Suriyelilerle birlikte verem de arttı

Zeki Kılıçaslan

Zeki Kılıçaslan



RÖPORTAJ: Emek Karakaş 13 Nisan 2015, 11:02

Türkiye'de son yıllarda hasta sayısında ciddi bir azalma olan verem hastalığı, göçmenlerin artmasıyla yükseliş kaydetmeye başladı. Özellikle Suriyelilerin kötü yaşam koşulları nedeniyle hastalığa yakalanma ve yayma konusunda ciddi risk barındırdığını söyleyen Prof. Dr. Zeki Kılıçaslan, hükümetin acil önlem alması gerektiğini ifade etti.

Türk filmlerinde başrol oyuncusunun öksürdüğünde mendiline kan gelmesiyle meşhur olan bir zamanların ince hastalığı verem; çok uzun yıllardır gündemde değildi. 1985'lerden sonra görülme sıklığı azalan verem, Türkiye'nin göç alan bir ülke haline gelmesiyle tekrar hortladı. Geçtiğimiz hafta Antalya'da düzenlenen Türk Toraks Derneği'nin 18'nci kongresinde yeniden artış gösteren verem hastalığı gündeme geldi.
Kongrede hastalıkla ilgili çarpıcı tespitlerde bulunan İstanbul Üniversitesi (İÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeki Kılıçaslan, gazetemize de önemli açıklamalar yaptı. Türkiye'ye son yıllarda göçmen girişinin artmasıyla tüberkülozla ilgili ciddi problemlerin baş gösterdiğine değinen Kılıçaslan, “2005'te Türkiye'de görülen tüberküloz vakalarının sadece yüzde 0,3'ü yabancı ülke doğumlu iken bu rakamın 2013'te yüzde 3.66'ya yükseldi. Henüz açıklanmayan verilere göre ise bu rakamlar Suriye göçmenleri nedeniyle 2014'te önceki yıllarda göre daha yukarılara çıkabilir” dedi.
Devletin bu konuyla ilgili acil önlem alması gerektiğini söyleyen Kılıçaslan, “Çünkü hükümet göçü arttırıcı politikalar izliyor. Ben insani nedenlerle Suriye'den savaştan kaçıp gelen insanlara bakmamızı olumlu buluyorum. Tamam, politik olarak böyle bir karar alıyorsan sağlık politikasında da özel önlemler geliştirmeniz gerekiyor. Onu yaparken bunu yapmazsanız bundan zarar görürsünüz” ifadesini kullandı.

Türkiye'de şu an veremle ilgili durum ne?
Yaklaşık olarak her yıl 9 milyon yeni tüberküloz vakası ortaya çıkmakta ve her yıl yaklaşık bir milyon çoğunluğu genç olan kişi tüberküloz neden ile ölmektedir. Türkiye'de genel olarak baktığımız zaman durum kötü değil. Bunu şöyle açıklayabilirim; dünyada hastalığın sıklığı 100 bin'de 120, Türkiye'de ise 100 bin'de 20. Türkiye'de Orta Avrupa düzeyinde bir hastalık sıklığı var ve giderek azalıyor. Fakat son yıllarda gördüğümüz bir sorun var. Türkiye çok göç alıyor. Afrika'dan, eski Sovyet Cumhuriyetleri'nden, son yıllarda da Irak ve Suriye'den göç alıyor. Hastalarımızın içinde bunların sayısı giderek artıyor. Son birkaç yıla kadar bu göçmen hastalar daha çok eski Sovyetler Birliği'nden ayrılan Azerbaycan, Moldovya, Türkmenistan gibi ülkelerdendi. Bir de Afrika'dan Somali, Senegal gibi ülkelerden gelenler vardı. Fakat son yıllarda savaş nedeniyle Suriye göçmeni arttı. Türkiye'de hastalık sayısı azalıyordu. 1983 – 1984'lerde bir artış oldu. O da hapishanelere çok insan girinci, oraların şartları nedeniyle artış yaşandı. Ama 85 – 86'lardan itibaren tekrar azaldı. 30 yıldır azalıyordu. Ancak 2014'ün içinde İstanbul'daki hasta sayısında da artış görülüyor. Toplam hasta sayısındaki artış aslında göçmenlerdeki tüberküloz hastaları nedeniyle oluyor. Aslında Suriyeliler'de de çok tüberküloz yok. Zaten mülteci kamplarında yapılan araştırmalarda çok tüberküloz hastası bulunmuyor ama şehirlerde yaşayanlar çok kötü koşullarda kalıyor. Çok kalabalık bir halde, kötü hallerde yaşıyorlar. Bu da tüberküloz riskini arttırıyor.

