banner250
banner252

Terör işvereni de vurdu

Vehbi Orakçı

Vehbi Orakçı



RÖPORTAJ: Nihal Altıngövde 21 Mart 2016, 07:41

Ortadoğu’da yaşanan çatışma ortamının iş dünyasını olumsuz etkilediğini ifade eden Vehbi Orakçı, Marmara Mühendislik olarak Irak’ta yaptığı birçok projede yaşanan sıkıntıları ilk kez gazetemize açıkladı. Terörün tırmanması ve petrol fiyatlarının düşmesi sonucu Irak’ın zor durumda kaldığını söyleyen Orakçı, «Buna bağlı olarak da biz zor durumda kaldık. Hukuk mücadelemiz sürüyor» dedi.

Beylikdüzü Belediyesi eski Başkanı ve Marmara Mühendislik'in Yönetim Kurulu Başkanı Vehbi Orakçı gazetemize konuştu. Marmara Mühendislik'in Irak'taki projelerinde çalışan ve maaşlarını alamadığı gerekçesiyle eylem yapan işçiler konusunda önemli açıklamalar yapan Orakçı, “İşçiler elbette alınterinin karşlılığını alacak. Bugüne kadar bu manada hiçbir sorun yaşamadık. Emeğe, alın terine saygı duyan bir anlayışımız var. Bu politikamızı devam ettireceğiz” dedi. Son süreçte yaşanan sıkıntıların geçici olduğunu söyleyen Orakçı, “Konuşup anlaştık. Buradaki imkanlarımızı zorlayarak sorunu çözeceğiz” ifadelerini kullandı.

Türkiye'ye negatif bir algı var
Öncelikle son günlerde tartışılan ve verilmediği iddia edilen işçi maaşları konusunda  neler söyleyeceksiniz?
Ülkemiz ve bölgemiz zor bir süreçten geçiyor. Türkiye'nin bağlantılı olduğu Suriye, Irak, Mısır, Libya pazarlarında çok ciddi bir daralma var. Kanaatimce bu şirketlerden öteye, ülkemizi de bağlayan bir kuşatma haeketi. Bizler de bu harekete karşılık ya pasif durup teslim olacağız veya inandığımız istikamette gayret edeceğiz, çalışacağız ve ülkemiz adına doğruları inşa etmeye çalışacağız. Biz Marmara Mühendislik ve Yapı A.Ş. olarak 25. yılımızı kutluyoruz, Allahımıza şükürler olsun.  Bu 25 yılda yurt içinde yurt dışında yüzlerce proje yaptık. Ciddi anlamda yaşam merkezleri hatta şehirler kurduk. Bundan da ülkemiz adına büyük gurur duyduk, büyük keyif aldık. Çünkü her yapılan iş her istihdam ekmektir aştır, iştir. Vehbi Orakçı'nın ve Marmara Mühendislik ve Yapı A.Ş.'nin kendi adına hiçbir kaygısı olmamıştır. Varsa bir gayreti, katkısı ülkesi adına, insanları adına ne üretebiliriz ne yapabilirizin gayreti içerisindeyiz.

Irak'ta ki projelerinizde ne kadar işçi çalıştırıyorsunuz?
Irak gibi zor bir coğrafyada, mezhep ve ırk temelli kavgaların olduğu bir ülkede gidip 4 tane büyük projeye imza atmak. Türkiye'den giden personel (Iraklı veya Pakistanlı yerel personel hariç) dönem dönem bin 500'lere ulaştı. Muazzam bir başarı hikayesi var. Rusya, Mısır, Libya gibi ülkemizin son dönemde gerilim ve polemik yaşadığı ülkelerin tümünde şirketlerimize karşı bir negatif bakış açısı var. Türkiye dünyada müteahhitlik hizmeti olarak Çin'den sonra 2. büyük ülke. Şirketlerimiz 300 milyar dolarlık bir taahhüt aldılar. Afrika'dan Asya'ya Kazakistan'dan Libya'ya Irak'a varana kadar dünyanın 4 bir yanında başarıyla iş yapan bir vizyon ortaya koydular. Tabiki bu belirli ülkeler tarafındanda istenmiyor. Ne yaparız da Türkiye şirketlerini ekarte ederiz, zorda bırakırız diye bir çaba içerisindeler. Çok ilginçtir ki daha önce Türkiye'nin adı geçtiğinde, hayranlıkla konuşan oralardaki yetkililer ve bizim muhataplarımızın son zamanlara tutumları değişti. Hayranlık yerini nefrete bıraktı. Dolayısıyla bu tür negatif algı bize de yansıyor. Bizim dışımızda Irak'ta iş yapan yüzlerce şirketlerin hemen hemen tamamı erkenden pes ettiler ve döndüler. Benim mizacım, olabildiğince mücadele etmek, olabildiğince direnmek ve son noktaya kadar da zorlamak. Bu karar riskliydi, bu karar zor bir karardı, biz bu kararı aldık.

