Mehmet Ali İşgören: Organizasyon firması düğünü mahvetmesin!

Mehmet Ali İşgören

Mehmet Ali İşgören



RÖPORTAJ: Emek Karakaş 16 Nisan 2015, 09:43

Son dönemde düğün, nişan, açılış gibi organizasyonlar gerçekleştiren firmaların sayısında artış yaşandı. İnternette de bu alanda çok fazla sitenin olması özellikle düğünü olacak çiftlerin kafasını karıştırıyor. Kimi zaman eksikler nedeniyle hayal kırıklığına neden olan organizasyon firmalarını bu işi uzun süredir yapan Mehmet Ali İşgören ile konuştuk.

Avcılar'da 3 yıl önce kurduğu İşgören Organizasyon'da düğünden kınaya, açılıştan doğum günü etkinliğine kadar birçok işe imza atan Mehmet Ali İşgören, vatandaşların firma seçerken çok dikkatli olması gerektiğini söyledi. Düğünlerde mümkün olduğunca gelinin isteklerini yerine getirmeye çalıştıklarını söyleyen İşgören, “Çünkü düğün gelinin hayalidir. Organizyon firmaları bu hayalin kusursuz hayata geçmesi için var. Bu nedenle firmanın resmi şirket olup olmadığı, referansları, daha önce yaptığı işler gibi etkenlere çok dikkat edilmesi gerekiyor” ifadesini kullandı.

Bu işe nasıl başladınız?
Ben normalde fabrika işçisiydim. Ünlü markaların iç giyimde dahil olmak üzere ayakkabı hariç her şeyi tasarlayıp, dikebiliyorum. Ben biraz çalışmayı çok fazla severim. Gün içerisinde fabrikada işim bittikten sonra başka işler de yapıyordum. Başka bir arkadaşım bu işi yapıyordu, onlarla birlikte başladım ve ilk olarak palyaçoluk yaptım. Beni hafta sonları ek işlere çağırıyordu, çünkü gerçekten de ben boş durmayı seven bir insan değilim. Bir de imkanım varken, yaşım gençken diye çalışmayayım. Erken emekli olmayı düşünüyorum. Şu an 36 yaşındayım, sigara yok, alkol yok. Parayı bulduktan sonra; 45'ten itibaren dünyayı dolaşacağım. (Gülüyor) O arkadaşlarımla çalışırken bir gün şans eseri İstanbul dışında bir otel organizasyonunda sunucuları yokmuş bana mikrofonu verdiler. Karaoke gecesiydi, ben animatör kıyafetiyle sunuculuk yapmaya başladım. Bir tane de şarkı söyledim, bir daha istediler. O gecenin üçte biri benimle geçti. Gecenin sonunda filmlerde hani biri gelir kartvizit uzatır ya (gülüyor) biri geldi; siz bu işi mi yapıyorsunuz diye sordu. Bozuntuya vermedim, evet dedim. 'İstanbul'da bir mekanım var, orada çıkar mısın' dedi. Kartı aldım, tabi ki dedim ve o şekilde bu maceraya başladım.

Sonrası nasıl gelişti?
Canlı müzikten daha çok sunuculuk tarafım daha ağır benim. İlk önce karaoke geceleri yaptım. Şu an elimde 2 bin 500'e yakın karaoke şarkısı var. İnsanların en çok eğlendiği alan bu aslında. Sokakta 100 kişiyi çevirin, 98'i şarkıcıdır. Geri kalan ikisi de aktristir. (Gülüyor) Normal kasap veya nalburun içinde bile bir sanatçı gizlidir. Benim de içimde varmış, bir şekilde ortaya çıktı. Bir de hani işinizi iyi yapıyorsanız devamı da geliyor. Beğenildikçe başka yerlerden davetler gelmeye başladı. O gece elime tutuşturulan mikrofon beni buraya kadar taşıdı. Ben ilk işe başladığım zaman elimde sadece Samsung'un kapaklı bir cep telefonu vardı. Şu anda ofisim var ve ciddi organizasyonlar yapıyoruz. Buraya gelene kadar da şu vardı; mesela siz bana bir iş yönlendiriyorsunuz. Bu yönlendirdiğiniz işin içerisinde bende olmayan başka bir istek var. Önemli değil diyor, işi alıyordum. Ve o işi kaliteli yapabilecek insanları buluyordum. İlk başladığımız dönemlerde kar yapalım amacı taşımadım. Çünkü biliyordum ki yaptığın iyi bir iş başkasını da getirecek. Kendi reklamını kendin yapıyorsun aslında. Hele ki düğün gibi organizasyonlarda aynı anda 300 – 500 kişiye canlı olarak reklam yapıyorsun. Bu şekilde devam ettik. 3 yıl önce de şirketi kurdum. Kurumsallaştırma çalışmalarımız da devam ediyor. Hala eksiğimiz var ama benim gözüm Acun'un (Ilıcalı) yerinde o ayrı bir şey... Bir yerde karşılaşsak zaten kendisine de söyleyeceğim. (Gülüyor)

