Murat Mermer: Müziğin kaderi belediyelerin inisiyatifinde

Murat Mermer

Murat Mermer



RÖPORTAJ: Emek Karakaş 25 Nisan 2015, 08:34

Büyükçekmece Club Aqua'nın solisti olarak tanınan Murat Mermer, teknolojinin de gelişmesiyle müzik piyasasının bir darboğaza girdiğini belirterek, şu anda müzik sektörünün belediyelerin düzenlediği festivallerle ayakta kaldığını ifade etti.

Büyükçekmece'nin ünlü eğlence merkezi Club Aqua'da 11 yıldır sahne alan, bir buçuk yıldır da işletmeciliğini üstlenen Murat Mermer ile müzik piyasasını ve eğlence dünyasını konuştuk. “Türkiye'de iki çeşit müzisyen var. Birincisi gerçek müzisyenler, ikincisi 'müzik çok para kazandırıyor' deyip bu işin içine atlayanlar” diye konuşan Mermer, “Türkiye'de müzik artık festivallerle, konserlerle belediyelerin elinde. Artık konser düzenlemek çok zor hale geldi. Çok ünlü denilen sanatçılar senede belki bir kez konser salonlarını doldurabiliyor. Belediye festivalleriyle müzik dünyası ayakta kalıyor” ifadesini kullandı. Bu durumun müzik kalitesi için dezavantaj olduğunu dile getiren Mermer, “Artık insanların seçerek, para vererek konsere gitme seçenekleri iyice azaldı. Dolayısıyla belediye kimi getiriyorsa onu dinliyor. Belediyeler de kim popülerse onu getiriyor. İnsanlar normal hayatında göremeyecekleri ama televizyon kanallarında her gün gördükleri bu isimleri canlı görmek için o konser alanında toplanıyor. Yoksa şarkıları ya da sanatları için değil. Bu etkiyi yarattığı için de magazinde görünen sanatçılar çok ciddi para kazanıyor. Çünkü daha çok tanınan ve merak edilen onlar” diye konuştu.

Müziğe başlama hikayenizi soralım öncelikle...
5 – 6 göbekten İstanbulluyuz. Fatih'te oturuyorduk ama Büyükçekmece'de yazlığımız vardı. İki ilçe arasında büyüdük. Müziği öğrenmeye 8 yaşında başladım. TRT Gençlik Koroları'nda görev aldım. 19 yaşında da sahneye çıkarak müzikten ilk kez para kazandım. İlk kez Silivri'de sahne aldım, sonrasında Türkiye'yi gezmeye başladım. 30 yaşına kadar konserler, festivalleri dolaşarak geçti. 30 yaşında bir albüm yaptım. Aslında albüm çok iyi gitti. Kral Tv Müzik Ödülleri'nde en iyi çıkış yapan sanatçı dalında aday gösterildim. Her şey yolunda gidiyordu ama prodüktörümüz Burhan Aydemir maalesef güçlü bir zamanında değildi. Çok fazla destek olamadı. Olamayınca da tanıtım sürecimiz yarıda kaldı. Sonrasında kendi gücümüzle tanıtım yapmak o kadar kolay olmadı. İkinci albümü de yaptım. İlki kadar iyi gitmedi. Ama iyi gitmeyen şey sadece albümlerdi. Onun dışında sahne çalışmaları her zaman iyi gitti. Nereye gitsem mekanları doldurdum. İyi kötü bir ün yaptım, en azından bizi takip eden bir kitlemiz bu.

Ne tarz müzik yapıyorsunuz?
Eskiden daha rock müzik yapıyordum. Şimdi biraz daha farklı bakıyorum olaya. Güzel olan her şey müziktir. Ben bir metropol çocuğuyum, köy çocuğu değilim. Dolayısıyla yaptığım müziğin içine şehrin etkileri dahil oluyor. Bazen yaptığım şarkılara popüler bazen de rock'n roll tarzda yansıyor.

Beste de yapıyor musunuz?
Evet... Kendi albümlerinde bestelerin çoğu bana ait, sözleri de aynı zamanda. Haluk Levent'in albümlerinde birçok bestenin sahibiyim. Ayrıca Soner Arıca, Esra Kahraman'ın ablümlerine de beste verdim. Son olarak Haktan'ın albümüne yeni bir şarkı verdim.

