Akçelik, İstanbul'u bekleyen felaketi anlattı; büyük çaresizlik!

Olası bir depremde İstanbul'un tahmin edilenden öte yıkıcı bir etki altına girmesinin beklenildiğini söyleyen TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Cevahir Efe Akçelik, "Büyük trajedi, aynı zamanda İstanbul'un büyük bir insanlık dramını yaşayacağını ifade etmektedir ki ne merkezi ne de yerel yönetimlerin bu gerçeğin farkında olmamasının yarattığı 'büyük çaresizlik' varlığını iyiden iyiye hissettirmektedir" dedi

Akçelik, İstanbul'u bekleyen felaketi anlattı; büyük çaresizlik!

TMMOB, 17 Ağustos Marmara Depremi'nin 17. yıl dönümüne ilişkin bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Makine Mühendisleri Odası'nın Beyoğlu Şubesi'nde gerçekleştirilen toplantıda söz alan TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Cevahir Efe Akçelik, "17 Ağustos 1999'da merkez üssü Kocaeli/Gölcük olan ve Marmara depremi olarak da anılan deprem, yakın tarihimizdeki diğer depremlerden ayıran, yarattığı yıkımın boyutları olmuştur. 7.4 şiddetinde gerçekleşen yaklaşık 14,5 milyon insanın yaşadığı 8 ili etkileyen 1999 depremi 17 bin 480 vatandaşımızın hayatını kaybetmesine neden olmuştur. Marmara Bölgesi'nde büyük can kaybına ve maddi hasarlara yol açan 17 Ağustos ve ardından 3 ay sonra gelen 12 Kasım 1999 Düzce depremleri Dünyanının aktif deprem kuşaklarından biri üzerinde olan ülkemizin depremlere ne kadar hazırlıksız olduğunu bize göstermiştir. Depremin üzerinde 17 yıl geçti.

Geriye bakıldığında verilen sözlerin tutulmadığını, güvenli ve sağlıklı yaşam koşullarının hazırlanmadığını toplumsal yaşamın deprem tehlikesine göre düzenlenmediğini, toplumda deprem bilincinin geliştirilmediğini söyleyebiliriz. 17 yılın bir bütün olara boşa geçirildiğini söylemek nasıl yanlışsa, insanlarımızdaki gelecek kaygısının ortadan kalktığını iddia etmekte güç görünüyor. Türkiye bir deprem ülkesidir; bu gerçeğin belirleyiciliğini ilan etmesini beklemek bir yana, dikkat edilirse, sorununun soğumaya bırakıldığı tehlike olmaktan çıktığı gibi bir algı yaratılmaya çalışıldığı görülecektir. Ülkemizin deprem tarihini bunun en somut örneğini oluşturmaktadır. Şu nokta açık ki, 1999 Marmara depreminden gerekli dersleri çıkaran bir ülke, Van depreminin yıkıcı etkisini hafifletebilirdi. Yok sayılan sorunların varlığını hatırlatması, sorunun sıradan bir tekrarıyla karşı karşıya olunmadığı, dahası moral çöküntüye yol açtığı, gelecek kaygısını katmerleştirdiği bilinmektedir" dedi.

Sorunlar görmezden gelindi

Türkiye'de deprem gerçeğinin olmasına rağmen bazı sorunların görmezden gelindiğini söyleyerek basın açıklamasını sürdüren TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Cevahir Efe Akçelik, "Ülkemizde yapı stokunun güvenli ve sağlıklı olmaktan uzaktır. Pek çok kaçak yapı üretilmiştir, ruhsatsızdır ve mühendislik hizmeti almamıştır. 20 milyon civarında bulunan yapı stokunun büyük oranda yenilenmesi, güçlendirilmesi gerekmektedir. Betondan, demire kadar yapı malzemeleri nitelikli olmaktan uzaktır. Nitelikli tasarım-uygulama ve denetim ilişkisinden söz etmek mümkün değildir. Yapı envanterinin çıkarılmamış olmasının doğurduğu olumsuzluk, ülkenin deprem haritasını bile güncellenmediniz gerçeği ile birleşmiş, insanımızın güvensiz bir yaşama mahkûm edildiği ortaya çıkmıştır.

Zaafiyet ortada

Zemin etütü çalışmalarının yetersiz olduğunu ve yağı denetim sisteminin eksikliklerinin bulunduğunu söyleyen Cevahir Efe Akçelik, "Deprem önlemleri güvenli yapı üretiminin sağlanması ve benzeri tartışmaların kritik noktası yapı denetim tartışmasıdır ki, ülkemizde yapı denetim sisteminin eksiksiz ve ihtiyacı karşılayacak işleyişte olduğunu söylemek mümkün görünmemektedir. Yapı denetim sisteminin içinde bulunduğu zaafiyet, ancak depremde açığa çıkmaktadır ki, bu durum sistem üzerinde ısrarla durulmasını gerektirmektedir" dedi.

