Nergis Vasfıoğlu: Barıştan vazgeçeceğimizi nasıl söyleyebilirler?

Nergis Vasfıoğlu

Nergis Vasfıoğlu



26 Mayıs 2015, 15:52


HDP İstanbul 3. Bölge Milletvekili Adayı Nergis Vasfıoğlu barajı geçememeleri durumunda dahi asla barıştan taviz vermeyeceklerini söyledi. “Biz barıştan bahsederken barajı geçemezsek barıştan vazgeçeceğimizi nasıl söyleyebilirler?” diye soran Vasfıoğlu, “Biz bunun için mücadele ediyoruz. Bu ülkede kışkırtılmaya, istismar edilmeye müsait pek çok kesim var. Biz barış, özgürlük, kardeşlik üzerinden yola devam etmek istiyoruz” diye konuştu.

3. Bölge 24. sıradan HDP Milletvekili adayı Nergis Vasfıoğlu, yaklaşık 20 yıldır inşaat mühendisi olarak depreme karşı güvenli kentler kurulması, tarihi yapıların korunması için mücadele yürütmüş, İnşaat Mühendisleri Odası'nda proje denetçisi olarak görev almış. Bu çalışmalarını profesyonel ve bazen de gönüllü olarak yaptığını ifade eden Vasfıoğlu, “biz HDP bünyesi içerisinde yer alan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’den geliyoruz, orada özellikle ekoloji ve kentin doğru yapılanması konusunda destek veriyoruz. Ama bizi asıl olarak HDP’ye dâhil eden, ‘Büyük İnsanlık Projesi’dir.” diyor. Vasfıoğlu ile HDP’yi, seçimleri ve son gelişmeleri konuştuk.

Söyleşi: Engin Kaban

Önünüzde 20’den fazla vekil adayı var. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? 
Biz ikbal derdinde değiliz. Israrla milletvekili adayı olup ille de meclise gitmek gibi bir kaygım da yok benim. Her şeyden önce HDP projesine inandığımız için bu oluşumun içinde yer alıyorum. HDP'nin özellikle ‘yeni yaşam’ ve ‘büyük insanlık’ çağrısı tüm ülke için çok kıymetli, çok önemli. Asıl mesele çağrıların hayata geçmesi. Benim birinci ya da 24. sırada olmamın hiçbir önemi yok. Aynı zamanda HDP'nin yapısı bireyler ve bileşenlerden oluşuyor. Çok boyutlu bir süreç yaşıyoruz. Hem halka ne olduğumuzu hem de neden HDP içinde bulunduğumuzu anlatabilmem gerekiyor. Bu benim için önemli bir kriter. Parti, adayları belirlerken bazı arkadaşları prestijli bir noktaya getirip diğer adayları geri plana itmek gibi bir politikası olmadı. Biz de yapabildiğimizi, gücümüz ve koşullarımız el verdiği ölçüde ilk sıra adayları gibi yapmaya çalışıyoruz.

Bu sıralamanın nasıl belirlendiğini biraz daha açabilir misiniz? Herhangi bir sıkıntı yaşanıp yaşanmadığı da merak konusu.
HDP, tüm bireyleri, tüm bileşenleri, tüm halkları, tüm ezilenleri; hem kimlikler anlamında hem dini inançlar anlamında temsil edebilecek insanların aday olmasını hedefledi. Kamuoyu HDP’de ağırlıklı olarak Kürtlerin aday olacağını düşündü. Şu anda İstanbul 3. bölge adaylarımızdan Pervin Buldan’dan sonra ilk 7 adayımız Kürt değil, farklı kimliklerden. Bizim her inançtan, her kimlikten, her toplumsal gruptan adayımız var. Dolayısıyla biz bir sıkıntı yaşamadık bu noktada. Olabildiğince farklı duruşu olan arkadaşlarımız bu parti çerçevesinde, farklı yerlerden gelen arkadaşlarımızın meclise girmesini istiyoruz. Elimizden geldiğince çoğulcu bir yapıyla meclise gidebilmeyi umuyoruz.