Elinizde rakamsal veriler var mı?
2005'te Türkiye'de görülen tüberküloz vakalarının sadece yüzde 0,3'ü yabancı ülke doğumlu iken bu rakamın 2013'te yüzde 3.66'ya yükseldi. Henüz açıklanmayan verilere göre ise bu rakamlar Suriye göçmenleri nedeniyle 2014'te önceki yıllarda göre daha yukarılara çıkabilir

Özel çalışma yapılması gerekiyor


Devletin bu konuyla ilgili yaptığı bir çalışma veya aldığı önlem var mı?
Tüberküloz bulaşıcı bir hastalık. Bu topluluk gruplarının da diğer Türk vatandaşlarla yakın ilişkisi olan kişiler. Batı ülkelerinden daha farklı bir yapımız var. Örneğin Alman toplumu Türklerle daha az entegredir. Ancak belki Afrikalılar haricinde bizler göçmenlerle entegre halindeyiz. Dolayısıyla bulaşma ihtimali çok yüksek. Yani tedbir alınması gerekiyor. Son birkaç yıldır zaten bu sorun vardı, bunu tartışıyorduk, bakanlık görevlilerine anlatıyoruz. Sağlık Bakanlığı'nda iki hafta önce yine bir toplantı yapıldı. Burada göçmenler ve tüberküloz sorunu ele alındı. Ama henüz çok özel program geliştirilmiş değil. Göç giderek artıyor, artacak da. Sadece Suriye meselesinden değil; Suriye olmasa bile Türkiye göç alan bir ülke haline geldi. Ancak bu toplum gruplarına yönelik özel çalışma yapılması gerekiyor.

Nasıl bir özel çalışma?
Şimdi bizim verem savaş dispanserlerimiz, hastanelerimiz var. Suriye ve Irak göçmenleri SGK kapsamındalar. Hasta oldukları zaman hastanelere başvurabiliyorlar. Afrika ve diğer ülkelerden gelenlerin böyle bir hakkı yok. Doktora gitmek için para vermek zorundalar. Tüberküloza yakalanan hastaların ilaçlarını ücretsiz veriliyor. Ama bunu düzenli kullanma ihtimalleri daha az. Çünkü yer değiştiriyorlar, farklı yerlere gidebiliyorlar. Bunun için onlara yönelik özel çalışma gerektiriyor. Yani sadece tıp doktorlarının yapacağı bir iş değil. Sosyal hizmet uzmanı gerekiyor, psikolog gerekiyor, sosyal çalışmacılar gerekiyor. Çünkü onların yaşam koşullarının iyileştirilmesi lazım, uyum sağlanması lazım, ilaçlarının düzenli alınması ile ilgili takip lazım. Hatta onların temsilcileriyle yani toplum gruplarıyla bağlantı kurulması lazım. Erken teşhis için uyarılmaları, doktora başvurmaları gerektiğinin anlatılması gerekiyor. Bu açıdan göçmenlere yönelik tüberküloz kontrolü özel bir konu olarak ele alınmalı.

