KANSER hastaları nasıl tatil yapmalı?

Yaz gelince bütün bir kışın yorgunluğunu atmak için hemen hemen herkes tatil beldelerine koşuyor. Tabi tatil yapmak kanser hastalarının da hakkı. Peki kemoterapi görüttken hastalar nasıl ve ne şekilde tatil yapmalı? Sorunun cevabı haberimizde

KANSER hastaları nasıl tatil yapmalı?

 Yoğun geçen bir kışın ardından güneş kendini gösterdiğinde tatil planları yapılıyor. Bazılarımızın ise aklında soru işaretleri ve kaygılar oluşuyor. İşte o bazılarımız; kanser hastası olanlarımız. Enfeksiyon riskleri, kalabalık ortamlar, vücut direncinin düşmesi, kronik hastalıklar kanser hastaları için tatilde risk olabiliyor. Kanserle karşılaştıktan sonra hayatınızda bazı değişiklikler yapmanız gerektiği gibi tatilde de birtakım önlemler almak gerekebilir.


Güneşten kaçının
Medicana İnternational İstanbul Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Mutlu Demiray, tatilde kanser hastalarının dikkat etmesi bazı davranışlar konusunda uyardı: “Biz onkologlar sizi mevcut alışkanlıklarınızın ve hayatınızın içinde tutabildiğimiz ölçüde başarılıyızdır. Hatta daha önce rutin olan ve sıkıldığınız işlerin de devam etmesi ve onlardan hala da sıkılıyor olmanızı tercih ederiz. Şimdi yarı küremiz yazı yaşıyor. Kanser tedavisi gören ve kanserli hastalarımızın da yazın güzelliklerinde ve nimetlerinden yararlanmaları gerekmektedir. Kemoterapi görüyor dahi olsanız tatil programınızı aynı eskiden olduğu gibi yapın. Aynı heyecan ve istekle. Kemoterapinizi hekimleriniz sizin tatilinize göre ayarlayabilecektir. Hatta bazen ufak aralar vermek sizin tatilden daha zinde ve dinç dönmenizle tedavinizin daha başarılı ve iyi gitmesini sağlayacaktır. Ancak her durumda olduğu gibi burada da istisnalar vardır. Hekiminiz sizin sağlık durumunuza göre karar verecektir. Denizin tadını çıkarmak ve yüzmek sizin de hakkınız. Çok özel koşullar yoksa ve hekiminiz özellikle yasaklamadıysa istediğiniz kadar, yoruluncaya dek yüzebilirsiniz. Havuzları da kullanmanızda sakınca yoktur.” Dr. Demiray, kemoterapi aldıktan sonra güneşlenmemeli ancak güneş ışınlarının direkt temas etmediği saatlerde sahilde dinlenebileceğiniz konusunda uyarıyor. Kemoterapi sonrasında terlemeniz durumunda kemoterapi ilaçları terinizle de atılacağı için bu durumda kullanacağınız giysi ve havlularınızı ayrı olarak yıkamak daha doğru olacaktır. Ancak toksik maddelerin atılımı sizi daha da rahatlatacaktır. Kemoterapi sonralarında güneş ışınlarına direkt maruz kalmamaya özen göstermek yanında koruyucu kremleri de kullanmayınız ki cildiniz rahatlıkla toksik maddeleri atabilsin. Ancak kemoterapi almadığınız durumlarda güneşlenmenizde de sakınca yoktur. İyi bir tatil, tedavinizin bir parçası ve daha başarılı bir tedavinin katkı sağlayıcısı olabilir.

Güneş ışığı yetersiz olmamalı
Medicana İnternatioanal İstanbul Hastanesi Psikoloğu Melis Çekiç Güllüoğlu, Güneş ışığının insan psikolojisinde ki öneminin çok büyük olduğunu belirtti ve sözlerine şu şekilde devam etti: “ Melankolik depresyon epifiz bezinin salgıladığı melatonin ile yakından ilişkilidir. Melatonin fiziki hareketlerimizi yavaşlatan, bizi uykusuz ve bitkin yapan karanlık ve ışıksız ortamlarda salgılanan bir hormondur. Sık sık duyduğumuz kış depresyonunun sorumlusu da yine melatonin aslında. Güneş ışığı yetersizliğinden dolayı ortaya çıkan depresyonun kendini, yorgunluk, bitkinlik, kol ve bacaklarda ağrı gibi fiziksel işaretlerle de belli edebiliyor.  Biz, kanser hastalarımıza güneşin dik gelmediği açık havalarda ve özellikle tatilde yapılacak yürüyüşleri öneriyoruz. Yazla birlikte başlayan tatil şüphesiz kanser hastalarımıza yaşam enerjisi katacaktır. “ dedi.  

Kalbinize dikkat
Kanser hastalarının tedavilerinde kullanılan radyasyon tedavileri ve kemoterapi ilaçlarının toksik etkileri de kalp damar sisteminin ciddi oranda etkileyebilir. Bu her iki hastalık grubu insanlarda görülen en sık hastalıklar olduğundan birlikte olmaları da sık karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle ortak riskler taşırlar. Medicana İnternational İstanbul Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sebahattin Ateşal, güneşin kanser hastalarında yol açabileceği kalp rahatsızlıkları hakkında önemli bilgiler verdi: “Yüksek nemde ve hava akımının olmadığı ortamlarda deriden buharlaşma az olacağından ve deri ile hava arasında teması azaltan giysiler giyildiğinde vücut ısısını düşüren mekanizmalar yetersiz kalabilir. Vücut merkez ısısı yükselerek ısı yükselerek ısı yükselmesinin bilinen etkileri ortaya çıkabilir. Bunlar; halsizlik, yorgunluk, kramplar, bulantı hissi, kusma, sıcak çarpması denilen tablolardan ölüme kadar ilerleyebilir. Cildi yaygın olarak etkileyen kanser hastalıklarında, ter bezlerinin hastalıklarında, terlemeyi engelleyen kemoterapi, radyoterapi tedavisi alanlarında da ısı regülasyonunun bozulması halinde; hava ısı artışında daha fazla komplikasyon oluşturur. Sıcakta ısı kaybını arttırabilmek için deri damarlarının genişlemesi gerekir. Bu durum kan damarlarında daha fazla kanın dolaşmasının yani kalp debisinin artmasıyla sağlanır. Terleme ile sıvı ve başta sodyum olmak üzere vücuttan elektrolit kaybı da olur. Kan basıncı düşebilir. Bu sayılanlar kanserli ve kalp hastalıklı hastalarda çok daha ağır komplikasyonlara neden olabilir. Yaz günlerinde tatile çıkacak hastaların nemi az olan bölgeleri, klimalı ortamları tercih etmeleri gerekir. Bol sıvı tüketilmeli, bu sıvıda başta sodyum olmak üzere elektrolitler ihtiva eden içecekler olmalı. Ayran buna en iyi örnek olabilir. Bütün bunlar dikkate alınarak kanserli ve kalp rahatsızlığı olan hastaların yaz ayları için tatil programlarından önce hekimleri ile görüşmeleri en uygun yoldur.” dedi.

BARBAROS ÖZÇELİK

Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.