İnstagram çağı fenomeni 'Lana del rey'

Şu sıralar yeni albümü 'Honeymoon' ile gündemde olan Lana Del Rey'in kariyerini alfabetik olarak özetliyoruz. Bakalım buğulu güzelin kariyerinde neler öne çıkıyor...

İnstagram çağı fenomeni 'Lana del rey'

 AİLESİ 


Lana Del Rey, ünlü reklam ve pazarlama firması Grey Group’ta çalışan Robert England Grant Jr. ve Patricia Ann “Pat” (Hill) çiftinin 3 çocuğundan biri olarak 21 Haziran 1985’te New York’ta dünyaya geldi. Kız kardeşi Caroline Grant 1988, erkek kardeşi Charlie Grant 1993 doğumlu. Annesi Pat, Grey Group’tan ayrılıp hayatına uzun süre lise öğretmeni olarak devam etti. Dedesi (babasının babası) Robert England Grant ise çok büyük bir bankacı ve yatırımcıydı.



BORN TO DIE


Lana’nın patlama albümü. 2012’de yayımlanan albümün şu sıralar tüm dünyada toplam satışı 5 milyona yaklaşmış durumda. Lana’nın ismini, imajını, müzik tarzını değiştirdiği, kısacası baştan aşağıya yenilendiği ve yeniden doğduğu albüm olarak bilinir. Lana ‘Video Games’, ‘Born to Die’, ‘Blue Jeans’, ‘Summertime Sadness’, ‘National Anthem’ ve ‘Dark Paradise’ adlı single’ları ile hem listeleri hem de müzik kanallarını uzun süre domine etti. Tüm bu şarkılarıyla dijital dünyanın da yeni fenomeni oldu. Barok pop, indie pop, alternatif pop ve trip hop gibi alt türler dâhilinde değerlendirilen albümdeki tüm şarkıların yazımında Lana’nın bizzat yer alması, “Instagram çağı fenomeni” olarak nitelendirilen güzel sanatçının sadece “paketlenip rafa sürülmüş bir proje”den fazlası olduğunu kanıtlıyordu. 




CHELSEAHOTEL NO. 2 


Lana Del Rey’in büyük bir Leonard Cohen hayranı olduğunu bilmeyen yoktur. Şarkıcı 2013 yılında bu hayranlığını Cohen’in ünlü şarkılarından ‘Chelsea Hotel #2’yu cover’layıp, bu cover’a bir de video klip çekerek taçlandırmıştı.



ÇOCUKLUĞU


Lana, New York’un Lake Placid bölgesinde büyüdü. Katolik ilkokulunda okudu, lisede annesinin de öğretmen olduğu okula geçti. Fakat annesinin emekli olmasıyla ikisinin aynı okuldaki birlikteliği sadece 1 yıl sürdü. Şarkı söylemeye merakı çocukluğundan başlamıştı. Kilise korosunda yer aldı ve sesiyle daha o zamanlarda dikkat çekmeye, alkış almaya başladı. Liseyi daha sonra amcasının da yöneticilerinden biri olduğu farklı bir okulda tamamladı. Ailesi onu bu okula, erken yaşlarda başlayan alkol bağımlılığına son verebilmesi için yollamıştı. Üniversite eğitimi için New York State University’ye yazıldı fakat okula devam etmek yerine Long Island’daki teyzesinin yanına gidip garsonluk yapmaya başladı. Bu sıralarda gitar çalmayı öğrendi ve etraftaki gece kulüplerinde sahne almaya başladı.




DİSKOGRAFİ


Lana Del Rey’in bu ismi almasından önce yayımladığı bir EP’si, bir de albümü var. İsim değişikliğinden sonra ise 3 stüdyo albümü (“Born to Die”, “Ultraviolence”, “Honeymoon”), 1 tekrar basım albüm (“Born to Die: The Paradise Edition”), 3 EP (“Lana Del Rey”, “Paradise”, “Tropico”), 1 box-set (“The Singles”) yayımladı.

ELIZABETH


Lana Del Rey’in gerçek ad ve soyadının Elizabeth Woolridge Grant olduğunu biliyor muydunuz? Artık biliyorsunuz. 

FEMİNİZM


Lana Del Rey feministlerin hedefindeki isimlerden zira kendisi feminizm fikriyle ilgili olumsuz açıklamalar yapmıştı. Bir keresinde, “Bence feminizm ilginç bir konsept değil. Ben daha çok intergalaktik olasılıklarla ilgilenen bilimsel fikirlere meraklıyım” dedikten sonra feminizmin tarihiyle ilgili pek bir şey bilmediğini söylemiş ve “Erkeklere ilgi duymam beni anti-feminist yapıyorsa kabul, ben anti-feministim” demişti.




