Müşteri varsa biz de varız

Cahit Yalçın

Cahit Yalçın



RÖPORTAJ: Nihal Altıngövde 12 Ocak 2016, 08:06

Beyler İnşaat Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Cahit Yalçın, «Önce Güven» sloganıyla hareket ettiklerini belirterek, «Sürekli müşterilerimizin güvenini kazanmaya yönelik bir çalışma yürüttük. Çünkü biz her zaman «eğer müşteriler varsa biz varız»ın bilincindeyiz» dedi.

İnsanların varoluşlarından itibaren en önemli yaşamsal ihtiyaçlarından biri olan barınma günümüzde de en önemli konular arasında yer almaya devam ediyor. Bir ev sahibi olmak hemen hemen herkesin hayalini süslerken bu hayalin gerçekliğe dönüştüğü noktada doğru karar vermenin önemi tartışılmaz bir gerçek. Beyler İnşaat Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Cahit Yalçın ile inşaat ve gayrimenkul sektörü hakkında konuştuk.

Öncelikle sizi ve sahibi olduğunuz Beyler İnşaat Gayrimenkul'u biraz tanıbilir miyiz?
Emlak sektörüne 2008 yılında başladık. 2008'den önce yurt dışında dekorasyonla ilgili çalışmalar yapıyorduk. Bu yılda emlak sektörüne giriş yaptık ve 2010 yılında da inşaat yapmaya başladık. Aşağı yukarı 7-8 yıl gibi bir evveliyatımız var. Bu anlamda hem emlak hem inşaat hem de dekor işleriyle beraber Esenyurt bölgesinde aktif bir çalışma yürütüyoruz. Aşağı yukarı bu süre içerisinde emlak bölümü anlamında yaklaşık 6000- 7000 vatandaşımızı daire sahibi yaptık. 1000'in üzerinde de konut ürettik. Faaliyetlerimizde devam etmektedir.

Bahsettiğiniz çalışmaların hepsi Esenyurt bölgesinde mi?
Esenyurt ve Beylikdüzü bölgesinde. Ama daha çok ağırlığımız Esenyurt ilçesi.

Bizi Delta teşvik etti
Beyler İnşaat'ın Delta İzsiz Holding'le bağlantısı nedir?
Biz 2008 yılında bu sektöre girerken Delta'nın kurucularından Seyithan İzsiz Bey ile (aynı zamanda kendisi akrabam olur) emlak sektörüne adım attık. Zaten piyasada bilinen bir firma bir markaydı kendileri. Biz o dönem Anadolu Yakası'nda kısmen dekor ve emlak işlerini yapıyorduk. Daha sonra Esenyurt'un ciddi bir gelişme aşamasında olması itibariyle ve onların da destek olmaları, teşvik etmeleriyle birlikte bu bölgeye geldik. Tamamen Delta bünyesinde emlak faaliyetlerini yürütmeye başladık. Beyler İnşaat bizim 2008 yılında inşaat, emlak ve dekorasyon üzerine kurmuş olduğumuz firmamız. 2010 yılından itibaren inşaat faliyetlerini yürütttüğümüz şirketimizdir. O günden itibarende Delta  bünyesinde emlak üzerine çalışmalarımızı yapıyoruz.

Bu sektörde eski ve tecrübeli bir işadamı olarak sektörün zorluklarından söz edebilir misiniz?
İnsanları memnun etmek kolay değil. Çünkü hizmet sektörü gerçekten hizmette sınırın olmadığı ve deyim yerindeyse insanlarımızın ciddi bir ilgi, alaka, temiz, güzel bir hizmet iyi bir sunum, en önemlisi güven teşkil edebileceğiniz bir ortam yaratmanız lazım. Çünkü gayrimenkulün aslında üretim zorluğundan çok tüketim zorlukları ciddi anlamda üreticiler için sıkıntı teşkil ediyor ama eğer piyasada bir itibarınız varsa, insanlara vermiş olduğunuz bir güven ve gerçeten yapmış olduğunuz işlerin arkasında durabiliyorsanız tabi sektör zor değilde kolay duruma dönüşebiliyor. Rekabetin olduğu bir ortamda tabi ki bazen istisnalar olabiliyor. Zorluklarla karşılaşabiliyoruz. En nihayetinde biz bu işi severek yapıyoruz. Önemli olan husus bu. Yani sevdiğimiz bir meslek. Gün geçtikçe tecrübe kazandığımız ve hep ileriye dönük çalışmalar yürüttüğümüz için mevcut zorlukları çok da bizi engellemiyor. Onları daha rahat aşabilmek adına sürekli yenilikler yapıyoruz. Dolayısıyla ben çok bir zorluk görmüyorum sektör anlamında.

