Sesinin buğusunda kaybolabilirsiniz!

Hüzün arada bir geçiyor mavi gözlerinden... Bir pus olup gülümsemelere karışması an meselesi. O en içten dile gelen nağmeleri dinleyenleri alıp götürüveriyor. Sesinin buğusunda kayboluyorsunuz. Türk Sanat Müziği’nin en güzel parçalarını içinize işliyor. Bir ömür yolculuğu başlıyor zamandan. Sahnede usta ses, usta yorumcu Sevil Güngör

Sesinin buğusunda kaybolabilirsiniz!

Sanat dünyasının güzel  gözlü, güzel sesli sanatçısı Sevil Güngör'le şarkılarla dopdolu geçen bir hayatı konuştuk. Çok küçük yaşlarda sahneye çıkmaya başlayan Güngör "Müzik benim kaderimdi" derken geçmişten günümüze bizleri de müzik yolculuğuna çıkarıyor. İstanbul'un ünlü bir çok yerinde sahne alan, Türk Sanat Müziği'ne gönül vermiş sanatçı son yıllarda yerleştiği Büyükçekmece'de sahne alarak doyumsuz sesi ile dinleyicilerini buluşturuyor.

Bizlere biraz kendinizden söz eder misiniz, nerelisiniz?
Aslen Kahramanmaraşlıyım. Annem ve babam öğretmendi. Ben doğmadan evvel İstanbul'a gelip yerleşmişler. Dedem Albaymış, Atatürk ile birlikte fotoğrafı var şapka inkılabında. Babannemin babası  büyükdedem de hakimmiş. Çok genç yaşta dedem vefat edince babaannemde 4 erkek çocuğu ile Kastamonu'nda bulunan baba evine gitmiş. Yaz tatilinde annem babam iki ağabeyimi alarak babannemi ziyarete Kastamonu'ya gidiyorlar. Ben orada doğuyorum. 13 günlükken tekrar İstanbul'a dönüyoruz Bebek'e. Ailem o dönemde orada yaşıyor. Sonrasında Yenikapı'ya taşındık, çocukluğum orada geçti.

Şarkı söylemeye, daha doğrusu müziğe ilginiz ne zaman başladı?
O dönemde babam müdürlük yapıyor annemde tayini çıkmadığı için öğretmenlikten ayrılmış. Evde babama yardım olsun diye dikiş dikmeye başlamış. Annem anlatırdı, küçükken toprakla oynamayı çok severmişim ve şarkı söylermişim. Yani 3 yaşındayken bile şarkı söylermişim. Konuşmaya başladın lay lay lay şarkı söylemeyede başladın derdi annem. 5 yaşında elimde mikrofonla resmim var, sahnede şarkı söylerken.

5 yaşındayken şarkı mı söylemişsiniz, hem de sahnede? 
Evet, babamın okulunun düzenlediği programda kocaman bir sinema salonunda ben orada mikrofonu görünce perdeyi aralayıp sahneye çıkmışım. Mikrofonda açıkmış. "İbibikler öter ötmez ordayım" Kışlada Bahar'ı sokumaya başlamışım. İnsanlar o kadar beğenmişki, alkış kopunca annem "Bildiğin galiba tek şarkı oydu, bir daha tekrar okumaya başladın" diye anlatırdı.

Müzik aşkı ailede başladı
Müzik aşkı, müzik sevgisi hayatınızı nasıl şekillendirdi?
Tabi ailede de var. Dayım Nurettin Çamlıdağ İstanbul Radrosu THM sanatçısı, Yurttan Sesler Korosu Şefi aynı zamanda derlemeci. Anne dedeminde var derlemeleri Ahmet Cevdet Bey. Annemin sesi güzeldi, babam müziği çok severdi. Ailem biz 3 kardeşi birbirine saygı ve sevgi çerçevesinde büyüttü. Sevgiyle büyüdük. İlkolulda ağabeylerime babam mandolin, flüt dersleri aldırarak, daha sonrasında gitar dersleri, piyano ve ud dersleri aldırdı. Bende 7 yaşında rahmetli Arif Sami Toker'le tanıştım. Babam elimden tuttu, ona derse götürdü beni. İlk hocam Arif Sami Toker'di. Daha sonra Kanuni İsmail Hakkı Üstünkaya beyefendiden ders aldım. Udi Rıdvan Lale'den ders aldım Allah rahmet eylesin Neslihan Lale'nin eşi.

