banner250
banner252

Salon toplantılarında vaktinizi heba etmeyin

Mustafa Hulusi Arat

Mustafa Hulusi Arat



RÖPORTAJ: Nihal Altıngövde 16 Mart 2016, 07:52

Uyuşturucu bağımlılığına farklı bir bakış açısı getiren Büyükçekmece Kaymakamı Mustafa Hulusi Arat, uyuşturucu ile mücadelede «Saçma sapan» olarak nitelediği salon toplantılarından vazgeçilmesi gerektiğini belirtti. Arat, «Herkes enerjisini sahada harcamalı» diye konuştu.

Büyükçekmece Kaymakamı Mustafa Hulusi Arat ile gerçekleştirdiğimiz söyleşinin ikinci bölümünde daha çok uyuşturucu bağımlılarını konuştuk. Söyleşimizde, İstanbul Valiliği'nin bağımlılığa karşı başlattığı mücadele kapsamında yapılan projeler ve Büyükçekmece Kaymakamlığı'nın projesinin detaylarını masaya yatırdık. Farklı fikirleri ile dikkat çeken Kaymakam Arat'ın işini son derece önemsediğini ve istekli olduğunu gördük. İŞKUR'la işbirliği yaptıklarını belirterek, STK'ları da projeye ortak olmaya çağıran Arat, ailelere de önemli mesajlar verdi.

İŞKUR'la ortak proje
Yeni bir hayatın kapılarını açmaktan söz ettiniz. Bu anlamda proje kapsamında neler yapılıyor?
Bağımlılıktan kurtulanları belli bir vadede hayata kazandırmak derken belli bir iş alanı, yeni uğraşlar, mesleki beceriler edindirmeye çalışacağız. İŞKUR'la da bu anlamda işbirliği içerisindeyiz. İŞKUR bizim proje ortağımız. Onlara yönlendirme yapılacak. Fakat bu tedavinin hemen sonunda çok kısa bir sürede olmayacak tabi. Çünkü o kadar kısa sürenin doğru olmadığını uzmanlar belirtiyor. Yani uyuşturucuyu bıraktı hemen bir işe yerleştirelim şeklinde bir durum beklemek gerçekçi değil diyorlar. Uyuşturucu sigara gibi değilmiş, gerçek sonuç almak çok uzun sürüyormuş. Bu nedenle gündemimizde var ama o konuda henüz net bir şey yapmadık. Bu konuyla ilgili birkaç düşüncemiz var.

Önce bağımlılıktan tam olarak kurtulmaları gerekiyor sonraki süreçte iş konusu üzerinde duracaksınız şeklinde anlıyorum bu sözlerinizi...
Önce normalleşsinler, sağlıkları düzelsin, evine, sokağına, mahallesine normal insan gibi dönecek hale gelsin daha sonrası için değişik önerilerimiz, değişik fikirlerimiz var. Bunların uygulanabilir olanlarından başlayacağız. Tabi iş konusu kolay bir mevzu değil. İşyeri sahipleri kolay kolay istemiyorlar.

Eski bağımlıda olsa istemiyorlar değil mi?
Evet, güven problemi yaşıyorlar. O nedenle bu insanlarımızı kendi ayakları üzerinde durabilecekleri, kendi işlerini kurabilecekleri bir duruma getirmek lazım.

Bahçeyi ekip biçiyorum
Bir şeyler üretmelerinden mi söz ediyorsunuz?
Evet, özelliklede toprakla uğraşmalarını deneyeceğiz, çünkü fizik ve mental olarak daha sağlıklı olabilmeleri için toprakla haşır neşir olmak şart. Ben bile günlük hayatımda toprakla ilgilendiğim gün kendimi akşam daha iyi hissediyorum.

Siz neler yapıyorsunuz?
Bahar geldi ben de çok seviyorum toprakla uğraşmayı, öyle ekiyorum biçiyorum. Küçücük bahçede bile bir şeyler ekiyorum, yetiştiriyorum.

Bir şeylerin canlandığını görmek insana yaşama sevinci veriyor değil mi?
Kaymakamlığımızın arkasında bir bahçemiz var orada bir sürü şey yaptık. Hatta fotoğraflarını çekip çekip facebooka atıyorum. (Gülüyor)

Sebze meyve yetiştiriyor musunuz?
Yaptığınız işin bir boyutu yok, hatta 1 liraya satılan salatalık 5 liraya mal olsun ama ben ektim yetiştirdim demenin mutluluğu apayrı, ben yapıyorum.

