Davutoğlu Rus uçağının düşürülmesi hakkın konuştu

Uçağın düşürülmesinin ardından yaptığı ve çok tartışılan “Talimatı ben verdim” sözlerine açıklık getiren Davutoğlu, “Talimatın, angajman kuralları ile ilgili talimat olduğu bilinir. 5 dakikalık süre içinde spesifik olay için ek bir talimat vermek imkansız. Angajman kuralları genel bir talimattır” dedi. Davutoğlu, Fethullah Gülen ile görüşmesine dair de, “Bu görüşme ile, bu yapının, ülkemize ve milletimize karşı kullanılmasına engel olmak üzere gösterdiğimiz samimi çaba, maalesef, karşılık bulmamıştır” dedi.

Davutoğlu Rus uçağının düşürülmesi hakkın konuştu

Davutoğlu, darbe komisyonuna yolladığı cevapta FETÖ yapılanmasına dair detaylı değerlendirmeler yaptı.  Davutoğlu FETÖ yapılanması ile ilgili ilk kanaatinin 12 Eylül 1980 darbesi ardından oluştuğunu anlatarak, “12 Eylül darbesini `hayırlı bir gelişme’ olarak tanımlayan bir yapıya şüphe ile yaklaşmak doğal bir tavırdı. Bugünden geriye baktığımızda bu yapının darbe aşkının o yıllara kadar gittiğini söylemek mümkündür” dedi. 
 
Parmak sallamaktaydı
 
FETÖ’ye dair somut şüpheye 7 Şubat MİT krizinin yaşandığı gün sahip olduğunu anlatan Davutoğlu, şöyle devam etti:
 
“Bu yapı, bürokratik uzantıları üzerinden teşebbüs ettiği bu cüretkar hamleyle, hükümetimizin varlığından ve yürüttüğü politikalardan rahatsız olan uluslar arası aktörler adına, Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, AK Parti hükümetine ve demokratik sivil siyasete parmak sallamaktaydı. Bu yapıyla ilgili kanaatlerimin kırılmaya uğradığı üçüncü aşama, 17-25 Aralık 2013 operasyonları oldu. 17-25 Aralık operasyonları ve sonrasındaki süreç, bu yapının devlete sızarak kendi çıkarları doğrultusunda siyasete müdahale eden kriminal bir örgüte dönüştüğünü gösterdi.  MİT Müsteşarı Fidan, savcılık çağrısının ardından Başbakanımıza bilgi vermek için aradığında Başbakanımız ile birlikte aynı arabada İstanbul’da muhterem vaizlerimizden İbrahim Subaşı’nın cenazesinden Ankara’ya dönmek
üzere havaalanına gidiyorduk. Başbakanımız, bu hamleyi yargı bürokrasisinin iktidara siyaset dayatması olarak değerlendirerek, son derece kararlı bir tutumla kesinlikle ifade vermeye gitmemesi talimatını verdi.”
 
Davos ardına karar verdi
 
FETÖ’nün dönemin Başbakanı Erdoğan’ın Davos’taki “one minute” çıkışını müteakip illegal telefon dinlemelerine başladığını kaydeden Davutoğlu, “Bu dinlemeleri Selam-Tevhid soruşturmasına dayanak oluşturmaya çalışmıştır. Bu dinlemelerle bir çok devlet görevlisine suç atfetmek için deliller oluşturmaya çalışmıştır. Beni dinleyebilmek için de en sık görüştüğüm yakınımdaki danışmanlarımın telefonları dinlenmiş, bu görüşmelerden suç üretmeye çalışılmıştır. Nitekim bu dava süreçleri halen devam etmektedir. 17-25 Aralık sürecinde, hükümetimizin bu yapının bürokrasi içindeki illegal faaliyetlerini deşifre etmeye başlamasıyla ortaya çıkarılan bu soruşturma ve dinlemeler, o dönemden beri örgütün içeride ve dışarıda yürüttüğümüz başarılı politikalardan rahatsız olan odaklar adına taşeronluğa soyunduğunu göstermektedir” dedi.
 
