banner250
banner252

Millet Meclisi'ni markalaştıracağım

Mevlüt Kanber

Mevlüt Kanber



RÖPORTAJ: Emek Karakaş 23 Mart 2015, 18:41

Marka uzmanı olan Mevlüt Kanber, AK Parti İstanbul 3. Bölge'den Milletvekili Aday Adayı oldu. “Bugüne kadar hiç marka ve markalaşma alanında bir milletvekili Meclis’te yer almamış. Bu boşluğu dolduracağımı düşünerek aday oldum” diyen Kanber, TBMM'yi de markalaştırmak istediğini söyledi.

«Kambersiz düğün, Kanber'siz Meclis olmaz' sloganıyla yola çıkan Mevlüt Kanber AK Parti İstanbul 3'üncü bölgeden milletvekilliği adayı olmak için kolları sıvadı. 'Kambersiz düğün olmaz' atasözünü de tescilleyerek bu konuda bir ilki gerçekleştiren Kanber, “Meclis'i de markalaştıracağım” açıklamasında bulundu.
 
Kanber, “Günümüzün en büyük sorunlarının iletişim bozukluğundan kaynaklanıyor. İletişim sorunu yaşandığı için herkes kendine göre anlıyor ve kendine göre yanlış yorumluyor. Bu da sorunların daha da artmasına neden oluyor. Aslında Meclis'te alınan her kararın çok iyi tanıtılması, çok iyi tanıtımının yapılması gerekiyor ki insanlarımız bunu özümseyebilsin. Ben de bu yönde çalışmalar yapmak istiyorum. Yani milletle Millet Meclisi arasında doğru iletişimi ve doğru bağı kurmayı hedefliyorum” şeklinde konuştu. 

Neden siyaset ve neden AK Parti?
Yıllardır AK Parti'nin hem üyesi hem de destekçisiyim. Çünkü AK Parti'nin hedefleri arasında hem marka olmak hem de Türkiye'yi geliştirmek, yapılandırmak var. AK Parti'nin hedefleri ile birçok düşüncemin ve faaliyetleimin örtüştüğünü gördüğüm için AK Parti'nin içindeyim. Çünkü İSİMDER'i kurarken de Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkçe isimlerle markalaşın uyarıları çok dikkatimi çekmişti. Bu misyonu ben üstlenmek istedim. 

Milletvekilliği çok farklı bir alan. Siz neden vekil olmak istiyorsunuz?
Ben uzun yıllar iletişim alanında faaliyet gösteriyorum. Meclis'i de markalaştıracağım. İsminin tescillenmesi için çalışmalar yapacağım. Meclis hakkında yaptığım araştırmalara göre bugüne kadar hiç marka ve markalaşma alanında bir milletvekili mecliste yer almamış. Bu boşluğu dolduracağımı düşünerek aday oldum. Meclis'te her meslekten ve her sektörden bir temsilci var. Neden bir markalaşma uzmanı olmasın? Öte yandan Türkiye'de üretim var ama markalaşma olmadığı için yurtdışına satış olmuyor. Bu noktada da ekonomik anlamda memleketimize biz de kendi faaliyetlerimizle büyük ölçüde katkıda bulunacağımı düşünüyorum.

Doğru iletişim sağlayacağım

Siz 'Kanbersiz düğün, Kanber'siz Meclis olmaz' sloganıyla çıktınız. Bir hayli ilginç bir yaklaşım olarak kabul edilen bu sloganın hikayesini anlatır mısınız?
Kamber halkın adamı demek. Yani bir toplantıda o kişi olmazsa o toplantının eksik olacağı düşünülüyor. Kambersiz düğün olmaz da buradan çıkıyor. Kamber aynı zamanda Hazreti Ali'nin muhafızı, yardımcısı, hizmetkarı. Ben de halkın hizmetkarı olmak, halkı koruyan bir muhafız gibi hizmet etmek için, halk için gece gündüz çalışacağımı düşündüğüm için bu sloganı seçtim. Kamber her mecliste olmalı, niye Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde olmasın dedim. Aynı zamanda bu atasözünü de tescilledim. Türkiye'nin tescilli ilk atasözüdür. 