Suriyeliler çok dağınık

Bununla ilgili atılan bir adım var mı?
Toplantılarda bu konu ayrı bir başlık halinde inceleniyor. Biz İl Sağlık Müdürlüğü ile işbirliği içinde özellikle Afrika ve Rusya'dan gelenlere yönelik çalışmalar yapıyoruz. Çünkü bu kişiler Türkiye'de genelde kaçak olarak kaldıkları için korkuyorlar. Devletle hiçbir işlerinin olmasını istemiyorlar. Biz onlara, 'biz polis değiliz, size kimlik ya da oturma izni sormayız. Korkmadan buraya gelin, tedaviniz ve ilaçlarınız bedava. Aynı evde oturduğunuz arkadaşlarınızı da getirin' diyoruz. Son 10 yıldır bu politikayı izliyoruz. Şu anda bizim Afrika göçmenleriyle hiçbir sorunumuz yok. Üstelik onların kurduğu Afrika Göçmenleri isimli bir dernek var; onunla da bağlantı halindeyiz. Bir de bunlar genelde Tarihi Yarımada'da ikamet ediyor. Taksim ve Şehremini Verem Savaş Dispanserlerimiz ağırlıklı olarak ilgileniyor. Ama Suriyeliler böyle değil; çünkü İstanbul'un tamamında yerleşmiş durumdalar. Onlarla böyle özel bağlantımız yok. Bu konuda bazı sivil toplum örgütleri beni aradılar. Şimdi Suriyelilerle de bağlantı kuracağız. Çünkü onların da eğitilmeleri gerekiyor.

Verem Savaş Dispanserlerinin özellikle gözetimle tedavi olması gereken, ilaca dirençli insanlar için devlet kontrolü isteği oluyor. Bu kişilerin aileleri ve toplum için tehlike yarattığını söylüyorlar. Bununla ilgili Sağlık Bakanlığı'nın girişimi var mı?
Bu tedavide hasta hafta sonu hariç ilaçlarını her gün bir sağlık çalışanı veya eğitilmiş bir gönüllü tarafından içerilmesi gerekiyor. Şu anda Aile Sağlık Merkezleri bundan sorumlu. Hastanın aile doktoru var. Ama bu zor yürüyor. Onlarla çok fazla ilgilenemebiliyorlar. Hele bu yabancılarla ilgili zaten böyle bir şey yok. Dolayısıyla bunların düzensiz ilaç kullanması dirençli tüberküloz olma riskini arttırıyor. Eğer kişi dirençli tüberküloz hastası olduysa ilaç da bir fayda etmiyor. Bu nedenle yabancılarda direnç gelişme olasılığı daha yüksek. Bu dirençli mikrop da herkese bulaşabilir. Dolayısıyla bu kişilerin tedaviye daha fazla uyumlu olması için ayrıca çalışılması gerekiyor.

Bunlar turist değil

Bu küçük bir sorun gibi gözüküyor ama aslında toplum önemli bir sorun...

Kesinlikle büyük bir sorun. Çünkü hükümet göçü arttırıcı politikalar izliyor. Ben insani nedenlerle Suriye'den savaştan kaçıp gelen insanlara bakmamızı olumlu buluyorum. Tamam, politik olarak böyle bir karar alıyorsan sağlık politikasında da özel önlemler geliştirmeniz gerekiyor. Onu yaparken bunu yapmazsanız bundan zarar görürsünüz. Bizim söylediğimiz bu; diyoruz ki Türkiye'nin politikası madem ki böyle, bundan sonra göçler daha da artacak. O zaman göçmenlerin sağlığıyla ilgili özel programlar geliştirmek zorundasınız. Türkiye'nin bir sağlık turizmi politikası var ama bu sağlık turizmi değil çünkü... Bunlar turist değil, bunlar göçmen ve başka türlü yaklaşmak gerekiyor. Biz Verem Savaş Dernekleri olarak zaten elimizden geleni yapıyoruz. Uyarılarımızı da bu nedenle yapıyoruz.

Düzenli yaşam veremden de korur
Veremden korunmak için artık günümüzde aşı kullanımı yagındır. 2 aylıkken ve 7 yaşında verem aşısı uygulanır. Çevresinde veya ailesinde verem hastası olanlar kontrol altında olmalı, gerekli tetkikler yapılmalı hatta hastalığın bulaşmaması için bir müddet ilaç kullanabilirler. Düzenli yaşam, sigara, alkol, madde bağımlılığının bırakılması, temizliğe önem vermek, yeterli beslenme hastalığın kontrol altına alınması ya da başlamaması için önemlidir. Verem hastalığı geçirmiş birinin tekrar olmaması diye bir durum söz konusu değildir. Aynı önlemleri o da almalı ve hayatına dikkat etmelidir.

