BAYRAM GELMİŞ NEYİME?

Afete Maruz Bölge ilan edilen Ambarlı Mahallesi Badem Sokak’ta savaş manzarasını aratmayan dramlar yaşanıyor. Uzun zamandan beri elektrik, su ve doğalgazın kesik olduğu sokakta özellikle çocuk ve yaşlılar yaşam savaşı verirken mahalleli, bayram öncesinde kendilerine uzatılacak bir el arıyor.

BAYRAM GELMİŞ NEYİME?

Bütün Türkiye'de bayram hazırlıkları devam ederken Ambarlı Mahallesi Badem Sokak sakinleri elektiriksiz ve susuz bir şekilde hayata tutunmaya çalışıyor. Afete Maruz Bölge ilan edilen ve tapulu evlerinden çıkarılmak istenen vatandaşlar, şartların çok ağır olmasına rağmen direneceklerini belirtirken, yaşanan drama sessiz kalan tüm yetkililere de ateş püskürüyor. Kendilerine evleri için ağır hasar taahhütnamesi imzalatılmaya 

çalışıldığını belirten vatandaşlar, "Jeneratör kuracağız, kuyu açacağız. Ama evimizden çıkmayacağız" sözleriyle de kararlılıklarını ifade ediyor.

Hepimiz kilo verdik
Gazete İstanbul'a konuşan ve yetkililere mesaj gönderen Badem Sokak sakinleri özellikle Avcılar Belediyesi'ne yüklenerek, Başkan Toprak'ın kendilerine sırt çevirdiğini, zabıtaların ise vatandaş üzerinde baskı kurduğunu dile getirdi. Yaşlı ve çocukların yaşanan dramdan çok etkilendiğini dile getiren mağdurlar, "Önceleri bize destek olan Handan Toprak, elektriğimizi kestirdi. Bayram üzeri olacak iş mi bu? Düşünsenize evde elektrik, su doğal gaz yok. Hepimiz kilo verdik. 72 yaşındaki komşum sokaklarda yattı. Hepimiz emekçi insanlarız" açıklamasını yaptı ve ekledi, “Yorulduk artık!”

Yorulduk artık!
Sebahattin Gümüştepe: Burada hakikaten hepimiz mağduruz. Gelsinler konuşalım bu arsa onlara lazımsa, gelsinler hakkımızı versinler alsınlar. Bedava burayı terketmeyeceğiz. Yıllarca çalıştım, emekliyim. Ben bu yaşta evimi ocağımı bırakıp nereye, nasıl giderim. Biz bu evleri sokakta bulmadık, alınteri dökerek aldık. Gelsinler zemin etütü yapsınlar. Eğer zaten bozuk çıkarsa kimse kalmaz burada. Ama biz biliyoruz binalarımız sağlam. Afete maruz olduğu için evlerinizin değeri düştü diyorlar bizlere evim ağır hasarlı raporu imzalatmak istiyorlar. 10 senedir maddi manevi yıkıldık. Yorulduk artık. Yinede evimiz buralar yorulmaya değer. Emekli maaşımızla ne bir yere gidebilir ne kira ödeyebiliriz, ev almak hayalde zaten. Biz nasıl bayram yapalım, bayram geliyormuş neyimize. Elektriksiz susuz, gazsız. Eziyet ediyorlar bize, 
buralardan gidelim diye.