Siz HDP içinde farklı bir bileşen olarak mı varsınız?
Artık hepimiz HDP'liyiz.

Milletvekili adayı olmadan önce neler yapıyordunuz, şimdi neler yapıyorsunuz?
Ben bir inşaat mühendisiyim. Yaklaşık 20 küsur yıldan beri serbest çalışıyorum. Mesleğimin ilk yıllarında İnşaat Mühendisleri Odası'nda proje denetçisi olarak görev aldım. Depreme karşı güvenli yapılar yapmak için uzunca bir süre mücadele ettim. Bunlar gönüllü işlerdi. Özellikle İstanbul'un doğru yapılaşması için mücadele verdim, ama sonuç ortada pek de başarılı olunamadı. İktidar bu birikimlere fazla itibar etmediği için söylediğimiz pek çok şey, yazılı kâğıtların, raporların üzerinde kaldı maalesef. Ben özellikle 99 depreminden sonra deprem üzerine sağlıklı yapılar üretilmesi, depreme güvenli yapılar yapılması konusunda çalıştım. Tarihi yapıların deprem güvenlikleri üzerine çalıştım. Bu çalışmalarımı profesyonel olarak da yaptım, gönüllü olarak da. Onun ötesinde ben HDP'nin bünyesi içerisinde yer alan bileşen partilerden birinden geliyorum. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi İstanbul il yönetim kurulu üyesiydim. Bizim partimiz, HDP'nin bünyesi içerisinde özellikle ekoloji ve kent konularındaki çalışmalara destek veren bileşenlerden yalnızca biri.

Türkiye'ye yeni bir model

HDP’nin barajı aşıp meclise girmesini önemseyen hayli geniş bir çevre var. HDP’nin meclise girmesi neden bu kadar önemli? 
Türkiye'de bugüne kadar hiçbir partinin belki de böyle bir iddiası olmadı. Bu kadar farklı inançlardan, farklı kesimlerden gelen anlayışları ortak söylem etrafında buluşturmayı başarabilmiş bir yapı olmadı. HDP'nin bu yüzden çok kıymetli bulduğumuz bir duruşu var. Dolayısıyla HDP’nin başarısı Türkiye’de, birbirinden bu kadar farklı yapının bir arada nasıl durabileceğinin bir göstergesi olacak. Biz emekten ve ezilenlerden yana bir parti olarak bunu başarabileceğimizi ve Türkiye'ye yeni bir model getirebileceğimize inanıyoruz. Bu konuda da iddialıyız. Bizim ortaya koyduğumuz şeylerin diğer partileri de etkilediğini görüyoruz. Aslında belki barajı geçip geçmeyeceği tartışılan bir partinin bu kadar iddialı bir noktaya oturması da oldukça ilginç bir durum. Ama biz barajı geçeceğiz ve bu iddiamızı mecliste sürdüreceğiz.

Son zamanlarda partiler, kendi yaptırdığı anketler üzerinden seçim çalışması yürütüyor ve kendilerini ona göre konumlandırıyor. Siz böyle bir anket yaptırdınız mı, o anketler ne söylüyor, HDP barajı aşabilecek mi?
Sahada gördüklerimizden yola çıkarsak eğer, bizim barajı rahatlıkla geçebiliyor olmamız gerekiyor. Bu arada gerçekten çok farklı kesimlerden destek alıyoruz; ilgiyle karşılanıyoruz. HDP iki senelik bir parti ve bugüne kadar HDP’ye oy vermeyen kesimlerin çok ciddi ilgisiyle karşılaşıyoruz. Hatta belirli kesimlerden insanların evlerinde anlaştığını ve HDP'nin barajı geçmesi için, evdeki oylardan bir iki tanesini HDP'ye vereceklerini duyuyoruz. İnsanların nezdinde bizim söylediklerimizin bir karşılığının olduğunu görüyoruz. HDP bir özleme yanıt veriyor. Bu arada evet, partimiz bir takım araştırmalar yapıyor ve bilindik, ortalıkta söylenenlerin dışında sonuçlarla da karşılaşıyor. Ama bizim için gerçekten seçimin güvende olması, seçimin adil bir şekilde sürmesi, doğru bir şekilde sonuçlanması çok önemli. Şahsım adına ciddi kaygı duyuyorum aslında.