Seçilirseniz nasıl bir vekil olursunuz?
Siyasette de yeni atılımlar yapmayı hedefliyorum. Günümüzün en büyük sorunlarının iletişim bozukluğundan kaynaklanıyor. İletişim sorunu yaşandığı için herkes kendine göre anlıyor ve kendine göre yanlış yorumluyor. Bu da sorunların daha da artmasına neden oluyor. Aslında Meclis'te alınan her kararın çok iyi tanıtılması, çok iyi tanıtımının yapılması gerekiyor ki insanlarımız bunu özümseyebilsin. Ben de bu yönde çalışmalar yapmak istiyorum. Yani milletle Millet Meclisi arasında doğru iletişimi ve doğru bağı kurmayı hedefliyorum. Meclis ve halk arasında güçlü bir iletişim kurarak devlet ve vatandaş arasında bir bütünlük oluşturmalıyız. Bunun için de milletvekillerimizin vatandaşımızı dinlemesi ve derdine tercüman olması için bütün imkânlarını seferber etmeli, vekillerimiz aktif olmalıdır. Başta ben kendime bu iletişim meselesini misyon ediniyorum ve bu konuda, mecliste ve dışarıda önderlik etmek istiyorum.
Markalarla rekabet edebiliriz

Markalaşma ekonomi için neden önemli?
Kaliteli ve doğru markalar çıkararak hem ülkemizin uluslararası arenada imajının daha iyi seviyeye getirilmesi hem de ekonomik canlılık kazanması başlıca amaçlarımızdandır. Ülkemizin global anlamda açılması ve iyi bir imaj kazanması için markalarımızla evrensel marka kriterlerini yakalayarak dünya çapında örnek markalar oluşturmalıyız. Ekonomik anlamda küresel rekabete girebilmemiz için evrensel markalar çıkarmamız kaçınılmazdır. Aksi takdirde Avrupa ülkelerine fason mal üretmekten öte gidemeyiz. Üçüncü dünya ülkesi psikolojisinden kurtulmamız için tabularımızı yıkmalıyız. Bunun için de zaten var olan gücümüzü, potansiyelimizi iddialı evrensel markalarla dünyaya göstermeli kendimizi ispatlamalıyız.

İsimlerin Türkçe olması dikkat edilecek en önemli nokta mı?
Üretimle beraber ülke imajının, dağıtım ve pazarlamanın da en ideal seviyeye getirilmesi gerekiyor. Bunun da kaliteli marka isimleriyle mümkündür. Ülkemizde özellikle dış ticarette iki önemli sorun var. Bunların biri yabancı dil bilen dış ticaret elemanı azlığı ve markalaşma hataları. Yukarıda da dediğim gibi tüm dünyada kabullenilebilecek markalara ihtiyacımız var. Şu oğlu, bu oğlu değil de İngilizce'de de, Arapça'da da okunabilecek Türkçe markalar. Eğer bunu aşarsak ekonomimiz daha da güçlü olacaktır. Güçlü ve bağımsız bir ülke ancak güçlü ve bağımsız bir ekonomiye sahip olmayla mümkün olur. Türkiye’de dünya genelinde yarışacak çok kaliteli hizmetler ve ürünler üretiliyor. Fakat markalaşma konusunda zayıf kalındığı için kendimizi temsil etmede yetersiz kaldık.  Bunları aşmak için hükümetimizin de üstünde durduğu işletmelerde kurumsallaşma ve markalaşma çalışmalarını daha profesyonel anlamda yapmamız gerekir.