Etüt raporunu bahane ettiler
Emel Yılmaz: Yaşadığımız bölge yeterli inceleme yapılmadan afete maruz bölge ilan edildi. En az 1-3 yıl arası zemin etütü yapılması gerekirmiş 2 aylık uyduruk bir zemin etüdüyle bir rapor çıkardılar. O  raporda da insanları sokağa atın demiyordu ama o raporu elinde bahane ettiler. Burada bir heyelan oldu fakat biz etkilenmedik. Bizler burada önlemler alan jeolojik etüt bölgesiyiz. Hiçbir şekilde etkilenmedik. Ama etkilenmediğimiz halde "Afete Maruz Bölge" kapsamına aldılar bizi. Diyoruz ki ya karşılığını verirsin ya da çıkmayız. Kimse bedava almadı bu daireleri. Biz evlerimizi terketmeyeceğiz. Bizim evlerimiz kat mülkiyetli tapulu iskanlı. İskanlı bir yere elektrik su vermek zorundalar. Bu kadar yıldır uğraşıyorlar bizi çıkartamadılar, yıldıramadılar. Bu yüzden şimdi bizlere zulüm ediyorlar. Elektiriğimizi kestiler, suyumuzu, gazımızı kestiler. Abone iptal de olmadı. Kesmeye de hakları yok. Çok zorluk ve eziyet çekiyoruz. Hepimiz evlerimizde mum yakıyoruz. Işıldaklar aldık. Buzdolaplarımızı kullanamıyoruz. Bir öğünlük malzeme alıyoruz. Yiyeceklerimiz bozuluyor. Burada insanlık dışı bir hayat yaşatıyorlar bizlere. Banyo yapamıyoruz, suyumuz, gazımız yok. Sokak lambalarımız bile yanmıyor. Komşular gitti BEDAŞ'a başvurdu, kaç kere. Can güvenliğimiz de yok çünkü, gecelerimiz kapkaranlık. Sokağın lambasını bağladılar bugün akşam göreceğiz bakalım yanacak mı?

Bizimle göz yaşı döktü
İlk zamanlarda belediye başkanımıza derdimizi anlattığımız zaman bizimle birlikte göz yaşı döktü, yanımızda oldu. "Ben Avcılar halkının buradan gitmesine taraftar değilim, tabi burada kalacaksınız" diyordu. Hatta keşke elimde olsa, bir arsa olsa size ev yapsam diyen Handan Hanım şimdi aynı şekilde konuşmuyor. Kaymakam baskısıyla mı onu bilemiyoruz. Önceleri bize destek olan Başkan Handan Toprak, imzasıyla elektriğimizi kestirdi. Bayram üzeri olacak iş mi bu? Düşünsenize evde elektrik, su doğal gaz yok. Hepimiz kilo verdik. 72 yaşındaki komşum sokaklarda yattı. Hepimiz emekçi ve emekli insanlarız. Kaçak değiliz, göçek değiliz burada. Hepimiz namuslu, dürüst vatandaşlarız. Yetkililere soruyorum sizin elektriğinizi kesseler, malınızı terkeder misiniz? Bizim gidecek yerimiz yok. Elektriksiz de kalsak, susuz da kalsak evlerimizden başka gidecek yerimiz yok. Bunu bilsinler. Biz evimizden yuvamızdan doğup büyüdüğümüz yerden neden gideceğiz? Gitmeyeceğiz. Sadece zulüm ediyorlar. Biz buraları 1,5 daire fiyatına almıştık zamanında. Şimdi bırakıpta gidemeyiz. İmarlı, iskanlı, tapulu evlerimiz. Çok istiyorlarsa insanların haklarını versinler. Bu yaptıkları zulümlerle bizleri evlerimizden gönderemezler. Burada onlar için büyük bir rant var. Rant olmasa bu kadar bizle uğraşmazlar. Belediye başkanımızın kendisi açıklama yaptı buralara büyük oteller yapılması düşünülüyormuş. Demekki rant uğruna bizi feda ediyorlar. Bizlerin hayatları o kadar ucuzmuş demek ki. Biz kendi paramızla, kazandığımız evlerimizden hiçbir zaman gitmeyeceğiz. Gerekirse jeneratör kuracağız, gerekirse kuyu açacağız. Bu yöntemlerle bizi çıkaramazlar bunu bilsinler.

Zemin etütü yapsınlar
Afete maruz bölge diyorlar ama buradan 4 ilçeyi besleyecek yüksek gerilim hattı geçiriyorlar. Hani riskli bölgeydi burası, o zaman yüksek gerilim hattını buradan neden geçiriyorsunuz? Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. Madem kayıyor burası. Bizim parsel bazında incelememizi yapsın, çürük çıksın zeminimiz tapuları teslim edeceğiz, hadi bakalım. O bakanlar ömründe buraya gelmiş mi hiç? O afete maruz bölge diye imzayı atan bakanlar buraya gelip görmüşler mi? Parsel bazında incelemeler yapılmadıki. Adam gibi zemin etütü yapsınlar. Neyi yıkıyorsunuz? Yıkmak nereden çıktı, yapılan raporlarda yık demiyor, at bunları demiyor. Bayram yaklaşıyor, biz buradan, hepimiz, şimdiden Handan Hanım'ın bayramını kutluyoruz.