Maltepe ve Yenikapı belirsizliği

Olası bir depremin ardından yaşanabilecek tsunami olasılığında da değinerek sözlerini sürdüren Akçelik şunları söyledi: "Tarihte Marmara Denizi'nde meydana gelen tsunami ile yükseklikleri 6 metreyi aşan dev dalgalar İstanbul ve Galata Surları'nı aşarak şehirde can kayıplarına yol açmıştır. Kapalı denizlerde de tsunami görülebilir. Öncelikle kıyı şeridinde toplanacak insanların 1 veya 3 saat gibi belirli bir süre kıyı şeridinden uzak kalmaları sağlanmalıdır. Maltepe ve Yenikapı'da olduğu gibi kuvvetli yer hareketi ve tsunami etkisine karşı davranışının yüksek belirsizlikler içeren dolgu alanlarının bu toplanma alanlarına alternatif olarak sunulmuş olması ve daha da önemlisi afet sonrası afet sonrası acil durum eylem planlarından önemli rol oynadıkları düşünülmesi Marmara'da bir deprem sonrası yaşanması olası bir tsunaminin olası etkileri bakımından önemlidir. Yaşanabilecek doğal afetin boyutunu doğal olmayan nedenlerle çok fazla büyütebileceği anlaşılmaktadır."

İstanbul depreme hazır değil

İstanbul büyük trajediye hazır mı diye soran Akçelik sözlerini şöyle sürdürdü: "Beklenen depremin zararı Japaonya Uluslararası İşbirliği Haber Ajansı (JICA) tarafından yapılan hesaplara göre 50 bin ile 60 bin arasında ağır hasarlı bina, 500 bin ila 600 bin civarında evsiz aile, 70 bin ila 90 bin civarında ölüm, 120 bin ila 130 bin ağır, 400 bin hafif yaralı, 40 milyar ABD doları civarında maddi kayıp olacağı şeklindeydi. Buradaki kritik soru kentin depreme hazır olup olmadığıdır. Ne yazık ki buna olumlu yanıt verilememektedir. İstanbul'un nüfus yoğunluğu (İstanbul2da nüfus yoğunluğunun fazla olan kısmı 1. Derece deprem bölgesindedir. Yapı stokunun içleri acısı hali (Mevcut yapı stokunun yaklaşık yüzde 60'ı kaçaktır. İstanbul'da mevcut yapı stokunun yaklaşık yüzde 40'ı deprem ömrünü tamamlamıştır. Yüzde 27'si deprem riskine bağlı olarak acilen yıkılması gerekmektedir), mühendislik hizmeti almadan yapılan binlerce yapının varlığı, kaçak yapılaşmanın kentin ayırt edici özelliği olması, ulaşım yapılarının, barajların tarihi eserlerin depremde vereceği tepkinin bilinmemesi, okul, hastane yurt gibi yapıların mevcut durumundaki belirsizlikler,m kentsel dönüşümde üretilen yapıların güvenilir olup olmadığı gibi örnekler İstanbul'un tahmin edilenden öte yıkıcı bir etki altına gireceğini göstermektedir. Büyük trajedi, aynı zamanda İstanbul'un büyük bir insanlık dramını yaşayacağını ifade etmektedir ki ne merkezi ne de yerel yönetimlerin bu gerçeğin farkında olmamasının yarattığı "Büyük çaresizlik" varlığını iyiden iyiye hissettirmektedir."

Toplantıya Cevahir Efe Akçelik'in yanı sıra Elektrik Mühendisleri Odasıİstanbul Şube Başkanı Erol Celepsoy, Jeoloji Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Yüksel Örgün Tutay, İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkan'ı Nusret Suna, Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Battal Kılıç ve oda üyeleride katılım sağladı.


Kentsel Dönüşüm soruları

Kentsel dönüşümde yanlış projeler yapı stokunun deprem güvenliğini arttırmadığını ve güvenli bir yapılaşmanında olmadığını söyleyen Akçelik şu soruları da sordu: "İstanul'u 'dev bir şantiye' haline getiren kentsel dönüşüm projelerinin doğru yürütüldüğünü söylemek mümkün müdür?

Riskli bölgeler ya da yapılar neden tek taraflı bir irade ile sadece Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yürütülmektedir?

Riskli alanlar tespitindeki kıstaslar noktasında kamuoyu neden ikna olmamaktadır? Riskli alanlar, güvenli olmaktan uzak yapılaşma sadece kentlerin merkezi yerlerinde ya da rant getirisi yüksek bölgelerinde mi bulunmaktadır?

Boşaltılacak riskli alanlarda yaşayanların yerleşmesi için hazırlanan rezerv alanlar neden sermaye gruplarının yatırım yapmasına açık hale getirilmiştir.

Bölgedeki nüfus yoğunluğu dikkate alınmadan kat sayısının arttırılmasıyla ortaya çıkan rantı nasıl yorumlamak gerekir?

UFUK ÇOBAN

Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.