Rant arttıkça binalar kardeş oldu

Halim Saral

Halim Saral



RÖPORTAJ: Emek Karakaş 10 Nisan 2015, 09:22

Beylikdüzü Belediye Meclisi'nde 2009-2014 yılları arasında CHP meclis üyesi olarak görev yapan Halim Saral, diğer ilçelerdeki yüksek yapılaşmanın Beylikdüzü’nde olmadığını belirterek «Ama daire satışı arttıkça binaların arasındaki mesafeler azaldı» diye konuştu. Saral, «Rant arttıkça binalar kardeş oldu» dedi.

Beylikdüzü Belediye Meclisi'nde 2009 – 2014 yılları arasında CHP'den meclis üyeliği yapan Halim Saral, meclisin renkli ve esprili isimlerinden birisiydi. Geçtiğimiz yıl yapılan yerel seçimler sonrasında aktif olarak siyasetten uzak kalan ve mesleğini sürdüren Diş Hekimi Halim Saral ile geçen bir seneyi, 7 Haziran seçimlerini ve Beylikdüzü'nü konuştuk. “Bir belediyede eğer imarla oynanıyorsa burada bir şeyler var demektir. Eğer imarla oynanmıyorsa düzgün bir belediye vardır” diyen Saral, “Beylikdüzü'nde ilk baştan beri hemen hemen aynı kat imarı var. Çok fazla bir değişiklik yok. Örneğin Büyükşehir Mahallesi, ilk kuruluşunda neyse o. Burada binaların arasındaki mesafe 200 metre ama yeni yapılanların arasındaki mesafe rant arttıça azaldı. Binalar satıldıkça biraz daha kardeş oldu. Bunlar yanlış şeyler tabi ama Beylikdüzü genelde rahat bir yer” ifadesini kullandı.

Meclis'in renkli isimlerinden biri olarak tanınıyorsunuz. Yerel seçimlerin üzerinden bir yıl geçti. Siz bu bir yılı nasıl geçirdiniz?

Siyaseti aktif olarak yapmayı özlemedim, özlemem de. Zaten olduğum süreçte de siyaseti çok abartılı düşünmedim. Sonuçta siyaset hayatın içinde hep vardır. Bir insanın günlük hayatı bile bir siyasettir. Bana göre dünyada aydın olmanın şartı korkusuz düşünmekten geçer. Korkusuz düşüneceksin ama yaparken ölçülü olacaksın. Ben her şeye kadirim, her şeyi yaparım diye düşünmek patavatsızlıktır, ölçüsüzlüktür, diktatörlüktür. Yaparken karşındaki insanın yerine kendini koyacaksın, ne kadar incilirim diye düşüneceksin. Bugünkü siyasetin neresinden tutalım, hangisini anlatalım?

Bugünkü siyaset, bu siyasette yer almak çok mu zor?
Bir kere şunu net söylemek lazım; birincisi bu ülke çok partili sisteme çok erken geçti, ikincisi Cumhuriyet çok erken kuruldu. Ben elbette cumhuriyetçiyim ama kurulduğu dönemde cumhuriyetin ismini bilen tek kişi vardı; Mustafa Kemal. Silah arkadaşları bile Kurtuluş Savası sonrasında Osmanlı Devleti'ni devam ettirme niyetindeydi. Cumhuriyet kurulduğu zaman adını bilen sayısı belki yüzde 3'tü, belki o kadar bile değildi. Okur yazar oranı yüzde 5'ti, kadınlarda bu oran yüzde 1 bile değildi. Böyle bir ortamda cumhuriyet kuruldu ve bugün cumhuriyeti algılayan, anlayan, her şeye rağmen sahiplenen yüzde 80 insan var. CHP iktidar olamayabilir, o CHP'yi yönetenlerin sorunu. Ama Türkiye'de Cumhuriyet ayaktadır. Örneğin herhangi bir köye gidin ve okuma yazma bilmeyen nineye 'senin elinden oy hakkını alacağız' de. Tek kelimeyle iç güdüsel olarak kıyameti koparır çünkü oy vererek insan yerine konuyor, bir kişilik kazanıyor. Ama ülkede kötü olan 'o benim muhtarım, benim milletvekilim, benim başbakanım' tabirinin kullanılmasıdır. O zaman diğerlerini ötekileştiriyor. Bundan ülkeyi kurtarmak lazım. Birileri balkona çıkıp 'hepinizin başbakanıyım' diyor ama uygulamada öyle yapmıyor. Yurtdışı seyahatlere giderken kendisine oy vermiş iş adamlarını alıyor, ihaleleri dağıtırken kendi yandaşlarına veriyor, benim yüzde 50'm diyebiliyor. İşte demokrasi de burada bozuluyor. Halbuki seçilmişlerin kendisini seçene de seçmeyene de eşit uzaklıkta olması gerekiyor.

Bu millet korkusuz düşünmüyor

Evet bunların olması gerekiyor. Ama bir realite var ki toplum ciddi anlamda kutuplaşmış durumda. Bunda da siyasetçilerin rolü çok büyük. Hani hep sorulur ya, memleket nereye gidiyor diye, size göre Türkiye nereye gidiyor?

