Siyasette gurur ve küsmek olmaz

Veysel Karatay

Veysel Karatay



RÖPORTAJ: Emek Karakaş 24 Mart 2015, 15:56

 Tay Sürücü Kursları Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Karatay, AK Parti’den Milletvekili Aday Adayı oldu. Uzunca bir süredir siyasetten uzak kalan Karatay, çözüm süreci ve trafik yasaları konusunda çalışmalar yapmak istediğini ifade etti. Karatay, aday gösterilmemesi halinde kimseye küsmeyeceğini belirterek, «Siyasette küsmek de olmaz gurur da. Her koşulda mücadeleye devam edeceğiz» dedi

ÖZELLİKLE HEMŞEHRİLERİMDEN GELEN TALEPLER NEDENİYLE ADAY ADAYI OLDUM. ARTIK 12 YILLIK SUSKUNLUĞUMUZ BİTMİŞTİR. BU SAATTEN SONRA HER HALÜKARDA SİYASETE DEVAM EDECEĞİZ
TÜRKİYE'DE HANTAL BİR BÜROKRASİ VAR. BANA GÖRE BU HANTALLIKTAN KURTULMANIN YOLU DA BAŞKANLIK SİSTEMİDİR VE CUMHURBAŞKANIMIZI BU NOKTADA SONUNA KADAR DESTEKLİYORUM
Esenyurt'un tanınmış isimlerinden Veysel Karatay, AK Parti’den İstanbul 3’üncü Bölge Milletvekili Aday Adaylığını açıkladı. AK Parti Esenyurt Teştilatı'nın kurucuları arasında yer alan ancak uzun süredir siyasetten uzak duran Tay Sürücü Kursları Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Karatay, “12 yıllık suskunluğumuz bitti. Bu saatten sonra her halükarda siyasete devam edeceğiz” açıklamasını yaptı. Özellikle çözüm süreci ve trafikle ilgili çalışmalar yapmak istediğini söyleyen Karatay, “Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başlattığı barış süreci, bölgemizde çok fazla anlatılamadı. Barış sürecinin gerçekleşebilmesi için toplumun bu sürece inanması gerekiyor. Toplumu inandırmak da siyasilere düşüyor. İnsanları bilgilendirmek, görüşüp, konuşmak gerekiyor. O anlamda bölgede bir boşluk var. Eğer milletvekili olursam topluma bilgi verme noktasında gereğinden fazla bir zamanımı bu iş için ayırmayı planlıyorum” ifadesini kullandı. 

Sizi 12 yıldır siyaset sahnesinde görmüyorduk. Ne oldu da tekrar siyasete geri dönme kararı aldınız?
Ben 2002 yılında AK Parti Esenyurt Teşkilatı'nın kurucuları arasında yer aldım. Bu dönem içinde çok fazla da bedel ödedim. Özellikle ilk yılda partiye yer bile bulamıyorduk. Gürbüz Çapan’ın Esenyurt Belediye Başkanı olduğu zaman insanlar AK Parti'ye yer vermeye dahi çekiniyordu. O dönem ben kendi yerimi partinin kuruluşu için tahsis ettim. 2004 yerel seçimlerine Necmi Kadıoğlu ile birlikte girdik ve kazandık. 2004’den sonra siyaseti arka plandan, aktif rol almayarak izlemeye aldım. Geldiğimiz süreçte ise gelen talep üzerine siyasette tekrardan aktif rol alma kararı aldım. Özellikle de hemşerilerimizden büyük baskı oluştu. Ben de bu isteği kabul ederek, aday adaylığı başvurumu gerçekleştirdim. Bölgemiz için toplumumuz için elimizden gelen ne varsa yapmaya gayret edeceğiz. 

Eğer milletvekili seçilirseniz Meclis'te nasıl bir Veysel Karatay portresi göreceğiz?
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başlattığı barış süreci, bölgemizde çok fazla anlatılamadı. Bu durum partimiz adına bir dezavantaj. Bu bölgenin çocuğu olarak, bu dezavantajı avantaja çevirmek istiyorum. Çünkü barış sürecinin gerçekleşebilmesi için toplumun bu sürece inanması gerekiyor. Toplumu inandırmak da siyasilere düşüyor. İnsanları bilgilendirmek, görüşüp, konuşmak gerekiyor. O anlamda bölgede bir boşluk var, bunu hissediyorum. Eğer milletvekili olursam topluma bilgi verme noktasında gereğinden fazla bir zamanımı bu iş için ayırmayı planlıyorum. Öte yandan Türkiye’nin geleceği ile ilgili yapılacak kanunlar ve çalışmalar hakkında da bölge halkına bilgi akışı sağlamayı hedefliyorum. İstanbul Türkiye’nin 5’te 1’i, bu nedenle buradaki vatandaşları bilgilendirmek başlıca görevlerimizden biri olacak. Bölgede yaşayan hemşerilerimizin isteklerini yerine getirmek, onlara yalnız olmadıkları göstermek adına Ankara ile bölgemiz arasında köprü kurmayı hedefliyorum. 