Demokrasi için çok önemli kriterler

Sanırım siz ve partiniz, seçimlerin adil ve eşit platformda yapılmadığına dair şüpheler taşıyorsunuz.
Kaygı duymak için çok ciddi veriler var. Ben bu işlerin paranoyaya dönüşmesine ve üzerine spekülasyonlar üretilmesine taraftar olan bir insan değilim. Ancak gelişmelere ve elimizdeki verilere baktığımızda gerçekten kaygı duyulacak bir noktaya geldiğimizi düşünüyorum. O yüzden de bizim arkadaşlarımız sandıklarda görevli olacaklar ve gücümüzün yettiği ölçüde de sandık güvenliğini sağlayacağız. Ama teknolojinin bu kadar ilerlediği bir dünyada gerçekten bunları kontrol altında tutmak çok kolay değil. Bu nedenle HDP de bu seçimlerde seçim ve sandık güvenliğini tesis etmek için yeni teknolojiler kullanacak. Dilerim herhangi bir olumsuz manzarayla karşılaşmayız. ‘Kedilerin’ trafolara girmediği, herhangi bir müdahalenin olmadığı bir seçim yaşarız. Bunlar gerçekten demokrasi için çok önemli kriterler. Hatta bizim barajı geçip geçmememizden daha önemli kriterler. Toplumca bu noktaya gelmiş bir gelişkinlik gösterebileceğimizi umut ediyoruz.

HDP bir kadın partisi


Net bir cevap beklediğimi ifade ederek soruyorum, vatandaş neden size oy versin?
Aslında bize oy vermesi için çok nedeni var vatandaşın. Bir kere bu kadar ötekileştirilmiş, dışlanmış kesimlerin ilk defa sesi duyulacak. HDP'nin içerisinde herkes kendine göre bir yer bulabilir ama oy vermek için HDP’li olmak gerekmez. Bunun ötesinde HDP bir kadın partisi, Türkiye'de başka hiçbir parti kadına ve sorunlarına bu kadar kafa yormuş değil. Kadının durumunu iyileştirmek için kadınların HDP'yi desteklemeleri gerekir. Hiçbir partinin söylemediği, söyleyemediği bir sürü cümleyi biz söylüyoruz. Bir başka neden emekten yana olan bir partiyiz. Tüm ezilenlerin, emeği sömürülenlerin haklarını arayacak, onlara çözüm üretecek stratejileri olan bir partiyiz. Eğitimden sağlığa, sendikadan asgari ücrete, gençlerden işçilere kadar tüm kesimlerin sorunlarının çözülmesi için onlarla birlikte mücadele edebilecek bir parti olduğumuz için bize oy verebilirler. Dahası biz kendimizi ne radikal sol, ne sağ olarak klişeleşmiş bir çerçevede tanımlamadığımız için her kesimin oylarına talip olan ve bunları bir bünyede toplayabilen, bir söylem oluşturan bir partiyiz. Bize muhafazakâr bir insanda oy verebilir, evrensel değerlere kıymet veren sol kesimden bir insan da oy verebilir. Bunları kapsayabilecek Türkiye'deki tek partiyiz.

