep yazısıyla başvurucuya isnat edilen eylemler ile bu eylemlere ilişkin dayanılan deliller ve İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin tutuklama kararındaki gerekçeler birlikte değerlendirildiğinde başvurucu yönünden suç işlemiş olabileceğinden şüphelenilmesi için kuvvetli belirtinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.”

'Tutuklamanın gerekli olmadığı sonucu için bir neden yok'

Baransu hakkındaki soruşturmada bir tutuklama nedeninin bulunmadığının söylenemeyeceğinin vurgulandığı gerekçede, soruşturma süreci dikkate alındığında tutuklamanın gerekli olmadığı sonucuna varılması için herhangi bir nedenin bulunmadığı kaydedildi. Gerekçede, Baransu’nun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmedi belirtildi.

İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliği, başvurucunun devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin gizli kalması gereken bilgileri açıklama suçundan tutuklanması talebini reddettiğinin anımsatıldığı gerekçede, Taraf gazetesinde 2010 yılında yayımlanan haberler nedeniyle Baransu hakkında tutuklama tedbirinin uygulanmasının söz konusu olmadığı kaydedildi. Gerekçede, “Başvurucunun tutuklanmasının, tutuklama kararı verilen eylemlerin, suçların niteliği, tutuklama nedenleri ve tutukluluk gerekçelerine göre başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerine yönelik bir müdahale oluşturmadığı sonucuna varılmıştır” denildi. (ANKA)

Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.