Siyaset kinle karıştırılmaz

Kerem Ozan Girgin

Kerem Ozan Girgin



RÖPORTAJ: Bahadır Sügür 15 Kasım 2016, 08:03

CHP Üyesi Avukat Kerem Ozan Girgin, AK Parti'ye geçen CHP Meclis Üyesi Metin Sezer'e 'partiye dön' çağrısı yaptı. Sezer'in ayrılık sürecinde tarafların çocukça hareket ettiğini belirten Girgin, “Siyaseti kinle karıştırıp acemi kararlar verildiğinde sorun çözülmez hale gelir” tespitinde bulundu.

Çatalca'nın genç siyasetçilerinden Avukat Kerem Ozan Girgin, ilçenin sorunlarıını ve çözüm yollarını Gazetem İstanbul'a anlattı. CHP üyesi olmasına rağmen yerel yönetim ve CHP İlçe Örgütü'nün çalışmalarına sert eleştiriler getiren Girgin, hiçbir idarenin eleştirilmekten korkmaması gerektiğini belirtti. Çatalca'da yerel yönetimde bir boşluk olduğunu ve bu boşluğun Çatalca'nın başına kötü işler açtığını iddia eden Girgin, önlem alınmaması halinde seçimlerde hezimet yaşanabileceğini vurguladı.

Çatalca'yı son zamanlarda nasıl yorumluyorsunuz? İlçede ilçe ile ilgili ama ilçenin dışında alınan kararlar var?
Çatalca'da tuhaf şeyler oluyor. Bana kalırsa yönetim zafiyeti var. Yerel yönetim bir boşlukta ve bu boşluk Çatalca'nın başına kötü işler açıyor. Çatalca'nın geleceği yerel yöneticilerin elinde. Yerel yöneticiler de yeddi emin gibi hareket edip bu şehri geleceğe hazırlamak zorundalar. Ancak yönetimde hastalık olduğunda ve bu hastalıkların tedavisi yapılmadığında telafisi mümkün olmayan sonuçlar ortaya çıkar. Kaldı ki böyle de oluyor. Belediyenin satışa çıkarttığı araziler, KİPTAŞ'ın gelip topraklarımıza yerleşmesi, Medikal okulun bataklığa saplanması, en son başımıza gelen acele kamulaştırma konusundaki hareketsizlik, mahallelerde dağ gibi olmuş yönetim sorunları, mutsuz muhtarlar ve dolayısıyla mutsuz vatandaş. Bunların her biri ayrı ayrı büyük sorunlarken bizler bu sorunların çokluğuna alıştık. Artık problemler bize olağan gelmeye başladı. Bunun nedeni ise bir sorun yaşandığında nasıl olsa çözüme kavuşmayacağı inancı. Bir şehirde vatandaş yerel yönetimden memnun değilse, esnaf sırtını yaslayacak bir belediye teşkilatını bulamıyorsa, yatırımcı istediği cevabı alamıyorsa ve en önemlisi şehrin kendisi bile bas bas hastayım diye bağırıyorsa acilen önlem almak gerekir. Bu önlem alınmazsa bir sonraki yerel seçimde hezimet kaçınılmaz olur. Tabi bu şikayetler her gün tekrarlandığı için belediye dinlemekten sıkılmış, vatandaş da şikayet etmekten sıkılmış durumda. Bekleyip göreceğiz.

Son günlerde gündeme gelen acele kamulaştırma ile ilgili gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dürüst olmak gerekirse; acele kamulaştırmanın Çatalca açısından sonuçları iyi görünmemektedir. Acele kamulaştırma kamu yararı gözetilerek yapılan bir uygulumadır. Ancak bu uygulamanın kamu yararı gözetip gözetmediği hususu yoruma açıktır. Bakanlar kurulu kararı ile yapılan acele kamulaştırma işleminde öncelik kamu yararıdır. Ancak vatandaşın el konulan arazilerinin bedellerinin de vatandaşa ödenmesi gerekir. Bu bakımdan vatandaşın mağdur edilip edilmeyeceğini zaman gösterecek. Fakat bu arada bu risklere karşı önlem alınması gerekir. Bu önlemi alacak kurumlar ise şehrin yönetim organlarıdır. Yerel iktidar ve siyasi partiler bu önlemi alması gereken öncü kurumlardır. Çatalca'da AKP'nin bu uygulamaya açıkça karşı gelebileceğini düşünmüyorum. Kayıt dışı konuşmalarda seçmeni sakinleştirmek için kaçamak cevaplar verseler de temelde acele kamulaştırmayı desteklemektedirler. Diğer yandan CHP Çatalca örgütü Çatalca'nın aleyhine olan bu durumla ilgili olarak acilen olağanüstü toplanmalı ve hangi konularda nasıl tavır alınacağı konusunda Çatalca'yı bilgilendirmelidir. Fakat böyle bir niyet veya çalışma ne yazık ki gözükmemektedir. Bu bakımdan Çatalca tıpkı diğer konularda olduğu gibi kaderine terk edilmiş ve yalnızdır. Halkımızın da çok dikkatli olması gerekiyor. Hukuki olarak haklarını ararken ince eleyip sık dokumalı. Geçmişte kamulaştırma ile ilgili hukuki anlamda mağdur olanları hatırlayalım.