Geç kalmışız
Çok öenmli bir projeye imza atıyorsunuz. Bağımlılıkla mücadelenin temel noktası aslında  bir kez alıp içeriye kapatmak değil, dediğiniz gibi rehabilite etmek. Bu projede bunu yapmaya çalışıyorsunuz değil mi?
Bağımlıları yeniden topluma, ailesine kazandırmak, hayata döndürmek istiyoruz. Çünkü durum gerçekten çok kötü. Dışardan anlaşılmıyor içine girdiğinizde durumun vehametini anlıyorsunuz. Bir toplumu eğer çökertmek istiyorsanız, içten yıkmak istiyorsanız başka hiçbir şeye gerek yok günümüzde, ucuz, kolay ulaşılabilir, maliyetsiz bir sürü uyuşturucu çeşidi çıkmış, maliyetsiz, sentetik, zehir. Bunları yaygınlaştırın, sağda solda sattırın hem de böyle küçük küçük paralara, birkaç liraya yeter yani, tankla topla uğraşmaya gerek yok. Zaten yapacaklarını yapmışlar aslında. Dediğim gibi bağımlılıkla mücadele bir devlet politikası haline geldi. Ama genel anlamda biraz geç kalmışız, tehlike iyice büyüdü ve kapıya dayandı. Tabi daha da büyür; bu nedenle şimdi bize düşen bulunduğumuz noktadan bu işi geriye götürmek. Sigarada da aynı, uyuşturucuda da aynı. Bunların hepsi aynı kategoride bence bağımlılık yapan maddelerdir. Esrar kullanımı nasıl legal değilse sigaranında artık legal olmaması gerekir. 

Yeniden sigaranında yasak olması gerektiğini vurguluyorsunuz.
Kesinlikle yasak olmalı.

Alışılmışın dışında bir şeyler yapılmalı
Tepki alınabilecek bir karar gibi gözükse de en azından algı oluşturarak gelecekteki yasaklamanın alt yapısı şimdiden yapılabilir düşşüncesindesiniz.
Tepki de gelse fark etmez. En azından fikir olarak bunu kafamızın bir yerine yerleştirmeye başlarsak zamanla bu fikre de alışırız. Çünkü dünyada büyük sigara tekelleri var. Bunların büyük gelir kapısı sigara. Ama artık tüm dünyada sigaraya karşı ve tehlikelerine karşı bir uyanma var, bilinçlenme var. Bazı ülkelerde sigaradan kaynaklı hastalıkları sigorta şirketleri karşılamıyor. İş bu noktalara geldi, gelmeli de. Akciğer kanserinin %70'inin sigaradan olduğu düşünülüyor. Kanser pahalı bir hastalık, sigarayla kişi sağlığından kaybediyor, ülke kaynak kaybediyor. Bu nedenle bunlara toptan yeni yaklaşımlar, bakış açıları getirilmeli. Alışılmışın dışında bir şeyler yapılmalı.

Artık sadece söylemlerden çıkılmalı az önce ifade ettiğiniz gibi sadece farkındalık yaymakla uğraşılmamalı, herkes farkında aslında. Farkındalık yayılmış biliniyor, şimdi bir şeyler yapmak lazım değil mi?
Herkes farkında. Ne yapıyoruz, salonlara insanları topluyoruz, faaliyet yapıyormuş gibi gösteriyoruz, uyuşturucu kullanmayan insanlara uyuşturucunun zararlarını anlatıyoruz. Sorun ve çözümü bu değilki. Zaten bunlar biliniyor. Bu saatten sonra bunları anlatmanın bir lüzumu yok. Yapacaksan biraz daha ilerisine git onun gerçekten sorunu neyse onu çöz. Yani çocuğu uyuşturucu kullanan bir anneye haberiniz olsun, sakın ha çocuklarınız uyuşturucu kullanmasın demenin artık bu saatten sonra bir alemi yok. O senden onu istemiyorki, benim çocuğumu al kurtar, ölecek diyor. Sen ne yapıyorsun almıyorsun.

Hastaneler işi soyguna döndürmüşler
Uyuşturucu ile mücadelede hastaneler yeterli mi, kapasite olarak?
Hastanelerin alt yapısı yok. İstanbul'da sayılı iki hastane var uyuşturucu ve bağımlılar için. Bunlarda işin çok ciddi bir biçimde ucuz ticaretini yapıyorlar. 6 bin lira para alıp 5 gün tutuyor, başka bir şey yaptığı yok. Ayrıca da bin 500 dolara uyuşturucu cipi takıyor. Cipin etkisi geçen tekrar başlıyor hatta bazısı etkisi geçmeden başlıyor. Tedavi bu değil. Biz çocuğu kendi merkezimize yatırıyoruz. Sonrasında başka daha ucuz bir hastaneyle anlaştık tedavilerini orada yaptırıyoruz. Çocuğu götürüp o hastaneye yatırıyoruz, bırakmıyoruz. Bıraksak gidecek akşama tekrar başlayacak. Az önce bahsettiğim hastaneler işi tamamen soyguna döndürmüşler. Deyim yerindeyse bütün ülkeyi sövüşlüyorlar. Türkiye'nin her yerinden onlara geliyor çünkü bağımlılar. 