Öksürük en belirgin belirti
Verem hastalığının belirtileri sadece bu hastalığa özgü değildir. Bir çok akciğer hastalığında bu belirtiler görülebilir. Verem hastalarında en çok görülen belirti öksürüktür. Öksürük sırasında hasta balgam çıkarabilir. Balgam çıkarma ve kan gelmesi hastalığın kronikleşmiş olabileceğinin bir göstergesi olabilir. Fakat hastalığın başlangıç döneminde nadir de olsa bu durum gözlenebilir. Halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, öksürük ve gece terlemesi hastalığın ilk belirtileridir. Kişi genelde bu durumun verem olabileceğini düşünmez. İlerlemiş verem hastalığında akciğerdeki hasar sonucu nefes almada güçlük çekilebilir. Hastanın ateşi artar.
Bazı belirtiler iki haftadan fazla sürüyorsa yapılan ilk muayene sonrası hastadan bazı tetkikler istenir. Bunlardan en önemlisi balgamın incelenmesidir. Balgam incelenerek verem mikrobu olup olmadığı araştırılır. En uygunu ise sabah aç karnına çıkarılan balgamdır. Yeterli olmazsa bir gün boyunca çıkarlan balgam incelenir. Belirtiler var fakat balgam incelenmesinde bu bakteri görülemiyor ise akciğer grafisi çekilir. Yapılan bazı kan tahlilleri sonucu verem teşhisi konabilir. Sabah hasta kalkmadan alınan mide suyunun incelenmesi de verem teşhisinde kullanılan bir yöntemdir. Çok nadir durumlarda ise balgam alınır ve besiyerinde verem mikrobu olup olmadığını anlamak için üremeye bırakılır. Eğer bakterilerin üremesi görülüyor ise verem teşhisi konabilir.

Temasla bile başlayabilir
VEREN,  genelde solunum yoluyla bulaşan bir hastalıktır. Bu yüzden verem mikrobu da çoğunlukla akciğere yerleşir. Vücut savunması yetersiz kaldığında ve bakteri akciğere yerleştiğinde burada yara oluşumu gerçekleşir. Bu sırada bakteri çoğalmaya devam eder. Nefes alıp verirken olmasa da hapşururken veya öksürürken bu bakteriler dış ortama geçer. Dış ortama geçen bakteri kapalı ortamlarda başka kişilerin nefes almasıyla akciğerlerine geçer. Böylece verem mikrobu diğer kişilere de bulaşmış olur. Bazen hemen vereme sebep olur bazen de vücut direnci yerinde olduğunda bağışıklık sistemi hücrelerince tutulur. Eğer bağışıklık sistemi zayıflarsa ki bu durumda kendimizi çok güçsüz hissederiz, verem hastalığı ortaya çıkar. Hastalık ilerlerse kişinin balgamında verem mikrobu bulunur. Bu kişiyle temas hastalığın bulaşmasına neden olabilir. Bir diğer bulaşma yolu ise pastörize edilmemiş sütlerle beslenenlerde görülür. Gelişmiş ülkelerde pek görülmese de inek sütü ile beslenen, iyi kaynatılmamış ya da pastörize edilmemiş sütlerin içilmesi sonucu ortaya çıkar.

Vücudun direnci düşüyor

Verem, Koch basili adındaki bir bakterinin neden olduğu bulaşıcı, iltihabi bir hastalıktır. Bu hastalığın etkenini 1882 yılında Robert Koch adında Alman bilim adamı bulmuştur. Çoğunlukla akciğerlerde ortaya çıkan bu hastalık nadir de olsa diğer organları tutabilir. Genelde akciğer veremi olarak bilinir. Bu bakteri vücuda girdikten sonra hemen hastalık oluşturmayabilir. Vücut direncinin düşmesi gibi çeşitli sebeplerden dolayı bu bakteri daha sonra vereme neden olabilir. Verem hala bütün dünyada tıbbi ve ekonomik imkanı yetersiz olan insanlar arasındaki başlıca ölüm nedenidir. Bu bakterinin dünyada 1.7 milyar insanda bulunduğu ve her yıl 3 milyon insanın bu yüzden öldüğü tahmin ediliyor. Her yıl 10 milyon civarında yeni verem hastaları ortaya çıkmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü tüm ölümlerin yüzde 6’sının veremden kaynaklandığını tahmin etmektedir.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.