Hizmet duygusuyla çalışıyoruz
Bu karardan sonra yaşanılan süreç nasıl oldu?
Muhataplarımız negatif yaklaşımlarına rağmen sergilediğimiz mücadeleyi gördüklerinde kerhen de olsa biraz daha yapıcı davranmak zorunda kalıyorlardı. Ama son aylarda siyasi gerilim ve petrol fiyatlarının dibe vurmasıyla Irak bir duraklama sürecine girdi. Neticede bu sıkıntılı durum hakedişlerimizin kesilmesine yol açtı. Tabiki bu bizi yordu. Biz sonsuz kaynaklara sahip holdingler değiliz. Kendi imkanlarıyla, kendi yağıyla kavrulan ve ülkesi için çalışan orta ölçekli şirketleriz. Hizmet duygusuyla çalışıyoruz. Biz bu sürecin bizi yorduğunu gördüğümüzde mecburen hukuk yoluna başvurduk ve oradaki hem kendi çevremizin hem de Bağdat Büyükelçiliğimizin katkısıyla 2 ayrı hukuk firmasıyla mücadele başlattık. Yani burada bir alın teri var, bir emek var, işçisinden taşeronuna, malzeme satanından mühendisine kadar haklı bir emek ve mücadele var. Tabi bu mücadeleyi başlatınca muhatap daha da bir sertleşmeye başladı. Belli orandaki ödemeleri hepten kestiler. Bu da bize yansıdı. Ama Allaha şükürler olsun. 2012 Nisan ayında başladık hemen hemen 48 ay oldu, bu süre boyunca binlerce çalışanımız gidip geldi hala çalışıyor. Bunların da bir kısmı yeni personelimiz. Allaha hamd olsun bugüne kadar emeğe, alın terine saygı duyan bir anlayışımız var. Şirket politikamız var, hayat felsefemiz var. Biz şirket olarak bırakın emeğe saygısızlığı kendi kazanımlarımızdan ülkemiz için okullar, camiler yapmaya çalışan  bir kurumuz. Vakıf hizmetleri yürüten bir kurumuz.

Vize almakta zorlandınız mı?
Biz işlerimzi durdurduktan sonra 2 günde aldığımız vize 10 günde çıkmadı. Maksat bizleri yormak, yıpratmak, sinirleri germek.  İş durmuş, şirket dava açmış alacağını istiyor, işçiler oradan ayrılmak istiyor ama ayrılamıyor. Çünkü vize vermiyorlar. 10 gün 15 gün boyunca işçilerimiz bekleyince tabi sinirleri bozuldu. Maalesef bazı çalışanlarımız 4 yıl çalışıp ekmek yediği, ev araba aldığı bir kuruma vefa göstermek yerine 2 aylık bir sorunu öne çıkarıp anlık davranma refleksi gösteriyor. Bu konuda adı geçen sadece 5-10 çalışanımız. Halen Irak'ta kısmen işleri devam eden çalışan işçilerimiz var. Bu kırgınlığı anlıyoruz; insandır, doğaldır ama kesinlikle böyle aylarca para alamamaları söz konusu değil. Son 2 aylık bir süreçte sıkıntı yaşadık. Biz de bu 2 aylık sorunu buradaki imkanlarımızla, buradaki kaynaklarımızı devreye sokarak çözmek zorundayız. Bu konuda herhangi bir kaygımız yok. Çünkü insanlar sizin zorluklarınıza mazeretinize değil sonuca bakarlar. Hele hele işçiyse alın teriyse bu da doğaldır. Büyük bir sorun yok yok kendileriyle görüştük. Sorun aşıldı, aşılmayacak bir sorun da değildi. Keşke bu anlamda şirketler değil de ülkemizle ilgili bu daralma  gerçekleşmeseydi. Çünkü büyük bir kriz var şu anda. Benim bildiğim onlarca şirket binlerce çalışanıyla, bütün varlıklarıyla riske açık hale geldiler.

