Özkan Ünal: Küçükçekmece'nin bir numarasıyız

Özkan Ünal

Özkan Ünal



RÖPORTAJ: Emek Karakaş 21 Nisan 2015, 08:51

Küçükçekmece Bosch Bayisi Ünallar Ticaret'in sahibi Özkan Ünal, aile olarak 50 yıldır ticaretle uğraştıklarını, 40 yıldır da beyaz eşya bayiliği yaptıklarını belirterek, «Geçmişi güçlü, altyapısı sağlam ve ekonomik koşulları iyi olan bir firmayız. Bu özelliklerimiz de rakiplerimizin rekabet şansını azaltıyor» diye konuştu.

Küçükçekmece Cennet Mahallesi'nde 50 yıldır ticaretle uğraşan Ünallar, ilçenin köklü ailelerinden biri. 50 yıldır ticaretin içinde olan aileden 3 kardeş; babalarından devraldıkları ticarethaneleri işletmeye devam ediyor. Üç kardeşin en büyüğü olan Özkan Ünal; Reyhan Caddesi'nde bulunan Bosch Bayi'nin başında.

Bugünkü röportaj sayfamızın konuğu olan Özkan Ünal, 40 senedir beyaz eşya bayiliği yaptıklarını belirterek, “21 yıldır Bosch'un bayiliğini yapıyoruz. Doğru stratejiler belirleyerek, doğru zamanda doğru işler yaparak bu noktaya geldik. Şu an Çekmece'de number one'ız (bir numara); üstümüze yok diyebilirim” diye konuştu. “Bosch için bu sektörün Mercesedes'i diyebilirim” ifadesini kullanan Ünal, “Marka olarak insanlarda bir güven temin ediyor. Kalite olarak, konjöktür olarak, vizyon olarak, misyon olarak, model olarak sürekli yenilenen bir katalog var. Sürekli yenilenen çeşit ve teknoloji olarak enerjiden ve sudan tasarruflu, son derece ekonomik ürünler var. Ve insanlar kullandıkça bunun rahatlığını hem ekonomik hem de konfor olarak yaşıyorlar. Bunu görmeleri bize satış olarak geri dönüyor” ifadesini kullandı.

Bu işe nasıl başladınız?
Ticarette 50 yılımız bitti. Şirketimiz 1973 yılında kuruldu. 40 senedir beyaz eşya bayiliği yapıyoruz. Önce AEG bayisiydik. Bosch Türkiye pazarına yaklaşık 21 yıl önce girdi. Ama 21 yıl önce AEG'yi yöneten firmayla bugün  Bosch'u yöneten firma aynı. Çünkü Bosch yönetimi, üretimi ile birlikte AEG'yi satın aldı. Hazır bayi ağıyla birlikte devam etti.

Beyaz eşya esnaflığı yapmanın zorlukları neler?
80'li yılların Özal döneminde korkunç bir talep olmuştu. Önceden teknoloji bu kadar yoğun değildi. Artı pazar da bu kadar bölünmüş değildi. Mesela o zaman sadece büyük olarak AEG ile Arçelik vardı. Arçelik pazarın yüzde 60'ını, AEG de yüzde 25'ini götürüyordu. AK Parti'nin birinci döneminden itibaren piyasaya elektronik marketler girmeye başladı. Dünya devleri geldi. Mesela Samsung'un, LG'nin bundan 15 – 20 yıl önce esamesi okunmazken şu anda pazarda ciddi bir rakip oldular. Bunun yanında Elektroworld, Mediamarkt, Satürn, Teknosa gibi elektronik mağazaları açıldı. Ayrıca Evkur'un başını çektiği ev shoplar oluştu. Önceden cadde mağazalarında insanlar dilediği şekilde, dilediği fiyatlarla oynayabiliyordu. Ama rekabetçi bir ortam oluştuğundan ötürü kar marjı düştü. Böyle olunca biz de kendi gardımızı almak; kendimizi yenilemek, vizyonumuzu ve misyonumuzu geliştirmek zorunda kaldık. Aksi halde biz bu çarkın içinde kaybolup gidecektik. Kaybolmamak için eğitime başladık. Bu sektörde ne yapmamız gerekiyor, ne yaparsak ayakta durabiliriz, hem ayakta durup hem de bayrağı nasıl ileri götürebiliriz diye düşünerek eğitimlere başladık. Mesela ben 2010'da Bosch grubunun Marmara Bölge üçüncüsü oldum. Biz profesyonel mağazacılık yapmamız gerektiğine inandık. Bu anlamda da doğru stratejiler belirleyerek, doğru zamanda doğru işler yaparak bu noktaya geldik. Şu an Çekmece'de number one'ız (bir numara); üstümüze yok diyebilirim. 
Beyaz eşya ciddiyet gerektirir

