CHP’NİN ALBATROS GEZİ'Sİ!

Albatros Direnişçileri adı altında örgütlenen ve çoğunluğu CHP'li olan grup Büyükçekmece Belediyesi tarafından hasılat paylaşım sistemi ile satılması planlanan Albatros Parkı'nda kurulan çadırlarda nöbet tutmaya devam ediyor. Çadır nöbetinin 15. gününde gazetemize konuşan grup üyeleri Belediye Başkanı Hasan Akgün'e Gezi Parkı'nı hatırlatarak, CHP'li ilçe belediyesinin AKP'lileştiğini savundu. Eylemciler Akgün koruluğu ne zaman satmaktan vazgeçerse direnişlerini o zaman bitireceklerini söyledi.

CHP’NİN ALBATROS GEZİ'Sİ!

Çok tartışılan Albatros Parkı'nda eylemcilerin sürdürdüğü çadır nöbeti 15. gününe girdi. Büyükçekmece Belediyesi tarafından hasılat paylaşım sistemi ile satılmak istenen fakat CHP milletvekilleri ile birlikte çok sayıda Büyükçekmecelinin yeşil alan olarak kalmasını istediği Albatros Koruluğu, direnişçiler tarafından Gezi Parkı'na benzetildi. Belediye'nin tel örgülerle çevirdiği Albatros'ta çadır kuran eylemciler CHP'li Büyükçekmece Belediyesi'ne yüklenerek, "Gezi'de yeşile sahip çıkmak için sokağa çıkanlar Büyükçekmece'de iktidarı örnek alıyor" dedi.

CHP milletvekilleri Ali Şeker ve Eren Erdem'in de destek verdiği eylemlerini Belediye Başkanı Hasan Akgün kararını değiştirene kadar sürdüreceklerini dile getiren direnişçiler, Albatros'ta kamusal alanların piyasa açılmak istendiğini, toplumun ortak yaşam alanlarının ticarete peşkeş çekilmeye çalışıdığını iddia etti. Albatros'ta hukuksuz, usulsüz, ahlaksızca doğayı katletmenin önüne geçmek için nöbet tuttuklarını savunan direnişçiler, "Belediye bizi buradan atmak istedi. Biz de CHP Genel Merkezi'ni aradık, sonra geri adım attılar" bilgisini verdi.

Gazete İstanbul'dan Nihal Altıngövde'ye konuşan Albatros Direnişçileri önemli açıklamalarda bulundu:  
Ahmet Soykarcı: Burada direniş çadırımızı kuralı 15 gün oldu. 13 günden beri gece gündüz burada kalıyorum.  Mimarsinan'da oturuyorum. Bulunmadığım 2 günde Kütahya'ya ders kaydına gidip geldim. Üniversite öğrencisiyim. Albatros direnişi 2 yıl önce başladığında da yine bizler vardık. Sabah saat 00:6'da dozerler giriyordu buraya, biz yine yataklarımızdan kalkıp alana geliyorduk. Şimdi kurduğumuz çadırlarda kalarak en azından belediyenin anlık müdahalelerine anlık tepkiler gösterebiliyoruz. Belediye gelip kestiği ağaçları biz çöpleri topluyoruz. Bizler de bunların çöp olmadığını ağaç kökü olduğunu bir kez daha vurguladık. Israrla belediye zabıtaları bize burada ağaç kesilmediğini söyledi. Ağaç köklerini göstermemize rağmen kabul etmediler. Sabağa karşı gelip 15 tane ağaç götürmüşlerdi. Çadır nöbetimiz ve direniş çadırlarımızda bu yüzden kuruldu zaten. Sabah operasyonlarına karşı burada olalım diye. İki gün önce 200 kişilik bir zabıta ekibi gelerek bizi alandan zorla çıkarmaya çalıştılar. 

