YENİLİR YUTULUR GİBİ DEĞİL!

CHP milletvekilleri Ali Şeker ve Eren Erdem son zamanlarda Türkiye'ye yönelik gerçekleşen IŞİD saldırıları konusunda skandal açıklamalarda bulundu. Gazetemizi gerçekleştirdikleri ziyaret sırasında konuşan Eren Erdem, AK Parti'nin 4 yıl boyunca IŞİD'in bölgedeki petrol havazasındaki etkinliğinden ciddi pay aldığını savundu. IŞİD'in saldırılarında sadece Türkiye'de 200 kişinin hayatını kaybettiğini dile getiren Ali Şeker ise, "Saldırıyı gerçekeleştirenlerin kimler olduğunu raporlarımızda yazdık, bunlara tedbir alın dedik. Fakat hiç kimse dikkate almadı. Bomba atanlar bombayı atana kadar serbest bırakıldı. Can güvenliğimiz kalmadı" diye konuştu

YENİLİR YUTULUR GİBİ DEĞİL!

CHP milletvekilleri Ali Şeker, Eren Erdem ve kalabalık bir partili grup gazetemizi ziyaret etti. 1 Kasım genel seçimleri öncesinde parti çalışmaları hakkında bilgi veren CHP'liler, Ankara'da gerçekleşen terör saldırısının sokağın havasını değiştirdiğini ileri sürdü. Özellikle IŞİD terör örgütü hakkında skandal açıklamalarda bulunan vekiller Türkiye'nin bir süre örgütü kullandığını savundu.

Gazete İstanbul: Bölgede çıkan yerel gazeteleri takip ediyor musunuz?

Ali Şeker: Yerel gazetelerin şöyle bir sorunu var. Her muhabir bir gazete çıkarıyor.  Her gazete çıkaran muhabirde belediyelerin basın bültenlerini basıyor, bir tane bile haber yapmıyor. Artık bunun bir gerçekliği kalmadı. Bu kadar gazete gibi görünen basılı materyalin ortalıkta dolaşması yerel gazeteciliği bitirdi.

Gazete İstanbul:
Seçim çalışmaları nasıl gidiyor? Sokağın nabzı nasıl?
Ali Şeker: Ankara katliamından sonra  insanların havası değişti. Türkiye'nin birinci problemi barış, birarada yaşayabilecek miyiz endişesi var. Devlet mekanizmasının göz göre gelen katliamlar karşısında seyirci kalması hatta teşvik etmesi, kulağını tıkaması, gözünü kapatması insanları kaygılandırıyor. Bir Ortagoğu ülkesi mi olduk, Suriye' deki bir pazar yeri katliamları gibi katliamlar mı yaşayacağız diye endişeleniyorlar.  Adıyaman'a 6 milletvekili arkadaşımızla gittiğimiz de bugün yaşananlara apaçık ortadaydı. Yunus Emre Alagöz, Orhan Gönder, Ömer Deniz Dündar'ın aileleriyle gidip görüştüğümüzde facia geliyorum diyordu. Aileleri çocuklarıyla görüşüyorlardı. Bunlara isimler belli, kişiler belli ama canlı bomba ölü bomba olmayınca yakalamıyorlar, seyrediyorlar. Böyle traji komijk bir durum. Biz Ankara'nın merkezinde Hacı Bayram Cami'nin etrafında militan topladıklarını kamuoyuna açıkladık. Bunları görüpte seyremek vatana ihanettir. Devlet insanların can güvenliğini sağlamak konusunda görevini yapmıyor, görevini ağır derecede ihmal ediyor, kimsenin can güvenliği yok. Kapının önüne çıktığımızda da kimin başına ne geleceği belirsiz. IŞİD'in bütün büyükşehirlerde hücre evi var. Eren Bey'de (Eren Erdem) daha önce bunları bildirdi. Devletin mekanizmaları tek bir Tayyip Erdoğan'ın güvenliğini sağlamak üzerine seferber edilmiş 78 milyon insanın güvenliğinin hiç bir önemi yok.

Gazete İstanbul:
IŞİD'in yanında bir de PKK tehlikesi var. HDP yetkililerinin açıklamaların göre PKK halen savaş başlatmadı...
Ali Şeker: Evet bunu söylüyorlar. Eğer barış istemese Kürtler, kesinlikle iç savaş çıkmıştı diyorlar.