Siyasetçi toplumun içinden çıkmalı

İnsanların en büyük şikayetlerinden biri de seçtiği vekillerin sadece seçimden seçime kendilerini hatırlamalarıdır. Sizce bunun değişmesi için ne yapılmalı? 
AK Parti, Türkiye siyasetine iyi bir ivme kazandırdı. Bu durum insanların siyasete bakış açısını da değiştirdi. İnsanlar siyaseten artık daha bilinçliler. Bu bilinçle halk, kendi içinden birilerini milletvekili olarak görmek istiyor. Halk, kendi içinden ulaşılabilir adayların milletvekili seçilmesini istiyor. Düşünsenize kendi için vekalet verdiği kişiye ulaşamıyor. Bu durumdaki tezatlığı halk artık yaşamak istemiyor. AK Parti’den aday adayı olanların çoğu kariyer yapmış, önemli yerlere gelmiş insanlar. Ancak siyaset yolda yürümektir, kavga etmektir, yaşamaktır, üzülmektir, ağlamaktır. Eğer bu toplumun içerisinde yaşamışsanız, bu toplumu daha iyi anlarsınız. 
nAma bürokrasiden istifa edip aday adayı da olan çok isim var...
Akademik kariyer yapan insanların bu ülkeye daha farklı alanlarda fayda sağlayabileceğini düşünüyorum. Bürokratların da istifa edip, siyaset yapmalarını doğru bulmuyorum. Bürokrasi de devletin kanadında bir yönetim şeklidir. Herkesin siyasete akın etmesi diğer alanlarda boşluk doğurabilir. Siyaset halkın içinde bulunduğu sorunları meclise taşıyıp güçlü bir Türkiye yaratabilmektir. Bu sorunları tespit edebilmeniz içinde bu toplumun içinde yaşıyor olmanız gerekir.

AK Parti'de adayların belirlenmesi için ilk adım temayül yoklaması yapıldı. Siz bu yoklamanın sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Temayüllerin birinci hedefi AK Parti teşkilatını diri tutmaktır. AK Parti teşkilatlarının söz sahibi olduğunu göstermektir. O heyecanı en üst sevide tutabilmektir. Teşkilatların kendi bölgesinde çıkan adaylar arasında kimlere değer verdiğini görmek istemesidir. AK Parti Esenyurt İlçe Başkanı Şenay Değer’e sorarsanız aday hakkında tamamen bilgi elde edersiniz. Esenyurt’ta, ‘Veysel Karatay; tanınan iyi bir insan, partinin kurucusu iyi bir esnaf ve biz onu onaylıyoruz’ der. Her ilçe kendi değerlendirmesini yapar. Ayrıca bu noktada şunu söylemeden geçemeyeceğim, gerçekleşen temayülde ilçe başkanımız Şenay Değer’in adaletli davranışından ve bizleri de listeye alıp destek vermesinden dolayı kendilerine de teşekkür ediyorum.

12 yıllık suskunluk bitti

Kendinizi ne kadar şanslı görüyorsunuz, listeye girebilir misiniz?
3’üncü bölgeden AK Parti’ye 330 kişi adaylık için başvuruda bulunmuş. Sıralamada bizim de yer alabilmemiz için özellikle Ankara’da ki AK Parti üst yönetimin buradaki diğer siyasi partilerin adaylarını gördükten sonra daha net bir karar vereceklerini düşünüyorum. Örneğin HDP’den Selahattin Demirtaş’ın aday olacağı söyleniyor. CHP’den 3 – 4 Göleli hemşerimiz var. Bunların ön seçimden çıkıp çıkamayacağını bilemiyorum ama AK Parti bu bölgenin insanına yakın, halkın nezdinde karşılığı olan bir aday göstermek istiyorsa; o zaman Veysel Karatay’ın şansının artacağını düşünüyorum. Kriterlere baktığınız zaman bu durum öne çıkıyor. Artık 12 yıllık suskunluğumuz bitmiştir. Bu saatten sonra her halükarda siyasete devam edeceğiz. 

