Sevmesem de takdir ederim

Fotoğraf sanatçısı Rıza Aydan Turak sevmediği insanları görünce yolunu değiştirdiğini ve Bağdat'a kral olsun benden uzak olsun mantığıyla hareket ettiğini söyledi. Fakat güzel bir iş yapmışsa sevmediği kişileri de takdir ettiğini dile getiren Turak, Öyle bir kıskançlığım hiçbir zaman olmadı dedi.

Sevmesem de takdir ederim

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olarak çalışmakta olan fotoğraf sanatçısı Rıza Aydan Turak ile foto muhabirliği ve fotoğraf sanatçılığı adına yapmış olduğumuz söyleşide iki meslek arasındaki ilişki ve farklılıkları konuştuk. İlk olarak Turak ile Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi sergi salonunda gerçekleştirilen 2. Uluslararası Avras Türk Sanatları Kongresi Nar Sergisi'ni gezdik. Sonrasında sorularımızı cevaplayan Turak, fotoğrafçılık ve foto muhabirliği hakkında önemli bilgiler verdi. 

Genel olarak bizlere özel hayatınızdan bahseder misiniz?
Sakin bir hayatım var. Arada Türkiye’nin genel durumu ile alakalı olduğu sorunlarda sesimi her zaman yükseltiyorum. Hiçbir zaman kafamı eğip, başka yöne bakarak geçmiyorum. 78 kuşağı olmanın etkisi var sanırım bunda. Toplumsal olaylara karşı her zaman duyarlıyım. Bunun dışında normal bir yaşantım var. Öğrencilerim, arkadaşlarım, sanat hayatım var. Bir şeyler öğretmeye çalışıyorum, yeri geldiğinde sergilere katılıyorum. Benden bir şey istendiği zaman yapmaya çalışıyorum. Yaşam böyle devam ediyor.

Gazetecilerin çektiği fotoğraflar ile sanat olarak adlandırılan fotoğraf arasındaki ilişki nedir? Size göre bu iki fotoğraf arasında bir bağ var mıdır? 

Gazetedeki fotoğrafların öncelikle objektif olması gerekiyor. Olayı veya haberi doğru bir şekilde vermesi, mesajı doğru, tarafsız bir şekilde iletmesi lazım. Sanat fotoğraflarında bu yok. Sanat fotoğraflarında öznel bir yaklaşım vardır. Haber fotoğrafında foto muhabiri olaya öznel olarak yaklaşamaz. Yani bir olay olmuşsa bunu iyi bir şekilde yansıtabilmelidir. İki alanda da olan bir kıstas vardır oda estetik, görsel açıdan ne kadar iyi olursa o kadar kolay algılanır. Genel olarak haber fotoğraflarında estetik, altın oran aranmaz çünkü önemli olan haberin kendisidir. Fotoğrafta haberin anlatılması gerekmektedir. 

Mutlaka eğitim verilmeli
Türkiye’de Sizce gazeteci adayları fotoğraf alanıyla ilgili özel bir eğitim almalı mıdır?
Kesinlikle almalıdır. Şu anda Türkiye’de foto muhabirliği eğitimi veren herhangi bir kurum yok. İletişim fakültelerinde verilen eğitim arka arkaya veriliyordu, bu iyi bir eğitimdi. Sanırım onlar da kaldırıldı. Bu foto muhabiri olmak isteyen iletişim fakültesi öğrencileri için büyük bir engel. Çünkü temel fotoğrafı ve önemli öğelerini bilmeden, foto muhabirliğe, basın fotoğrafçılığına geçmek alt yapı eksikliğinden dolayı başarısızlıkla sonuçlanabiliyor.