Geçtiğimiz günlerde CHP'li bir meclis üyesi AK Parti'ye geçti. Bu transferi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Cumhuriyet Halk Partisi köklü ve yerleşmiş uygulamaları olan, yazılı olmayan kurallara sahip bir siyasi partidir. CHP'nin ruhuna uygun olmayan siyasi manevralar parti içinde hoş karşılanmamaktadır. Bu manevralar hoş karşılanmadığı gibi ileride doğacak sonuçlardan da bu manevraları yapanlar sorumlu tutulmaktadır. Kaldı ki Çatalca küçük bir yer olması sebebiyle bu gibi transferlere çabuk tepki vermektedir. Sayın Metin Sezer CHP'de uzun zaman siyaset yapmış birçok kademede görev almış, belediye meclis üyeliği yapmakta olan ve hatta belediye başkan yardımcılığı yapmış bir politikacıdır. Kendisinin de CHP'de bir takım sorunlar yaşadığı da sabittir. Bu açıdan bakıldığında bu gibi görevlerde bulunmuş bir siyaset adamının CHP'den AKP'ye geçmesi benim bakışımla doğru değildir. Sayın Metin Sezer'in yuvasına geri dönmesi en temel temennimdir. Ancak bu olayın bir de geri planı vardır. Sayın Sezer'in belediye ve CHP yönetimi ile yaşadığı sorunlar çözülemeyecek cinsten sorunlar değildir. Aksine bir iki saatlik görüşmelerle çabucak çözülüp ortadan kalkacak cinste sorunlardır. Ancak bu sorunla ilgili müzakereler sürerken taraflar çocukça hareket edip, siyaseti kinle karıştırıp acemi kararlar verdiğinde sorun çözülmez hale gelir. Nitekim öyle de olmuştur. Bu kriz neticesinde bir meclis üyesi kaybedilmiştir. Bence öncelikle bakılması gereken nokta Sayın Sezer'in neden partiden ayrıldığı değil, neden kaybedildiğidir. Siyaset insan yönetme sanatı ise ve siz bir meclis üyenizi kaybediyorsanız dönüp kendinize nerede hata yaptığınızı sormanız gerekir. Bir sonuca varınca da parti kurullarına hesap vermeniz gerekir. Ancak bunlar yaşanmadı. Ne yazık ki bu siyasi krizde de tıpkı diğerlerinde olduğu gibi hatalı hareket edildi. Umarım sayın Metin Sezer aramıza geri döner.

kerem ozan girgin

CHP'nin bu transfer ile ilgili tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
CHP Çatalca yönetiminin sanıyorum ki bu transferden pek haberi yok. Zira haberi olsaydı biraz tepki gösterirlerdi veya en azından parti teşkilatını doyuracak nitelikte bir açıklama falan yaparlardı. Yerel basın ve sosyal medya haricinde parti teşkilatının bu konuyla ilgili haber aldığı bir kaynak da ne yazık ki yok. Zaten ilçe yönetiminin de sorumluluğunun olduğu bu olayın yokmuş gibi davranılması bizleri üzmekten öteye götürmüyor. Umarım ileriki günlerde bir örgüt toplantısı yapılır da bu konu konuşulur. Ancak bu güne kadar hiç örgüt toplantısı yapılmadığından bu konuda da pek umudum yok.

İBB'nin ve AK Parti'nin Çatalca ile ilgili son günlerdeki tutumu ve sergilediği çalışmalar ilçede halk tarafından büyük tepki çekerken siyasiler sessiz. Siz son günlerin gündem konusu için ne diyorsunuz?
Yukarıda da dediğim gibi . Bir zafiyet var. Ve bu zafiyet ilçemize zarar veriyor. Çatalca Cumhuriyet Meydanı'nda üzerinde Çatalca Belediyesi yazan yeni bankların kaldırılıp yerlerine hiç yazısız bankların İBB tarafından konulması elbetteki siyasi bir hamledir. Bunu hizmetmiş gibi halka yutturmaya çalışmak daha büyük zafiyettir. Çatalca'da ciddi anlamda çocukça bir siyaset izleniyor. Siyasi ilçe başkanlarının ve seçilmişlerimizin bu konuya sessiz kalıp, halkımızın tepki göstermesi ise halkın Çatalca ismine ne denli hassas olduğunu gösterir, ama diğer yönden de siyasilerimizin ne denli duyarsız kalmak zorunda olduğunu da gösterir . Sadece merakım bu zorundalığın sebebidir.

Peki... Bu dediklerinizle ilgili neler yapılmalı?
Bu işin tek çözümü var. Onun adı da iletişim. Vatandaşla, esnafla, yatırımcıyla iletişim halinde olacaksınız. Telefonlarınız susmayacak, mail kutularınız boş kalmayacak, sosyal medyanın her türlüsü ile her an hizmet etmeye hazır olacaksınız. Vatandaş size bir anda ulaşacak. Eğer böyle olursa ister istemez kendinize çeki düzen verirsiniz. Dolayısıyla da işinizi iyi yaparsınız. İletişim sorununu çözen yerel yönetimler başarı konusunda kaygı duymuyorlar. İstanbul'da iyi belediyecilik yapılan belediyelere bakıldığında iletişimin en üst seviyeden çözüldüğünü görüyoruz. Vatandaşın sesini duymayan yönetici, yönetici olamaz.