Sözleşmesiz iş yapmamayı öğrendim

Neden Acun?
Çünkü bugün Türkiye'de bu işi en iyi yapanların başında geliyor. Ve mantık olarak da bana en yakın. Eğer ben de onun aldığı riskleri alsam şu an onun gibi olurdum. Baktığınız zaman ben de onun yaptığı işlerin küçük versiyonunu yapıyorum. Ben alışveriş merkezlerinde organizasyonlar düzenliyoruz. Veya belediye etkinliklerde, pikniklerde daha televizyon yarışmaları yokken ben bu yarışmaları yapıyordum. Şu anda benim kendi tasarladığım 100'den fazla yarışma var. Ama bunları hayata geçirecek yer ve mekan gerekiyor. Ben bu işi de üreterek yapıyorum. Çünkü yeni şeyler ürettiğinizde farkınız ortaya çıkıyor. Belki düzgün konuşan, diksiyonu benden daha iyi olan birçok kişi vardır. Ben sadece doğru oyunu, doğru yarışmayı, doğru yerde birleştirmeyi başardım. Alışveriş merkezlerinde böyle bir boşluk vardı. Buralarda etkinlikler düzenleniyor ama ilgi görmesini, uygun fiyatta olmasını ve o etkinliği izleyen insanların alışveriş yapmasını istiyorlar. Baktığınız zaman bir üçgen oluşuyor. O üçgenin ortasına ben kendimi oturttum. Şu an organizasyonunu üstlendiğim 4 AVM var. Bunun haricinde de danışmanlık hizmeti verdiğim AVM'ler var. bir de görüşmesi süren bir AVM var. Kesinleşmeden, bu iş tamam diyemiyorum. Hani gün içinde benim telefon konuşmalarımı duyan 'bu adam yarın villasını alacak, arabasını alacak, kalan parayla da eğlenceye gidecek' der. Ama yok öyle bir şey... (Gülüyor) Önceleri şifai sözlere inanıyordum. Ama artık sözleşme imzalanmadan, para gelmeden tamamdır diyemiyorum. Zaman içinde bunu da öğrendik.

Ne tür organizasyonlar yapıyorsunuz? 
Şahıs olarak çalıştığım zaman sunuculuk daha ağırlıklı. Ama şirket olarak organizasyon adı altında bizde ne isterseniz var. Kına, düğün, konser, açılış, sanatçı temini gibi. Ağırlıklı olarak düğün ve açılış organizasyonları yapıyoruz. Ama ben şu mantıktayım; bir düğün organizasyonu yapan bir insan hemen hemen tüm organizasyonların altından başarıyla çıkar. Çünkü düğün organizasyonları kendi içinde çok parçalı ve içi dolu. Mesela düğün masasının üzerinde şamdandan bardağa, çiçekten sandalyenin kurdelasına kadar birçok farklı detayı var. Eğer bunu düzgün yapıyorsanız, diğer tüm organizasyonları da başarıyla yaparsınız.

Gelinlerin istekleri bitmiyor

Özellikle düğünlerde ilginç istekler oluyor mu?
Genç kızlardan ilginç istekler alıyoruz. İnternet var ya, İskoçya'dan ya da İngiltere'den bir fotoğraf görüyor ve ben bunu istiyorum diyor. Tamam istiyorsun da, onun bir maliyeti var. Örneğin Cumhuriyet Bayramı'nda Boğaz Köprüsü'ndeki havai fişek gösterisi gibi bir şey istiyor. Yaptığımız havai fişek gösterisini orayla kıyaslıyor. Bizde yaklaşık 7 tane paket programları var. 7 ayrı masa kurabilirim. Ama o internette gördüğünü istediği zaman sıfırdan yaptırmam lazım ve maliyeti yüksek oluyor. Ancak paket fiyattan istiyor.

