Gittiği yere kadar gideceğim!

22 yıldan beri Büyükçekmece Belediye Başkanlığı yapan Hasan Akgün hayatının en verimli çağında olduğunu söyledi. Belediye başkanlığı görevi için de “Gittiği yere kadar gideceğim” diye konuşan Akgün, kendisi olmazsa düşündüğü bazı projelerinin yapılamayacağını savundu

Gittiği yere kadar gideceğim!

Röportaj: Ali Tarakçı

Sefaköy'de başlayan ilk belediyecilik deneyimi... 1994 yılında Ali Çebi'nin Küçükçekmece Belediye Başkanı Adayı olmasıyla, Büyükçekmece'de Anavatan Partisi'nden Belediye Başkanı seçilen Dr. Hasan Akgün'le alışılmışın dışında bir söyleşi yaptık. 45 yılı aşkın süredir belediyecilik yapan, 22 yıldır belediye başkanlığı görevini yürüten Başkan Dr. Akgün'e yorulup yorulmadığını ve ne zaman başkanlığı bırakacağını sordumuzda; “Hayatımın en verimli çağındayım. İnsanın en güçlü olduğu akıl yaşı 50 ile 70 yaş arasıdır. 50 ile 70 arası dünyayı yöneten insanların çağıdır” diyerek, gittiği yere kadara gideceğini, bilgi, beceri, engin tecrübe birikimini halka ve ülkeye aktarmanın milli bir görev olduğunu, kendisi olmazsa düşündüğü projelerin uygulanamayacağını söyledi. 

Hayalini kurduğum projeler var, ben olmasam bu projelerde olmaz!

“Sevgi ve Hoşgörünün Sanatla Buluşması” etkinliğinde ki koşturmacanızı görünce, 5. dönem belediye başkanlığı, yaklaşık 45 yıl, yorulmadınız mı? Bu koşturmacalardan sıkılmadınız mı?

Hayır. Allah ömür verirse gittiği yere kadar gideriz. Çünkü bu millete hizmet ederken çektiğimiz en büyük sıkıntı yetişmiş adam sıkıntısı. Bu kadar bilgi ve becerimiz varken, engin tecrübe ve bilgi birikimimiz mevcutken, bu bilgileri halkımıza aktarmanın milli bir görev olduğunu düşünüyorum. Kafamızda kurmuş olduğumuz projelerimiz var. Ben olmasam bu projeler de olmaz.

Ancak devletin hiçbir koltuğu boş kalmaz. Ama koltuklar bazen dolu gibi gözükür, bazen de gerçekten doludur. Bu bütün makamlar için geçerlidir. Türkiye'nin çekmiş olduğu en büyük sıkıntı makamlardaki kişilerin makam ve unvanı aldıktan sonra oranın hakkını verip veremediğidir.  Türkiye'de bizim çektiğimiz sıkıntı, eğitilmiş insan sıkıntısıdır. Ben şehirciyim. Şehircilikteki bilgi ve birikimimi ülkemin bu köşesinde vermeye devam ediyorum. Daha seçimlere 3 yıl var. Önce o 3 yıl yaklaşsın, Türkiye'de 24 saatin ne kadar önemli olduğunu, gündemin nasıl değiştiğini, 24 saat önce gördük. Bu nedenle şu anda benim söyleyebileceğim bir şey yok. Çünkü önümüzde çok uzun bir zaman var. Siyasette 3 yıl korkunç bir zamandır. 

Siz aynı zamanda programlı bir insansınız. Yine de 3 yıl sonrası için bir hedefiniz yok mu?

Bugünkü şartlarda, 3 yıl sonra da devam etmek zorunda olduğumu düşünüyorum. 

İşaret edeceğim kimse yok ama yapabilecek arkadaşlar var

Yetiştirdiğiniz ya da “bu işi başka biri de yapabilir” dediğiniz kimse yok mu?

