Like'lar tiraj olsa kral oluruz

Uğur Günel

Uğur Günel



Mehmet Ali Çatal 17 Eylül 2016, 07:03

Gırgır dergisi çizeri Uğur Günel’le konuştuk. Karikatürlerinin sosyal medyada isimsizce dolaşmasına tepki gösteren Günel, alınan like’ların tiraj olduğu takdirde mizah dergilerinin ‘kral’ olacağını söylüyor

Çizebildiğinizi ilk ne zaman fark ettiniz?
Kendimi bildim bileli çiziyorum ben. Annem hep anlatır; küçükken sürekli defter alırlarmış, ben çize çize her
gün bir defteri bitirirmişim. Hatta defterden taşıp koltuklara döşemelere çizdiğim de çok olmuş. Çocukken aile dostlarına, ev gezmelerine giderdik. Beni de götürüyorlar tabi, ben çok sıkılgan bir tip olduğum için hemen bana kağıt kalem veriliyor. Gittiğim yerlere kağıtlarımı, çantalı monami pastel boyalarımı (o dönem her çocuğun vardı) falan götürürdüm. Benim için “Uğur çok güzel resim yapıyor” derlerdi hep. Ben yaptıklarımın karikatür olduğunun farkına çok sonraları mizah dergileriyle tanışınca vardım. Lisedeyken de İngilizce hazırlık sınıfında bir proje vardı. Okul arkadaşlarımızı anlatan bir proje hazırlanacaktı. Çizimler olacak yazılar da İngilizce yazılacak. Ben de o zamanki öğretmenimiz Asuman hanımı çizmiştim. O yakakartını hep önlüğünün cebine koyardı. Aynı şekilde çizince hem çizimlere hayran kalmış, hem de o detayları atlamamam dikkatini çekmişti. Beni aynı okulda görev yapan Halil Çiçek hocamla tanıştırdı. Kendisi elektronik öğretmeni fakat sanatın her dalında aktif şekilde görev yapan çok değerli bir isim. Daha önce de çeşitli dergilerde çizmiş. Bizim okul Endüstri Meslek lisesiydi ve tam gün atölye dersleri vardı. Ben boş derslerde Halil Hoca’nın atölyesine giderdim. Oradaki öğrenciler bobin sararken biz karikatür çizerdik. Bana kullanmam gereken malzemeleri ve bazı teknikleri göstermişti. İlk tarama ucu ve çini mürekkebimi bana Halil Hocam vermiştir. Hala görüşürüz kendisiyle, bende emeği büyüktür.

Espri bulma sancılarınız nasıl gelişiyor? Neler sizin için espri kaynağı?
Aslında her şeyden bir espri çıkabilir. Okuyarak, izleyerek ve gezerek bol bol gözlem yapıyorum. Hafta içinde
çeşitli doneler birikiyor kafamda, bunları not alıyorum. Bunlar bir gazete haberi, ya da gündemdeki ve çevremdeki olaylardan çıkıyor genellikle. Sonra bir hikaye örgüsü hazırlayıp, doneleri içine serpiştiriyorum. Bazen de kafamda çok güzel bir kare canlanıyor, o kareye uygun bir hikaye düşünüyorum, nasıl başlasam nasıl bitirsem diye…

Hangi mizahtan rahatsızlık duyuyorsunuz?
Mizahçının muhalif olması esastır. Yandaş mizah diye bir kavram var ve maalesef böyle çizerler ile dergiler görüyorum. Mizahçı kendi üslubuyla yanlışı görüp değerlendirir. Günümüzde iktidarı eleştiren bir iş yaptığımızda, hemen “Sen muhalefet partilerinden birinin sempatizanısın” yaftası yapıştırılıyor. Gerçek mizahçı, muhalefet partilerine de muhaliftir. Bunu sadece politik anlamda da değerlendirmemek lazım. Yanlışı görüp eleştirir, ama doğru yapılan bir iş olursa da alkışlarız. Mizah güçsüzün, güçlüye karşı silahıdır.

Mizah dergilerinin zor günler geçirdiğini biliyoruz. Sizce ne kadar daha ayakta durabilir dergilerimiz? Ya da çok mu umutsuz konuştum?
Dergi sektörü baskı ve dağıtım maliyetleri yüzünden çok sıkıntılı bir süreçte. Bunun yanında sosyal medya veçeşitli eğlence platformları nedeniyle eskisi kadar ilgi görmüyor. Ama okurlar oldukça, dergiler de var olmaya devam edecektir. Tabii yazar çizerlerin de üretkenlikten taviz vermemesi lazım. Ben yakın gelecekte tekrar hakettiği değeri bulacağını düşünüyorum. Plaklar gibi olabilir mesela. Kaset, cd, mp3 derken unutulmuşlardı ama şimdi inanılmaz revaçtalar.

Sosyal medyada karikatürleriniz isimsiz bir şekilde dolaştığında rahatsızlık duyuyor musunuz?
Dolaşmasından rahatsız değilim, sonuçta birileri okusun diye çiziyoruz. Ama bundan gelir elde eden emek hırsızlarından rahatsızım. Çok zorluklarla çiziliyor o işler ortada bir emek var. Sonra biri çıkıp, bunların fotoğraflarını paylaşıyor ve bundan takipçi kazanıyor. Üzerine de reklam alarak gelir elde ediyor. Sosyal medya kullanıcısının da, o işlerin internete çizilmediğinin bilincinde olması lazım. 
1 milyon küsur takipçili bir hesap var mesela. Paylaşılan karikatürü 600 bin kişi like’lamış. Aynı 600 bin kişi mizah dergisi alsa, bugün hepimiz kraldık.