Zabıtalar sizden ne istedi?
Ahmet Soykarcı: Bu çadırları burada kuramazsınız dediler. Bizde hangi kanuna göre biz burada çadır kuramıyoruz diye sorduk ve onların cevabı; "Bizim yasaya ihtiyacımız yok" şeklinde oldu. Olaya Belediye Başkan Yardımcısı Ömer Kazancı dahil oldu. Bizler de CHP Genel Merkezi'ni ve bazı CHP'li milletvekillerini aradık. CHP Genel Merkezi'nden gelen baskıyla geri çekildi zabıtalar. Alana hem özel güvenlik hem zabıtalarla birlikte gelmişlerdi. Bize müdahale edecek çadırları sökeceklerdi, hem de yanlarında getirdikleri dozer ve kamyonla alanı da toplayıp gideceklerdi.  Bizim direnişimiz sayesinde bu gerçekleşmedi tabi. Giderken bize 1 hafta müddet verdiklerini ve Pazartesi bir daha geleceklerini, alandan çıkaracaklarını söylediler. 

Peki ne olacak?
Ahmet Soykarcı: Biz direnişimize devam ediyoruz, edeceğiz de. CHP İl Başkanlığı'na gideceğiz gerekirse, CHP Genel Merkezi'ne de gideceğiz. Albatros meselesinin bir şekilde çözüme ulaşması lazım. Gelişmişliği binaların katsayısı ile bir tutan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Bu zihniyetle Gezi Parkı'nda da karşı karşıyaydık, Yeşilyolda'da, Yalova'da da karşı karşıyaydık. Aynı zamanda bugün Bakırköy'de de aynı olaylar oluyor. Artık insanların ortak yaşam alanlarına sahip çıkmayı öğrenmesi lazım. Bunun bir toplumsal mücadele biçimi olması lazım. Bizim bugün burada yaptığımız budur ve kazanana kadar vazgeçmeyeceğiz.

Halk Akgün'den korkuyor
Büyükçekmece halkının direnişçilere bakış açısı nasıl?
Bir avuç insan dünyayı değiştirir mantığıyla yola çıktık biz. Büyükçekmece halkı bizi destekliyor. Fakat halkımızda korku var. Hasan Akgün'ün kurduğu korku iktidarının bunda etkisi var. Çünkü çevre esnafı çadır nöbetine biz başlamadan önce dozerler içeri girdiğinde hemen bizi arıyorlardı. Fakat bir tanesi dozerin önünde duramıyor çünkü hepsi belediyeye bağlı, belediye ile işleri oluyor ve belediyece önleri kesiliyor. Halk korkuyor çok da fazla alanda duramıyor ama çadırlarımızı ziyarete geliyorlar. Hatta geçen gün bir amca gelip "Büyükçekmece halkı adına sizden özür dileriz gençler hepinizin arkanızdayız, teşekkür ederiz" şeklinde konuştu. Böyle birçok insan gelip bizlere destek olduklarını söylüyorlar. Gün içinde sürekli ziyaretçilerimiz oluyor nöbete kalmasalar bile.

Direniş ruhunu Gezi'den aldık
Mustafa Alp: Buıradaki direnişçi arkadaşlar bu direniş ruhunu Gezi'den aldı. O günden bugüne kadar arkadaşlar sağolsunlar burada ağaçların kesilmesine engel oldu, dozerin önüne geçti, mücadele etti. Bizler de elimizden geldiğince arkadaşlara yardımcı olmaya çalıştık. Buradan onları söküp atmaya çalışıyorlar. Belediyenin mensup olduğu parti bu konuda hiç sesini çıkarmıyor. Artık arkasındaki çıkar ilişkileri nelerdir onu da biz bilemiyoruz. Aslında biliyoruz da elimizde belge olmadığı için öyle kalıyor.

Canımız pahasına koruyacağız
Kemal Yenliç: 20 yıldır Büyükçekmeceliyim. Buradaki arkadaşlar bu çocuklar, gençler nöbet tutuyor. Burada hukuksuz, usulsüz, ahlaksızca yapılan doğayı katletmenin önüne geçmek için nöbet tutuyorlar. Bizler her sabah erkenden buraya geliyorduk. Bir sabah 5 tane ağacı sabahın 6'sında keserek kamyona yüklediklerini gördüm. Bu kadar erken saatte yapmalarının nedeni ağaçların kesimini kimsenin görüp müdahale etmemesi. Albatros'ta olay böyle başladı. Doğa çok önemlidir. Bir metre kare bile doğayı koruyabiliyorsanız size madalya takmaları gerekir. Ben ağaç dikiceğim lafına inanmıyorum. Buraya gelen bazı görevliler yalan söylüyorlar. Budama yaptıklarını ifade ediyorlar. Bizim gözümüze bakarak yalan söylemeyin. Burada bulunan tüm arkadaşların hepsini gerçekten takdir ediyorum. Biz ilk gün burayı terketseydik bugün bunları yaşamıyor olacaktık. Çünkü burası bu ağaçlar yok olacaktı. Bu nedenle artık bu bir direniştir. Arkadaşlarımız "Biz burayı korumaya kararlıyız, canımız pahasına" dediler işte bunun adı direniştir.