Bizi hiçe sayamazlar
Muhayen Aydın: Bize bayram gelmiyor. Bizleri hiçe sayamazlar.  Evlerimizde bir tane çatlağımız yok, yıkılan binaları 5 günde yıkamadılar. Gelip görmeden kendi kendilerine karar veriyorlar. Bizler evlerimizde depremden sonra hiçbir hasar olmadığı halde tedbir aldık. Devletin katkısı olmadan kendi bütçemizle. Sorun olmadığı halde daha güvenli olalım diye. O kadar bilinçsiz insanlar değiliz ki. Hepimizin çoluk çocuğu var. Bu nedenle onlar şimdi bizi düşünmesinler, sağ olsunlar. Bizler can güvenliğimizden onlar sorumlu değil kağıdı bile verebiliriz imzalı. "Can güvenliğimizden devlet sorumlu değildir" şeklinde. Hepimiz bunu kabul ediyoruz. Şimdi daha beter durumdayız çünkü. Madem can güvenliğimizden sorumlular elektiğimizi, suyumuzu, doğal gzımızı keserek hepimizi zaten perişan ettiler. Can güvenliğimiz nerede? Hadi gelip onu söylesinler. Karanlıklar içinde nasıl can güvenliğimiz olsun. Geçen gün çocuklarımızın birisi 5. kattan düştü karanlıkta. Yaşlı hastalarımız var. Oksijen tüpüne bağlanmak zorunda olan yaşlı teyzemiz var. Ölüme terkedildi.  Çocuklar karanlıktan korkuyor gece olduğu zaman.Bizim çocuklarımıza gelin bir bakın. Normalde ağaç, çiçek kuş çizen çocuklar yerine bizim çocuklarımız kepçe, zabıta, polis resimleri çiziyor. Onların psikolojileride bozuldu yaşadıklarımızdan. Benim oğlum her gün rüyasında kepçe görüyor. Anne bir gün kepçe seni götürecek diyor. Şddeti bilmeyen çocuklarımız sağolsunlar Avcılar zabıtası sayesinde şiddeti öğrendi. Teşekkür ederiz onlara. Bizim elektiğimzi kesmek için sanki Türkiye'yi biz soyduk tomalarla geliyorlar buraya. Okullar açılacak. Bayram geliyor, çocuklar bayramda şeker toplar bizler de yetkililerden elektiriğimizi, suyumuzu gazımızı istiyoruz. Yaşamımızı devam ettirebilmek için. İnsanlık bu mu?

Nispet yapıyorlar
Karşıdaki düğün salonlarının elektriği var. Çünkü orası turizm alanıymış. Bizler gelir kaynağı olmadığımız için bizim elektriğimiz, suyumuz, gazımız yok. Bizim faturalarımız 60 lira 70 lira geliyor, büyük bir faturamız olmadığı için biz ucuz sayılıyoruz. Akşam olduğunda orada milyarları basan düğün salonları Handan Hanım'ın Özel Kalem Müdürü'nün olduğu iddia edilen düğün salonlarının ışıkları ışıl ışıl yanıyor. Biz gece karanlıkta oraların eğlencesine ve ışığına bakıyoruz. Bize nispet yapar gibi orada elektrik yanıyor, müzikler çalınıyor. Handan Hanım da o düğünlere nikah kıymaya geliyor. Riskli bölge ya buralar gelmesin nikah kıymaya.

Bize bayram yok ki!
Zehra Gümüştepe: Işıldaklarla, mumlarla yaşamaya çalışıyoruz. Çamaşırlarımızı komşularda yıkıyoruz, banyomuzu komşularımızda yapıyoruz. Ben ve eşim yaşlı insanlarız, merdivenlerden düşeceğiz diye korkuyoruz. Yemeklerimizi yerde küçük tüpte yapıyoruz. Bayram yaklaşıyor, bize bayram yok ki. Bu halde nasıl bayram geçirebiliriz. Çocuklar okula başlayacaklar, nasıl ders çalışacaklar bu şekilde. 4,5 yaşındaki çocuk geçen gün eğer ben polis olsaydım evler boyasızsa ben onları yıkmazdım boyardım dedi. Bizler gecekondu değiliz, kaçak almadık bu evleri. Madem böyle bir şey vardı vermeselerdi bizlere tapuları. 30 sene 40 sene çalışıp alınterimizle biz bu evleri aldık. Böyle itelenerek, kakılarak böyle evlerimizi terk ettirmeye çalışıyorlar. Bizlerde direnebildiğimiz yere kadar direneceğiz. Ölümüne direneceğiz. Susuz elektriksiz yaşayacağız, yine de çıkmayacağız. Kışın da yaşayacağız. Bizi buradan asla ve asla çıkartamayacaklar. Ayaklarım romatizma, hastayım. İki büklüm yemek yapıyorum. Buradan Başbakanımız Ahmet Davutoğlu'na sesleniyoruz. Onun bu olaya duyarsız kalacağını düşünmüyoruz. Bakanlar yukarıya durumumuzu bildirmiyor. Bayram geliyor, hepimiz mağduruz, elektriğimizi, suyumuzu, gazımızı istiyoruz.