Aday olarak seçilmezseniz tepkiniz ne olur?
Aday gösterilmezsem elbette ki kimseye küsmem. Siyasette küsmek de olmaz gurur da. Her koşulda mücadeleye devam edeceğiz. Bırakıp giderseniz, bildiğiniz doğrularınız da sizinle birlikte gider. O doğruların gözükebilmesi için bu yoldan vazgeçmemek lazım. Ben de bu saatten sonra toplumun isteği doğrultusunda hareket etmeyi düşünüyorum ve bu siyaseti küsmeden, darılmadan, kol kola, omuz omuza yaşamayı ve yaşatmayı düşünüyorum. Milletvekili adayı olmasak da bu bölgedeki aday arkadaşlarımızla yolumuza devam edeceğiz.

Başkanlık sistemi gerekli

Seçilirseniz hedeflerinizden birinin çözüm sürecini anlatmak olduğunu söylediniz. Çözüm süreci neden bu kadar önemli?
Türkiye'de 40 yıldır bir iç savaş var. Bu topraklarda bu ülkenin içinde yaşayan 75 milyon insanında barışa ihtiyacı var. Barış olmadan huzur ve mutluluk olmaz. Hiç kimse ‘ben huzursuz yaşamak istiyorum’ demez. Dolayısıyla Kürt sorununun çözüme ulaşması noktasında bugüne kadar gelen hükümetlerin hiçbirisinin ilgilenmemesine karşın AK Parti hükümetinin bu sorunu çözüme kavuşturmak için uğraşması, büyük bir adımdır. Bu süreçte, büyük kayıplar verdik. Bunun yanı sıra hem maddi hem de manevi kayıplarımızın da haddi hesabı yok.  Bu yüzden Sayın Cumhurbaşkanımızın bu yürekli girişimini destekliyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gündeme getirdiği başkanlık sistemi tartışılıyor. Siz bu sisteme nasıl bakıyorsunuz, Türkiye'de uygulanabilir mi?
Bakın Türkiye'de hantal bir bürokrasi var. Bir iş yapacağınız zaman 50 yerden geçiyor. Bana göre bu hantallıktan kurtulmanın yolu da başkanlık sistemidir ve Cumhurbaşkanımızı bu noktada sonuna kadar destekliyorum. Başkanlık sisteminin adı aslında yerinden yönetimdir. İstanbul'un kendine has ekonomisi, trafiği, sağlığı, hizmet sektörü, iklimi var. Burası başka bir dünya. Şimdi İstanbul'la Ardahan'ı nasıl aynı kefeye koyayım ve Ankara'dan karar vereyim? Şu an Ardahan'da 2 metre kar var; İstanbul'da bahar geldi. Edirne farklı Kars farklı, Ege farklı Karadeniz farklı... Eyalet sistemi demek o eyaletle ilgili coğrafi konumu, tarımı, eğitimi, sağlığı ile ilgili o bölgenin yöneticileri karar versin. Okullar Eylül'de başlıyor, Haziran'da kapanıyor. Ama Türkiye'nin birçok yerindeki iklim ya da yaşayış şartları buna elvermiyor. İstanbul için doğru olabilir ama Ardahan için doğru olamaz; Güneydoğu için doğru olamaz. Ya da vergi sistemi İstanbul ile aynı olabilir mi? Eyalet sistemi merkeze bağlı olarak ama farklı kararlar da alabilecek şekilde yürünmesidir. 

Muhalefet yine başaramayacak

Ama insanlarda da başkanlık sistemi denilince Türkiye bölünecek endişesi doğuyor. 
Ben Kürtlerin Türkiye'den kopmak isteyişini asla kabul etmiyorum. Böyle bir talep de yok. Kürtleri nereden koparacaksınız? Ben de Kürt kökenli bir vatandaşım. Yıllardır İstanbul'da yaşıyorum; Ardahan'dan da kopmadım, gidip geliyorum. Beni kimse bu bölgeden ne koparabilir, ne ayrıştırabilir. Benim gibi milyonlarca insan var ve Türkiye'nin her köşesinde yaşıyor. Böyle bir mantığı ben sadece korkaklık olarak görüyorum. Birilerinin kendisinden korkusu var. 780 bin metrekare coğrafyanın her karışında 75 milyon insanın hakkı vardır. Güneydoğu'da oturan bir vatandaşın Ege'de, Trakya'da da, Doğu'da da hakkı var. Ben bu hakkımı her yerde arıyorum; Antalya'ya gittiğimiz zaman, Ardahan'a gittiğim zaman, Trakya'ya gittiğim zaman burası benimdir diyorum. Hatta Kuzey Kıbrıs'a gittiğim zaman da burası benim diyorum. Böyle bakarsanız hiçbir sorun olmaz. Recep Tayyip Erdoğan bugün Cumhurbaşkanı, yarın başkan olabilir. Ama hep orada kalacak diye bir şey sözkonusu değil. Demokrasiyle yönetiliyorsanız ve buna inanıyorsanız yarın başkası gelir oturur. Mesele bu kadar basit. Ben bunu kendine güvenmeyen insanların psikolojisi olarak görüyorum. 