Zamanı geldiğinde onu da değerlendiririz. Bu işi yapabilecek birçok kişi var. İşaret edeceğim insanlar yok ama yapabilecek arkadaşlar var. Ben hayatımın en verimli çağındayım. İnsanın en güçlü olduğu akıl yaşı 50 ile 70 yaş arasıdır. 50 ile 70 arası dünyayı yöneten insanların çağıdır. Siyasi şartlar neyi gerektiriyorsa onu yapacağım. 

Hayatınızın en verimli çağındaysınız, neden bu verimli döneminizi -Büyükçekmece Belediye Başkanlığı dışında değerlendirmiyorsunuz?

Ülkenin bulunduğu her makamı yönetme kudretine sahibim. Ülkenin her makamında bekleneni verme noktasında, kendimi hazır hissediyorum. Siyaset insanları bazen hiç ummadıkları yerlere götürür. Bazen de yüzde yüz hakettiğiniz yerin tam tersine götürür. Siyaset öyle bir şey ki bazen fareyi kediye boğdurur. 

Siyasetçi gibi düşünseydim şu anda bakandım!

Beş dönem yetmez mi? 

Siyasette 5 ya da 10 dönem önemli şeyler olabilir ama ben bu şehirde kafama koymuş olduğum projeleri bitirmeden ayrılmak istemiyorum. Bunu ben Büyükçekmece halkına bir borç olarak görüyorum. Kendim için de bir sorumluluk olarak algılıyorum. 

Siyasette başka bir görev önünüze gelseydi projeleri bitirmeyi düşünecek miydiniz?

Hiç siyasi olamadım. 17 yaşından bu yana şehirci olarak yetiştim. Eğer siyasetçi gibi düşünseydim şu an bakandım. Bu kadar net söylüyorum. Bu hükümetin olması şart değil. Hangi hükümet olursa olsun eğer ben siyaseti düşünseydim, siyasi davranıp burayı atlama tahtası olarak görseydim, milletvekili de, bakan da olurdum. İlişkilerimiz bunlara müsaitti. Fakat ben şehirci Hasan Akgün'üm. Hiçbir zaman için burayı atlama tahtası görüp vatandaşımı kullanmadım. Belediye başkanları, siyasiler bulundukları makamları atlama tahtası olarak, kullanmak isterler. 

Git denilmeden, gitmek istiyorum demeden bırakmayacağım!

Yani millet size 'git' demediği sürece siz de 'gitmek istiyorum' demediğiniz sürece belediye başkanlığını bırakmayacakmayacak mısınız?

Evet, öyle gözüküyor. 

Türkiye'nin Şehircilik Bakanı'na da ihtiyacı var!

Onu da yapmak isterdim. Bana “hangi görevde bulunmak istersiniz?” diye sorsanız ben iki şey söylerim: Bir Şehircilik Bakanı, iki Milli Eğitim Bakanı olmak isterdim. 

Bunu gönlünüzdeki yatan aslan olarak değerlendirebilir miyiz? 

Gönlümde yatan bir aslan yok. Yani orası hedefim değil. Ama “ne olmak istersin?” sorusuna o cevapları veririm. 

Büyükçekmece büyüdüğü için 3. dönemi istiyor!  

Muratbey, Celaliye, Kamiloba, Kumburgaz, Mimarsinan, Tepecik, Gürpınar'ın bir kısmı ve Büyükçekmece belediyeleri birleşti. Eskiden daha küçük bir ilçede belediye başkanlığı yaptınız. 40 yılı aşkın şehircilik deneyiminizi, 7 yılda uygulayabildiğinizi düşünüyor musunuz? Kendinizde eksiklik görüyor musunuz? “Her kademede her türlü makamın hakkını veririm” derken yapamadığınız işlerin de olduğunu düşünüyor musunuz? 