İlk sahneye ne zaman çıktınız?
7 yaşında düğün salonlarında sahne almaya başladım. Aksaray'da Yenikapı'da, Millet Caddesi'nde bulunan 19 Mayıs Düğün Salonu, İnci Düğün Salonu, Saray Düğün Salonu'nda programlar yaptım. Bir menejerle tanıştık hatta Adnan Şenses, Handan Kara gibi sanatçıların gecelerinde sahneye çıkıyordum. Sevda Sevil diye sahne alıyordum o zaman. Okul zamanı çalışmıyordum, tatillerde çalışıyordum.Çünkü derslerimi aksatırım diye.Ailem beni ben istiyorum, şarkı söylemeyi çok seviyorum diye çalıştırıyordu, maddi bir sorundan dolayı değil.İlkokulu bitirdikten sonra İstanbul Kız Lisesi'ne başladım. İdealim konservatuar okumaktı benim.

Konservatuarlı bir sanatçı olmak mı istemiştiniz?
Amacım konservatuarı bitirip İstanbul Radyosu'na girmek radyo sanatçısı olmaktı. Sahne sanatçısı olmayı hiç düşünmemiştim.

Girdiniz mi konservatuara?
Orta okuldan sonra konservatuar sınavına girdim ve kazandım. Konservatuara başladım hatta ağabeyimde benimle aynı sınıftaydı ve 5 ay gittim ve sonra evlendim. Olmadı eğitimim öylece kaldı. İnsanlar çocukken  hayal kurarlar, o hayalleri suya düşünce  içleri acır. Benimde konservatuar okumak kısmetimde yokmuş, oğlum Mustafa Kemal'im dünyaya gelecekmiş. Yaşım çok küçüktü evlendiğimde. Evliliğim yürümedi ve 7.5 sene sonra ayrıldık. Üsküdar Musiki Cemiyeti'ne gitmeye başladım. Orada Emin Ongan beni karşıladı. 2 yıl devam ettim Üsküdar Musiki Cemiyeti'ne ve aynı zamanda Şeref Müdiresi olarak görev aldım. Sonrasında kaset yapmaya karar verdim.

Babamsız dışarı çıkmıyordum
Kaç yaşındaydınız?
21 yaşındaydım, düşünün eşimden ayrılmışım ailemle yaşıyorum bir oğlum var. Güzelim diye de her yere babamla gidip geliyorum. Babamsız dışarı çıkmıyordum.
Oskar Plak sahibi Muhti Bayan'la tanıştım o sıralarda ben. Beni çağırmış dinlemek için, gittim ona. Hatta okuduğum parçada halen aklımda "Bu dünyaya dert çekmeye gelmişim" isimli parça. Dinledikten sonra Muhti Bayan bana  Almanya dönüşü kaset yapacağını söyledi. Bu arada büyük ağabeyimin arkadaşı Müslüm Gürses'in maestrosuydu. Unkapanı'nda çok iyi ilişkileri vardı. Ağabeyim onu aramamı söyledi. Çünkü kaset yapabilmek için Unkapanı'nda ilişkiler çok önemliydi. Unkapanı değil "Kurtkapanı"ydı. Kaset yapma işinde yardımcı olacağını söyledi ama ağabey dediğim kişi 3-4 ay sonra evlenme teklif etti bana. Düşündüm ve evlenmeye karar verdim. Kader ve şartların insanları nereye götüreceği belli olmuyor. Evlendim, iyi bir insandı. Hatta düğünümüze rahmetli Müslüm Gürses ve eşi Muhterem Nur'da geldi.

Kaset işiniz ne oldu bu arada?
Evlendikten bir süre sonra eşim bana bir albümde iki parça okuyacağımı söyledi. "Taverna 88" isimli albümde 2 şarkı okudum, biri eşimin bestesiydi.  Adnan Tanyol isimli sanatçı okuyordu bizlerde Bilge Baran diye bir sanatçı arkadaşımla misafir sanatçı olarak yer almıştık. Bu albüm bir patladı o dönemde. Ama herkes şirkete beni soruyormuş, kasetimi arıyorlarmış. Şirkette bana kaset yapmaya karar verdi. Benim alt yapım sanat müziğiydi, arabesk söylememi istediler. "Canın sağolsun" isimli bir kaset yaptılar. Bu kaset sattı. Bunun üzerine 2. kaseti yapmaya karar verdiler, ama dükkanda bir yangın çıkıyor, bütün çekler vs. yanıyor. İflas.