Allah onlara feraset versin
Söz konusu işçilerle anlaşma sağlandığını ifade ettiniz.
Neden sağlanması nki? İşçi alın teri dökmüş, işçi çalışmış parasını alacak.

Sorun yok diyorsunuz yani?
Tabi tabi sorun yok. İşçi parasını elbette alacak. Ama bir kırgınlık oluştu tabi orada beklerken vizeydi, uçaktı, baskıydı  gibi olumsuzluklardan dolayı işçiler gerildi. Bizim binlerce çalışanımız var sorunu 3-5 kişi ile yaşadık. Onlara da saygı duyuyoruz doğaldır insan refleksidir. Çok önemli bir konu değildir.

Irak'ta ki 4 projeden bir tanesi devam ediyor değil mi şu anda?
Doğru, şu an bir projemiz devam ediyor diğerleri maalesef durdu, biz durdurduk.

Yetim ve savaş mağduru çocuklar okuyacak
Devam eden projeniz hangisi?
Devam eden projemiz eğitim kompleksi. Hz. Hüseyin Eğitim Kompleksi. Okullar, konferans salonları şeklinde bir kompleks. 7 okuldan oluşuyor. Yetim ve öksüzlerin okuyacağı bir kompleks. O okul bir vakıf eğitim kurumu ve yetimlerin savaş mağduru çocukların okuyacağı bir okul olarak çok önemsediğim bir proje. Yani o okul bitsin diye çok ciddi bir özveri sergiliyoruz.

İnsan ekseniz biter
Diğer yarım kalan projeler ne olacak?
Bu projeler için devletin şu an kaynağı yok. Petrol fiyatları dibe vurdu, ülke ekonomisi dibe vurdu. Hatta geçen gün Kerbela'dayken baktım şehrin tam merkezi bulvarında bir grup insan çöp döküyor. Çöpleri yollara boşaltıyorlar, arabaların önüne atıyorlar. Dediler ki bunlar paralarını alamayan temizlik işçileri. 6 aydır maaşlarını alamamışlar artık en son çöpleri toplamak yerine sokağa saçıyorlar. Dolayısıyla Irak'ın şu anki gidişatı bu anlamda hakikaten olumsuz. Bir yandan bakıyorsunuz yer altında petrol, yer üstünde Fırat Dicle havzası insan ekseniz biter. Verimli toprak, iklim, güneş her şey müsait ama insanlar da ne ticaret var ne turizm var ne sağlık var ne alt yapı yatırımları var. Tamamen böyle tembel bir anlayışla petrol satalım para alalım dağrtalım şeklinde bir yaşam biçimi kurulmuş. Petrol de bazen satılmıyor işte, şu an satılmıyor.

Türkiye ciddi bir duruş sergiledi
Biraz önce değindiğiniz gibi Orta Doğu'nun ve Türkiye'nin içinde bulunduğu durum sizin gibi yatırımcıları engelleyici bir hal aldı. Bu anlamda siz yatırımcıların durumunu nasıl görüyorsunuz, geleceğe dair öngörüleriniz nelerdir?
Türkiye dünya kamuoyuna dönük bir perspektif çizdi, ben buradayım dedi. Batı ülkelerine, Amerika'ya, Rusya'ya ciddi bir duruş sergiledi. Ortaya duruş koyduğunuz zaman o duruşla ilgili size tabiki birileri tepki olarak karşı bir cephe oluşturacak. Ekonomik savaş, siyasal savaş dünya kamuoyu nezdinde farklı şekillerde propagandalar yapacaklar. Türkiye son yıllarda verdiği micadele sonucunda, her anlamda yıpratılmaya çalışılıyor. Eğer bar başı olduysan sallanacaksın.  Şimdi Türkiye halay başıyım dedi ortaya çıktı, dediğim gibi bir duruş sergiledi. Onun da karşılığında karşı taraf harekete geçti. Bu süreci iyi yönetirseniz, o kadar mücadele şansınız artar. Çünkü herkes Türkiye'ye umut bağlamış durumda.

İnsanlık dışı muamele
Sonuçta müslümanlar ölüyor diyorsunuz...
Aynı şekilde coğrafya senin coğrafyan, kaynak senin kaynağın adam sana silah satıyor, senin askerini senin sivilini, senin masum insanını öldürüyor, öldürtüyor ve kendisi para kazanıyor ve kendi nufüs popülasyonunu kendisi eleştiriyor. Basında gördüm bende PSV  Eindhoven'ın taraftarları Suriyeli sığınmacılara afedersiniz bir hayvana muamele yapar gibi bozuk para atıyor onlara kötü davranıyor. Bunlar çok ağır geldi.