Gazete İstanbul: IŞİD'in 3-5 tane göndermesi başka bir şey ama bu gün PKK'nın da canlı bombaları var...
Ali Şeker: Devlet bütün silahlı eylemleri önleme konusunda birinci derecede görevli, sorumluluğu var. Bunu DHKPC  de PKK da yapsa adını duymadığımız başka bir örgütte yapsa, devlet önlem almak durumunda. Halkının güvenliğini sağlamak zorunda.
Eren Erdem: Daha farklı bir nokta var. Yani bugün baktığınızda bölgede Amerikalılar'ın, İngilizler'in yeni bir hareket planı içinde olduğunu görüyoruz. Esad'lı Suriye diyorlar, bölgeyi yeniden dizayn etmeye çalışıyorlar. Emperyalizm nasıl Libya'dan başlayarak Arap baharını örgütlediyse bu bölgede de Barzani ile bir meşruiyet alanı oluşturmaya çalışmış, bugün de  bir benzerini PYD ile yapmaya çalışıyor. Dolayısıyla PKK'nın bugünkü gücü uluslararası meşruiyetinden kaynaklanıyor. Yani Amerika PKK'yı meşru görmeye başladı. Sebebi de Kobani'de ki IŞİD'le yapılan çatışma. Bu gerçekçi bir meşruiyet mi, elbette değil. Ben bunu HDP'li arkadaşlarla da konuşurken "Hiç bir ulusal mücadele emperyalizmle kavga etmeden meşrulaşmaz" demişimdir. Onların perspektifinden Türkiye emperyalizmdir, onların verdiği mücadele de bu yöndedir. Ama bu gerçekçi değil, matematiksel karşılığı yoktur. Bilimsel değil, akılcı değil, insani değil. Yani Türkiye emperyalist bir devlet değil ki. Emperyalist olabilmesi için sanayi devrimini yapmış olması lazım, kapitalistleşmiş olması lazım, kapitalist aşamayı geçmiş olması ve sömürgeci kaynak arayışına girmiş olması lazım. Türkiye yarı sömürge bir ülkedir. Bu tezler üzerinden Türkiye'yi kodlayarak kendilerine meşruiyet alanı açmaya çalışıyorlar. Devlet de öteden beridir özelliklede ordu PKK'nın güçlü kalmasını isteyen bir fraksiyon içinde bulundu. Bunu biliyoruz. ıl 1990'dan itibaren JİTEM kanalıyla darbelere öncelik hazırlamak amacıyla ordu elini güçlendirdi. Ordu PKK'nın saldırılarına göz yumdu, ateşkesleri engelledi. Dolayısıyla biz şöyle bakıyoruz olaya; Kürtlerin özgürlük ve demokrasi taleplerinin tamamını meşru görmekle beraber, Kürt halkını temsil ettiği söylenen bu silahlı unsurların gayri meşru olduğunu düşünüyoruz. Ben en azından böyle düşünüyorum. Bu meşruiyeti tartışmamız gerektiğinide düşünüyorum.

Gazete İstanbul: IŞID meselesi çıkarılırken öbür silahlı örgütte başka bir şey yapılıyor gibi gösterilmesi yanlış değil mi?
Eren Erdem: Elbette. Dağlıca'da ölenler saksı değildi.
Ali Şeker: Gündem IŞİD. 100 vatandaşımız ölmüş, PKK 30 bin insanımızı öldürdü. Bir seferde 100 kişinin öldürüldüğü katliam Cumhuriyet tarihinde bir ilktir.

Gazete İstanbul: Son 3 ayda da 150'nin üzerinde polis ve askerimiz şehit oldu.
Eren Erdem: Dağlıca'da ölenler süs bitkisi değildi. Bu realite gerçek. Şimdi tabi ki çatışma dinamiklerinin farklı nedenleri var.

Gazete İstanbul: Teröre sadece IŞİD üzerinden bakmak yeterli mi?
Ali Şeker: 200 kişi IŞİD nedeniyle hayatını kaybetti. Yani Reyhanlı'dan bugüne kadar 200 insan can verdi bu canlı bomba eylemlerinde. Bunların da kimler olduğunu biz raporlarımızda yazdık, bunlara tedbir alın dedik. Suriye'den gelenler var biz tespit ettik, şunun gidin bir ifadesini alın dedik emniyet müdür yardımcısına. Polis, "Seyahat özgürlüğü var. Biz gidiyoruz Suriye'ye gitmişsin diyoruz, ben İstanbul'a gittim diyor. Biz bir şey yapamıyoruz "diyor. Bir eylemde hırsız Erdoğan diye slogan attığında bütün gazı suyu boca ediyorlar. İnsanlar tweet attığı için içeri alınıyor, bomba atanlar bombayı atana kadar serbest.