Beyaz eşyada moda oluyor mu?
Olmaz olur mu? Ama beyaz eşyada moda değil de koleksiyon var. Her yıl yenilenen modeller var. Önceden olduğu gibi beyaz eşya beyaz olur düşüncesi bitti. Beyaz eşya şimdi renklendi. Çelik, inoks, titanyum gümüş, beyaz cam seramik, siyah, kırmızılar oldu. Biz marka olarak kırmızı, yeşil, mavilere geçmedik ama yerli firmalarda oldu. Ama çok tuttu diyemeyiz. Çünkü beyaz eşya da biraz ciddiyet gerektirir. Bir de Bosch'un marka güvenirliliği çok önemli. Robert Bosch'un 1815 yılında söylediği, 'insanların güvenini kaybetmektense para kaybetmeyi yeğlerim' lafı da çok önemli. Bizim markada güven çok önemli.

Bosch bu piyasanın biraz 'ağır abi'si gibi duruyor...
Bosch için bu sektörün Mercesedes'i diyebilirim. Biz Doğan görünümlü Şahin değiliz; Mercedes'iz. Marka olarak insanlarda bir güven temin ediyor. Ama güven temin ederken sadece sözde kalmıyor. Kalite olarak, konjöktür olarak, vizyon olarak, misyon olarak, model olarak sürekli yenilenen bir katalog var. Sürekli yenilenen çeşit ve teknoloji olarak enerjiden ve sudan tasarruflu, son derece ekonomik ürünler var. Ve insanlar kullandıkça bunun rahatlığını hem ekonomik hem de konfor olarak yaşıyorlar. Bunu görmeleri bize satış olarak geri dönüyor. Bu yüzden de sürekli bir talep var. Biz 21 yıl önce Bosch bayiliğine başladığımızda pazar payı yüzde 13'tü. Şu anda yüzde 40'larda. Bu ciddi anlamda bir atılım. Ciddi anlamda bir yatırım. Bocsh'un Avrupa'nın en büyük beyaz eşya üssü şu an Çerkezköy'de. Burada üretilen her 100 makineden 72 tanesi ihraç ediliyor. 10 bin kişi çalışıyor. Müthiş bir şey... Bunun yanında Bursa ve Manisa'da da fabrikalar var. Şu anda Bosch'un bu ülkeye yatırımı 25 milyar Euro'dur.

Tasarruf artık çok önemli

Son dönemde beyaz eşyada çevreye duyarlılık, su ve elektrik tasarrufu gibi konular ön planda. Bununla ilgili gelişmeler neler?
Şu an çamaşır makinelerimiz A+++. 9 kilogram çamaşırı yılda 152 kilovat enerjiyle yıkıyor. Normal şartlar altında haftada iki kez çamaşır yıkanması şartıyla bir evde çamaşır makinesinin harcadığı enerji yılda 152 kilovat. Bu da yılda 40 lira elektrik faturası demek. Ne kadar ekonomik... Bosch'un bu noktada duyarlılığı çok yüksek. Ayrıca her yıl enerji kampanyaları yapılıyor. Tüm firmalar toplu karar alıyor. Mesela bu yıl inverter klimalar haricinde klima ihracatı yasaklandı. İnverter klima demek, A enerjiden yüzde 30 daha az enerjiyle çalışan klima demek. Önceden adam 300 – 400 liraya klima satıyordu, F enerji. Alan fiyatına ve üflediği havaya bakıyordu. Ama faturanın ne üflediğini bilmiyordu. 2015 yılının Eylül alından itibaren elektrik süpürgelerinde emiş gücü 900 watt'tan yukarı olanlar ithal edilemeyecek. Çünkü 1000, 1200 ve üzeri makinelerde korkunç derecelerde enerji israfı var. Sanayi Bakanlığı böyle bir karar aldı ve üretici firmalara tebliğ edildi.