Konser ve sahne çalışmalarınız oldu mu bu arada?
İlk İzmit'e gittim, sahne çalışması yaptım Erkan Ocaklı ile beraber 1.5 ay çalıştık.Dünyanın en iyi insanıydı Erkan Ağabey, ben onun öldüğünü duyunca çok üzüldüm. Sonrasında ben turnelere çıkmaya başladım. Müslüm Gürses'le beraber turnelere çıktık. Daha sonra tek çalışmaya başladım menajerim Engin Arınmış'tı. Bu arada eşimden ayrıldım ekonomik nedenlerden dolayı. Çok büyük güzel yerlerde programlar yapmaya başladım. Sonrasında sanatçı Canan Sabah'la tanıştım. Onun sanatçısı olduğu  plak şirketi sahibi ile beni tanıştırdı. Erdal Plak Durmuş Çorlubana dedi ki "Kızım ben alt yapılara bir sürü para harcayamam, okuyacaksan canlı oku, yapalım kaseti"dedi. Kabul ettim ve çok iyi bir sazla canlı kayıt yaptık. 2 saatin içinde bitirdik kaseti.

Konser verir gibi okudunuz kasete öyle mi?
Aynen öyle , çok zordur aslında bakmayın siz. Bu kaset çok büyük ilgi gördü, çok sattı. Yurt dışında Almanya'ya giderek konserler verdim.  İstanbul'da Bakırköy^de Hanedan'da sahne aldım, sonra Pembe Köşk'te, Reşat Clup'te sahne aldım.Ankara'da sahne çalışmalarım oldu. Teklif alarak TRT'de solo program verdim. Bu arada kendimde eksiklik görerek Erdem Siyavuşgil'den 2.5 yıl şan dersleri aldım. Hiç unutmam ilk dinlediğinde bana "Kimse hüzzama basamıyor, sen basıyorsun, böyle mi güzel bir ses olur" dedi. Allah rahmet eylesin. Müzikte kendi kendime bir yere gelebildim, uçmadan kaçmadan.

Sonra kaset çıkardınız mı?
Şahin Özer ile sözleşme imzaladık, kedinin fareyle oynaması gibi oynadı benimle. Şimdi yapacağız sonra yapacağız diye 2.5 yıl oyaladı beni. En sonunda baktım bu iş böyle olmayacak ben istemiyorum artık dedim ve sözleşmeyi iptal ettik. Tabi bu olaya ben çok üzüldüm, çünkü yapsaydı eğer kaset, kliplerim çekilebilirdi. Ah etmiyorum ama yüreğim kırıldı.

Müzik hayatınız nasıl devam etti?
Yoğun ve çok çalıştım. Çok ekstraya gittim.5 yıldızlı otellerde 15 saz eşliğinde söylüyordum. Tabi o dönemler bitti artık.Sonrasında Büyükçekmece'ye gelip yerleştik. Ağabeylerimde sanatçı onlarla birleştik 3 kardeş çalışıyoruz şimdi. İstediğim şimdi tek şey çalıştığımız yerin iş yapması.

Nerede sahne alıyorsunuz?
Beymarmara'da Çarşamba, Cuma, Cumartesi sahne alıyorum. Akşam saat 9'da sahnedeyim gece 1.30'a kadar.

Sahte yüzler bana göre olmadı
Çok küçük yaşlarda başladığınız sanat hayatında güzel bir bayan olarak zorluklar yaşadınız mı?
Ben zorluk yaşamadım çünkü o renkli hayatın içine girmedim. Çalıştığım yerlerde çok seçici davrandım ve sadece sahnemi alıp evime döndüm. Gece hayatının içinde yer edinmedim, çalıştığım yerlerde mesafeli ve ciddi tutumumla işimi yaptım. O yüzden zorluk yaşamadım. Sahte yüzler, sahte gülüşler asla bana göre olmadı. İşim gereği gittim sahneye çıktım, ekmek param için. Çok çok büyük paralar kazandınız mı derseniz, hayır kazanamadık. Albümüm tüm Türkiye'de çok sattı ama ondanda ben bir şey kazanmadım.

Sizin ders verip öğrenciler yetiştirdiğinizi de biliyorum?
Evet uzun süre öğrenciler yetiştirdim. Talebelerim oldu, çalıştırdım ekmek kazandırdım onlarada. Yanımda götürdüm ekmeğimi paylaştım. Vokal yaptırdım aldığım yevmiyeden onlara verdim, sahneye alışsınlar diye.