CHP rantın içinde 
Atatürk Mahalle Muhtarı Alkış Barış
Öncelikle buranın katledilişine yazık diyorum. 2000 senesinde burada ağaçlar ilk kesilmeye başlandığı vakitte kelimenin tam anlamıyla haykırdım. Hatta o zamanlar yayın yapan bir gazetede "Yeter bu katliam dursun" şeklinde bir başlık atmıştır, o gazete arşivde duruyor. O zamanki dönemde sivil toplum örgütlerini buraya çağırarak yardım istedik, toplantılar yaptık. Burada sivil toplum örgütlerinin birleşip meydana getirebilecek olduğu bir sivil insiyatif olayını ortaya çıkaralım istedik. Çok güzel çalışmalara imza attık. Albatros içinde yaptığımız toplantılarda Sayın Başkan olduğu halde, hiçbir talebimize kulak asmadı. Buradaki ağaçları kesip alanı mıcır doldurana kadar bunu devam ettirdi. Burası o kadar güzel bir yerdi ki kendisininde hemen burada gördüğünüz çadırın önünde bungalovu vardı. Burada 30-40 tane bungalov vardı bir de gazinomuz vardı. Bu gazinoda Büyükçekmece'nin tek eğlence yeriydi. Bu bungalovları belediye gelir olsun diye kiraya verirdi. Özal döneminde belediyelere bu kadar salahiyet tanındıktan sonra işler işte buralara kadar geldi. Burada yukarı baktığınızda ağaçlardan gökyüzünü görmek mümkün değildi. Burada kıymetli birçok ağaç vardı. Yetişmiş çınarlar, çam ağaçları gibi. Burayı karmakarışık edip kendilerine rant olayı çıkarabilmeleri için bugünkü duruma getirdiler. Şimdi bizim çocuklarımız ki onların hepsini gözlerinden öperim, burayı tekrar canlandırabilmek için canları pahasına her türlü eylemi yaptılar ve devam ediyorlar. Hep beraber bizler de onlara büyükler olarak destek çıkacağız. Burası bizim o çocuklarımızın. Kongre merkeziymiş, Araplara satmakmış, burada bin 500 kişiyi istihdam etmekmiş gibi saçma sapan yalanlarla Büyükçekmecelileri kandırmasınlar. Büyükçekmecelilerde gözlerini açsınlar ve kanmasınlar. Ben CHP'nin ve Sayın Genel Başkan Kılıçdaroğlu'nun, İl Başkanı Murat Karayalçın'ın konuyla ilgili gereğini yapacaklarını da sanmıyorum. Çünkü artık o rantın içerisinde olduklarına inanıyorum. 

Eylem ne zaman bitecek?
İbrahim Çakmak:   Direnişimiz burası yeşil alan oluncaya kadar devam edecek. Buradaki genç arkadaşlarımız doğa katliamına karşı halkın ortak alanlarını korumaya yönelik bir eylem yapmaktadır. Bizim sosyal demokrat belediye başkanımız buraya gelen katılımcılara, buradaki direnişçi arkadaşlara  yeri geliyor "Ne idiğü belirsiz üç beş kişi" diyor. Yeri geliyor "Buradaki Hasan Akgün düşmanları" diyor. Ben belediye başkanımız seçildiği zaman örgütten sorumlu ilçe başkan yardımcısıydım. Onun ve meclis üyelerinin o koltukta oturmasına benim de katkım oldu. Ben tüm belediye meclis üyelerini, belediye başkanımı, ilçe başkanımı ve ilçe yönetimini buraya davet ediyorum. İl yönetimini buraya davet ediyorum. Özellikle il yönetimi diyorum çünkü eski bir ilçe yöneticisi olarak ili arıyorum 4 gündür randevu alamıyoruz. İl yöneticilerinden bize sahip çıkan arkadaşlarımız da oldu ama aynı zamanda bu rantın yanında olanlar da oldu. Belediye başkanımız gelip eylemci çadırımızı ziyaret ederek, "Evet siz haklısınız, sosyal demokrat bir belediye başkanının yapması gereken de yeşil alanları, ortak alanları korumak. Büyükçekmece'de parsellenmeyen tek yer Alabatros Koruluğu'dur. Ben burayı yeşil alan olarak ilan ediyorum" dediği zaman bizde bu eylemi bitireceğiz.

