Teknik direktör ve daha fazlası

İstanbulspor gözünü PTT Birinci Lig'e dikti. Bu çerçevede çalışmalarını günden güne hızlandıran İstanbul Boğaları, hedefine ulaşmak için Teknik Direktör Yalçın Koşukavak'ın teknik ve taktik birikimiyle ilerliyor.

Teknik direktör ve daha fazlası

Türkiye’de profesyonel liglerde en az yenilgi alan ve kalesinde en az gol gören takımların başında yerini alan İstanbulspor’un başarılı Teknik Direktörü Yalçın Koşukavak, sarı-siyahlı camianın başarılı olup PTT Birinci Lig'e çıkması için büyük çaba sarf ediyor. Kendilerine sunulan imkanları en iyi şekilde değerlendiren Koşukavak ve ekibi, çalışmalarını gündüz sahada, gece de bilgisayar başında yaparak başarıda başrol oynayanlar arasında yerini almasını bildi.

Sarıalioğlu Ailesi'nin eseri
Spor Toto 2. Lig’deki ilk senesinde 22 maçta yalnızca 1 yenilgi alan ve kalesinde 11 gol gören İstanbulspor, topladığı 49 puanla liderliğini Ümraniyespor’un önünde sürdürüyor. Ligin en düşük bütçeli takımlarından olan İstanbulspor, Deknik Direktör Yalçın Koşukavak idaresinde bir rüyayı gerçekleştirmek için adeta gün sayıyor. Yalnızca Sarıalioğlu Ailesi’nin desteğiyle ayakta duran sarı-siyahlılar, diğer rakipleri gibi belediye ya da sponsor desteği olmadan şampiyonluk mücadelesini sürdürüren tek takım olma unvanını da elinde bulunduruyor.

Hedef iki yılda iki şampiyonluk
İki yıl üst üste şampiyonluk kazanarak 1. Lig’e çıkmayı hedefleyen İstanbulspor, 21,5 yaş ortalaması ile Türk futboluna yeni yetenekler kazandırmaya da çalışıyor. Sarı siyahlılar, dünyanın en meşhur ve kalabalık şehirlerinden birinin adını taşımasına rağmen taraftar desteğinden de mahrum. Yalçın Koşukavak, kulüp için bir teknik direktörden daha fazla anlam taşıyor. Tesislerde kalan ve 24 saatini takımla geçiren Koşukavak, hem teknik direktör hem CEO hem de mutfaktaki çatal kaşığı uygun fiyata almaya çalışan kişi olarak adeta İstanbulspor’un başarısında ekip ruhunu camiaya aşılayan biri olarak gösteriliyor.

Başarı pahalı transferlerle olmaz
İstanbulspor Teknik direktörü Yalçın Koşukavak, kendisine yöneltilen soruları açık yüreklilikle cevapladı ve çarpıcı cevaplar vererek başarının nasıl geldiğini anlattı. “Sezon başında takımın başına geldiğimde, U-21 kadrosu ve 3. Lig oyuncuları vardı, bugün 22 tane 2. Lig oyuncumuz var. Geçen seneki kadrodan 7 kişiyi tuttuk, diğer oyunculara teşekkür ederek yollarımızı ayırmış bulunduk. 14 oyuncu sezon başında, 5-6 transfer de devre arasında yaptık. Önce potansiyelli oyuncularla ilgilendim. Buraya aldığım oyuncuların çoğu 3. Lig’de oynamış, kalanların ise profesyonel ligde maçı bile yoktu. Oyuncunun potansiyelini açığa çıkarmak, becerili antrenörün işidir diye düşündüm. Geliştirebileceğim, çıkış arayan oyuncuları aldım. Kadromuzu bu mantalite ile kurduk. Futbolcuları birlikte hareket etmek, takım olarak bir hedefe koşmaya inandırdık. İstanbulspor, hücumda da defansta da birlikte oynayan çok kompakt bir takım. Sezon başında tasarladığımızı bugün uyguluyoruz. Kolay olmadı ama bugün çok şükür başarılıyız.