Peki bunların sorumlusu kim size göre?
Bunun sorumlusu o küstah batılı mı biz miyiz sorgulamak lazım. Diyelimki o batılı bu konularda insani değerlerden mahrum, merhametsiz insancıl yönü olmayan bir hayvan ama biz kendi içimizde  barışık olmazsak mezhepsel, ırksal kavgalara dalmazsak birbirimizi yemezsek orada ne işimiz var diye düşünmek lazım. Bu açıdan bakınca çözüm yine olabildiğince temasla, diyalogla çözülebilir.  Bunun içinde dirayetli, ahlaklı, erdemli, cesur, sorumluluk alan risk alan liderler lazım, iş adamları lazım.

Nitelikli, eğitimli insan yetiştirmek lazım
Siz bir dönem belediye başkanlığı da yaptınız. O dönemle şimdiki dönemi karşılaştırdığınız da değişen nedir?
Biz göreve geldiğimiz zaman Beylikdüzü'ndeki okul sayısı altıydı. Biz bir belde belediyesi olarak 13 okul yaptık. Fen lisesi, anadolu lisesi yaptık. Sosyal tesisler, sağlık ocakları, yurtlar  yaptık. Bunları yapmak bizim görevimiz değildi. Ama insani manada, eğer Vehbi Orakçı şehr-i emin olursa insanların malını, canını ve namusunu emanet ettiği kişi olursa o zaman o mal için o can için o namus için nitelikli insan yetiştirmek lazım ki cahillikten kurtulalım. Bugün iki tane işçi bizden şikayet ediyorsa cahillikten yapıyor bunu, eğer feraset olsa akıl olsa cahil olmasa böyle bir beyanda bulunmaz. Vehbi Orakçı'nın Irak'ta ne işi var? Vehbi Orakçı senin için orada. Şirketini oraya götürüyor, ismini götürüyor, diyorki iş yapayım aş yapayım burada adam aç kalmasın, hırsızlık yapmasın, gasp yapmasın, sokakta dilenmesin gitsin para kazansın. Bu şikayeti yapan işçi orada ayda 2 bin dolar maaş alıyor. Ev aldı, araba aldı, helali hoş olsun. Ama isterimki o cehaleti kıralım, kalkıp 2 ay krizden dolayı maaş alamayınca cehaletini kusacağına eğitimli kültürlü olsun. Bütün bunlardan sonra 2 ay feragat edeceğim demesi lazım. Yakışan bu değil midir? Cahil ne yapar anasına, babasına, karısına, ülkesine zarar verir.

Benim ümidim var
Hukuksal sürecin sonucunda şartların düzelmesi halinde yeniden projelere devam edecek misiniz?
İnşallah, temennimiz o. Bu anki negatif fotoğrafa rağmen ben ümitliyim. İnşallah bu anlamda bir çözüm olur ve bundan da kazanan işçimiz olacak, işverenimiz olacak şirketimiz olacak.

Mağduriyetlerinizin en aza inmesi konusunda neler yapıyorsunuz?
Biz orada 4 aydır para almıyoruz. İşi durdurmak suretiyle o mağduriyetlerimizi azaltma kararı verdik. Şu anda sınırlı bir zararı göze aldık. Tümden durdurmaktan ziyade kısmak gideri kısmak, inşaatın hacmini küçültmek ama bir yandanda projeyi devam ettirmek.

Kısmet değilse yapanlara dua ederiz
Siyasi arenada sizi yeniden görecek miyiz?
Siyasetin insanın mesleği olmaması gerektiğini düşünüyorum. İnsanın mesleği, kariyeri, özel yaşamı olması lazım. Siyasette insanın dönem dönem enerjisini, birikimini aktardığı bir arenadır. Biz 5 yıl o birikimimizi aktardık daha sonra siyaset kurumu nasip kısmet. Haksız bie şekilde  kenarda durmak zorunda kaldık. Sokağa çıkın ilk gördüğünüz 10 kişiye sorun; eğer yüzde 60'ı 'Vehbi başkanımızı seviyoruz, çalıştı Beylikdüzü'nü Beylikdüzü yapan adamdır' demiyorsa o zaman istediğinizi yazın. Bu çok büyük bir şereftir, biz onu kazandık. Hizmetkarlıkla kazanılan kalplerdeki konum değişmez. Vehbi Orakçı ölse de Allah'ın izniyle o Yeşil Vadisi, Fen Lisesi bu kadar hizmeti de kalacak. Siyasete gelirsek, kendi adımıza talepkar olmasak da toplum bizim adımıza bir beklenti içerisinde. Bunu ben hissediyorum ve bana ifade ediliyor. Ancak bunu halkın talepkarlığından ziyade, siyaset kurumunun içerisindeki bazı karar mekanizmaları ve kader çizgisi bunu belirleyecek.  Eğer bize düşen bir görev olursa seve seve yaparız. Yok kısmete düşmezse yapanlara dua ederiz başarılar dileriz.