Ancak mesela bulaşıklarını musluk altında yıkayıp, sonrasında makinede yıkayan onlarca kadın tanıyorum. Tüketiciler bu konunun öneminin farkında mı?
O zaman niye bulaşık makinesi alıyorsun, niye ben sudan tasarruf edeceğim diye bir iddianın peşindesin? Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu... Biz satarken müşteriye nasıl kullanması gerektiğini anlatıyoruz. Kesinlikle böyle bir şey yapmalarını tavsiye etmiyoruz. Çünkü makineyle sizin belki 2 tabakta harcadığınız 6 litre su ile 12 kişilik yemek takımı yıkanıyor. Bir damla suyu yaklaşık 450 parçaya bölen bulaşık makinelerimiz var, duşlama sistemi olan makinelerimiz var; bu şekilde tazyik oluşturabiliyor. Temizliği daha rahat ve daha az suyla sağlıyor.

Dönemsel satış olayı var mı? Mesela düğün sezonun açılmasıyla satışlarda artış yaşanıyor mu?
Ben istatistik uzmanıyım. Her yılın istatistiğini gün ve ay olarak tutuyorum. Son zamanlar artık istatistikler birbirini örtmüyor. Mesela biz klimalarda kıştan bağlantılar yapıyoruz, yazın da takılacak klimanın tahmini rakamını çıkartırız. Yaklaşık üç yıldır bağlantı yaptığımız klima adeti kadar klima satamıyorum. Çünkü mevsimler daha farklı bir şekilde gelişmeye başladı. Bu kış haricinde ondan önceki 3 yılda da dilediğimiz gibi ısıtıcı satamadık. Yaz olmadığı gibi kış da olmadı. Bu gibi etkenler satışı da etkiliyor. Düğün sezonu başladı, bunun gardını yıl başında aldık. Artık insanlar bilinçlendi, düğüne karar verdiği zaman hemen eşyayı alıp emanete bırakıyor. Ben firma adına konuşursam rakamlardan memnunum, bir adım daha öndeyiz. Çünkü biz altyapısı güçlü bir firmayız. Bütün ürünleri nakit alıyorum, herhangi bir şekilde vade kullanmıyorum. Bunun yanında dükkanlarımızın kendi mülkümüz olması, kira vermememiz bizim için büyük bir avantaj.

Seçmenin kararı değişebilir

Türkiye'de bir ekonomik kriz olduğu dile getiriliyor, ciddi bir daralmadan bahsediliyor. Bunun size yansıması nasıl oluyor?
Tabi insanlar tedirgin. Bugün altın ve Dolar'ın piyasada dengelerinin bozulması nedeniyle nihai tüketicilerin yatırıma dönecek bağlantıları öteleniyor. Öte yandan bu ekonomiye göre Dolar'ın kuru 3 lira civarında olmalı. Ben ekonomiyi takip eden biri olarak bu yükselmeyi bekliyordum, sürpriz olmadı. Ama nihai tüketici bunu böyle algılamıyor. Ancak bugün bizim ülkemizde Dolar'ın bu denli yükselmesini gerektirecek bir durum yok; bu dış konjektörlü bir olay. Ortadoğu'da yaşananlar, Yemen'de yaşananlar etkiliyor. Derecelendirme kurumlarının da bunda rolü var.

Seçimlerden sonra daha derinleşeceği, yoğun hissedileceği söyleniyor. Size göre ne olur?
Seçimlere 1 buçuk ay var, siyasette 1 buçuk ay çok uzun bir zaman. Siyasette 1 saat bile çok uzundur. Ülkenin nasıl bir politika izleyeceği, halkın nerelere taraf olacağı belli değil. Ülke seçim havasına girmedi bir kere... Bu havaya girer mi, girmez mi; bir taraf barajı geçer mi geçmez mi; geçerse ne olur geçemezse ne olur? Bunlar üç bilinmeyenli denklem gibi... İnsanların da nereye tevazu göstereceği son güne kadar belli olmuyor. Son bir haftada beğendiği liderin bir lafıyla farklı düşünebilir. Bence Türk seçmeni artık bilinçlendi, son dakikaya kadar bekliyor. O yüzden neler olacağı belli değil ama benim gönlüm iyi şeyler olmasından yana. Kötü şeyler olmasın, istikrar bozulmasın, koalisyonlar olmasın istiyorum. Ama ben güçlü bir muhalefet de olsun istiyorum. Çünkü güçlü muhalefet, güçlü iktidarı çalıştırır. Örneğin Kemal Kılıçdaroğlu'nun bayramlarda çift maaş vereceğim vaadi seyyanen 100'er lira zam getirdi. Bizim bir siyasi kimliğimiz yok, biz ticaret yapıyoruz. Biz her markaya eşit mesafede olduğumuz gibi her siyasi partiye de eşit mesafedeyiz.