Her ihtimale hazırdık
10 kişi kalacağımız maçların hazırlığını bile sezon başında yaptık. Bu takım 7 maç, 10 kişi oynadı ve çoğunda da 40-50 dakika eksik devam ettik. 5’ini kazandık, 2’sinde berabere kaldık. Başarı detayda gizlidir. Bu başarımızda en büyük pay sahibi tabii ki İstanbulspor’u yeniden ayağa kaldırmak isteyen Sarıalioğlu Ailesi’nindir. Kendi kira gelirleriyle şu an bulunduğumuz tesisleri 5-6 senede yaptılar. Sezon başında buraya geldiğimde, 2. Lig’te bir takım için yeterli koşullar yoktu, malzemeler yetersizdi ve sahalarımız çok iyi durumda değildi. Başkanımız Ecmel Faik Sarıaliolu’ndan rica ettim, İstanbulspor’u sezon başı kampına götürmedim. Bugün en küçük ölçekli kampta 100 bin lira gidiyor. Bu parayla tesisteki zorunlu ihtiyaçları karşıladık. 70 bin liraya fitness salonu yaptık, kalan paraya antrenör çalışma odası, bilgisayarlar ve antrenman araç gereçleri aldık. Artık İstanbulspor, bir oyuncuyu geliştirecek fiziki şartlara sahip. Başarı illa ki pahalı kadrolarla olmaz. Bugün geldiğimiz yerle bunu ispatladığımızı düşünüyorum.

Play-Off’u hedefliyorduk
Play-Off’a kalabileceğimize kesinlikle inanıyorduk. 2. Lig’e göre oyuncu maliyetlerimiz oldukça düşüktü, futbol kamuoyunda da İstanbulspor küme düşer algısı vardı. Yakın dostlarım da bu kadar düşük bütçe ve deneyimsiz oyuncularla ne yaparsın dediler? İlk hazırlık maçımızı güçlü kadrosu olan Tuzlaspor’la oynadık. O maçta takımımın gücünü gördüm. 22 haftada 49 puanı tabii ki biz de beklemiyorduk. 35-37 puanları öngörüyorduk. Hesapladığımız puanın üzerindeyiz ama bunu fazlasıyla hak ediyoruz.

Biz Play-Off stresini yaşamak istemiyoruz
Play-Off ne olacağı belli olmayan bir şey, biz de o stresleri yaşamak istemiyoruz. Hedefimiz doğrudan 1. Lig’e çıkmak. İlk haftadan beri ikinci sıradan aşağıya düşmedik. Bu grubun en güçlü adayı İstanbulspor’dur. 12 hafta kaldı, birinci çıkmayı hak ediyoruz. İstanbulspor zorluk derecesi yüksek maçlar oynadı. 7 maç 10 kişi kaldık, takım kadromuz çok deneyimsiz ve en az parayla kurulan kadrolardan biri. Sona doğru baskı artıyor, bu baskıyı da kaldırırsak birinci çıkarız.

Burası bir aile takımıdır
Sarıalioğlu Ailesi çok fedekarlıkta bulunuyor. Rahmetli Ömer Sarıalioğlu’nun mirasından gelen tüm gelirleri buraya aktarıyorlar. Burası bir aile takımı, bu sıcak ortam başarıyı da getiriyor. İstanbulspor’u kurumsallaşma konusunda geliştirirsek daha da ilerilere gideriz. Bu yapılanma adımları ile dört sezon sonra Süper Lig’e çıkabileceğimizi düşünüyorum. İstediğiniz kadar para harcayın, eğer iyi bir hocanız yoksa, sisteminiz yoksa, oyuncularınıza hakim değilseniz, rakibe iyi hazırlanmıyorsanız başarı olmaz. İstanbulspor’da bir teknik direktör gibi çalışmıyorum, bir CEO gibi çalışıyorum. Tüm detaylarla ilgileniyorum, mutfak masrafı, mutfaktaki tabak-çatal, tesis inşaatı, oyuncuların primlerinin dağıtılması. Bu kadar detayla uğraşınca takımla nasıl uğraşıyorsunuz diyebilirsiniz? 24 saat buradayım, eve gitmiyorum, tesiste kalıyorum. Sürekli çalışıyorum. Yıllardır A.Ş. takımında çalışmak istiyordum, az kişiye hesap vereyim ve rahat çalışayım istiyordum. Allah gönlüme göre verdi. Sarı-siyah renkler, Çanakkale Savaşı zamanında, İstanbul Erkek Lisesi’nin sarı renklerinin yanına, üst sınıf öğrencilerinin savaşa gidip hayatlarını kaybetmesi nedeniyle siyah renkler geldi. Bu geçmiş bizim motivasyonumuzu da arttırıyor.