Foto muhabirinin yaptığı habere editörün veya başka bir yetkilinin seçmiş olduğu fotoğrafların kullanılması sizce etik mi?
Bence bu normal. İki açıdan tartışılabilir. Gazetecinin görevi olayı en iyi, en görünür şekilde fotoğraflamaktır. O fotoğrafın kullanılıp kullanılmamasına karar verecek olan kendisi değildir. Gazetelerin, basın kuruluşlarının işleyişinde bir hiyerarşi var. Bu hiyerarşiye hem iyi hem kötü. Kötü çünkü bazen foto muhabiri veya gazeteci emeğinin karşılığını bulamayabiliyor. İyi olması ise ikinci bir göz o fotoğraflara baktığı için başka bir fotoğraf seçiyorsa daha doğru fotoğraf olmasını sağlayabilir. Fakat bu seçimi yapan kişinin fotoğraf eğitimi almış olması gerekir. İstihbarat şefi, haber müdürü seçim yapabilir. En kötüsü sayfa tasarımcısının fotoğrafı seçiyor olmasıdır. Sayfa tasarımcısı haber fotoğrafını seçen en son kişi olmalıdır. Bir de gönderilen fotoğrafların sayfaya nasıl sığacağı ile ilgili problem ortaya çıkıyor. İçeriği bozmadan yapılıyorsa iyi fakat bu her zaman olmuyor tabi.

Teknolojinin gelişimi sizce fotoğraf sanatını nasıl etkiledi?
Fotoğraf sanatı olsun foto muhabiri olsun teknolojinin gelişimi ile masraflar azaldı. En güzel tarafı bu. Eskiden film masrafı, filmin banyo masrafı, basılma masrafı vardı. Bunlar korkunç büyük paralardı. Basın kuruluşlarını oldukça zorluyordu. Muhabir habere çıktığı zaman bir makara film veriliyordu 36 kare, bununla dört veya beş kare fotoğraf çekebiliyordu. Artık o kalmadı. İkinci olarak bakıldığı zaman eskiden kamerası, filmi olan fotoğrafçıydı şimdi ise cep telefonu olanlar bile fotoğrafçı. Cep telefonu, fotoğraf makinesi, tabletler gibi bir sürü seçeneğin arasından herkes bir şeyler yapabiliyor. Herkes her an fotoğraf çekebiliyor. Bu gerçekten iyi. Bir kere bu arz talep ilişkisini arttırdı. Arz arttıkça kalite artmaya başladı. Şu anda Türkiye’deki bazı fotoğrafçılar dünya çapında ün sahibi olmuşlarsa, uluslararası ajanslarda Türk fotoğrafçılar çalışabiliyorsa bunun tek nedeni var digital teknolojiyi doğru ve iyi şekilde kullanmasıdır. Herkesin fotoğrafçı olması demek herkesin sanatçı olması demek diye algılanıyor bazı insanlar tarafından. İki tane fotoğraf çekip internet ortamına atılınca altına ünlü, isim yapmış kişileri yazdıkları zaman arz artmaya başlıyor. Bu da kaliteyi düşürme nedeni olarak ortaya çıkıyor. Türkiye'de bu sıkıntı var. Herkes fotoğrafçı olmaya başladığı için sanatçı olarak da anılmaya başlıyor. 30 yıldır fotoğrafa gönül vermiş olan biri olarak bu bizi rahatsız ediyor. 

Kaliteli üretmek zorunda
Teknoloji geliştikçe fotoğraf sanatçılarının artmış olmasında gerçek sanatçıların kendilerini geri çekmelerinin etkisi var mı?
Hayır sanatçılar kendilerini geri çekmezler. Kendimden örnek vereyim. Ben çok fazla sosyal medyada aktif olan, sergi açan birisi değilim. Fakat birçok sergi açmış olan arkadaşlarımız var. Onlar eskiden ne kadar iyi fotoğraflar üretmişlerse yine üretmeye devam ediyorlar. Önemli olan burada sayısal olarak çok fotoğraf üretmek değil kaliteli üretmek önemlidir. İyi bir sanatçı devamlı üretmez, belli bir süre üretir biraz durur başka bir şeyler arar ve daha sonra yeniden başlar. Fotoğrafta sanatçılığında bu böyledir.