Peki birazda sizin bire bir görüştüğünüz bağımlılarla iletişiminizden ve gözlemlerinizden söz eder misiniz?
Bunlar genellikle kıvrak zekalı ve akıllı çocuklar. Çünkü öyle olmak gerekiyormuş. Dünyanın en yalancı insanları biziz diyorlar. Çünkü bu maddeleri temin etme amacıyla yapmayacağımız şey yok, söylemeyeceğimiz yalan yok diyorlar. Hırsızlık vakaları önemli ölçüde bunlar tarafından gerçekleştiriliyor. Evindeki çamaşır makinesini götürüp 30 liraya satan var. O gün maddeyi temin edebilmek için her türlü yalanı söylüyorlar. Elde etmek için ne yapması gerekiyorsa yapıyorlar bir sınırı yok. Uyuşturucu böyle bir illet yani kişiye yapayım mı yapmayayım mı diye bir şans tanımıyor. Bu nedenle şu salon toplantılarını, konferansları bir yana bırakmalıyız. (Saçma sapan şeyler diyeceğim birileri alınacak) Vaktimizi, paramızı ve enerjimizi sahaya inerek harcamalı, elimizi taşın altına koymak gerekiyor. Bu işin zor olan tarafına talip olmalarını bekliyorum. Vilayet (Valilik) proje çağrısı yaptığı zaman 1500 proje gitti. İstanbul genelinde, 31'i kabul oldu. Bizim projemiz de bunlardan biri. Ama bu 31 proje içinde şu yaptığımız şekliyle olan tek proje. Bizim yaptığımız bu projenin bir ikincisini yapan yok. Diğerleri dediğim gibi halen sorunun etrafında dolaşıyorlar. Tabi bunu söylerken kimseyi küçümsemek istemiyorum bir öneri olarak söylüyorum. Ama artık bizim geldiğimiz nokta  farkındalık eğitimi noktasını çoktan geçmiş.

Peki efendim bu projede ve çalışmalarınızda yer almak isteyen kuruluşlar veya dernekler olursa kapınız açık mı?
Yeşilay bu anlamda bizimle görüşerek destek olabileceğini belirtti ve üzerine düşen bir konuda işbirliği yapabileceklerini söyledi. Gönüllü sivil kuruluşların önemini biliyoruz. Onlardan yararlanmak onlarla birlikte olmak istiyoruz. Ama onların hepsinde de şu sorun var kimse ne yapacağını nereden başlayacağını bilmiyor. Yani kulpunu bulsa kaldıracakta, kulpu bulan yok. Bu nedenle herkes birbirine bakıyor, birbirini gözlüyor. Kimsenin bu anlamda geçmişe dönük bir tecrübesi yok. En tecrübeliler canı yanmış aileler. İnşallah bizde bu projemizde başarılı olacağız, yani bir yerden başladık. Ben de geçen sene bu zamanlar neresinden tutacağım diye ciddi ciddi düşünüyordum. Taş büyüktü ve neresinden tutup kaldırabilirdik. Derken tutacak bir kulp bulduk. İnşallah başarılıda olacağız.

Ailelere önemli iş düşüyor
Her yaş grubundan bağımlıyı kabul ediyor musunuz?
Her yaş grubundan insan bize başvurabilir. Genellikle daha çok başvuran vakalar 18 yaş ve altında. Kötü olanda bu. Hemen hemen hepsi arkadaş ortamında başlayan çocuklar. Satıcılar kendilerininkini ucuza getirmek için de yeni kullanıcı buluyorlar. Bu da artan bir ivme kazandırıyor bağımlı sayısına. Polisiye mücadelelerimiz sürecek fakat ailelere de büyük görev düşüyor. Çünkü acı olan bir şey var, anneler çocuklarının uyuşturucu kullandığını yıllarca anlamayabiliyorlar. Bu da ailelerin eksikliği, ailelerin iletişimsizliği. Bu anlamda ailelerede önemli iş düşüyor.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.