Gülen ile neden görüştü
 
2013 BM Genel Kurulu toplantısına seyahatim öncesinde Erdoğan ile yaptığı değerlendirmede, FETÖ’nün gittikçe artan bir şekilde Türkiye karşıtı çevrelerce kullanılmaya müsait hale geldiğini değerlendirdiklerini ifade eden Davutoğlu, şunları anlattı:
 
“Gülen’in daha önce yapılan çağrılar çerçevesinde Türkiye’ye getirilerek kontrol altına alınmasını gerekli olduğu kanaatine vardık. Sayın Başbakanımızla yaptığımız bu değerlendirme neticesinde ve talimatı doğrultusunda, BM Genel Kurulu’na katılmak üzere ABD’de bulunduğum sırada, Gülen’le bir görüşme gerçekleştirdim. Gülen ile Eylül 2013’te gerçekleştirdiğim görüşme kişisel bir tercih sonucunda veya bir yakınlık gösterisi mahiyetinde şahsi bir ziyaret olmayıp Başbakanımız Erdoğan’ın bilgisi ve izni doğrultusunda, 7 Şubat sonrasında, söz konusu yapı mensuplarının o döneme kadar düşündüğümüz bir sivil topum örgütü olmanın ötesinde, devlet iradesinden bağımsız ve devlet hiyerarşisi dışında bir yapılanma içerisinde olduğu kanaatimizin oluşması üzerine, muhatabına somut mesajları doğrudan iletmek amacına matuftu. Bu görüşmede Sayın Başbakanımızla gerçekleştirdiğimiz
istişare çerçevesinde açık bir şekilde gerekli uyarılarda bulundum. Ülkemize dönüşümde bu görüşmeyi ve edindiğim intibayı Sayın Başbakanımıza aktardım. Bu çerçevede, kendisini samimi görmediğimi, zaman kazanmaya çalışır bir intiba verdiğini ve bu kritik süreçte dikkatli olmamız gerektiğini ifade ettim. Bu görüşme sonrasında, Gülen’in hükümetimize ve ülkemize yönelik operasyonların içinde olduğuna ve bu tutumundan vazgeçme niyetinde olmadığına yönelik kanaatimiz pekişti. Bu görüşme dışında, kendisiyle başka hiçbir görüşmem olmamıştır. Bu görüşme ile, bu yapının, ülkemize ve milletimize karşı kullanılmasına engel olmak üzere gösterdiğimiz samimi çaba, maalesef, karşılık bulmamıştır. Nitekim bu görüşme sonrasında, bu yapının şahsıma, yürüttüğümüz dış politikaya, Sayın Başbakanımızın şahsına ve liderliğini yürüttüğü AK Parti iktidarına, ülkemize ve milletimize yönelik saldırıları artarak devam etmiştir. Nitekim bu görüşmeden 3 ay sonra 17-27 Aralık, dört ay sonra da MİT Tırları operasyonu düzenlenmiştir.”
 
Rusya ile uçak düşürme kriine dair de o dönem yaptığı ve çok tartışılan “Talimatı ben verdim” açıklaması ile ilgili de ilk kez konuşan Davutoğlu, şunları anlattı:
 
Mutlaka cezayı alır: TSK mensubu herhangi bir subayın ya da erin hangi kademede olursa olsun ve hangi görevi yürütüyor olursa olsun başka bir aidiyetin parçası olması ya da meşru TSK hiyerarşisi dışında başka herhangi bir merciden emir alması, ihanet ölçeğinde bir suçtur ve demokratik hukuk devleti kuralları içinde en ağır ceza ile cezalandırılmayı hak eder. Bugün bu pilot hakkında da yargı süreci işlemektedir. TSK hiyerarşisi dışında bir aidiyet taşıdığı ve yetkilendirildiği angajman kurallarının dışında başka bir merciden emir alarak hareket ettiği ortaya çıkarsa mutlaka cezayı alacaktır.
 