Gazete İstanbul: Hükümetin katliama göz yumduğuna dair iddialarınız var. Neden böyle bir şey yapsın ki hükümet? Bu katliamın AK Parti ya da hükümete ne faydası olabilir ki...
Ali Şeker:  Türkiye'nin kutuplaşması üzerinden siyaset yürütmeyi tercih etti AKP. İnsanları kutuplaştırıp çoğunluk gurubu kendi yanına çekmek.
Eren Erdem: Bakın mesela Türkiye'nin ekonomisi tamamen üretimden soyutlanmış, kara para eksenine oturmuş. Şu anda AKP geçtiğimiz 4 yıl boyunca IŞİD'in bölgedeki petrol havazasındaki etkinliğinden ciddi pay aldı. Nasıl pay aldı? IŞİD petrol kuyularını işgal etti, yakıtı Türkiye'ye sattı. Türkiye petrol aldı, karşılığında MİT tırları vasıtasıyla silah verdi. Yani silah karşılığı petrol aldı ve dünya standartlarının çok altında fiyatlara aldı. Bu petrol alımları uluslararası normların dışında el altından yürütüldü. Bununla alakalı ben dün 100 soruluk bir önerge verdim. Burada hepsinin delillerini maddelendirmiştim. Uluslararası basında yer alan delilleri ve ifadeleri maddelemiştim. Şimdi bu Türkiye'nin faydacılığının birinci ayağıydı.

Gazete İstanbul: AK Parti bu petrolü yandaşlarına mı aldı yoksa devlet mi kullandı?
Ali Şeker:  Yandaşları üzerinden Türkiye'ye dahil etti.
Eren Erdem: AKP içerisindeki birçok kişi bu ticaretten zengin edildi. IŞİD petrolü üzerinden. IŞİD Musul'u basmadan önce Türkiye'de Yeni Bosna'da Adale Otel'de bir toplantı yapılıyor. Yarın Musul'da büyük sonuçlar alacağız diye açıklamalar yapılıyor. Bunların görüntüleri yayınlandı. Aynı toplantı Umman'da yapılıyor MİT yetkilileri var. Musul baskını önceden planlanan bir baskındı. Türkiye'nin de bilgisi dahilinde yapıldı. IŞİD burada 2 temel görevle görevlendirildi; Türkiye'nin kontrol dışı bir kürt bölgesinden duyduğu rahatsızlık nedeniyle Kobani'de ki kürtlerin tasviyesine girişti. Aslında IŞİD'e tırnak içinde söyüyorum devletin terörle mücadelesi konusunda görev verildi. İkinci olarak IŞİD Türkiye'nin petrol havzasındaki gücünü artırdı, Musul ve Kerküt'teki etkisini artırdı, bizim anladığımız siyaset bağlamında değil AKP'nin bölgedeki paramiliter yapısı olarak faaliyet gösterdi ve ticari olarak AKP'nin ekonomiye bir can suyu katma çabasının sonucu olarak bu işler yapıldı. Türkiye içerisindeki kutuplaşmada IŞİD bir sopa olarak tutuldu. Nasıl diyeceksiniz? Bana kimse izah edemez. Ebu Hanzala Halis Bayancuk adlı adam var. Bu kadar açık bir şekilde IŞİD'ın Türkiye yapılanmasının sorumlularından biri olduğu gerçeğine rağmen paralel yapı kumpası gerekçesiyle sokağa çıkartıldı.  Ya bu Ebu Hanzala dediğiniz adam bir kere bütün internetteki videolarında izlediğiniz zaman açık bir şekilde IŞİD'e mücahit çağrıları yapıyor. İstanbul'da birçok hücreyi örgütlüyor bu adam. Emniyet bunu teknik takibe almış, ben o fezlekelerin hepsini geçmişte paylaştım. Bu fezlekelerde yazıyor. Adam Irak'ta Afganistan'da IŞİD ve El- Kaide'ye militan devşiriyor. Serbest kaldıktan sonra Şile Ömerli'de bir konuşma yaptı. Kurban Bayramı'nda IŞİD mücahitlerinin kurşunlarını kuvvetlendir yarabbi diye. Bu nasıl bir anlayıştır, niye bunu serbest bıraktın? Ve bu adam hiç Recep Tayyip Erdoğan'ı, AKP'yi hedef almadı bugüne dek. IŞİD bulunduğu ülkedeki rejimle kavga eder. Hiç Türkiye'ye dair bir yaklaşım sergilemediler. Sebebi ne acaba. Bu durumu hiç sorgulayan var mı? Birileri olası bir gerilim halinde, olası bir müdahale halinde bir hazırlık mı yapmaya çalışıyor? AKP hükümetinn gerilimin yükseldiği şeklinde kaygıları mı var acaba? Demokratik olmayan bir sürece geçeceğimizden endişeleniyor da buna karşı bir tedbir mi alıyor Bence bunu net olarak söylemek ve sormak gerekir diye düşünüyorum.? Bunları düşünmeden olmuyor.