Bu büyümeden dolayı üçüncü dönemimi yapmayı düşünüyorum. Kafama koyduğum projelerim var. Yapamadığım şeylerin olduğunu da düşünüyorum. Mesela, belki bu ropörtajı İstanbul Büyükçekmece Marina içindeki bir kafede yapıyor olacaktık. Ama siyaset onu engelledi. 4 yıl gecikmeli olarak yat limanı planı yapıldı. Siyaset bazen böyledir. Büyükçekmece'nin batısı İstanbul için çok önemli. İstanbul'un 100 milyon metre küp suyunu veriyor. Büyükçekmece'nin çok iyi korunması lazım. Buna Güzelce, Türkoba, Tepecik, Celaliye, Kamiloba, Kumburgaz hepsi dahil. Bu bölgelerin planlarını geleceğe dönük yapmak zorundaydık. Büyükşehir Belediyesi 2013'te bu konuda uyarıldı. Şimdi Büyükşehir Belediyesi'yle birlikte Sayın Kadir Topbaş'ın talimatıyla tüm bu saydığımız bölgelerin mimar planları parça parça Büyükişehir Belediyesi'ne girmeye başladı. Bu planları yapmadan biz bu bölgeleri şehircilik anlamında geleceğe dönük adım atmış sayılmayız. Benim görevim İstanbul'un batısında olan bu bölgelerin imar planlarının halkın ve bölgenin menfaatine uygun olarak yapıp yürürlüğe koyup şehirciliği başlatmak. Bunun için zamana ihtiyacımız var. Bir başka sıkıntısı Mimar Sinan sahillerinden hiç kimse istifade edemiyordu. Köpek ve martılar vardı. Şimdi bitirdik ama karşımıza başka şeyler çıktı. 600 bin metrekare yer milletin işgalinde. 

AK Partililerin yerinde olsam, ben de tüm ilçeleri kazanmak isterim

Yedi yıldır büyümüş Büyükçekmece'yi idare ediyorsunuz. 600 bin metrekare işgali yeni mi fark ettiniz?

2010'dan itibaren biz bunları farkettik. Yedi yıldır işgal kaldırıyoruz. Ve en son işgal, Mimarsinan sahilinde çeşitli lokanta ve kuluplerin bünyesine geçirmiş olduğu büyük büyük araziler. Güvenlik görevlileriyle bu yerleri boşalttık. Çok tehdit aldık. Belediye başkanıysan her zaman kelle koltuktadır.

AK Parti için Büyükçekmece neden stratejik bir önem taşıyor? 

İstanbul'un batısında AK Parti bir defaya mahsus sadece Silivri'yi aldı. Ben de AK Partililerin yerinde olsam aynı hedefi koyup, tüm ilçeri kazanmak isterim. Bunu gayet doğal görmek lazım. 

Kendinizi son 7 yılın sonunda daha güçlü mü hissediyorsunuz? 

Daha çok çalışacağım. Kendinizi güçlü hissettiğiniz gün kaybettiğiniz gündür. Kendinizi çok güçlü hissedip güç zehirlenmesine girerseniz kaybedersiniz. Güçlü olan halktır. Halkın her an yanında olmaya devam edeceğim. Ben bunu bizzat sevdiğim için yapıyorum. 

Belediye Sarayı'nın bir yaşam merkezi de olduğunu ifade ettiniz. Fakat inşaatın 4 yıldır devam ettiğini de söylediniz. Bu bir parasızlık göstergesi mi? 

1 buçuk yılı parasızlık değil, müteahhitlerden doğan bir beklemeydi. 1 buçuk yıl bizi engellediler. Yoksa biz 2 buçuk yılda bitirecektik.

Albatros'u icra dairesi satarsa, Büyükçekmece'yi bırakır giderim

Üç yıl süresinde koyduğunuz projeleriniz var. Parasızlık varken iddialı projelerinizi nasıl hayata geçireceksiniz? 

Kaynağımız var. Yavaş yavaş sırası geliyor. Gerekirse bazı yerleri satıp yaparız. 

Kaynağımız var dediniz. Nereden para bulacaksınız?

Belediyenin pasifleri var onları aktif yapacağız. 

Albatros'un İcra Dairesi'nden satılmasına izin verecek misiniz?