Size göre gazetecilik mi daha zor bir meslek yoksa fotoğrafçılık mı?
Türkiye’de fotoğraf sanatçılığı zengin insanların işidir aslında. Fotoğraf sanatından çok az insan para kazanıyor. Şu anda “sanatçı” olarak en çok kazanan Ara Güler var. Kendisini foto muhabir olarak adlandırır sanatçı olarak değil. Çünkü Ara Güler artık bir süper star, bir yıldızdır. Bizler fotoğraf satmaktan çok çekmekten para kazanırız. Gazeteciliğe geldiğimiz zaman foto muhabirliği Türkiye’de olması gereken yerde değil. Gerçi eskiye göre daha iyi bir konumda. Son 3-4 senedir uluslararası ödüllerin alınmaya başlamasıyla biraz daha takdir edilir insanlar olmaya başladılar. Serbest foto muhabirleri telif ile yaşadıkları için takdir edilmiyorlar ve ekonomik olarak sıkıntı çekiyorlar. Fotoğraf sanatçısı veya foto muhabir maaşlı çalışmak zorundadır. Her gün fotoğraf çekmek zorundadır veya ikinci bir iş yapmak zorundadır.

Bildiğimiz kadarıyla 2009 yılında FOTOPYA Ayın Fotoğrafları seçimini siz yapmıştınız şu anda yapmış olduğunuz bir etkinlik, sergi veya aktivite var mı?
Şu anda Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde derslere giriyorum. Ara sıra kurumlar için özel kurslar var onlarla ilgileniyorum. İnternet sitesi gibi alanlara yazılar yazmıyorum artık. Bunun sebebi ise ücretsiz yapılması bekleniyor. Profesyonel olarak bakıldığı zaman emeğin bir bedeli olması taraftarıyım. Bedelsiz yapılan işler bir yerden sonra gönülsüz yapılmaya başlar. Gönülsüz yapılan işler de biter. Bu herkes için geçerli. Bir yerlerde çalışan genç arkadaşlar, öğrenci arkadaşlar olsun bedelsiz çalıştırıldıkları zaman üzülüyorum. Belli bir ücret, maaş almak bu bir haktır.
nİyi bir sanatçı olduğunuz kadar iyi bir yorumcu olarak ta tanıyoruz sizi. Yorumcu olarak baktığımız zaman kişisel görüşleriniz fotoğrafa bakış açınızı etkiler mi? 
Hayır. Ben insanların yaptıklarına, ürettiklerine, çabalarına bakıyorum. Sevmediğim, gördüğüm zaman yolumu değiştirdiğim insanlar var. Fakat değerli, güzel bir iş başarmışsa, benim çekebileceğim bir fotoğrafı benden önce daha iyi çekmişse takdir ederim. Öyle bir kıskançlığım hiçbir zaman olmadı. Güzel bir laf var “Bağdat’a kral olsun, benden uzak olsun” diye. Bu şekilde hareket etmeyi tercih ederim.

Taksim demokrasi hattıdır
Fotoğraf sanatçısı kimliğinizle kendinize çekim alanı olarak neden İstiklal Caddesi’ni seçtiniz?
İstiklal Caddesi ve Taksim Türkiye’nin demokrasi hattıdır. Türkiye’de toplumsal muhalefeti veya yandaşlığı orada görebilirsin. Orası bir demokrasi platformu. İnsanlar orada kendilerini, duygularını az da olsa ifade edebiliyor. Yurt dışında da böyle meydanlar vardır. 2009-2013 arası bir özgürlük alanıydı, kısıtlanmış olmasına rağmen halen devam ediyor. Bu tarz yerler olmazsa toplumda öfke birikir. Öfkede farklı patlamalar yaratabilir. Bu nedenle İstiklal Caddesi gibi alanlar her zaman önemli. Bende orada fotoğraf çekmeye devam edeceğim.

Bizlere diğer koleksiyonlarınızdan bahseder misiniz?
Benim fotoğraf bölümünde hocam olan Yılmaz Kaini’nin 1987 yılında vefat ettiği zaman arşivini aldım. Yaklaşık 30 yıldır Türkiye’nin her tarafından çekmiş olduğum fotoğraflar var. Yurt dışında çekmiş olduğum fotoğraflar var. Neredeyse 7 yaşından beri kitap koleksiyonu yapıyorum. Yıllardır müzayedeler, antikacılar, bit pazarı gibi yerlerden topladığım fotoğraflar var. Kendi çekmiş olduğum fotoğraflar dışında bir de böyle bir dünyam var benim. Sanatçıların genellikle yan uğraşları vardır. Birazda geleceğe yatırım bu aslında.