GEÇMİŞ İLİŞKİLERİ


Lana’ya o şarkı sözlerini kimler yazdırıyor sanıyorsunuz? Tabii ki eski sevgilileri. Bugüne kadar basına yansıyan ilişkileri şöyle: 2011-2014 arasında Kassidy grubu eski üyelerinden Barrie-James O’Neill ile birlikteydi. İlk albümünü yapan prodüktörlerden Steven Mertens ile aşk yaşadı sonra. Ardından bağlı olduğu plak firmasının sahibi ile 7 yıl süren bol ayrılmalı-barışmalı bir ilişkisi oldu. (Lana hayatının aşkının o olduğunu söylüyor.) 2014 yılında İtalyan fotoğrafçı Francesco Carrozzini ile bir ilişki yaşadı. Bir keresinde de Guns N’ Roses frontman’i Axl Rose ile aynı otel odasından çıkarken görüntülenmişti.




HONEYMOON


Lana’nın geçtiğimiz aylarda çıkardığı yeni albümü. Bir önceki albüm “Ultraviolence”ta (2014) girdiği rock sularından uzaklaşıp yeniden kendine has tarzına döndü bu albümde. 

INTERNET


Lana’nın Facebook’ta 11 milyon, Twitter’da 5 milyon, Instagram’da 4,9 milyon, YouTube’da ise 1,4 milyon takipçisi var.

İSTANBUL


Lana, kariyerinin ilk ve şimdiye kadarki tek Türkiye konserini 23 Eylül 2013 tarihinde İstanbul Küçükçiftlik Park’ta verdi. Tıklım tıklım geçen konser sonrasında Lana’nın performansından çok, en öndeki hayranlarının neredeyse hepsine tek tek sarılması ve bazılarını öpmesi konuşulmuştu.




JAGUAR


Lana’nın yer aldığı reklam kampanyaları arasında en dikkat çekici olanı Jaguar reklamıydı. Jaguar’ın F-TYPE modelinin tanıtım yüzü olan Lana, aracın reklam kampanyası için ‘Burning Desire’ adlı şarkısını kullandı. 

KILL KILL


Lana Del Rey’in henüz Lizzy Grant adını kullandığı dönemde çıkardığı bir EP vardı. 2008 tarihli bu kısa albümün adı “Kill Kill”di. ‘Kill Kill’, ‘Yayo’ ve ‘Gramma (Blue Ribbon Sparkler Trailer Heaven)’ adlı üç şarkıdan oluşan bu EP, şu an arşivciler için hazine değerinde.

LANA DEL RAY


Elizabeth, bir dönem Lizzy Grant adını kullandıktan sonra Lana Del Ray adına geçti. Hatta bu isimle bir de albüm çıkardı ve 2010 tarihli o albüme de “Lana Del Ray” adını verdi. Albüm hiç iş yapmayınca Elizabeth yeniden bir değişim içine girecekti. Sıradaki adımı da Ray’i Rey yapmak olacaktı.


MAY JAILER


Lana Del Rey’in hiç yayımlanmayan bir demosu var. 2005 yılında hazırladığı bu demonun adı “Sirens”. Lana bu demoyu o zamanki sahne ismi olan May Jailer adı altında çıkarmayı düşünüyordu. Gördüğünüz üzere Lana Del Rey’e gelene kadar bayağı bir isim değişikliğinden geçmiş Elizabeth. Bu arada “Sirens” demosunu YouTube’dan dinleyebilirsiniz.

NATIONALANTHEM


Lana’nın patlama yaptığı “Born to Die” albümündeki şarkılarından biri. 6 Haziran 2012 tarihinde single olarak da yayımlanan şarkı, Lana’nın çalkantılı ilişkilerinden birini anlatıyor. Şarkı özellikle John F. Kennedy suikastini konu alan video klibiyle sükse yapmıştı. Klipte Lana’yı Marilyn Monroe ve Jacqueline Kennedy, ASAP Rocky’yi ise John F. Kennedy rolünde izliyoruz.


Klipte Lana’yı Marilyn Monroe ve Jacqueline Kennedy, ASAP Rocky’yi ise John F. Kennedy rolünde izliyoruz.

 

ONCE UPON A DREAM


Romantik dönem Rus klasik müzik bestecisi Tchaikovsky’nin “The Sleeping Beauty” (“Uyuyan Güzel”) adlı bale oyunundan ilhamla yazılan ‘Once Upon a Dream’ adlı şarkı günümüze dek pek çok kez cover’landı. Şarkıyı yorumlayanlardan biri de 2014 yılında Lana Del Rey oldu. Lana, şarkıyı “Maleficent” filminin soundtrack albümü için kaydetti.

ÖDÜLLER


Lana bugüne kadar pek çok ödül kazandı. Bu ödüllerden en prestijlilerini göz önüne aldığımızda ortaya çıkan tablo şöyle: 48 adaylık, 12 ödül. İşte o ödüllerden bazıları: 2 Brit Ödülü, 2 ECHO Ödülü, 1 GQ Ödülü, 2 MTV Avrupa Ödülü, 1 Q Ödülü ve 1 de UK Video Müzik Ödülü.