2016 güzel bir yıl olacak
Piyasalarda meydana gelen değişiklikler inşaat sektörünü de etkiliyor değil mi?
Piyasa noktasında baktığımızda 2015'in tabiki son 6 ayı sıkıntılı geçti. Malum 2 tane seçim gördü ülkemiz. Siyasi belirsizlikler, hükümetin kurulamaması, faiz oranlarının yükselmesi ve nihayetinde gelir kaynaklarının sabit durması haliyle inşaat sektörünü bir hayli sarstı. Ama inşaat sektörü çok sağlam bir zemin olduğundan dolayı sadece böyle ufak tefek bocalamalar yaşanıyor. Alt yapısı iyi olmayan ileriye dönük A,B,C planları olmayan firmaları bir hayli sıkıntıya sokuyor. Onun için ben 2016'nın daha iyi bir yıl, ekonomimizin güçlü ve istikrarlı bir zaman olacağını ümit ediyorum.

Biraz önce sizin de söz ettiğiniz gibi insan odaklı bir işiniz var. İnsana güven vermek esasına dayalı bir işte aynı zamanda. Firma olarak bu konudaki hassasiyetlerinizi nedir?
Kesinlikle güven esastır. Zaten bünyesinde bulunduğumuz Delta İzsiz Holding'in "Önce Güven" sloganı ve düsturuyla hareket ettik. Tabiki bu yönde hep müşterilerimizin güvenini kazanmaya yönelik bir çalışma yürüttük. Çünkü biz her zaman "Eğer müşteriler varsa biz varız"ın bilincindeyiz. Yani olaya bu yönden bakmak lazım. Aksi takdirde bugün 'Dairemi sattım, paramı aldım, nasılsa müşteri var" mantığıyla hareket ettiğiniz zaman mutlaka zarardasınız. Ama memnun ettiğiniz, gerçekten kaliteli bir hizmet sunduğunuz bir vatandaşın akabinde akrabalarını, çevresini, eşini dostunu mutlaka buraya getirip 'Ben aldım herhangi bir problem yaşamadım, güvendim' sözleri bir nevi size kefil oluyor. Bu  memnuniyetle gelen insanların bütçesine uygun bir yer sunduğunuz vakit satış yapmamanız, sonuca gitmemeniz söz konusu değil. Bizim için gerçek reklam, önemli olan husus da budur. İnsanların güvenini kazanmak. Onu kazandıktan sonra zaten sektörel anlamda para kazanmamanız veya ileriye dönük bir çalışma yapmamanız söz konusu değil. Keza bugün sıfırdan holding statüsüne ulaşmış Delta'yı örnek alırsak altında bu müşteri memnuniyeti ve güven olgusu olmasaydı bu kadar hızlı bir büyüme elbetteki söz konusu olmazdı. Dolayısıyla güven çok önemli.

Bu anlamda müşteriler size geri dönüyor mu?
Kesinlikle, yani ilk satış yaptığımız müşterilerimizle halen ciddi bir diyalog, ciddi bir samimiyet, bir aile ortamı sağlamış vaziyetteyiz. Bizi zaman zaman ziyarete gelirler, biz kendilerini ziyarete gideriz. Yani bir kopukluk olmadı, aksine daha güçlü bağlarla dönem dönem yıl içerisindeki organizasyonlarda yemeklerde bir araya gelip tekrardan o ilk günki heyecanı tazelemek adına sürekli bir arada oluyoruz. Geniş ve güzel bir aile oluşturduğumuzu düşünüyoruz ve bu da bizlere ciddi bir gurur veriyor.