Eş-Başkanınız Selahattin Demirtaş ısrarla ilkeli olmaktan, ilkeli siyasetten söz ediyor. Nedir ilkeli olmak, ilkeli siyaset yapmak?
Bir kere Türkiye'de siyasetin geldiği nokta gerçekten hem çok çirkin, çok kirli, hem de çok sert ve çok kaba. Oysa biz bu tariflerin dışında bir siyaset üretmek istiyoruz. Biz kavga etmek istemiyoruz. Hiç kimseyi rencide ederek onurunu kırarak siyasetin içerisinde yer almak istemiyoruz. Biz, bize oy vermeyen insanları da kucaklıyoruz. Bir defa partide bu kadar kadının olması bile bu eril dile bir tepki ve bunu dönüştürebilecek bir dinamiktir. Bizim söylediklerimiz üzerine paranoyalar üretilse de, biz sözümüz ne ise onu söyleyip öyle davranmaya devam ediyoruz. Dün dündür bugün bugündür gibi bir yaklaşımla siyaset yapmak istemiyoruz. Sevgili Genel Eş-Başkanımızın da dediği gibi bizim için milletvekilliğinden ötesi söylediklerimizin hayata geçmesi, hayatın içinde yer bulması daha kıymetli, çok daha değerli. Biz barışın, eşitliğin, özgürlüğün olduğu bir ülkede yaşamak isteyen insanlar olarak milletvekilliğimizi ya da kendi ikbalimizi bunun önüne koyarak, bu ilkelerimizden vazgeçmeden yola devam etmek istiyoruz. Süreç içerisinde bunun anlaşılacağından eminiz. İlkelerimiz çok net, seçim bildirgelerimizle de söylemlerimizle de bunu söyledik. Şu anda bunların hayata geçmesi için kullanılacak üslubunda çok önemli olduğunu söylüyoruz. Bize karşı yapılan her türlü baskıya, hatta can güvenliğimizin olmayışına rağmen, biz hâlâ üslubumuzu bozmadan, ilkelerimizden taviz vermeden yola devam ediyoruz. Kim bize ne yaparsa yapsın, ne olursa olsun, sözümüzden geri durmayacağız.

Tepkimizi demokratik yollarla, sivil itaatsizlikle sürdüreceğiz

Peki, yeri gelmişken soralım: Parti binalarınıza ve stantlarınıza çeşitli saldırı ve müdahaleler oldu ve olmaya devam ediyor. Nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ben kişisel olarak çok üzülüyorum. Biz bu kadar ‘barış ve özgürlük’ diyenlere müdahale ediliyor olması gerçekten canımı yakıyor. Niye bu kadar korkuyorlar bu kavramlardan? İkincisi yasal, legal bir partinin, barış için mücadele eden bir partinin, devletin kolluk kuvvetleri tarafından güvence altına alınamıyor olması, tam tersine yardım istendiğinde bu yardımların geç gelmesi ve birçok şey ciddi kaygılar yaratıyor. Üstelik mevcut iktidarın ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu anlamdaki kışkırtıcı söylemleri bir takım kesimleri harekete geçiyor. Biz üslubumuzu korumaya çalıştıkça, biz bunu barışla çözmeye çalıştıkça, müdahaleye uğruyor olmaktan gerçekten çok üzülüyoruz. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, biz parti olarak asla provokasyona gelmeyeceğiz. Tepkimizi demokratik yollarla, sivil itaatsizlikle sürdüreceğiz.

Bazı çevreler, bunun ne anlama gelmediğini bilmeden bize haksız şekilde saldırdılar. Oysa biz hep böyle devam etmek istiyoruz ve bu ülkenin buna çok ihtiyacı olduğunu çok net görüyoruz. Bizim partimiz içinde Cumartesi Anneleri var, Barış Anneleri var artık, bu insanların gözyaşlarının akmamasını istiyoruz. Biz böyle bir duruş sergilerken maruz kaldıklarımızın gerçekten izahı yok.