PRISONER


Lana sık sık düet yapan isimlerden biri değil, şu ana kadar çok az düeti var. Onlardan biri de The Weeknd ile yaptığı ‘Prisoner’ düeti. Şarkı, The Weeknd’in bu yaz çıkardığı “Beauty Behind the Madness” adlı albümünde yer alıyor. Henüz dinlemediyseniz hemen YouTube’dan bulup dinleyin, şahane bir düet!

RIDE


“Born to Die” albümünün yakaladığı başarıdan sonra piyasaya sürülen “Paradise” EP’si bu şarkıyla açılıyor. Lana Del Rey ve Justin Parker tarafından yazılıp ünlü müzik adamı Rick Rubin tarafından prodükte edilen şarkı; ailevi problemler, alkol bağımlılığı ve yalnızlık temalarına değiniyor. Şarkının, Lana’nın uzun bir monoloğu ile başlayan klibi muhteşem. Kısa film tadındaki klipte Lana’nın birkaç farklı sevgilisiyle ilişkisini izliyoruz.




SUMMERTIME SADNESS


En büyük Lana Del Rey hitlerinden biri. Tabii ki “Born to Ride”da yer alıyor. Trip hop baladı olarak nitelendirilebileceğimiz şarkı, Lana’nın klasik buğulu aşk şarkılarından biri. Klibinde ise Jaime King ile eşcinsel bir çifti canlandırıyor Lana. 

TROPICO


Lana bir de film kısa çekti. 2013 yılının sonlarında yayınlanan “Tropico” adlı bu film, Adem ile Havva’nın hikâyesine odaklanıyor. Havva’yı Lana canlandırırken, Shaun Ross’u Adem olarak izliyoruz. Filmde ayrıca Kevin Lee Right’ı John Wayne, Lloys Douglas’ı Elvis Presley, Jodi Fleisher’ı Marilyn Monroe, Stan’i de Hz. İsa rolünde izliyoruz. Dünyaca ünlü sanatçılara çektiği video kliplerle bilinen Anthony Mandler’ın yönettiği 28 dakikalık bu filmin tamamı Lana’nın YouTube sayfasında mevcut. Lana ayrıca filmin soundtrack’i kıvamında “Tropico” adında bir EP de yayımladı. Bu EP’de ‘Body Electric’, ‘Gods & Monsters’, ‘Bel Air’ ve ‘Tropico’ adlı şarkılar var.


2013 yılının sonlarında yayınlanan “Tropico” adlı bu film, Adem ile Havva’nın hikâyesine odaklanıyor. Havva’yı Lana canlandırırken, Shaun Ross’u Adem olarak izliyoruz.

 

ULTRAVIOLENCE


Lana’nın geçtiğimiz yıl yayımladığı albümü. Şu ana kadarki kariyerinin en sıra dışı albümü olarak dikkat çekiyor zira sadece bu albümde rock sound’una yaklaştı. Bunun sebebi, Lana’nın prodüktör olarak The Black Keys grubunun gitarist ve vokalisti Dan Auerbach ile çalışması. Albümden ‘West Coast’, ‘Shades of Cool’, ‘Ultraviolence’, ‘Brooklyn Baby’ ve ‘Black Beauty’ şarkıları single olarak yayımlandı.

VIDEOGAMES


Elizabeth’in Lana Del Rey adıyla yeni bir başlangıç yapmasından sonra yayımladığı ilk şarkı, ilk single. Justin Parker ile beraber yazdığı bu şarkı, sevgilisinin video oyunları oynayışını izleyen ve hayatın basitliğiyle mutlu olabilen birini anlatıyor. Şarkı, amatör kamera çekimlerinin bir araya getirilmesiyle oluşturulan video klibiyle büyük sükse yapmış, Lana Del Rey adının müzik dünyasında ilk kez yankılanmaya başlamasını sağlamıştı.




 YOUNG AND BEAUTIFUL


İmajından kliplerine, şarkı sözlerinden demeçlerine pek çok adımında sinematografik bir hava olan Lana Del Rey elbette bir film müziğine de imza atacaktı. 2013 tarihli “The Great Gatsby” filmine özel olarak ‘Young and Beautiful’ adlı şarkıyı yazdı. Şarkı, genç bir âşığın aşkının ne kadar devam edebileceği ile ilgili endişesini anlatıyor.

ZEVK


Lana’nın müzikal zevki oldukça iyi. İlham kaynakları arasında Elvis Presley, Antony and the Johnsons, Frank Sinatra, Madonna, Eminem, Bob Dylan, Janis Joplin, Jeff Buckley, Leonard Cohen ve Amy Winehouse yer alıyor. Yani geniş açılı bir zevki var Lana’nın. Ayrıca ‘60’lar ve ‘70’ler filmlerine ve o filmlerin müziklerine de bayılıyor. Kısacası Lana, pek çok açıdan “retro” bir zevki hayatına yansıtıyor.




Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.