İhsan Özkes'e para teklif edildi
Gazete İstanbul: İddiaya göre 7 Haziran'ın hemen sonrasında CHP içerisinden 20 kişilik bir grup milletvekili 300 milyon dolar ve bakanlık karşılığında AKP ile anlaştı. Ardından Kılıçdaroğlu bunu görünce ters bir hamle yaparak, "Türkiye için elimizi taşın altına koyarız" açıklamasıyla bu 20 kişinin hamlesini boşa çıkardı. Ardındanda HDP'den, MHP'den ve CHP'den bazı kişilerle görüşüldü. Bununla ilgili parti içerisinde herhangi bir duyum aldınız mı?
Ali Şeker: Tamamen bir hayal ürünü. Transfer girişimlerinde bulunabileceklerine dair herkesin bir öngörüsü vardı. İhsan Özkese gibi.
Eren Erdem: İhsan Özkes'e bir meblağ önerildiği iddiaları var. Ben tanık değilim bir delilimde yok. Münferit bir girişimde bulunulduğu söyleniyor. Fakat bu kadar kişiyle bir görüşme vardır demek çok doğru olmayacaktır.

Gazete İstanbul: Baykal'ın yoklama yaptığı ancak 4 kişinin kabul ettiği ifade ediliyor. Eğer Baykal'ın o girişimi olmasaydı bugün meclis başkanı kesinlikle muhalefettendi deniliyor.
Ali Şeker: Bunların hepsi bir spekülasyon. Deniz Baykal'ın adaylığı konusu ayrı bir konudur, hükümet kurulması ve milletvekili transferi ile ilgili konu ayrı bir konudur. Bu konuda hiçbir ciddi bilgi yoktur, hiçte konuşulduğuna şahit olmadım. Sadece spekülasyon olarak kamuoyunda acaba transfere mi gidecekler gibi konuşmalar oldu.
Eren Erdem: AKP ile koalisyon tartışmaları başladığında çok doğal olarak parti içerisinde koalisyon yapmalı mı yapmamalı mı şeklinde milletvekilleri sohbet etmişlerdir.

Gazete İstanbul: Siz tüm ilçeleri gezerek koalisyona karşı olduğunuzu belirttiniz.
Eren Erdem: Bunu bizle mecliste de ifade ettik. 
Ali Şeker: Biz açık açık televizyonlara çıktık ön seçimden gelenler koalisyona karşı dedik.
Eren Erdem: Biz bu ifadeleri kullanırken gerçekçi sosyolojik ifadelere dayandık. Örneğin bizim içinde olduğumuz bir hükümet çok basit ve aslında çok büyütülmeyecek bir hadise ama 1 Mayıs'ta ne yapacaktı? İşçiler Taksim'e yürürken polis müdahale ederken biz ne yapacaktık? Ben mesela bugüne kadar bütün 1 Mayıs'larda olmuş biri olarak bunu gerçekçi bir mücadele alanı olarak görüyorken...
Ali Şeker: Düşünün ki İçişleri AKP'de, Sanayi Bakanlığı bizde
Eren Erdem: MHP ve HDP 17-25 Aralık fezlekesini Meclise taşıdığında bizim hükümet ortağı olarak durumumuz ne olurdu?