Para için müzik yapanlar var

Büyükçekmece'de Club Aqua denince siz akla geliyorsunuz. Ne zamandan beri buradasınız?
11 yıldır aynı mekanda yana Club Aqua'da sahneye çıkıyorum. 1 buçuk yıldır da işletiyorum.

Günümüzde kendisine sanatçı diyen çok isim var. Özellikle müzik kanallarının ve magazin programlarının artmasıyla 'sanatçı' sayısı arttı. Ama birçoğu da üretici değil aslında. Siz müzikteki bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye'de iki çeşit müzisyen var. Birincisi gerçek müzisyenler, ikincisi 'aa bu müzik çok para kazandırıyor, bir konserden 20 – 30 bin lira alınıyor' deyip bu işin içine atlayanlar. Böyle deyip bu işe giren ve işi başaran; tepeye çıkan isimler de var bu arada. Yine tepelerde çok iyi müzik yapan isimler de var. Ama çok iyi müzik yapıp sivrilemeyen kişiler de var. Artık müzik pastası çok renk değiştirdi. Bundan 10 sene önceki durum yok. Çünkü internet ve sosyal medyanın yaygınlaşması müzik dünyasını da etkiledi. İnsanlar kendilerini müzikten başka ifade edebilecekleri mecralar buldu. Eskiden biz kimliklerimizi biz müzikle ifade edebiliyorduk. Ben rockçıyım, sen popçusun, öbürü arabeskçi gibi... Ama artık insanlar kendilerini ifade edebilmek için müziğe ihtiyaç duymuyorlar. Facebook'ta, Twitter'da hissettiklerini yazıyorlar, fotoğraf koyuyorlar, hatta emojilerle yazıya bile gerek kalmıyor. Dolayısıyla müzik reklam müzikleri, film müzikleri çok çeşitli yerlere yayılmak zorunda kaldı.

İletişim teknolojisindeki bu gelişme müzisyenleri nasıl etkiliyor?
Artık şarkıcılar için daha kolaymış gibi gözükse de bence daha zor bir dönem. Evet, kendini duyurmak daha kolay. Eskiden tek bir kanal varmış ve oraya çıkmak bir meseleymiş. Bugün onlarca müzik kanalı, internet, radyolar var. Ama o kadar çok insan bu işi yapıyor ki, dinleyici kitlesinin dikkatini çekmek artık çok zor. Sadece birkaç saniye göze çarpıp kaybolabiliyorsun. Çok ısrar edersen, tanıtım gücün yüksekse bir yere varabiliyorsun. Ama işte gerçek müzisyen dediğim ve gerçekten müziğe gönül vermiş, kazanacağı parayı çok da fazla umursamayan kişiler ısrarla üretmeye devam ediyor. Ve müzik dinleyicisi bence onları takip etmeli. Çünkü onlar ne olursa olsun piyasadaki çarklara ayak uydurmadan kendi dünyalarında müziklerini yapıyor. 10 – 15 yıl önce Hande Yener'in 'Yalanın Batsın' şarkısıyla çıkmasından sonra şimdilerin tabiriyle 'giderli' şarkılar oluştu. O günden bugüne popüler şarkıların yüzde 80'i 'ben senin neyine bakayım', 'sen beni bırakamazsın ben seni terk ederim', 'beni çok ararsın' gibi mesaj kaygılı hale geldi. Ezilmiş olan insanların duygularını okşayabilmek adına tamamen psikolojik bir operasyon ve ticari müzik denilen şeyler bunlar.

Ne ayıplarım, ne överim

Ama öte taraftan ayakta kalmak için albümün satması ve sanatçının para kazanması da gerek... 
Artık o globalleşme denen şey gerçekleşti galiba. İşte her şey içiçe girdi. Artık bir şeyleri ayıramaz hale geldik. Müziği ticaretten ayıramıyorsun. Sadece müzik yapıyorum diyemezsin, hiç kimseye satmadan ayakta kalamazsın. Ne kimseyi ayıplıyorum ne de kimseyi çok övüyorum.