İnsan hayatı bu kadar ucuz mu?
Deniz Hançerli: Burada depremden sonra zarar görmüş binalar vardı. 58 tane toplam buradaki bina sayısı. Büyük bir kısmı da depremden hasar görmüş binalardı. 2001 yılında zaten Büyükşehir, Avcılar Belediyesi'ne bir uyarı yazısı göndermişti. Zemin etüdü yapılsın şeklinde. Kanalizasyon suları vs binaların altına gidiyor önlem alınsın şeklinde. Fakat kesinlikle ciddi anlamda bir önlem alınmadı. O kanalizasyon sularının nereye gittiği bugün belli. Binaların altına gitti. Bizler bütün raporları okuduk, inceledik, incelettik. Kesinlikle oturulamaz ve derhal boşaltılması gerekir demiyor. Derhal boşaltılması gereken yer yoldan aşağı kalan kısım. Yani sahil kısmı. Toplam 6 bölgeye ayrılmış, ama buralar için önlem alınır bölge, iyileştirme yapılacak bölge deniliyor. Yapılacak önlemlerde yazılmış. Drenaj sistemi, kazıklı sistem gibi projeler sunulmuş.

Can güvenliğimiz yok
Bu insanların en başta burada yaşanmışlıkları var, acı tatlı geçmiş günleri var. Her birinin yaşam anısı var burada. Sen bu insanların fikrini almadan, onlarla konuşmadan, uzlaşmadan nasıl böyle bir karar alırsın. Hani ölünün arkasından bile bir helallik alınır.  Evet bizleri burada öldürüyorlar ama bunun helalliği de yok. Amaç eğer can ve mal güvenliğini korumaksa bizim burada can güvenliğimiz de yok, mal güvenliğimiz de yok. Çünkü zaten yıkıyorlar. O zaman diyoruzki biz bu ülkenin hiçe sayılmış, insanca  yaşam dışına atılmış, önemi olmayan vatandaşlarıyız. İşimizden, gücümüzden, aşımızdan gerçekten  ruhumuzdan herşeyi kaybettik. Yazımız bunlarla geçti, zabıta kovalamakla, İSKİ arabasını takip etmekle, BEDAŞ'çı geldi onu kovalamakla, sahte uydurma belgelerle gelip sularımızı kesmeye çalışanlarla mücadeleyle geçti. Bunun bir bedeli yok mu? Bu kadar ucuz mu? Burada yaşayan bin 500 tane insanın hiç önemi yok mu? Bu ülkede insanın önemi yok, paranın önemi var. Artık para konuşuyor. Binaların sayısını 56'ya çıkardılarki afete maruz  bölge ilan edebilmek için. Afet bölgesi ilan edilmedi. Afet bölgesi ilan edilseydi hakkımızı vereceklerdi. Maruz bölge ederek 56 sayıya tamamlamak için aşağı binaları da kapsama aldılar. Ne kadar bizleri ucuza ve basite alıyorlar. Bize belediyeye neden yükleniyorsunuz diyorlar. Biz belediyeye yüklenmiyoruz. Oy alabilmek için kapı kapı dolaşan o belediyeye biz oy verdik. Şimdi de bizi kucaklamasını istiyoruz. Bizim derdimiz var, isyanımız var.  Bizi bir dinleyin. En azından elektiriğimizi, suyumuzu, gazımızı imzaatarak kestirmeyin. Bakanlar Kurulu kararı deyip işin içinden çıkmayın. Bayramımız böyle geçmemeli. Bizim sesimizi duysunlar.

Nihal Altıngövde
Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.