Müsaadenizle ironi yapmak istiyorum: Böyle bir durumda dedektif gelir ve şu soruları sorar: Son zamanlarda tehdit aldınız mı? Şüphelendiğiniz birileri ya da düşmanınız var mı? 
(Gülüyor.) Bu soruya şöyle bir yanıt verilir. Kimin işine yarıyorsa o vardır denebilir. Belki birçok kişiye yarayabilir. Çünkü bizi hep şiddetten yana göstermek gibi bir çaba var. Basının bile bizim yaptığımız çalışmalarla ilgili nasıl bir duruş sergilediğine şahit oluyoruz. Kameralar kitlelerimizi göstermiyor. Yaptığımız renkli çalışmalarımız medyada yer alamıyor. Hâlbuki biz çok keyifli ve şen şakrak bir partiyiz. Ama bunların hiçbirini basında göstermiyorlar. Ben ısrarla vurgulamak istiyorum, Adana ve Mersin bombalamalarından sonra, Taksim'de bir protesto mitingi yaptık, ama basında neredeyse hiç yer almadı, hiç gösterilmedi. Şimdi bu gelişmeleri üst üste koyduğunuz zaman bunların kimin işine yaradığını çok net olarak görürsünüz. Birilerini işaret etmek bizim tarzımız değil, ama mevcut iktidar suçluyu bulmak ve ortaya çıkarmak zorunda. Bu iktidarın görevidir, vazifesidir.

HDP Kürt partisidir eleştirileri hâlâ devam ediyor.
Ben Kürt değilim, ama milletvekili adayıyım. Benim gibi İstanbul'un adayları arasında Kürt olmayan çok arkadaşımız var. Ermeni, Süryani, Arap, Roman arkadaşımız, Türk arkadaşımız var. Bize sürekli Kürt müsünüz demek abartılı bir hale geldi. Biz varlığımızla sadece bir Kürt partisi olmadığımızı gösteriyoruz.

Bir müddet sonra aç kalacağız, susuz kalacağız

Sizce, bu ülkede çözülmesi gereken en önemli sorun nedir? HDP iktidar olsa, ilk ne yapar? 
Türkiye'de birikmiş o kadar çok dert var ki, bunların bir tanesini öncelemek çok zor. Bugün, işte işçi ölümlerinden tutun da çığırından çıkmış bir kentleşmeye varana kadar, ekolojik sorunlardan tutun da anayasa kadar çok sorun var ki bunların hepsinin beraber yol alması gerekiyor. Her şeyden önce yeni bir anayasanın yapılması gerekiyor. Bu yapılırken günlük hayatın geride kalmasına da müsaade edecek değiliz. Her gün öldürülen kadınlardan tutun da iş cinayetlerine kadar problemi çok olan bir ülkede, biz bunları çözeceğiz ve diğerlerini ikinci aşamada çözeceğiz demek mümkün değil. O nedenle biz meclise gidelim ya da gitmeyelim, arkadaşlarımız gitsin ya da gitmesin, bu bizim için önemli değil. Ama biz oraya giden her arkadaşımızı destekleyerek, bu çalışmaların her birinin hep beraber yürümesini sağlayacağız. Ekolojik sorunlarla ilgili bir mücadele vermek zorundayız. Yani bugün işte ormanlarımız, sularımız yok oluyor. Kentsel dönüşüm adıyla insanlar yerlerinden ediliyor. En verimli tarım toprakları, konuta dönüştürülüyor ve bunlar artık geri dönüşü olmayan bir noktaya gidiyor. Bunlara bir dur demek lazım. Artık hayat bizi zorluyor. Bir müddet sonra aç kalacağız, susuz kalacağız, bir müddet sonra kuşumuz, balığımız, hayvanımız kaybolacak. Bunlar için de acil önlemler almak lazım.

Gezi’ye gelmek istiyorum, partinize o süreçte çeşitli eleştiriler yöneltildi. Bunları bir kenara bırakarak, Gezi’yi nasıl değerlendiriyorsunuz ve HDP bu süreçten nasıl etkilendi? 
Bir kere ülke Gezi'den çok etkilendi. Mevcut iktidarın Gezi üzerine bu kadar yanlı ve yanlış cümleler kuruyor olması, aslı astarı olmayan bir sürü laf söylemesi, mevzudan ne kadar korktuğunun bir göstergesidir. Çok sayıda insan yıllardır çocuklarımızın apolitik olduğuna dair kaygılar taşırken, aslında o çocukların bir araya gelip nasıl hak talep edebileceklerini ve bunu barışçı, yaratıcı ve mizahi bir üslupla yapabileceklerini hep birlikte gördük, şahit olduk. Gezi sürecinin son saflarına, iktidar bu kadar baskı uygulamasaydı, buradan çıkartılabilecek çok daha ciddi kazanım ve deneyimler olabilecekti. Buna rağmen o sürecin kıymetli bir süreç olduğunu düşünüyorum. Hiç sokağa çıkmamış on binlerce gencin bir iddia ortaya koyması, bir sözünün olduğunu haykırması önemli bir parametre. Tabi ki bütün partiler gibi HDP'de bu süreçten etkilendi. Bizim bu sürece dâhil olmuş hem yaşı ilerlemiş hem genç bir sürü aday arkadaşımız var. Eğer arkadaşlarımız meclise girebilirse, o Gezi ruhunu meclise taşıyabilecek, genç adaylarımız var. Ben Gezi sürecinin bitmediğini ve sürecin devam ettiğini düşünüyorum.