AKP tek adam teslimiyetinde bir yapı
Gazete İstanbul: 2 Kasımda aynı yerde misiniz? Yani CHP-AKP koalisyonu masaya gelirse yine karşı mı çıkacaksınız?
Ali Şeker: AKP bir kere parti olacak. AKP tek adam teslimiyetinde bir yapı. Çözüm sürecinde bir bakan bir milletvekili hiç bir itiraz yapamadı. Bir il başkanı bir açıklama yapamadı. Parti olabilmesi için il başkanının, milletvekillerinin çıkıp bir itirazda bulunabilmesi gerekiyordu. O kadar kitlesel bir muhalefetin karşısında sindirmek bastırmak kendi diktasını dayatmak yerine, karşıdakini anlamak konusunda bir tavır konulmalıydı. Bu Genel Başkan Yardımcısı olabilirdi, MYK üyesi olabilirdi, İl Başkanı, İlçe Başkanı olabilirdi. Davutoğlu koalisyon görüşmeleri aslında yürütmedi, O'na sadece seçim hükümeti ile ilgili bir yetki verilmişti. Rehin alınmıştı bütün yetkileri Cumhurbaşkanı tarafından. Ne partideki herhangi bir MYK üyesinin söyleyecek bir sözü vardı, ne başbakanın bir sözü vardı.
Eren Erdem: Bizim partimizin ilkeleri var, vaatleri var. AKP ile sürdürülebilir bir hükümet kurma konusundaki temel endişemiz Cumhurbaşkanı'nın AKP üzerindeki hegamonik ilişki biçimi. Cumhurrbaşkanı yasal sınırlara çekildiği takdirde bizim de vaatlerimizi hayata geçirebileceğimiz siyasal bir zemin oluştuğu takdirde hükümetin oluşması ile ilgili bir beis olmayacaktır. Çünkü burada temel sorun bizim ilkelerimizi yaşatabileceğimiz hakkında olan kaygımız. Yani Cumhurbaşkanı AKP'nin genel başkanı gibi davranmaya devam edecekse siz o zaman AKP ile değil sarayla koalisyon kurmuş oluyorsunuz. Biz AKP'nin anayasal sınırlarına çekilerek masaya oturmasını talep ettik. Biz demiyoruzki Cumhurbaşkanı saraya gitsin inzibatlar tutsun kolundan kapıya çıkarsın. Anayasal sınırların içerisine çekilsin, anayasanın gerektirdiği zeminde davranmayı öğrensin. AKP 'yi bir bağımsız siyasi irade olarak tanımlasın, biz AKP ile masaya oturduğumuz zaman meseleler üzerine 3. şahısların iradesini beklemeden konuşabilelim. İpoteksiz değerlendirme yapabilelim. 17 Aralık geldiği zaman karşımıza objektif bir irade görmek istiyoruz. Yani yanlışımız da var yanlışımızın hesabını versin diyebilecek erdemi göstermek istiyoruz. Dolayısıyla hükümet kriterlerinin bu anlamda.

Gazete İstanbul: 1 Kasım'da ne olur?
Eren Erdem: AKP'de bir kaç puan düşüş görüyorum. MHP'de bir düşüş gözlemliyorum. İnsanlar MHP'nin çözüm odağı olmadığını düşünüyor. CHP'nin tutumu takdir toplamış durumda. Bu ne kadarlık bir puana yansır bilemem.
Ali Şeker: Birçok ilde AKP'den kaçış var. Aileler bunlar bize makarna, kömür veriyor ama çocuklarımızın canını alıyor şeklinde konuşuyor. Özellikle doğu bölgelerinde AKP'de gerileme var. AKP hükümetinin son katliama göz yumması insanları etkiledi. 
Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
VATANDAŞ - 1 yıl önce
memleketi̇mi̇z terörden ençok zarar gören ülkedi̇r
buna rağmen terör örgütü taraftarlari bunu yok sayarak ülkemi̇ze ''teröre destek veri̇yor '' damgasi vurmaya çalişiyor
amaçlari teröri̇stleri̇ aklama çabasidir bu amaca ulaşirlarsa teröri̇stlerde ''i̇şte bi̇z bu ülkede özgürlük hareketi̇yi̇z '' di̇yecekler oyun bu
maalesef baazi vatandaşlarimizda bu oyuna alet oluyor şehi̇dleri̇mi̇zi̇n hakki i̇çi̇n herkez daha di̇kkatli̇ olsun lütfen bu oyunlara kanmayalim memleketi̇mi̇ze devleti̇mi̇ze sahi̇p çikalim saygilar
Avatar
VATANDAŞ - 1 yıl önce
devleti̇mi̇ze destek olalim fi̇tneci̇leri̇n üretti̇ği̇ i̇fti̇ralara i̇ti̇bar etmeyeli̇m unutmayalim bu devlet bu memlekete hi̇zmet etmektedi̇r
terör örgütleri̇ i̇se ortami kariştirmayi hedefler çünki̇ onlar kaostan besleni̇r
bi̇z devleti̇mi̇zle variz devlet yoksa bi̇z neyi̇z bi̇r düşüneli̇m