Ben bunu bir örnekle anlatayım. Ben Trabzonluyum. 3 – 4 ay önce haberlerde HDP'lilerin Trabzon'da yürüyüş yapmak istediğini ancak halkın buna tepki gösterdiğini izledim. İyi de kardeşim, burası Trabzon' diye tartakladığın kimler HDP'liler, kimin paraleli diye görüyorsun PKK'nın. PKK'nın başı İmralı'da, peki önce 'İmralı'yla görüşen şerefsizdir' deyip de sonrasında 'devlet konuştu' diyerek tırnak içinde söylüyorum devleti şerefsiz namussuz konumuna düşüren birisi var mı? Peki sen oylarını kime veriyorsun, ona... O zaman sormazlar mı bu ne pehriz bu ne lahana turşusu? Ben Türk halkının sağ duyusuna güveniyorum ama aklına olan güvencim çok sağlam değil. Bu millet korkusuz düşünmüyor, birileri bir şey diyor sorgulamadan onun peşinden gidiyor. Siyasi partilerin başkanlarına bakalım, biri çıkıyor öbürüne şerefsiz diyor; öbürü çıkıyor namussuzdur diyor. Bunlara ne gerek var? Herkes yaptıklarını önüne koyacak ve düşünecek; onlar düşünmüyorsa oy verenler düşünecek. Her gün senin seçmenin benim seçmenim diye seçmeni gerersen birileri de çıkar gönderir.

Buna çözüm için ne yapılması gerekiyor?
Vatandaşlar verdikleri oyların ne kadar önemli olduğunun farkına varmalı. Sen Cumhuriyet gibi kucağında nur topu gibi bir evlat bulmuşsun. O evlat kucağında büyüdü, nimetlerinden istifade ettin.  Bugün milletvekillerinin hepsini geçmişlerini araştıralım; belki bir kaçı hariç hepsinin büyük dedesi o yıllara göre normal vatandaş, ahali, zavallı kişilerdir. Bu cumhuriyet seni aldı, okuttu, bugün de Meclis'e kadar taşıdı. Bugün cumhuriyetin ne olduğunun farkında değiller. Bugün geriye, Osmanlı'ya dönme gayretinde olanlar zannediyor ki Osmanlı zamanındaki ağalardan beylerden oluruz. Ama bilmiyorar ki Türkiye'de o feodal yapı yıkılmadı, o tahtları onlara bırakmazlar. Aile büyüğüysen, siyasi büyüksen, devlet büyüğüysen insanları germeyeceksin. Karşı tarafın aleyhine konuşurken uslubu bozmayacaksın. Çünkü kavga hiçbir şey kazandırmaz.

Acele etmemek gerekiyor

7 Haziran seçimleri için 'kader seçimi olacak' tanımı yapılıyor. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 400 vekil istemesi, kimi çevreler tarafından söylendiği gibi siyasetin içinden çıkmaması bu seçimin sonuçlarını etkileyecek deniliyor. Siz nasıl öngöryorsunuz?
Bunu vatandaşın görmesi lazım. Ama Recep Tayyip Erdoğan artık insanların sıtkını sıyırdı. Benim seçmenim, benim vatandaşım, sürekli benim demesi çok tepki alıyor. Bunların hepsi elbette etkili olacaktır. Demokrasi Türkiye'de daha çok yeni. O yüzden acele etmemek gerekir. Toplumlar yoğurt kadar kolay mayalanmazlar, üzümü sıktığın zaman şarap içilmez, üzüm suyu hemen sirke olmaz. Demokrasi de birden bire öyle gökten zembille gelip koynuna girmez; bu da bir süreçtir. Türkiye Cumhuriyeti'nde cumhuriyetin kat ettiği yol güzeldir.

CHP'nin iktidar olma şansı var mı? Ön seçim yapması oy oranını arttırır mı?
Cumhuriyet Halk Partisi iktidar olamıyorsa onu Cumhuriyet Halk Partililer düşünecek. Bu memleketi bu hale getiren en büyük günahkarlardan bir kaçı bugün CHP'den daha çok CHP'li hale geldi. Bunların başında Süleyman Demirel geliyor, Hüsamettin Cindoruk geliyor.Ön seçim tabi güzel, heyecan getirdi. Herkes bir aktivitenin içine girdi, herkeste bir heyecan oldu. Bir de genel başkana karşı 'evet efendimciler'in yerine halkın istediği kişiler geldi. CHP'nin yapacağı şey şudur; bir vatandaşa alemin yaptığı kötülüğü değil kendinizin yapacağı şeyleri anlatacaksınız. Mesela çok güzel bir şey yaptılar ve Genel Başkanımız emeklilerle ilgili 2 bayramda ikramiye verileceğini söyledi. Ben onun yerinde olsam bir de Cumhuriyet Bayramı'nı katardım. 'Ben Cumhuriyet Halk Partili olarak bir de milli bayramda ikramiye vereceğim' derdim. Bir de bir ikramiyede devlet memurlarına vereceğim derdim. Eğer CHP bu 2 aylık süreçte halka söylediklerini yapacağı inancını verirse başarı gelecektir.