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde araştırma görevlisi olarak gazeteci de yetiştirdiniz Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde sanatçı da yetiştiriyorsunuz. Buradan yola çıkarak yetişen gazeteci 
adaylarına verebileceğiniz tavsiyeler nelerdir?
Gazeteci dediğimiz insan toplumsal olaylara, değişikliklere açık ve farkında olmalı. Siyasal, ekonomik, sosyal olarak farklı kategoriler seçilmiş olsa da gazetecinin gözü açık olmalı. Her şeyin farkında olması gerekiyor. Bunun için de kitap okumak, genel kültür gerekiyor. Güncel olanı takip etmesi gerekiyor. Yabancı dil olmazsa iyi bir gazeteci olması zor. Kendini geliştirebilmesi gereklidir. Devamlı kendini tekrarlaması gerekiyor. Boş durmamalıdır.

Yakın zamanda gerçekleştirmek istediğiniz bir sergi projeniz var mı?
Türkiye’deki en büyük problem sergi açabilmek için alan bulmaktır. Özellikle fotoğraf sanatı açısından her yeri kullanamıyoruz. Mekânlar çoğunlukla satışa yönelik mekânlar oluyor. Fotoğraf alanında da çok fazla satış olmadığı için zorluklar yaşanıyor.  Sergi adına yapılan etkinliklerin çoğu da aslında satışa yönelik değil de kendilerini tanıtabilmek adına oluyor. Ben de daha çok satmaya yönelik fotoğraflar çektiğim için pek açmıyorum. Bana göre serginin içi dolu olması lazım. Eserler kıymetli olmalı. İçeriği dolu, anlamı olan bir sergi olmak zorunda. O yüzden şimdiye kadar hiç sergi açmadım. Temmuz ayında insanoğlunun hayvanlar üzerine yapmış olduğu şiddeti içeren bir sergi ile başlangıç yapacağım. Yer kesin değil. Basım ve kurgulanma aşaması kaldı. Fotoğraf seçimi tamamlandı.

Benim de bir dünya görüşüm var
Toplumsal olaylar olduğu zaman genellikle orada bulunuyorsunuz. Olayın fotoğrafını çekiyorsunuz. Fakat bunları yayınlamıyorsunuz. Neden?
Çünkü çok söylediğim bir şey var ben foto muhabiri değilim. Arada sırada olay yerinde polis veya zabıta ya da bana karşı tepki gösteren insanların ilk söyledikleri şey gazeteci misin oluyor. Ben ım ise fotoğrafçıyım diyorum. Fotoğraf sanatçısıyım demiyorum fotoğrafçıyım diyorum. Çünkü bunun da bir ayrımı var. İkisi arasında çok fark var. İyi bir fotoğraf sanatçısı ben sanatçıyım diyerek ortaya çıkmaz. Ben fotoğrafçıyım der. Benim çekmiş olduğum toplumsal fotoğraflar ise herkes gibi benim de bir dünya görüşüm var. Dünya görüşüme yakın bir olay olduğu zaman orada olmaya çalışıyorum bazen tesadüfen karşılaşıyorum. 10-12 senedir üzerinde çalıştığım bir projem var. Bu projeyi İstiklal Caddesi'nde gerçekleştiriyorum. Orada yaşanan toplumsal olaylara tanıklık yapmaya çalışıyorum ve bu uğraşı sanatsal açıdan veriyorum. Bir yerlerde yayınlama kaygım yok. Sadece tanıklık yapmak istiyorum. Bu tanıklık fotoğraf sanatçıları için önemlidir. Olayı sıcağı sıcağına hemen yayınlamak zorunda değildir sanatçı. Bekletir, bakar, süzgeçten geçirir, belki yeniden yorumlar ve içine başka şeyler katar. Sanatçılık budur. Ben belgeliyorum katalogluyorum ve lazım olduğunda ortaya çıkarıyorum. Sanatçıya göre fotoğrafın bir geçmişi olmalı.

Gülnur Şeker
Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.