Sefaköy’ü bizim lisemiz yaşatıyor
Sefaköy Lisesi mezunu olan Özkan Ünal, lisenin Küçükçekmece tarihi için çok önemli olduğunu söyledi. Sefaköy'ün ismini şu an sadece bu lisenin yaşattığını ifade eden Ünal, “Sefaköy Lisesi Küçükçekmece'de çok farklı bir yerde. 1971 yılında kuruldu. Önce Safraköy Ortaokulu olarak kuruldu, sonra Safraköy Lisesi oldu. Ardından Sefaköy Lisesi adını aldı. İki dönem Dr. İsmet Birgül Lisesi oldu. Biz ismimizi geri almak için büyük bir mücadele verdik ve tekrar Sefaköy Anadolu Lisesi'ne döndü. İşin ilginç yanı; Küçükçekmece'de resmi olarak Sefaköy diye bir yer kalmadı. Sefaköy diye bir mahalle yok. Sefaköy'ün adını yaşatan bir bizim lise, bir de önündeki İETT durağı. 3 Mayıs'ta dördüncü pilav günümüz var. 10 bine yakın mezun var. Her yıl daha fazla insanla bu organizasyonu gerçekleştiriyoruz. Benim tahminim 10 yıl sonra tarihi bir katılımla yapacağız” diye konuştu.

Küçükçekmece sıçrama yaptı
“50 yıldır Küçükçekmece'de olduğunuzu söylediniz. Size göre Küçükçekmece nereden nereye geldi?” sorumuzu şöyle yanıtladı, “Küçükçekmece bence çok büyük bir sıçrama yaptı. Eğitim seviyesi yükseldi ve yaşam kalitesi de arttı. Kültür merkezleri çoğaldı. Bunun tabi yerel yönetimlerle de bağlantısı var. Bir başka önemli gelişme ise üç tane üniversite açıldı, on binlerce üniversite öğrencisi geldi. Bu öğrenciler nedeniyle eğitim kalitesi çok ciddi bir yere geldi. Küçükçekmece üniversite sınavlarında il bazında sonlardayken, dereceler almaya başladı. En büyük sorunu çarpık yapılaşma. Bir dönemin eserlerini ortadan kaldırmak çok zor. Bu arada çarpık yapılaşma Çekmece'nin yerlilerinin ürünü olduğu için bunlarla da anlaşmak biraz sıkıntı yaratıyor. Bu sorun da aşılırsa Küçükçekmece İstanbul'un nadide semtlerinden biri. Havaalanı, deniz, ormana yakın; ulaşım araçları kolay bir ilçe. Bu nedenle tercih noktası oldu. Bu arada da konutların fiyatları tabi ki arttı. Hem kira hem gayrimenkul satışı olarak. Metrekaresi 4 bin lirayı aştı, gidiyor.

KELİME OYUNU
Aile: Sıcaklık
Çocuk: Dünyanın en tatlı şeyi
İstanbul: Benim aşkım
Türkiye: Çok seviyorum
Dostluk: Çok önem verdiğim bir yegane şeylerden biri
Geçmiş: Yüzleştiğimde güzel şeyler çıkıyor
Bugün: Bugün benim doğum günüm
Gelecek: Umutlu bakıyorum, güzel şeyler olacak
Siyaset: Seviyorum ama yapmam diye düşünüyorum
Muhalefet: Hiçbir zaman muhalif olmadım, iktidar olmaya çalıştım
İktidar: Güzel ama egoları tatmin etmek için yapılmamalı
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.