Alışan gitmek istemiyor

Beylikdüzü'nde geçen yıl yönetim değişti. Son bir seneye bakarsak Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun performansını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bunu vatandaş daha iyi bilir. Ben burada yaşayan normal bir vatandaşım. İyi ya da kötü demem. Ama şunu derim bir belediyede eğer imarla oynanıyorsa burada bir şeyler var demektir. Eğer imarla oynanmıyorsa düzgün bir belediye vardır. Benim burada imarla ilgili neler yapılıyor bilgim yok. Temizlik, ağaçlandırma gibi hizmetlerde ise geçen döneme göre çok bir fark yok. Zaten kötü bir şey görsem de ben bunu basın aracılığıyla söylemem; gerekirse partide eleştiririm.

Beylikdüzü ile birlikte çevre belediyeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hasan Akgün, 20 yıldır Büyükçekmece'de başkanlık yapıyor. 20 yıldır hiçbir yere 15 katlı bina yapılmadı. Tepekent'te yapıldı ama ona da Büyükşehir Belediyesi izin verdi; Akgün'ün bir gühanı yok yani. Ama Esenyurt'u görüyoruz! Beylikdüzü'nde ise ilk baştan beri aynı kat imarı var. Çok fazla bir değişiklik yok. Örneğin Büyükşehir Mahallesi, ilk kuruluşunda neyse o. Burada binaların arasındaki mesafe 200 metre ama yeni yapılanların arasındaki mesafe rant arttıça azaldı. Binalar satıldıkça biraz daha kardeş oldu. Bunlar yanlış şeyler tabi ama Beylikdüzü genelde rahat bir yer. Hele de benim gibi eviyle işinin arası 3 - 4 dakikaysa daha da rahat. İstanbul'a gitmek de, orada yaşamak da artık bir zulüm haline geldi.

Burada oturanlar da İstanbul'a gitme ihtiyacı hissetmiyor sanırım...
İlk gelen çok çabuk alışamıyor, alışan da artık Haramidere'den aşağıya geçmek istemiyor. Çünkü buradaki o toplumsal, psikolojik rahatlık başka yerde bulunmuyor, insanlar çok çabuk sıkılıyor. Örneğin bir ay önce eşimle Beyoğlu'na gittik; sanki bir insan nehirinin içindesin ve o nehire karşı sürekli bir gerileme hissediyosun. Ayrıca Beylikdüzü ayrı bir merkez oldu. Önceden Bakırköy ya da Avcılar bir merkezdi ama artık oradan da, Büyükçekmece'den de, Esenyurt'tan da insanlar buraya geliyor.

Kabadayıca beyanat verirsen otobüs taşlanır
Geçtiğimiz hafta Trabzon'da Fenerbahçe futbol takımının otobüsüne yapılan saldırıyı da değerlendiren Halim Saral, “Ben Trabzonspor'da yöneticilik de yaptım. Şimdi burada hedef şoför olunca bütün otobüs hedef demektir. Burada Trabzon yaftalandı. Ben Trabzonluyum benim düşmana ihtiyacım yok, dosta ihtiyacım var. Trabzonlular suçludur. Neden; Trabzonspor denilen büyük camianın başına birisini seçerken yeterince düşünmedikleri için. Bu camianın başına seçilenlerin akıllı, sağduyu ve aklının sağlam olması gerekiyor. Ama onlar kalkıyorlar diyolar ki 'ben bu kupayı alırım.' Kupayı alamadılar ama gençleri çok iyi kışkırttılar. Eğer siz iyi bir anne babaysanız çocuklarınızın yanında konşularınızın aleyhine konuşmazsınız çünkü o çocuk sizden etkilenir ve komşunuza kinlenir. Şimdi siz bir kulüpte yönetici olacaksınız, mikrofonu gördüğünüz yerde konuşmadan geçemeyeceksiniz; hem de kabadayıca beyanatlar vereceksiniz. Bunun sonucu ise otobüse saldırı oluyor” şeklinde konuştu.

Atatürk hepimizi temsil ediyor
Bugün istatistiğini yapmadım ama Cumhuriyet karşıtı olan insan sayısı yüzde 10 ya da 15 değildir. Ben insanların içindeyim, herkes Cumhuriyet'i de Mustafa Kemal Paşa'yı da seviyor. Zaten Atatürk soyismi de bütün bu milleti temsil ediyor. Silahıyla birlikte savaştan kaçanları değil ama savaşı sırasında askerlere tahin için buğday eken köylü, askerlere çorap dokuyan kadındır; benim dedem, senin deden 
Atatürk'tür.

KELİME OYUNU
Aile: Herşey
Çocuk: Yürek
Siyaset: Gerekli
İstanbul: Çekim
Türkiye: Türkiye'de 
olduğum için mutluyum
Dostluk: Güven
Geçmiş: Dede
Bugün: Çok önemli
Gelecek: Güven vereceksin ki pozitif enerji olsun
Muhalefet: Vicdan ve fren
İktidar: Hırs ve kin
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.