En kolay meslek müteahhitlik!
Kentsel dönüşümün gündeme gelmesinden sonra inşaat sektörüne bir çok insanın adım attığını görüyoruz. Çeşitli mağduriyetlerin yaşanmasına sebep olan bu durum hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Buna ek olarak insanların bu konuda dikkat etmeleri gereken hususlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
Aslında Türkiye'de en kolay meslek şu an itibariyle müteahhitlik, emlak sektörü. Halbuki gelişmiş ülkelerde bu meslek grubu ciddi manada bir saygınlık gerektiriyor. Dolayısıyla ülkemizde çok basit anlamda çok basit terimlerle ifade edilen bir sektör haline geldi. Tabi 5-6 yıl öncesine baktığımızda gayrimenkul sektörünün şu anki pozisyonuyla o dönemdeki pozisyonu arasında ciddi bir fark var. Daha profesyonel bir yapı üzerine kuruldu. İnsanların mağduriyeti asgariye indirildi. Bunun da kurumsal firmalar sayesinde olduğunu düşünüyorum. Düşünün ki biz Esenyurt bölgesine ilk şube açılışımızı yaptığımız dönemde çok fazla bir  gayrimenkulün olmadığını gördük. İnsanlar da hep bir tedirginlik bir korku hakimdi. Yani "Siz benim dairemi neden satıyorsunuz? Neden bu işi yapıyorsunuz?" ya da "Nedir buradaki beklentiniz, dairemi satıp paramı mı alacaksınız?" gibi kuşkuları ve düşünceleri vardı. O algıyı değiştirmek gerçekten çok zorlu bir süreç oluşturdu. Dolayısıyla insanların tabiki bu sektörde ciddi manada mağdur olmaları söz konusu. Bu bir gerçek. Yani bugün ana sermayesi bir daire fiyatına denk gelmeyip kat karşılığı niteliğinde 10 daire 20 daire 40-50 daire yapabilme taahhütü altına girip daha sonra yetiştiremediği, toparlayamadığı veya satamadığından ötürü milletten topladığı belli miktardaki paraları da iade etme gücü bulamayan ve insanları mağdur eden çok sayıda firma var. Tabiki bunlar köklü olan firmalar değil. Elbette köklü firmalar yapmış oldukları taahhütlerin arkasında her zaman durmuşlardır ve durmaya da devam ediyorlar.

Bu konuda vatandaş nelere dikkat etmeli?
Dikkat edilmesi gereken husus şu; bir kere bilindik yerden bu ticareti yapmak gerekiyor.  Nihayetinde gayrimenkul dediğimiz kısım çok basit bir alışveriş değil. İnsanların 20 yıl 30 yıl hayal edip sahip olmak istediği bir şeyin tersine dönecek bir pozisyon olduğunda bir daha öyle bir imkanlarının olmayacağı bir alışveriş. İkinci bir ihtimaliniz yok çünkü. Elinizde avucunuzda biriktirmiş olduğunuz dişinizden tırnağınızdan arttırdığınız bir birikiminizi eğer doğru noktada değerlendirmezseniz, bir daha böyle bir şansınız olamaz. İstanbul metropol anlamında şartların çok zor olduğu bir yer. O bakımdan mevcut piyasa değerleinin altındaki fiyatlara kanarak bu çok önemli bir durum çünkü bazen müşterilerimiz bu noktada çok ciddi yanılgılara düşebiliyorlar.

Nedir bu yanılgı?
Bu yanılgı "Efendim sizin bahsettiğiniz fiyattaki daireyi ben %10-%1 piyasaların altında başka bir yerden buldum. Bu nedenle onu değerlendireceğim" deyip mevcut elindeki birikimlerden ciddi manada olan müşterilerimizde olmuştur. Daha sonra bize dönüş yapıp bizim tekrardan belli bir noktada yine onları daire sahibi yapmak adına çalışmamızdan ötürü yine daire sahibi olan müşterilerimizde olmuştur. Bu piyasada aslında rayiçler bellidir. Yani ortalama rayiçlerin belli olduğu bir yerde siz %10-20 piyasanın altında bir mal alıyorsanız, bunu çok iyi araştırmanız lazım. Çoğu zaman müşterilerimizin mağdur olmasının nedeni bu tarz düşüncelerinden ötürü olduğu kanaatindeyim. Ama tabi en nihayetinde müşteri her zaman en iyi en uygun fiyatı almak adına bir çaba gösterir ki bu da en doğal hakkıdır.