İstanbul kısmen marka

Türkiye'nin markaları yok mu?
Türkiye’nin doğusunda batısında, güneyinde kuzeyinde yörelerimize ait ne varsa bunları yurdumuzun genelinde tanıtarak memleketimizin tamamına mal etmemiz gerekir. Yörelerimize ait farklı özellikler yurdumuzun geneline mal edilmelidir ki bunlar bizim ayrıştırıcı değil birleştirici özelliğimiz olsun. Çiğköfte Türkiye’nin çiğköftesi, baklava Türkiye’nin baklavası, fındık Türkiye’nin fındığı gibi lanse edilip bölgesellikten genelliğe doğru yol almalıyız. Buradan da küresel tanıtıma doğru açılmalıyız. İçerde sahip olduğumuz farklı ürünler özellikler bizi dışarıda tek parça olarak temsil etmelidir ki bizim bütün, ayrılmaz bir devlet olduğumuz dünyaya gösterilsin. Bu süreçte şahsım adına birlik ve beraberliğe katkıda bulunan bir vekil olarak mecliste yer almayı umut ediyoruz.

İstanbul bir marka mı?
İstanbul zaten eskiden beri markaydı. Fakat işlevsel bir marka mı derseniz kısmen, yüzde 70 – 80 oranında evet...

Eski İstanbul mu bu markayı oluşturuyor. Yoksa örneğin Silivri, Bağcılar ya da Ümraniye ilçeleri de bu markanın içinde mi?
Her ilçesi değil tabi. Ama özellikle AK Partili belediyenin olduğu ilçeler çok daha ileride. Bunu ben AK Partili'yim diye söylemiyorum. Ama görünen köy de kılavuz istemiyor. Ancak Şişli her ne kadar CHP'li olsa da bir marka haline geldi. Eskişehir Belediyesi'nin faaliyetlerini beğeniyorum. Ama bir AK Partili belediye olsaydı şu anki halinden üç kat daha iyi olurdu. İstanbul’un Türkiye’nin merkezi ve dünyanın gözde şehirlerinden olması nedeniyle İstanbul’un vekili olmak eminim çok heyecan vericidir. Reklam tanıtım ve markalaşma alanında hizmet verdiği İstanbul’a bundan sonra da milletvekili olarak hizmet etmeyi de arzu ediyorum.
AK Parti söylüyor ve yapıyor

AK Parti'nin çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
AK Parti iktidarlarında şöyle bir şey var; söz verdikleri şeyi yazılı hale getiriyorlar. Yazılı hale getirdiklerini de icraata geçirebilme yetenekleri var. Bu da günümüzdeki icraatlardan görebiliyoruz. Şimdi örneğin Konya ile İstanbul arasını 4 saate düşüreceğiz derseniz; halk nasıl yapacaksınız diye sorar. Yüksek hızlı trenle yapacağım dersiniz ve sonuçta bunu hizmete açarsanız halk size inanır. AK Parti'de 12 yıldır bunu yapıyor. Yapacakları vaat olarak kalmıyor, hayata geçiriliyor. O yüzden de halkın güvenini kazandı. 

Kamber halkın adamı demek. Aynı zamanda Hazreti Ali'nin muhafızı. Ben de halkın hizmetkarı olmak, halkı koruyan bir muhafız gibi hizmet etmek için bu sloganı seçtim.Çiğköfte Türkiye’nin çiğköftesi, baklava Türkiye’nin baklavası gibi lanse edilip bölgesellikten genelliğe doğru yol almalıyız. Buradan da küresel tanıtıma doğru açılmalıyız

Çözüm sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Çözüm sürecinde de hükümetimizi destekliyoruz. Çünkü istikrarlı bir ülke olabilmemiz için sükûnet ortamının sağlanması gerekir. Dış mihrakların kışkırtmalarıyla vatandaşlarımızın provokasyona gelmemesi gerekir. Çatışma ortamıyla bizim her yönümüzle enerjimizi tüketmemize neden oluyorlar. Bizim bu oyunlara gelmememiz gerekir. Doğusuyla batısıyla kardeş olduğumuzun bilincinde olmalıyız. Biz tarih kültür ve kader ortağıyız bu yüzden ortak yönümüz çoktur. Dünyada örnek sayılacak, gıpta edilecek bir mozaik yapımız vardır. Yöresel ve bölgesel özelliklerimizi ortak değerlerimiz olarak algılamalı ve bu imajı düşünceyi oluşturmalıyız. Böylece ekonomik istikrar ve refah ortamı kendiliğinden oluşacaktır.