Magazin programlarına çıkanlar, özel hayatları ile gündemde olanlar daha revaçta sanki?
Bu gerçekten çok büyük bir problem. Sanat kelimesinin içi tamamen boşaltılmış durumda. Sanatın hatta müziğin diğer dallarını sanat olarak görmemek gibi bir durum oluştu. İstemeyen hiç kimse magazin programlarının malzemesi olmaz. Magazin para kazanmak için müthiş bir araç. Bazı isimler de özellikle buralarda görünmek için özel çaba harcıyor, reklam ilişkileri yaşıyor, hatta para veriyor. Çünkü Türkiye'de müzik artık festivallerle, konserlerle belediyelerin elinde. Artık konser düzenlemek çok zor hale geldi. Çok ünlü denilen sanatçılar senede belki bir kez konser salonlarını doldurabiliyor. Belediye festivalleriyle müzik dünyası ayakta kalıyor. Ama bu da şu dezavantajı getiriyor; artık insanların seçerek, para vererek konsere gitme seçenekleri iyice azaldı. Dolayısıyla belediye kimi getiriyorsa onu dinliyor. Belediyeler de kim popülerse onu getiriyor. İnsanlar normal hayatında göremeyecekleri ama televizyon kanallarında her gün gördükleri bu isimleri canlı görmek için o konser alanında toplanıyorlar. Yoksa şarkıları ya da sanatları için değil. Bu etkiyi yarattığı için de magazinde görünen sanatçılar çok ciddi para kazanıyorlar. Çünkü daha çok tanınan ve merak edilen onlar. Sanat bence para kazanma aracı olmamalı, aslında sorun da ordan başlıyor. Sanatçı insan rahat olmalı. Biz müzik yaparken ister istemez 'tutsun' endişesi yaşıyoruz. Bu da her şeyi standartlaştırıyor.

Siz kimleri dinliyorsunuz. Ya da idol olarak gördüğünüz isimler var mı?
Ben hala eskileri dinliyorum. Barış Manço benim için bir numaradır. Hem efendiliğiyle, hem insanlığıyla, hem yazdığı sözlerle, hem de yaptığı müzikle örnek aldığım isimlerden biridir. Cem Karaca'ya bayılırım. Şu an hayatta olsaydı onunla çalışmak için birçok şeyden fedakarlık yapabilirdim. Haluk Levent'i çok severim. Kendisi ağabey diyebileceğim kadar yakın gördüğüm biridir. Onun sahne hakimiyetine hayranım mesela. Kendi problemleri olmasına rağmen, medyada destek bulamamasına rağmen ısrarla iyi müzik yapmaya devam ediyor.

Haluk Levent siyasi kimliğini ortaya koyan isimlerden birisi. Sanatçıların siyasetten uzak durması gerektiğiyle ilgili bir kanı vardır. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
İnsan samimi olmalı. Eğer gerçekten söyleyecek bir fikri varsa sanatçı olup olmaması çok da önemli olmamalı. Ben siyasi anlamda doluysam, biriktirdiysem ve gerçekten söyleyecek bir sözüm varsa bunu söylemeliyim. Bunun benim şarkıcı olmam ya da olmamamla ne alakası var? Mesela doktorlar 'aman ben konuşmayayım, hastalarım bana kırılır' diye düşünüyorlar mı? Sanatçıların da bence düşünmemesi, konuşabilmeleri gerek. Ama maalesef bunu anlayabilecek kitle çok küçük. Takım tutar gibi siyasi görüşler tutulduğundan dolayı sanatçılar siyasi görüşünü söylediğinde ya da bununla ilgili çeşitli çalışmalar yaptığında karşı taraf düşman olabiliyor. Bu nedenle siyasetten uzak duranları da ayıplamıyorum. Ki ben de o uzak duran isimlerden biriyim.

Emek ve ekip şart

11 yıldır sahnedesiniz. Bu işin zorlukları neler? İnsanları eğlendirmek kolay bir iş mi?
Aslında en zor hizmet sektörü gece kulüpleridir. Çünkü buralarda etkinlikler gece 11 gibi başlar. İnsanlar o saate kadar hem yorgunlar hem de müthiş bir 'eğleneceğiz' kararlığı ile geliyorlar. Kendilerini öyle şartlandırıyorlar. Beklenti çok büyük, bu beklentiyi karşılamak da çok zor. E tabi ki işin içine alkol girdiği için insanların bilinçaltları ortaya çıkıyor. Bu durumda insanları idare etmek zorlaşıyor. Ama çok mutluyum ki bizim mekanımızda alkolün kendilerine hakim olmasına izin vermeyen bir kitle var. Ben zaten sahnede olduğum için sanatçılarla pek uğraşmıyorum. O yüzden biz fazla zorlanmıyoruz. Zorlandığımız konu tanıtım, duyurular, daha fazla insana nasıl ulaşabiliriz düşüncesi. Aslında düzgün yapıldığında çok da bir zorluğu yok. Sadece her işte olduğu gibi çok fazla emek gerektiriyor. Mesela bir tek Cumartesi gecesi yapılacak etkinliğin belki bir ay önceden hazırlıkları başlıyor. Ayrıca yine her işte olduğu gibi ekip gerekiyor. Bir insan hiçbir zaman tek başına bir şeyi halledemiyor; iyi bir ekip varsa daha kolay oluyor.