Çok iyi araştırmaları gerekir diyorsunuz yani...
Elbette çok iyi araştırma yapmaları gerekir. Zaten içinde bulunduğumuz ortam bilgi toplamaya o kadar müsait ki, eskiden belki bu kadar imkanlar müsait değildi. Hepimizin şu an elimizin altında bulunan internetten bir iki araştırmada firmanın aslında nasıl bir firma olduğunu öğrenebiliyoruz. Tapuları hazır olmayan, iskanında oturumunda problem teşkil eden yerleri piyasanın altındadır diye alıpta daha sonra mağdur olmamalarını tavsiye ediyorum. Dediğim gibi Türkiye şartlarında insanların çok ciddi manada bir birikim toparlaması zor. Bu zorluklara rağmen yapmış oldukları bu çabaları  doğru noktada değerlendirmelerini istiyorum. Sektörde her ne kadar mağduriyet yaratan firmalar olsa da yine insanları mağdur etmeden onlara her şekilde vermiş oldukları ürünün arkasında duran ciddi firmalar var.

İyi araştırıp doğru karar vermeli
Kurumsal ve güçlü firmalar insanlara kampanyalar bazında yardımcı olabiliyor mu?
Kesinlikle bakın kurumsal firmaların belirli periyotlarla yaptığı kampanyalardan yararlanmaları müşterilerimiz için iyi bir nokta. Örneğin yapım aşamasında gerçekten sağlam kurumsal bir firmadan bir gayrimenkul aldığınızda o aldığınız gayrimenkuller kullanıma başlama aşamasına geldiği zaman yüzde 20 kazancınız söz konusu olabiliyor. Ama çok iyi araştırılıp doğru noktada karar verilmesi gerekir.Yoksa kurumsal kimlik oluşturmak insanların gözünde ciddi bir firma görüntüsü vermek çok kolay bir hale gelmiş durumda. Bazı firmaların yapmış oldukları reklamlara baktığınızda ciddi bir kurumsal firma olduğunu düşündürüyor ama arka planında halbuki sadece göz boyama dediğimiz bir reklamasyon yapıldığını görüyoruz. Kurumsal süsü verilen firma çok. Bu nedenle kurumsal kimlikli firmaların geçmişlerinide araştırmak gerekir. 

Mortgage çok iyi bir sistem
Türkiye'deki Mortgage Sistemi hakkında düşünceleriniz nelerdir?
Mortgage Sistemi iyi bir sistemdir. İnsanların ev sahibi olmaları adına atılmış çok önemli ve güzel bir adımdır. Şayet Mortgage'in bu kadar aktif olarak kullanılması söz konusu olmasaydı şu anda inşaat sektörünün bu kadar hareketli aynı zamanda insanların alım güçlerininde bu kadar kuvvetli olması söz konusu olmazdı. Düşünün bir daire alacaksınız bunun için para biriktiyorsunuz, siz biriktirdiğiniz parayı tamamlayana kadar artışlar dairenin %25'ine denk geliyor. Daire sahibi olmanız bu anlamda söz konusu değil. Bu bir kere kesin. Dolayıyla Mortgage %25 bir peşinatınızın olması durumunda neredeyse kira öder gibi ev sahibi olma imkanı sağlıyor. Örneğin 10 yıllık vade ile aldığınız kredinin bin liralık taksidi 10 yıl sonrada bin lira olarak devam ediyor. Bu gün 150 bin liraya aldığınız daire haliyle 10 yıl sonra artışlarını da göz önünde bulundurduğunuzda 350-400 bin lira civarında. Ama sizin cebinizden çıkacak para 150 bin lira. Yani bu vatandaşlarımız için çok ciddi anlamda bir avantaj. Ben imkanları olup karar noktasında halen tereddüt yaşayan müşterilerimiz var ise bu algılarının bir an önce değişmesini ve olabildiğince sağlam, güvenilir bir firmaya gidip ben daire sahibi olmak istiyorum diye bir başvuru yapması ve deyim yerindeyse kiraya vermiş olduğu bizim nazarımızda çöpe gitmiş olan paranın kendi dairelerinin yatırımına yönelik bir ödeme yapmalarını tavsiye ediyorum. Tabi dairelerini kiraya veren müşterilerimizin de emeklerini göz ardı etmemek lazım ama en nihayetinde öncelikli vatandaşlarımızın gerçekten sıcak bir yuvada kendi evlerinin sahipleri olmalarının önemidir. Çünkü kiracılık gerçekten zor bir süreç. Aymı zamanda mortgagenin iyi olan bir diğer özelliği de ipotekli vaziyette istediğiniz zaman dairenizi satıp kredinizi kapatıp diğer taraftaki vatandaşın aynı daire üzerinden kredi kullanmasını sağlayabiliyorsunuz.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.