Vekillik amaç değil araç
Milletvekilliği aracılığıyla vatandaşın gerçek anlamda meclisteki sesi, elçisi olacağını görev süresince en verimli şekilde çalışacağını bildiren Mevlüt Kanber, ister seçim öncesi olsun ister seçim sonrası olsun her zaman halkın desteğini beklediğini ve kendisinin de hep halkımızla iç içe olacağını belirtti. Milletvekilliğinin bir amaç değil, millete hizmet yolunda bir araç olduğuna değindi.

Ortadoğu’da model ülkeyiz
Bilindiği gibi Ortadoğu ülkelerinde etnik yapılar üzerinde çok durulmaktadır. Bunların çoğu kasıtlı olarak dış güçler tarafından empoze edilmektedir. Suni çatışmalar oluşturarak karanlık güçler Ortadoğu’da kendilerine oyun sahası oluşturmak istemektedirler. Türkiye olarak başta biz ülkemizde kaynaşmayı başarmak zorundayız. Çünkü biz Ortadoğu’da model ülkeyiz. Osmanlı’dan kalan bir itibarımız var. Ülkemizin her bir ferdi çözüm sürecinde ihtiyatlı olmalı kendi üstüne düşeni yapmalıdır. Biz kendi içimizde barış ve huzuru tesis edersek diğer Ortadoğu ülkeleri de bizi örnek alacaklardır. Böylece küresel barışa takdire şayan bir şekilde katkıda bulunacağımızı düşünüyorum.

İSİMDER’in kurucusu
1975 Konya Meram doğumluyum. Libya'da ilkokulu okudum. Daha sonra Konya İmam Hatip Lisesi'ni ve Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ni bitirdim. Şu anda da Açık Öğretim Halkla İlişkiler Bölümü'ne devam ediyorum. Markalaşma alanında uzmanlaştım. Evrensel kriterlerde marka ismi oluşturma alanında Türkiye'deki bir çok firmanın danışmanlığını yaptım. Markalaşmaya kültürel anlamda biraz daha ağırlık vermeye başladım. Bu yüzden Türkçe isimlerle markalaşmak için dünyanın ve Türkiye'nin ilk Türkçe İsim Enstitüsü'nü kurdum. İSİMDER olarak yabancı isimlerle değil Türkçe isimlerle markalaşılması ve Türkçe diline katkıda bulunulması amacıyla faaliyelerlerde bulunuyoruz. Yabancı isimlerle markalaşmaya hayır, Türkçe isimlerle evet diyoruz. Ama yerel, dünya dillerinde de telaffuzu zor olan isimler değil; tüm dünyada kolayca kullanılabilecek isimler. Bunun yanında 15 yılı aşkın bir süredir reklam, halkla ilişkiler, tanıtım ve markalaşma alanında faaliyet gösteren Markalize İletişim Ajansı'nın da Yönetim Kurulu Başkanlığını yapıyorum.

KELİME OYUNU
Aile: Toplumun en önemli yapıtaşı
Çocuk: Ailenin meyvesi
Siyaset: Toplumsal yönetim biçimi
İstanbul: Evrensel marka bir şehir
Türkiye: Türkiye markası Türkiye malı
Dostluk: Vazgeçemeyeceğimiz en önemli kriter
Geçmiş: Ders almayan geleceğe güvenle bakamaz
Gelecek: Olması gerekeni hayal ettiğimiz
İş: Aile yaşamının direği
Muhalefet: Daha iyi hale gelmek için olması gerek
İktidar: Halkın oyu ile gelen AK Parti
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.