Sinir bozucu bir durum
Cem Arslan: Tüm Emeksan Sendikası'nın Denetleme Kurulu üyesiyim. Bir genç olarak öncelikle buranın park ve yeşil alan olarak kalmasını istiyorum. Yaşamla ilgili zaten yeteri kadar stresli bir şehir olan İstanbul'da arada bir nefes alabilmek için, arada bir kendimizi daha iyi hissedebilmek için burası coğrafi olarak da, alan olarak da tüm bunlara müsait bir alan. Burada üzücü olan Büyükçekmece Belediyesi'nin sosyal demokrat dediğimiz CHP'li bir belediye olup çevre kimliğiyle, çevre doktoru kimliğiyle, sevgi ile öne çıkarak çevre katliamı yapması. Bu anlamda büyük bir çelişkiye düşmesi. Zaten son dönemde çok gündeme geldi. Belediye Başkanı son yaşananlardan sonra Büyükçekmece halkının gözünde güven oyunu kaybetti. Burada bu direniş olmasaydı şu an olan ağaçlarda kalmamış olacaktı. Yüz yıllık ağaçları köklerinden kestiler. Sonuçta kendisine çevre doktoru diyen bir başkanın bunu yapmış olması hakikaten çok üzücü. Sosyal demokrat bir belediye anlayışının yapması çok çok daha üzücü bir durum. Aynı şekilde CHP'lileri seven insanlar için de üzücü bir durum. Kendi belediyelerini eleştiriyor olmaları, gerçekten sinir bozucu bir durum. Bu konuyla ilgili yetkililerinde elini taşın altına sokması gerekiyor artık bence. Halk yeter desin!

Fatma İnan: Büyükçekmece'nin yerlilerindenim. Annem de babam da burada doğmuş. Benim çocukluğum çok güzel geçti. Ben bu ilçenin çocuğuyum. Bu ağaçlar burada sık ve gökyüzü görünmez şekildeydi. Kuşlar cıvıl cıvıldı. Çimenler neredeyse dizimize gelirdi, onların arsında koşar, oynardık. O kadar güzel bir yerdi. Çay bahçesi vardı ailemizle gelirdik. Her yaz yazlıkçı dostlarımız gelirdi. Çok güzel dostluklar kurulurdu ki aralarında halen görüştüklerim vardır. Şu anda sadece torunlarımı düşünüyorum. O yüzden direnişe katıldım. Büyükçekmece'de bana dokunmayan yılan bin yaşasın düşüncesi hakim. Ama işler öyle olmuyor. Bugün buraya dokunanlar yarın evlerimize kadar dokunurlar. Burası deprem bölgesi, heyelan bölgesi. İstanbul'da hiç olmayan hortum bu sene oldu. Neden oldu, betonlaşmadan. Artık Büyükçekmece halkı yeter desin. Çünkü son ağaçlı bölgesini kaybediyor.

Halkı umursamıyor
Selçuk Çay: İnşaat mühendisiyim. Bu civarda oturan insanlardan bir tanesiyim. Bizler yanı başında oturduğumuz halde kayıtsız kaldığımız bir şeyi buradaki tüm arkadaşlar evlerinden barklarından buraya gelip bu direnişi gerçekleştiriyorlarsa bizim de bu çorbada tuzumuz olmalı. Belediye Başkanı dediğimiz kişi bu ilçenin söz sahibi ve devletle bağlantısı olan kişidir. Fakat bu dönemki belediye başkanı umarsızca buradaki halkı dinlemez tavırlarıyla birlikte, kendi başına buyruk bir hareket içerisine girmesi bu insanları bu hale getirdi. Burada toplanmalarına sebep oldu.