Her gece etkinlik oluyor mu?
Yok, sadece Cumartesi geceleri sahne alıyorum. Cuma günleri de konserler oluyor. Bunların sahne menejerliğini de ben yapıyorum. Bugüne kadar Haluk Levent, Halil Sezai, Sibel Tüzün, Hakan Altun, Gökhan Türkmen, Haktan, Kurtalan Ekspres gibi birçok ismi Büyükçekmece'ye getirdim. Gelmeye de devam ediyor. Mesela önümüzdeki hafta Haluk Levent konserimiz olacak. Ondan sonraki haftalarda Karadeniz müziğinin güçlü ismi Apolas Lermi gelecek, yakınlarda Bulutsuzluk Özlemi konseri olacak.

Yaz sezonu ile ilgili hedefleriniz neler? Değişiklikler yapacak mısınız?
Yeni insanların mekana gelmesini sağlamak bizim en büyük hedefimiz. Değişiklikler yapabilmek için biraz maddi gücün olması gerekiyor. Biz gücümüzün yettiği kadar çeşitli değişiklikler yapacağız. Bir dekorasyon değişikliğimiz olacak. Ve Büyükçekmece'ye hiç gelmemiş, geldiğinde de heyecan yaratacak isimleri getirmeye çalışacağız. Zaten bu bölgede ünlü isimleri getirebilen başka bir mekan yok. Biz konser ücreti çok yüksek olan sanatçıları buraya getirebilerek bence çok büyük bir iş başarıyoruz. Ulaşılmaz insanları ulaşılır hale getiriyoruz. Bu açıdan kendimizi çok başarılı buluyorum. Bu başarının devamı da bizim için en büyük yeniliktir.

Büyükçekmece saklı bahçe

Ekonomik krizden bahsediliyor. Siz krizin etkisini hissediyor musunuz, sizin işinizi etkiliyor mu?
Evet, bir kriz var. Piyasada bir daralma hissediyoruz. Ki bunu ilk önce biz hissederiz. Çünkü insanlar lüks gördüğü için önce eğlencesinden kısar. Bizim mekanımız her zaman dolu. Ama tüketim azalabiliyor. 100 liralık harcama yapan müşteri 50 – 60 lira harcamaya başladı. Ancak öyle çok büyük bir problem yok, en azından şu an için.

Büyükçekmece sahili birbirinden farklı  eğlence mekanlarını barındırıyor. Çay bahçesi de var gece kulübü de... İnsan çekebiliyor mu?
Bence yeteri kadar çekemiyor. Bence Büyükçekmece İstanbul'un saklı bahçesi. Çok özel bir yer, harika bir sahili var. Mekanların hepsi iyi niyetli işletmeler olmasına rağmen aslında 2015'in gerisindeler. Kendimizi de bunun içine katabilirim. O vizyonu yakalamak önemli. Büyükçekmece Belediyesi festivali ile aslında çok iyi bir tanıtım yapıyor. İşletmelerin de buna ayak uydurması gerekiyor. İlk kez gelenlerin bir daha gelmesini sağlamak önemli. Atmosferi bir tık daha yukarıya çekebilirsek; çok daha iyi olacağını düşünüyorum. Bazen de hiç gelişmesin, hep böyle küçük kalsın diye de aklımdan geçmiyor değil.

Yeni nesil daha saygılı

10 yıllık sürede bir nesil değişiyor. Bunun farkını görüyor musunuz? Mesela bugün 30'larında olan o dönemin gençleriyle şimdinin 20'li yaşları arasında eğlence anlayışı açısından fark var mı?
Eskiden gelenler belli bir süre sonra bırakıyorlar. Ama bazen nostalji yapmak için tekrar geliyorlar. Tabi benim eski halimi bilenler şimdiyi görünce biraz şaşırmıyor değil. Eskiden ben uzun saçlı, rock'n roll tipli biriydim. Şimdi biraz kilo farkım var. (gülüyor) 10 sene önceki nesille şimdiki gençler arasında eğlenceye bakış farklılığı da var tabi. İnsanlar toplum içinde davranış şekillerini gitgide geliştiriyorlar; bence daha iyiye gidiyor. Hep 'nerde eski zamanlar' derler ama ben böyle düşünmüyorum. Şimdi ki gençlik yapılan işe daha duyarsız ama daha saygılı. Eskisi kadar pürdikkat dinlemiyorlar belki ama sahnedeki kişiye saygısızlık da yapmıyorlar.