Bundan sonra müzik adına neler yapmak istersiniz?
Eski dinleyici kitlesi kalmadı zaten. Sahneye çıkıyorum, iki üç şarkı okuyorum hemde ağır parçalar değil, eski klasiklerden okumuyorum zaten güncel parçalar. Başlıyorum okumaya hemen bir istek yapılıyor;  Tavukları pişirmişem, Ankara'nın Bağları gibi türküler. Böyle bir ortamdasınız.Artık tüm mekanlarda bu şekilde oldu. Büyük sanatçıların çalışacağı mekanlar kalmadı artık. Müzik dinlemeyi seven bir kitle halen var, geliyorlar büyük bir zevkle dinliyorlar ama insanlar daha ziyade eğleneceği şarkıları istiyor. Bu durumda müzik adına ben ne düşünebilirim. Bugünki duruma bakarsak müzik adına üzülüyorum sadece.  Sanat müziğimizi gençlerinde öğrenmesini isterim. Müzik ruhun gıdasıdır, herkese lazım.

Çocukların hepsi aç!
Müzik eğitimi alan gençlere tavsiyeleriniz ne olabilir?
Bir sürü konservatuar öğrencisi okulu bitiriyor ve şu an hepsi aç durumdalar. Ne yapacak bu çocuklar? Çoğu başka işte çalışmaya başladı. Çünkü müzik piyasası bitti,çalışacak mekanlar bitti. Müzisyenler çok az paralara çalışmak zorunda kalıyorlar.Ben bu nedenle gelecekte herşeyin daha güzel olmasını dileyebiliyorum sadece onlar ve müzik adına. 

Klasik bir soru ama, dünyaya yine gelseniz yine sanatçı olur muydunuz, yoksa pişmanlıklarınız var mı?
Allah bana bir ses vermiş, mutlaka bunu kullanmak zorundaydım. Yüce Rabbim kaderime yazmış yani. Çok güzel günlerim geçti, çok güzel anlar yaşadım ama çok zor günlerimde geçti tabi. Çok çalıştım ama sanatçılar çok kazanamaz bu işin ekmeğini  satarsa kasetin plak şirketleri yer, sanatçıya para vermez. Büyük para kazanmak içinde çok büyük bir isim olman lazım. O yüzden ben orta derecede para kazandım, kazandığınız paranın çoğuda  sahne hazırlığında gidiyor zaten. Ben tekrar dünyaya gelsem yine sanatçı olurdum ama bu kez aklımı kullanırdım. Çünkü cahildik, bize kimse yol göstermedi. Akıl hocamız yoktu bizim. Herkes kendi menfaatine çalışıyordu. Kıskançlık vardı. O nedenle yeniden başlasam aptal olmazdım bende.

Büyükçekmece'de festivallerde yer aldınız mı?
Yıllardır Büyükçekmece'de yaşıyorum. Kapımı çalan olmadı. Sanıyorum benim gidip Büyükçekmece Belediyesi'ne beni konserlerinizde çıkarın demem gerekiyor. Ben yılların sanatçısıyım bunu yapamam. Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün'ün sanata ve sanatçıya değer verdiğini biliyorum. İsterlerse Türk Sanat Müziği sanatçısı olarak severek programlarında yer alırım.

Işıltılı bir hayat bu
Bir kostüm yaptırmıştım 17 kilo ağırlığındaydı. Beyaz kuğu gibi çıkıyordum sahneye, tümü el işi. Bir yıl başı ekstrası için. Oradan aldığım parada o kostümümün parasından azdı. Sahne ışıltı ister.Bu nedenle kazandığımızın çoğu kostümlere, otrişere,parfümlere, hazırlıklara gidiyordu.

Unkapanı ‘kurt kapanı’ydı!
Büyük ağabeyimin arkadaşı Müslüm Gürses'in maestrosuydu. Unkapanı'nda çok iyi ilişkileri vardı. Ağabeyim onu aramamı söyledi. Çünkü kaset yapabilmek için Unkapanı'nda ilişkiler çok önemliydi. Unkapanı değil "Kurtkapanı"ydı o zaman oralar. Kaset yapma işinde yardımcı olacağını söyledi ama ağabey dediğim kişi 3-4 ay sonra evlenme teklif etti bana.

NİHAL ALTINGÖVDE
Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.