Aşırı yük lambanız yanmasın!

Günlük olağan stres insanların psikolojileri üzerinde olumsuz etkiler yaratıyor. Nasıl ki asansörlere fazla insan binince aşırı yük lambası yanıyorsa; insanlarda da stres ve iş yükü evham, aşırı kaygı, ani sinirlenme ve çabucak yorulma gibi bazı bozukluklara yol açıyor ve beynin aşırı yük lambasını yakıyor.

Aşırı yük lambanız yanmasın!

İş yerinde huzurunuz yerinde değilse, 3 kişininin yapacağı işi 1 kişiden bekliyor ve bu kişi genellikle siz oluyorsanız, özel hayatınızda da aynı stres ve kaygılarınız devam ediyor; olaylar karşısında evhamlanıyorsanız hatta ve hatta çabuk sinirleniyorsanız haberin devamını okumaya devam edin. Psikiyatrist Dr. Uğur Hatıloğlu’na göre, sizdeki sorunun adı; Yaygın Kaygı Bozukluğu. Sorun aynı zamanda çabuk öfkelenmek, kolay yorulmak, kaslarda gerginlik hissetmek, düşünceleri yoğunlaştırmakta zorlanmak, uyku sorunları çekmek gibi bir dizi şikayeti de beraberinde getiriyor. Yaygın kaygı bozukluğuna sahip kişilerin hayatın hep kötü yönlerini görüp sürekli sevdiklerinin başına bir şey geleceği endişesi ile yaşadıklarını söyleyen Hatıloğlu’na göre bu durum, gündelik işlerin aksamasına ve yaşam kalitesinin önemli ölçüde düşmesine yol açıyor: “Bu kişiler, henüz olmamış bir olayı olmuş gibi düşünerek ya da olası sonuçları tahmin ederek kendilerini kaygı ve üzüntünün kucağına bırakırlar. Sürekli bunları düşünmekten gündelik işlerini aksatır ve düşünmekten de kendilerini alıkoyamazlar. Kendilerinin ya da sevdikleri kişilerin hayatlarında olabilecek ya da olan herhangi bir değişiklik onları bu duruma itebilir. Bir yere zamanında yetişmekten olası bir depreme, faturaların ödeme tarihlerinden, dünyanın nereye gittiğine kadar endişe yaşarlar.”

Baş ağrısı ve göz seğirmesi
NTV'nin haberine göre, yaygın kaygı bozukluğu yaşayanlarda; göz seğirmesi, titreme, kas ağrıları, uyuşukluk ve karıncalanma, dişlerde kitlenme, kendini katı ve kasılmış hissetme, baş ağrısı, bağırsak hareketlerinde hızlanma ya da kabızlık gibi fiziksel belirtiler de sık görülüyor. Bu şikayetleri olan kişilerin psikiyatristlerden ziyade daha çok dahiliye, kardiyoloji, nöroloji, gastroenteroloji gibi branşlara başvurduklarını aktaran Hatıloğlu, bir uyarıda bulundu, “Gerilim tipi baş ağrısı, migren, asabi tansiyon en çok tespit edilen tanılardır ve olup ilgili olmayan branşlarca yanlış psikiyatrik tedaviler başlanabilir. Genelde bu kişiler psikiyatri uzmanına başvurduklarında belli psikiyatrik tedavileri uzun zamandır kullanıyor olabilirler. Bu durum da tedaviyi zorlaştırır” dedi. Bazı hastaların kaygıyı azaltmak ve uykuya dalmayı kolaylaştırmak için alkol ve madde kullanımına yönelebildiğine dikkat çeken Hatıloğlu, sorunun iş hayatını da olumsuz etkilediğine vurgu yaptı.

Başarısızlığı beraberinde getiriyor
Bu kişilerin iş hayatlarının da kabusa dönüşebildiğini dile getiren Psikiyatrist Dr. Uğur Hatıloğlu, “İşle ilgili durumlarda her şey acildir. İşler yetişmeyecek diye düşünüp eve iş götürebilirler ve zaman planlaması yapmakta zorlanırlar. Diğer iş arkadaşlarını da işler yetişsin ya da daha çabuk olsun diye sıkıştırabilirler, bu da olumsuz karşılanıp gerilime yol açabilir. Sık sık fiziksel belirtilerle işten izin alıp doktor başvurularında bulunabilirler. Uyku sorunları, kas ve baş ağrıları nedeniyle kolay yorulurlar. Bu yüzden kendilerini enerjik hissettirecek ek besinler, vitaminler dener veya başkalarına önerirler” diye konuştu.  Dr. Hatıloğlu, yaygın kaygı bozukluğundan kurtulmada, kişiye göre seçilmiş ilaç tedavileri ve bireysel psikoterapinin yararlı olacağını sözlerine ekledi. 
Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.