Belediye'nin festivalinde yer alabilir musunuz? Yerel isimlere bakış açısı nasıl?
Kendi adıma konuşursam, Büyükçekmece Belediyesi bugüne kadar beni hiç unutmadı. O kadar güvenirler ki bana her festivalde Black and White Night (Siyah Beyaz Gece) etkinliğinde yıllardır sahneye ben çıkarım. Özellikle Başkanımız Hasan Akgün ve ekibiyle aramız çok iyi. Bana artık 'bizim çocuk' muamelesi yapıyorlar.

Ölene kadar sahneye çıkarım
çalışma şartlarınız bir çok insandan farklı. Özellikle de gece çalıştığınız için eşiniz isyan ediyor mu?” sorumuza “Eşimin isyan etmeye hakkı yok, çünkü beni bu halimle sevdi ve şartlarımı bilerek evlendi. Ben işin kolayını buldum, eşimi de işin içine çektim” cevabı veren Murat Mermer, “Sahnedeyken mekanla ilgilenecek birine ihtiyacım var; orada olman lazım' dedim. O da benimle çalışıyor, dolayısıyla işi çözdük. Ama ben çok evcimen biriyim, eşimin rahatsız olmaması normal. Öte yandan ben işletmecilik değil ama sahnede olmaktan çok zevk alıyorum, çok mutlu oluyorum. Bazı insanlar sahneder sıkılır, korkar. Benim içinse çok büyük bir rehabilitasyon yeri, en rahat olduğum yer orası. Bunu gördüğü için de destek oluyor. Ölene kadar sahneye çıkarım ama ölene kadar işletmecilik yapar mıyım, bilmiyorum” dedi.

Soyadı Haluk Levent’in hediyesi
murat Mermer'in soyadı aslında Akalp. Mermer soyadı ise ona Haluk Levent'in hediyesi. Mermer soyisim hikayesini şöyle anlatıyor, “Bizim 'Mermer' adıyla bir grubumuz vardı. Ben yıllarca bu grupta çaldım, söyledim. Daha sonra Büyükçekmece'de yapacağım program için hazırlanan afişler basılırken, afişi hazırlayanlar soyadımın ne olduğunu öğrenmek için tanışıklığımı bildikleri Haluk Levent'i aramışlar. O da bana ulaşamayınca 'Murat Mermer' demiş. O tarihten sonra benim soyisim oldu Mermer.”

Siyaset hiç olmamalı
Kelime oyunu bölümümüzde siyasetle ilgili geniş bir açıklama yapan Mermer, “Siyaset tamamiyle olmaması gereken bir şey. Çünkü siyasetin çözmeye çalıştığı her şeyi aslında çözmesi gereken kişiler teknisyenler ve teknoloji. Siyaset kural koyar, risk gerçekleştikten sonra ne olması gerektiğini yasalarla belirler. Örneğin siyaset iki araba birbiriyle çarpıştığında ne yapılması gerektiğini söyler. Ama halbuki o iki arabaya sonar cihazı koyarsanız istese de çarpışamaz. Dolayısıyla da kurallara gerek kalmaz. Siyaset evimizi soğutamaz, ısıtamaz, bizi iyileştiremez, karnımızı doyuramaz. Bunu yapanlar teknisyenlerdir, tekniktir, bilimdir. Bence tüm dünya bu sistemden vazgeçmeli; siyasetle ilgili düşündüğüm tek şey bu” diye konuştu.

KELİME OYUNU
Aile: Her şey
Çocuk: Mucize
İstanbul: Yazık
Türkiye: Çok yazık
Dostluk: Dayanak
Geçmiş: Önemsiz
Bugün: Çok önemli
Gelecek: Önemsiz
Siyaset: Hiçbir şey
Müzik: Benim için her şey
Kadın: Erkeğin üst versiyonu
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.