Başımıza ne gelir bilmiyoruz!

Bir yandan AK Parti ile gizli bir ajandanız olduğu söyleniyor, diğer yandan meclise giremezseniz çatışma ortamının başlayabileceğini ima edip üstü kapalı bir tehditte bulunduğunuz iddia ediliyor. Ne dersiniz?
Biz bağımsız olarak da girdiğimizde, parti olarak da girmek istediğimizde AK Parti'yle anlaşma yaptınız demişlerdi. Biz barajı geçersek de anlaşma yapacağımız söyleniyor. Biz bağımsız bir partiyiz ve bizim bir duruşumuz var. Bizim gizli bir ajandamız olduğu ve birileriyle birlikte yol alacağımız yönünde haksız ithamlar söz konusu. Biz başkanlık sistemine bu kadar itiraz etmişken nasıl bir gizli ajandamız olabilir ki? Biz barıştan bahsederken barajı geçemezsek barıştan vazgeçeceğimizi nasıl söyleyebilirler? Biz bunun için mücadele ediyoruz. Bu ülkede kışkırtılmaya, istismar edilmeye müsait pek çok kesim var. Biz barış, özgürlük, kardeşlik üzerinden yola devam etmek istiyoruz. Meclise girsek de giremesek de bundan vazgeçmeyeceğiz. Ne var ki baskı altında tutulmak istenilen, bombalanan, taşlanan bir durumdayız. Bunu yapanların bir ajandası var elbette. İnsanlar korksun, bizlerden uzak dursunlar isteniyor. Bize bu konuda diğer kesimler, sivil toplum destek olmalı. Sürekli böyle bir saldırıya uğrayan bir kesim kendini korumaya almak zorunda kalabilir. Yani böyle bir noktada diğer kesimler de saldırılara müsaade etmemeli. Çünkü ilerleyen günlerde başımıza neler gelecek bilmiyoruz. Ciddi kaygı duyuyoruz. Kadın stantlarımıza da saldırılar oluyor. Bu adaletsizlik, pervasızlık. Devletin kolluk kuvvetlerinin buna engel olacak bir noktaya gelmesi lazım, bu vazifesidir.

Peki, son olarak eklemek istediğiniz cümlelerle bitirelim...
Her şeyden önce HDP'nin yeni yaşam çağrısı çok önemli, çok değerli. Ama biz kimi zaman hem yanlış anlaşılmalara maruz kalıyoruz hem de sözümüzü kurabilecek ortamı bulmakta bile zorluk çekiyoruz. Oysa her konuda çok önemli şeyler söyleyecek arkadaşlarımız da var, programlarımız da var. Tabi önce taraflı, yanlı bir toplumda oluşturulan kaygıların bitmesine ihtiyacımız var. Biz ne söylüyorsak onu yapmak istiyoruz. Biz yalanlarla kurgularla sürdürülmüş bir siyaset yapmak istemiyoruz. Barış ve demokrasi ile birlikte kadınlarla da ilgili, ekoloji ile ilgili, kentsel dönüşümle de ilgili, emekle ilgili söyleyecek çok sözümüz var. Yeter ki bize fırsat verilsin, bunları hayata geçireceğiz.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.