Belediye desteği hiç almıyoruz
Şöyle bir haksız durum da var. Rekabet ettiğimiz diğer takımlar, belediyeden destek alıyor. Belediye destekli takımlarla mücadele ediyoruz, bu çok kolay bir şey değil. İstanbulspor’un mevcut tesisleri evet bir şahısa ait ama Türk futboluna gençler yetiştiriyor. Tesislerimize mülk vergisi ödüyoruz. Vergi tabii ki vermek gerekir ama diğer 17 takım vermeyip yalnızca İstanbulspor veriyorsa bu haksızlıktır.

Muhammet’i rahat bırakın
Muhammed’in transferini ben çok istedim. Muhammed Demirci konusunu, Türk futbolunda tüm birimleri bağlayan, yetersizlik, popülizm, insanları kullanma..vb çok şeyle adlandırılabilir. Muhammed’in yeteneklerini benim söylememe gerek yok. Henüz 20 yaşında, bir futbolcuyu bu kadar yıpratmaya gerek yok. 20 yaşında oyuncu La Liga’da oynuyor diyebilirsiniz ama bu Türkiye’de çok kolay değil. Biz kaç tane yetenekli oyuncu yetiştiriyoruz, bir tek Arda Turan var. Muhammed’i alırken ben de endişe duydum ama tanıdıktan sonra yazılanların ne kadar yanlış olduğunu gördüm. Arkadaşlarıyla yemek yerken bile bana haber veriyor. Tabii ki Muhammed’in hataları var. 10 yaşında canlı yayına çıkmış, her gün haberleri çıkan bir çocuktan ne bekliyorsunuz. Her çocuk şaşırır. Önemli olan değerlere sahip çıkmaktır. Kaç tane Muhammed gibi yetenekli oyuncu çıkıyor? Medyadaki arkadaşlar kusura bakmasın ama zaman zaman yetenekli oyunculara karşı linç kampanyası başlatıyor. Muhammed, bir futbolcunun ensesini okşasa, ensesine tokat attı yazılıyor. Muhammed, Nazilli maçında rakibinin suratına tekme atmadı, Muhammed’e ağır bir faul yaptılar, dengesiz düştü, düşerken sol ayağı adamın suratına geldi. Talihsiz bir pozisyondu sadece. Muhammed’i rahat bıraksınlar. Muhammed’e karşı iyi niyet olmadığını düşünüyorum. Kaybetmek kolay, biz zor olanı seçtik. Üç maç ceza aldı ama ondan sonra önümüzde 10 maç var. Çok üzgün, çok utanıyor. Muhammedi kazanacağız, İstanbulspor’a faydalı olacak. Ona çok güveniyorum. Bu güveni de kendisi boş çıkarmayacaktır.

Muhammed, Milli takıma kadar yükselir
Muhammed, devre arası bize Kiralık olarak geldi. Belçika takımının oyuncusu, orada 4 yıllık daha sözleşmesi var. Belçika kulübünün kararı ve Muhammed’in son 10 haftadaki performansı bunu gösterecek. Muhammed inşallah 1. Lig’e çıktığımızda da bizim yanımızda olacak. Yetenek olarak bu liglerin üzerinde bir oyuncu, ilerleyen yıllarda ülke futboluna, milli takıma da kesinlikle faydası olacaktır.

Taraftarımız her gün büyüyor
Maçlarımızı Yenibosna’da il özel idare stadında oynuyoruz. İlk maçlarımızda taraftarlarımızı parmakla sayıyorduk. Bandırma’yı deplasmanda 1-0 yendiğimiz maçta, komik ve güzel bir şey oldu. Konuk takım tribününde bir kişi vardı. İstanbulspor buraya diye bağırdı, tüm takım gidip selamladı. Bir sonraki deplasmanımızda yüzde yüz artış oldu. Bu kez tribünde iki kişi vardı. Biz onları da takım olarak selamladık. İç sahada da 10, 20, 50 derken şimdi 400-500 taraftarımız tribünlere geliyor. Ecmel Başkanımız sağ olsun, bir bando kurdu. Maçlarımızda tribünleri renklendiriyorlar ama tek şikayetimiz tam arkamızda olmaları. Tek tribün olduğu için başka yer de yok. İBRAHİM KESKİN
Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.