Gezi Parkı'ndan farkı yok
Ceren Köse: 2 yıldır burada arkadaşlarla birlikte mücadele veriyorum. Kent için, doğa için yaşamla ilgili haklarımızı savunmak için gerçekleştiriyoruz bu direnişi. Bizim en büyük problemimiz aslında şu an iktidar olan bir partinin karşısında duran bir partinin bunu bize yapması. Aslında zihniyet olarak hiçbir fark yok. Çok sağduyuyla yaklaştık ve onlardanda aynı şeyi bekledik. Maalesef bu zamana kadar bizimle muhatap olan olmadı. İletişime geçebildiğimiz çok az kişi var. Ama onlardan da sağduyu anlamında destek bekliyoruz. Biz sonuna kadar mücadelemizi devam ettireceğiz. Gerekirse direneceğiz, gerekirse kafa tutacağız. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun sesimizi duyduğunu düşünüyorum açıkçası ama duymamazlıktan geldiğinin de farkındayız.  Ankara'ya gitme gibi bir durumumuz söz konusu. Biz buraya sahip çıkmaktan hiçbir şekilde vazgeçmeyeceğiz. Halkımızdanda destek alıyoruz, insanlarda artık bir şeylerin farkına vardılar. Bize göre Gezi Parkı'ndan hiçbir farkı yoktur, sadece karşıdaki direndiğimiz zihniyet aynı parti adı farklı, kişi adı farklı. Demekki güç kimin elindeyse  ranta karşı zihniyet aynı şekilde oluyor.

Üç beş ağaç meselesi değil
Musa Seçkin: Özet olarak şunu söyleyebiliriz. Aslında bu Türkiye genelinde olan birşey, sadece buraya has birşey değil. Tüm bunların benzeri Gezi'de Validebağ'da, Ege'de zeytin tarlalarında  gibi birçok yerde aynı süreç yaşandı. HES'ler sürecinde yaşanıyor. Aslında toplu bir dönüşüm var Türkiye'de. AKP iktidarı ile olan 13 yıllık bir dönemde. Bu dönüşümün kendisi de varolan kamusal alanların hepsini bir piyasa koşullarına açmak.  Var olan tüm toplumun ortak yaşam alanlarına ticaretin kendi olanak ve imkanlarına açmak. Burada olan da böyle bir şeydir. Buradaki iktidarın kendisi CHP sosyal demokrat bir çizgide giden bir partidir. Öyle görünürler en azından. Ama bu süreçte AKP'leştikleri bir süreç yaşıyoruz burada. Davranış biçimleri, süreçte uyguladıkları ekonomik programları, politikaları, söylemleri. Bizlere ne idüğü belirsizler demesi siyasi iktidarın başındakilerin söylemiyle örtüşüyor. Aslında baktığımızda Gezi Parkı ile her anlamda özdeşleşen bir süreç yaşıyoruz Büyükçekmece'de. O beğenmedikleri, laf söyledikleri AKP uygulamaları benzeri söylem ve uygulamalarda bulunuyorlar. Hatta Gezi'de ona karşı sokağa çıktıkları halde iktidarı örnek alıyorlar. Bu da bizlere toplumu dinlemeyen diktatörce bir yönetim biçimini gösteriyor. Biz bu süreci böyle değerlendiriyoruz. Gezi ile özdeşleşen "Bu üç beş ağaç meselesi değil" sözü benzeri bu gerçekten bir yönetim biçimine dair tartışma. Siz burada insanların oyuyla geliyorsunuz ve insanlara kulak vermiyorsunuz. Biz burayı koruyacağız, izin vermeyeceğiz. Belediye Başkanı'nı da 20-25 yıllık bir süreçte hiç tartışılmadığı kadar 2 yıldır, iktidar nasıl Gezi süreciyle çöküşe geçtiyse kendiside bu süreçten sonra tartışılabilir pozisyona geldi ve çöküşe geçecektir. Kendi iktidarı açısından geri dönülemez bir noktaya geldi artık. Festivallerle, çevreci başkan olarak çıktığı haberlere şimdi kesilen ağaç haberleri ile çıkıyor. Ağaçları buduyorum, düzenleme yapıyoruım dediği yere şimdi rezidans yapacağım diyor. Herşey berrraklaştı. Akla karayı bir şekilde ayırmış olduk. 
Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.