Düğünlerde farklı neler yapıyorsunuz?
Nikah kıyıyoruz. (gülüyor)

Nasıl yani?
Nikah memurunu düğüne getiremeyenler için böyle bir organizasyon yapıyoruz. Tek şartımız daha önceden resmi nikahın kıyılmış olması. Bazen davetlilerin bundan haberi olmuyor, normal nikah zannediyorlar. Ben nikah memuru kıyafeti giyorum, orjinale benzeyen nikah defterimiz var, şahitler oluyor. Bir tiyatro oyunu sahneler gibi nikahı kıyıyoruz. Gelin ve damat da bu oyuna katılıyor. Daha eğlenceli olması gelin, damat ve şahitlerin performansına bağlı.

Şirkete ve referanslara dikkat

Özellikle internette çok fazla organizasyon firması var. İnsanlar düğün ya da farklı organizasyon yaptırmak istediklerinde firmayla ilgili nelere dikkat etmeliler?
Öncelikle evet internet sitesi var ama şirket ve ofis var mı diye bakmalılar. 200 liraya internet sitesi kuruluyor. Sonrasında daha önce yaptığı işlere yani referanslara bakılmalı. Ne yapmış, kaç tane yapmış, videoları, fotoğrafları var mı? Çünkü bu işte ciddi paralar dönüyor. Adam akıllı bir düğün yapacaksanız fiyat 5 bin liradan başlıyor; 100 bin liraya kadar çıkıyor. Siz bana düğün, konser ya da açılış için geldiğinizde en az 5 tane referans numarası verebilirim. Çalıştığımız mekanlar var mesela; onları referans olarak gösteriyor. Eğer bu tür veriler varsa o insana güvenebilirsiniz. Ancak muhakkak ve muhakkak sözleşme imzalasınlar. Neler olacağını kalem kalem yazsınlar. Ben önceden böyle yapmıyordum. Konuşma arasında geçen ama kesinlik kazanmayan bir şey; ama bunu da yapacaktınız diye karşıma çıkıyordu. Hem müşteri her zaman haklı olduğu için ve o gün gelini üzemeyeceğimize göre cebimden para harcayarak o isteği de yerine getiyordum. Şimdi sözleşme yapıyorum ve çatalın renginden hangi saatte ne olacağına kadar neler olacağını kalem kalem yazıyorum. İki taraf da sıkıntı yaşamıyor.

Bardaktan çatala kullanılan ürünlerin tamamı size mi ait?
Tabi tabi, büyük bir depomuz var. Ürünlerimiz orada... Organizasyon olduğu zaman depodan alıp mekana götürüyoruz, bitince de yeniden getiriyoruz. Bir de bizim kardeş firmalarımız var. Eğer bende istenen bir malzeme yoksa muhakkak onlarda vardır. Onlardan kiralıyoruz. Çünkü organizasyon çok kapsamlı bir şey ve para yetiştirmek gerçekten mümkün değil. Her gün yeni bir şey çıkıyor. Hele ki kadınlar, çok doyumsuz. (gülüyor) Toka çıkıyor, ertesi gün üzerinde gül çıkıyor; ben bundan istiyorum diyor. Eğer onların hepsini almaya kalkışsanız kazandığınız para tamamen o ürünlere gidecek. Bu nedenle kardeş firmalar olarak birbirimize destek oluyoruz. Örneğin ben bir ses sistemi aldım diyelim; diğerlerini arayıp 'siz almayın' diyorum. Ya da onlar farklı bir malzeme aldıklarında 'alma' diyorlar.

Benim düğünüm panayır olacak

Siz kendi düğününüzü hayal ediyorsunuz?
Benim düğünüm kesinlikle kır düğünü olacak. Hatta orman düğünü bile olabilir. Çevrem genişlediği sürece, ki daha ufukta bir şey olmadığı için benim düğün olana kadar bayağı genişleyecek sanırım (gülüyor), sanatçıların, çok sayıda davetlinin olacağı bir organizasyon olacak. Ama tam da düğün gibi değil; biraz daha eğlence ağırlıklı olacak, panayır tarzında olacak. Çocuklar ve içindeki çocuğu hala yaşatan büyüklerle birlikte çok eğleneceğimiz bir düğün olacakAçılışlarda kapılarda palyaçolar vardır. Ama onlara bakınca 'hani iş bitse de gitsek' gibi bir ifade görürüm.