Beylikdüzü’nü heyecanla, aşkla kurduk
Belediye Başkanlığınız dönemindeki çalışmalarınızdan söz ettiniz. Beylikdüzü'nde şu anda mevcut  belediye başkanının çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Beylikdüzü benim için çok anlamlı ve değerli. Benim evim diyebileceğim bir yer, 1986'da geldim yerleştim. O zaman Beylikdüzü bir köydü nüfusu 1000 civarındaydı. 30 yıl oldu burada yaşıyorum. Benim ailem, işim evim barkım mezarım dahi burada. Bir vasıf arayacaksak anne gibi gördüğüm bir yer. Bu şehri seviyorum insanları seviyorum. Bu şehire kattığım her değerin de manevi karşılığını alıyorum. Bir annenin bana sarılıp 'yaptırdığın okulda okuyan çocuğum Fen Lisesi'ni kazandı' dediğinde, çok mutlu oluyorum. 70 bin fidan diktik şu an gezerken onların büyüdüğünü serpildiğini görüyorum, kocaman koruluklar oluştuğunu görüyorum. Yeşil Vadi içerisine biz o fidanları çocuklarla birlikte diktik. 10 bin çocuk 10 bin fidan. Şu an bakıyorum o fidanlar gölge veren ağaç oldular. Dolayısıyla okuluyla kültür merkeziyle sosyal tesisiyle bir kent oluşturduk. Her zaman bu kentin siyasetçi olarak iş adamı olarak, veli olarak, baba olarak bir paydaşıyım. Kentin geleceğiyle ilgili de mutlaka doğruları söyleme doğruları yaptırma anlamında bir görevim var. Beylikdüzü inşallah kazanmış olduğu vizyonu ve trendi devam ettirir. Biz bu kenti kurarken heyecanla aşkla kurduk. Kurucu başkan kimliğimizle de inşallah bu hizmetleri devam ettireceğiz. Belediye başkanımız Ekrem İmamoğlu ile dönem dönem görüşüyoruz. Hiçbir kıskançlığa, hiçbir komplekse mahal vermeden fikirlerimizi paylaşıyoruz. Bilgimizi paylaşmaktan imtina etmiyoruz. Çünkü biliyoruz ki aynı gemideyiz.

Marmara Konakları önemsediğim bir proje
İstanbulda devam eden çalışmalarınız ve yaptığınız projelerden söz eder misiniz?
İstanbul'da devam eden 4 projemiz var. Özellikle ofis projemiz E-5'in üzerinde Carrefur, Bauhouse'un olduğu bölgede ve dükkan ofis olarak konsept proje. Satışa daha yeni çıktık. Piyasadaki durgunluğa rağmen ümitliyiz. Diğer projemiz Marmara Konakları. Beylikdüzü Sahil Kavaklı Mahallesi'nde deniz manzaralı ve dublex, triplex dairelerden oluşan bir konsept proje. Deniz manzarasının yanında Dr. Ender Saraç'ın HAY Sağlık Merkezi'nin bir şubesi de burada yer alacak. Kaliteli bir proje olarak inşa edeceğiz. İnşallah Nisan ayı içerisinde startını vereceğiz. Bu projeden çok ümitliyiz. Bölge zaten değerli bir bölge. Hem manzarasıyla hem kalitesiyle ümitli olduğumuz bir projemiz. Yine Referans Marmara projemiz Esenyurt tarafında devam ediyor. O da yüzde 40'lar civarında şu an. 102 daire ve 8 dükkandan oluşuyor. Bizim projelerimiz zaten genelde 100-200 arasında değişen cadde projeleri. Altı ticaret üstü konut ve ofis tarzı projeler yapıyoruz. 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.