Size görev düşerse nasıl bir tavır sergilersiniz?
Bana görev düşmesi halinde takınacağım tavır net. Öncelik her zaman Çatalca. Çatalcalı olmak da bunu gerektirir zaten. Ama ayrıntısına girecek olursak mührü eline alanı önce adaletli sonra da o makama yakışır bir biçimde görev yapması gerekir. Yerel yönetici büyük bir ailenin babası gibidir. Nasıl bir baba aile fertleri arasında ayrım gözetmeden, bir kardeşi diğerine tercih etmeden adil bir biçimde o aileyi yönetiyorsa yerel yönetici de öyle yönetmelidir. Öncelik her zaman yaşadığınız şehir olmalıdır. Bizim de bugüne kadar önceliğimiz yaşadığımız şehir olmuştur. Bu yüzden her zaman Çatalca'nın ön planda olduğu, cesurca ve adil bir yönetim anlayışıyla gereğini yapacağımı bu aşamada söyleyebilirim.

Eleştiri kabul etmeyen bir anlayış var
Çatalca'nın yönetim şekli Çatalca'yı nasıl bir sürece götürüyor?

Tabii ki geleceğimiz iyi görünmüyor. Dönemin gerisinde kalmış bir yönetim anlayışı hakim. Bu anlayış da ilerleme kaydetmemize engel oluyor. Sokağa çıktığınızda vatandaşın şikayetleri diz boyu ancak korku egemen olduğundan şikayetlerini dile getiremiyor. Hatta bir dilekçe yazarak şikayetini anlatmaktan korkan esnaflarımız var. Böyle bir atmosferde vatandaşla belediye arasında sağlıklı bir ilişkinin kurulması beklenemez. Yerel yönetim eleştirilmeyi öğrenemezse hatalarını da düzeltemez. Bizde de eleştiri kabul etmeyen bir anlayış var. Hatta eleştirenlere düşmanca davranıldığı bile söylenebilir. Önemli değil su akar yolunu bulur. Bütün bunlar bir arada değerlendirildiğinde acilen önlem alınmazsa bizleri iyi günlerin beklemediği açıkça ortaya çıkmaktadır. Kaygım yaşadığımız bu toprakların özensiz ve acemi ellerde yönetilerek daha büyük sorunların ortaya çıkmasıdır. İşte o zaman telafi edemeyeceğimiz sonuçlar doğabilir.

Çatalca’da siyaset diye bir şey yok
Sizce Çatalca'da siyasetin varlığı ne durumda ve CHP Çatalca'yı nasıl görüyorsunuz?

Öncelikle şunu belirtmek isterim. Çatalca'da siyaset diye bir şey yok. Siyasi makamlarda vakit geçiren yöneticiler var. Bu çerçeveden baktığımızda partim için de aynı şey geçerli. Bir takım açılışlar, yemekler, rutin toplantılar dışında parti teşkilatının Çatalca'ya kattığı bir şey yok. Hatta geriye gittiğimizi bile söyleyebilirim. Bunun yanında Çatalca'da tıpkı her yerde olduğu gibi yönetimi ele almak için hazırda bekleyen bir AKP var. Ve bu AKP'nin ulusal ölçekte ve yerel ölçekte faaliyetleri var. Ama bu vaziyetteki AKP'ye yönelik çıtını çıkarmayan da bir CHP yönetimi var. Genel Başkanımız, Genel Merkezimiz, İl yönetimimiz avazı çıktığı kadar bağırıp ülkenin gidişatı için bir takım politikalar üretirken yerinde sayan bir ilçe yönetimimiz var. Bu tutum yanlış. Hem ulusal politikaları şehrimizde vatandaşımıza anlatmalıyız. Hem de yerel politikalar üretip her gün bir vatandaşımızın daha gönlünü almalıyız. Ancak ne yazık ki böyle bir tablodan çok uzaktayız. Dileğim ilçe yönetiminin bir an önce silkelenip kendine gelmesi ve Cumhuriyet Halk Partisini Çatalca'da özlenen günlerine tekrar kavuşturmasıdır. Eğer böyle bir irade ve niyet yoksa o halde yapılacak tek şey o makamı bu görevi daha iyi yapılacak kadrolara teslim etmektir.

Son olarak söylemek istedikleriniz nelerdir?
Her yerde söylediğim gibi önceliğimiz Çatalca olmalıdır. Çatalca her şeyden önce gelmelidir. Çatalca için bir taş üstüne taş koyan başımın tacıdır. Yaşadığımız bu topraklara göstereceğimiz saygı hayat kalitemizi arttıracaktır. Çatalcalı olma bilinci her vatandaşımızın kalbinde olmalıdır. Çatalca evimizdir.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.