Seçim sonuçlarını nasıl öngörüyorsunuz. Muhalefet partileri bu seçimde oylarını arttırabilecek mi?
Muhalefet partilerinin bizden iyi proje yapmaları lazım ki bizi eleştirme hakkına sahip olsunlar. Topluma yapılan şeylerin daha iyisinin yapılması gerektiğini o topluma anlatamıyorsan halk sana pirim vermez. Belki de o muhalefetin yapılma şeklinden kaynaklanan, belki de o liderin topluma heyecan veremeyişinden kaynaklanan bir sorundur diye düşünüyorum. Ben CHP ve MHP’nin tabanlarının çok heyecanlı olmadıklarını düşünüyorum. Bu yüzden de CHP ve MHP’ye iktidar olma şansı vermiyorum. 

Kanayan yara trafik
Trafik konusuna gereken önemin verilmediğini söyleyen Veysel Karatay, “Trafik konusu Türkiye'de gerçekten kanayan bir yara. Her yıl aşağı yukarı 9 bin insanımız trafik kazalarında hayatını kaybediyor. Savaş gibi... Ben de yıllardır bu işin içerisindeyim. Özellikle sürücülerin yetiştirilmesi, kazalar, yolların durumu, denetlenme mekanizması gibi konularda Türkiye'de büyük çalışmaların yapılması gerekiyor. Özellikle Meclis'te çalışma yapıp, karar çıkartmak gerekiyor. Örneğin sürücü kurslarında eğitim verenlerin bir okulu yok. Okulu olmayan bir mesleğin öğretmeni ne kadar verimli olabilir. Kriter şu; lise mezunu olacaksınız, 3 yıllık ehliyetiniz olacak ve Milli Eğitim'in açtığı 15 günlük kursa katılıp sertifika alacaksınız. Ondan sonra sürücü kursu öğretmeni olabiliyorsunuz. Araç kullanmasını bilen bilmeyen, psikolojisi uygun olan olmayan herkes sürücü kursunda öğretmen olabiliyor. Biz öyle ya da böyle kursiyeri yetiştiriyoruz ve sınav noktasına kadar getiriyoruz. Sınavın çok iyi yapılması gerekiyor. Bunu kim belirliyor; herhangi bir okulda öğretmenlik yapan biri yine bir kursa katılıp sınav yapıcı ve karar verici oluyor. Yani sistemin her tarafı çarpık... Meclis'e gidiyoruz bizimle ilgilenen hiç kimse yok. Federasyonlar, konferedasyonlar var ama devlet olarak bu işe el atılmalı. Meclis'te bir gündem olmalı ve birileri sadece bu işle uğraşmalı. Ben bunu yapabileceğime inanıyorum. Mesleğimin verdiği bilgi ve tecrübeyi TMBB çatısı altında sürdürmek istiyorum” diye konuştu. 
1988’den beri Esenyurt’ta
Veysel Karatay 1970 Ardahan-Göle doğumlu. 1988’den beri de Esenyurt’ta yaşıyor. İlk, Ortaokul ve Liseyi Göle’de tamamladı. 1993 yılında iş hayatına atıldı. 1998 yılında Tay Sürücü Kursu'nu kurdu. 1999’da da ABD California Newport Üniversitesi’nde İşletme Bölümü ve Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler bölümünü bitirdi. Şuan da İktisat bölümüne devam ediyor. 2002 yılından itibaren de Beylikdüzü ve Bahçeşehir olmak üzere birçok ilçede Tay Sürücü Kursu’nun şubelerini açarak iş hayatına devam etti. Şu anda 7 adet şubesi ve 100’e yakın personeli ile hizmet veriyor. Ayrıca SRC kursu ve psikoteknik değerlendirme merkezi bulunmakta. 

KELİME OYUNU
Aile: Ne kadar sağlıklı olursa ülke de sağlıklı olur
Çocuk: İyi yetişirse 
toplumda sağlıklı olur
Siyeset: Vatandaşı mutlu etmek için var olan sistem
İstanbul: Dünya kenti
Türkiye: Ortadoğu'nun en çağdaş ülkesi
Dostluk: İhtiyaçtır
Geçmiş: Sorgulamak 
gerekir ama geleceğe 
bakmak lazım
Gelecek: Geleceği 
görmeden hiçbir şey 
yapamazsınız
Muhalefet: Sağlıklıysa önemlidir
İktidar: Yönetimin şekli
İş: Üretmek, ülkenin 
geleceğine katkı

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.