Vermeyeceğiz. İcra Dairesi üzerinden satış yapılırsa, Büyükçekmeceyi bırakıp giderim. 200 liralık yeri 50 liraya satacaklar. Bu satışın arka perdesini de arıştırmak lazım.  

İcra dairesi siyasi karar olmadan satabilir mi?

İcra dairesi satar. Siyasi hiçbir irade bunu engelleyemez. Çünkü mahkeme kararıdır. Devlet, daha bugüne kadar hiçbir kamu kuruluşunun yerini satmadı. 

Belediye başkanları kenti korumakla yükümlü olan insanlar. Satmak yerine, kente farklı yerler kazandırmak ve o şartları hazırlamakla yükümlü değil mi? 

Ben 40 yıldan beri belediyecilik yapıyorum. Gördüğüm manzara şudur. Belediyenin elindeki dükkanlar, gayrimenkuller genelde çarçur ediliyor. 100 liralık yeri 10 liraya birisine veriyor. Hiçbir belediye elinde bu tip dükkan ve gayrimenkul kalmasını tasvip etmiyorum. En üst düzeyde satıp onun hizmete çevrilmesi halkın menfaati içindir. 

Sizin bu dükkanların yapılmasında katkınız var mı? 

Büyükçekmecedeki esnafı Beykent Sanayi Sitesi'ne taşıdık. Hepsi İstanbul'da birilerini buldu, devredip gittiler. Baktı ki 300 lira kira alıyoruz dükkandan, 750 bin TL'ye sattım asfalt yaptım. 100 sene dursa vatandaşa katkısı yok. 

Belediyecilik çocuk aşkı gibi, sevgili gibi...

Hayatınıza geriye bakınca ya da bugün eksik hissettiğiniz şeyler oluyor mu? 

Çocuklarımın kolundan tutup okula gitmek eksikliğim. “Kızım bana okuluma hiç gelmedin” demişti. Çocuklarım kesinlikle burukluk hissetti. Ama onlar beni belediyeci olarak tanıdı. Eşim bile beni belediyeci olarak buldu. Ben şimdi Belediye Başkanı olsam çocuklarım 'bırak şu işi' derlerdi. Belediyecilik çocuk aşkı gibi, sevgili gibi. Ben insanları mutlu etmekten, onlara hizmet sunmaktan büyük haz 
duyuyorum. 

Her şeye eyvallah dersen işler yürümez

Atatürk Parkı'nda bir kadın "buraya tenis kortu yapmayın" dedi. Sizi ilk defa bir vatandaşı dinlemediğinizi ve rest çektiğinizi gördüm. Neden öyle birşey yaptınız? 

Bilerek yaptım. Tenis kortu istemeyen kadına, “tenis kortunu ağaçların olduğu yere mi yapılacağını mı düşünüyorsunuz?” diye sordum, ”Evet” dedi. Halbuki Sağlık Ocağı'nın olduğu yer. Kendisi evinin önünü söylüyor. Park Bahçeler Müdürü'ne "Kuyularının motorlarını yapıp teslim ettik, motorları yanmış. Devamlı motor koymalısınız orası da sulansın" dedik. Gelen iki kadın “hayır” demişti. Onların bize karşı bir tavrı var. Görevli arkadaşlarım, tenis kortlarından oraya ses gitmesinin imkansız olduğunu ifade ettiler. Sağlık ocağının orda 4 tane tenis kortumuz var. Bahsettiğimiz kişilerden başka, herkes “neden bitirmediniz” diye baskı yapıyorlar. 
 
Siz ogün oradan ayrıldıktan sonra, biz vatandaşlar konuşmaya devam ettik. O durumu değerlendirecek olursak, fikirleriniz çatışsa bile, bir vatandaşa o şekilde davranmanız doğru mu?

Yapılan çalışmayı herkes istiyor 2 kişi istemiyorsa o çalışmayı yaparım. Orada bize karşı bir tavır var. Belediyecilikte herşeye eyvallah dersen işler yürümez.  Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.