Bizden duysunlar dedim: Olayın gerçekleştiği 24 Kasım 2015 günü, 64. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni kurmak üzere Sayın Cumhurbaşkanımız ile saat 11.00’de randevumun olduğu gündür. Bakanlar Kurulu listesini tekmil edip görüşme için yol hazırlığı yapmakta olduğum bir sırada takriben 09.45 sularında Genelkurmay Başkanımız telefonla arayarak, Yayladağı sınırına yakın bir bölgede Bayırbucak Türkmenlerine dönük hava saldırısı yapan bir uçağın, yapılan bütün uyarılara rağmen hava sahamızı tehlikeli bir şekilde ihlal ettiğini ve devriye görevi yürüten uçaklarımızın angajman kuralları gereği uçağı düşürmek zorunda kaldığını bildirmiştir. Kendisine uçağın kimliğinden emin olup olmadıklarını sorduğumda ise uçağın kimlik bildirmeksizin sınır ihlali yaptığını, ancak Rus uçağı olma ihtimalinin bulunduğunu söyledi. Kendisine Dışişleri Bakanımız ve MİT Müsteşarımız ile derhal bir araya gelerek durum hakkında kesin bir rapor hazırlamaları, başta Rusya olmak üzere yapılacak diplomatik ve askeri temasları planlamaları ve Sayın Cumhurbaşkanımıza bilgi arz etmeleri talimatlarını verdim. Ayrıca Sayın Cumhurbaşkanımız ile görüşeceğimi ve konuyu kendisiyle istişare edeceğimizi, o vakte kadar uçağın aidiyeti ile ilgili açıklama yapılmamasını, eğer Rus uçağı olduğu kesinleşirse Rusya Federasyonu yönetiminin bunu ilk olarak Hükümetimizden duyması gerektiğini söyledim.
 
Angajman ile ilgil: Ayrıca krizin ilk anından itibaren iki ülke arasındaki ilişkilerin düzeltilmesi için yoğun çaba sarf edilmiş ve diplomatik temaslar Başbakanlığım döneminde kesintisiz şekilde
sürdürülmüştür. Esasen Başbakanlık görevinden ayrıldığım günlerde de devam eden bu
çalışmaların başarıyla noktalanması AK Parti hükümetlerinin sürekliliği içinde gerçekleşmiştir. Hal böyle iken devlet usulünü bilenler grup toplantısında ifade ettiğim talimatın, angajman kuralları ile ilgili talimat olduğunu bilirler. Ayrıca, ihlalin yapıldığı ilk an ile bir çok uyarının yapıldığı ve müdahalenin gerçekleştiği 5 dakikalık süre içinde,
bu spesifik olay için ek bir talimat almanın ya da vermenin imkansızlığı da açıktır.Angajman kuralları genel bir talimattır; uygulama anında yeterli zaman olmaması sebebiyle
bu talimatı alan komutan, pilot ya da asker bu genel talimatın gereğini yapma hususunda hem görevlendirilmiş hem de yetkilendirilmiş kabul edilir; saniyelerle sınırlı
ihlal süreçlerinde ayrıca bir talimata ihtiyaç duyulmaz. Angajman kurallarının belirlenmesi zaten bu kısa zaman aralığında yeni bir talimat almanın imkansızlığı sebebiyledir. Talimatını verdiğim angajman kuralları Rusya dahil hiçbir ülkeyi hedef almamıştır, ancak aynı angajman kuralları hangi ülkeden olursa olsun savaş şartlarındaki bir ülkeden hava sahamızı ihlal eden bütün hava araçlarını kapsamıştır.
 
Hangi asker bilinemez: Bu olayda uçağı düşüren pilotun FETÖ/PDY ile irtibatlı olup olmadığı hususuna gelince, angajman kuralları konusunda talimat veren bir Başbakanın, Genelkurmay Başkanı yada Hava Kuvvetleri komutanının, bu angajman kurallarının hangi askerimiz tarafından nerede ve ne zaman uygulanacağı konusunu öngörmesi mümkün değildir, çünkü ihlalin nasıl ve ne zaman gerçekleşeceği bilinemez. Esasen angajman kurallarına ilişkin talimatın tarafımdan verildiğine ilişkin açıklamayı yapma nedenlerinden birisi de Sayın Genelkurmay Başkanımızın haklı bir gerekçe ve kaygı ile uçağın düşürülmesine ilişkin spekülasyonların görev yapmakta olan TSK mensuplarının angajman kurallarını yerine getirirken tereddüt göstermeleri sonucunu doğurabileceğini iletmesidir. Kendisine angajman kurallarını siyasi iradenin belirlediğini, bu kuralları uygulayan hiçbir TSK mensubunun tereddüt duymaması gerektiğini, gereken açıklamanın tarafımdan yapılacağını, ancak bu pilotun ya da süreç içinde görev yapmış diğer TSK mensuplarından herhangi birinin herhangi bir örgüt bağlantısı varsa bunun da hemen tetkik edilmesi gerektiğini söyledim. Nitekim Sayın Genelkurmay Başkanımız daha sonraki görüşmemizde pilotun geçmişini ve ilişkilerini araştırdıklarını ve somut bir irtibat tespit edilemediğini bildirmiştir.

Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.