İşini severek yapmıyor mu bu kişiler?
Onun sebebini söyleyeyim. Bu işi yapan çok firma var. Çoğu da vergisiz, dükkansız, internet üzerinden bu işi yapıyor. Aslında o işi yapanlarda palyaço değildir, 20 – 30 lira yövmiye ile çalışan kişilerdir. Mesela bizim palyaçolarımız tiyatro ve drama dersleri veren tiyatroculardır. Ya da onların yetiştirdiği kişilerdir. Çünkü palyaçoluk sadece kırmızı bir burun takmak ya da komik bir kıyafet giymek değildir. Kime nasıl hitap etmen gerekiyor, yanına gelen çocuğa nasıl davranman gerekiyor, nasıl davranman gerekiyor, nasıl dans etmesi lazım bunları bilmesi şart. Kesinlikle sigara içmemesi gerekiyor. Bunun için ders almak gerekli mi, evet gerekli... Özellikle animatör palyaçoları için şart çünkü onlar çocuklarla bire bir etkileşim halindeler.

Uyuşturucu mücadelesi için proje hazırladı
Sosyal sorumluluk projeleri ile de ilgilendiğini söyleyen Mehmet Ali İşgören, “Son zamanlarda uğraştığım bir de uyuşturucu mücadele ile sosyal sorumluluk projem var. Belediyelere teklifler sundum. Olumlu cevap gelmesini bekliyorum. Her belediye veya kurum; uyuşturucuyla mücadele ile ilgili seminerler düzenliyor. Ama bu seminerlerin uyuşturucu kullananlara, ailelerine ya da gençlere hiçbir faydası yok. Çünkü gitmiyorlar. Gidenler 30 – 35 yaş üzeri insanlar. Uyuşturucuya başlayan bir insan o yaşa kadar zaten gelemiyor. Bizim yapacağımız 3 günlük organizasyonda konser, tiyatrolar, dans gösterileri olacak. Konserlerin arasında yine seminerler olacak. Bu kez gerçekten hedef kitleye yani gençlere olacak. Ayrıca uyuşturucu kullanan gençleri evlerinden çıkarmak, diğer gençlerle bir arada olmasını yani sosyalleşmesini sağlamayı amaçlıyoruz” dedi.

Takı töreni işkence
Geçenlerde 700 kişilik bir düğün organizasyonu yaptık. Takı töreni başladı, gelin ve damat üç saat boyunca ayakta durdu. Takı töreni bittiğinde düğün de bitmişti. Eğlenemeden düğün yaptılar, kötü... Baktığınız zaman insanlar kendi düğünlerinde bayağı işkence çekiyor. Bu takı töreni için farklı zarflama yöntemi gibi alternatifler geliştirmeye çalışıyoruz. Ama gelenekçi taraf biraz daha ağır bastığı için alternatifler kabul çok da kabul edilmiyor.

Düğünler geline endeksli
Hiç dikkat ettiniz mi düğünde erkeğe yönelik bir şey yoktur. Gelin arabası, gelin çiçeği, gelin başı, gelin masası... Damat garibin sadece para veriyor. Sadece damat tıraşı var ama o da zaten normal tıraş; sadece fiyatı çok yüksek. Bir de başına sim döküyorlar, o daha fena ya. Ben kesinlikle damat tıraşı olmayacağım.

Ailede tek benim
1978 İstanbul doğumluyum. Fatih'te doğdum, büyüdüm. Bizim bütün akrabalarımız orada oturuyor. Siirt ve Niğde karışımından oluşan çok kalabalık bir aileyiz. Kalabalık olmamıza rağmen bu sülalede bu işi yapan tek kişi benim. Baktığınız zaman sanat yönü de var bu işin, canlı müzik de yapıyorum ben.

KELİME OYUNU
Aile: Her şey
Çocuk: Benim yok ama vazgeçilmez
İstanbul: Zor şehir
Türkiye: Mükemmel
Dostluk: Hayat
Geçmiş: Unutulması gerekiyor
Bugün: Yaşanması gerekiyor
Yarın: Düşünülmemesi gerekiyor
Siyaset: Girilmemesi gerekiyor
Düğün: Gelinin hayali, damadın değil. 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.