Bu işin en zevkli tarafı ve en iğrenç tarafı nedir?
Çoğumuz maddi-manevi zorluklar çeken insanlarız. Farklı farklı dertlerimiz var. Tüm bunlarla birlikte komikbir şeyler üretmek çok zor aslında. Saatlerce kafa göz patlatarak çizilen bir sayfa var. inanılmaz yorucu oluyor. Ama dergi basılıp, elinde tutulduğunda tüm hepsini unutuyorsunuz. Okurlardan gelen iyi dilekler de inanılmaz moral veriyor. İyi ki bu işi yapıyorum diyorsunuz. Bu ülkede sevdiği işi yapabilen az sayıdaki insanlardan biriyiz aynı zamanda. Bu mutluluk verici. 

Bütün karikatüristler "yetiştirememek"ten yakınır genelde. 1 hafta köşenizi yetiştirmeniz için yetmiyor mu?
Haftalık dergilerde çizmek üretkenlik açısından antrenman oluyor aslında. Paslanmıyorsun. Her hafta bir hikaye bulmak zor. Biraz daha zamanım olsa neler çıkarırım dediğim zamanlar da oluyor ama yetişiyor genelde. Bir söyleşide, müzisyen Cem Özkan ile birlikteydik. O çıkıp, “Biz bir şarkıyı aylarca uğraşıp yazıyor ve kaydediyoruz ama bu adamlar her hafta bir şey üretiyor. Onlara hayranım” demişti bizim için. Çok hoşuma gitmişti bu söz.

Siz en çok neye, kime gülüyorsunuz?
Aslında çok gülen biri değilim. Ama Ahmet Yılmaz ve Gary Larson’ın karikatürlerinde kahkaha atmışlığım vardır. Eski film ve dizilerdeki diyaloglara çok gülerim. Suavi Sualp, Umur Bugay gibi senaristlerin yazdığı filmler aklıma ilk gelenler. Komedyen olarak rahmetli Öztürk Serengil, Cem Yılmaz, Jerry Seinfeld ve Jim Carrey’i beğeniyorum. Esasında gerçek hayatta güldüğüm tek şey var benim, o da birilerinin hep ciddi olma çabası. Şaklabanlığa, sululuğa hiç gülmem, ordan uzaklaşırım. Ciddiyet çok komik gelir bana. Siyasi liderler canlı yayında demeç verirken, arkasında duran tipler komiktir. İşte onlara çok gülerim.

uğur günel gırgır dergisi

Aynı zamanda Ayı dergisinde yazılar yazıyorsunuz. Yazmak mı çizmek mi  desek ne dersiniz?
İkisinde de anlatmak istediğim bir hikayem var, yazmış ya da çizmiş olmak için yapmıyorum sonuçta. Kafamda beliren, dışarı çıkmak için beynimi şişiren, bunu da anlatmalıyım dediğim çok şey var ve bunları bir şekilde kağıda dökmem lazım. Bunu da yazarak ya da çizerek yapmam, kafamı boşaltmam lazım. Bazısını çizgiyle halledebiliyorsun ama yetmeyen noktada yazı devreye giriyor. Ayı’daki yazılar için çok olumlu geri dönüşler alıyorum. Bunlar insanı motive ediyor. Bir gün çizemeyebilirim ama yazmaya devam edeceğim.

Biraz da Gırgır'ın Türk mizahındaki yerini, okurların geri dönüşlerini konuşalım...
Gırgır mizah tarihimiz için çok önemli bir değer. Şu anki tüm dergilerin iskeletini oluşturmuş, üzerine konularak sürdürülüyor. Mizah dergiciliği bir alt kültürdür ve bunu günümüzdeki anlamda başlatan dergi de Gırgır. Hem eğlencelik hem de editöryal değeri var. Okurların çoğu, çizdiğimiz politik karikatürler sayesinde ülkedeki olaylardan haberdar olduğunu söylüyor.

Yapımcılar senaryoya karışmamalı
Son günlerde Türk komedisi adı altında çok kötü filmler çekiliyor. Ne düşünüyorsunuz? 
Çok iyi oyuncu ve yönetmenlerimiz var ancak senaryo anlamında büyük sıkıntı görüyorum. Artık komedi filmi denince hep “Kolay yoldan yırtmaya çalışırken, mafyayla başı belaya giren tiplerin hikayeleri” akla geliyor. Bunda aslında yapımcıların çok etkisi var. Senaryoya müdahale anlamında özellikle... Piyasada tutan bir iş varsa benzerlerini istiyorlar. 1998 yapımı Her Şey Çok Güzel Olacak tutunca, tüm hikayeler onun gibi olmaya başladı. Orada zaten yapılmış çok iyi bir iş var. Bunun üzerine ne koyabilirsin ki başka? Bir de mafya, bence komik bir şey değil... Bana da yakın zamanda bir yapımcıdan senaryo teklifi gelmişti, okul komedisi istediler fakat bana anlattıkları hikaye Hababam Sınıfı’nın aynısıydı. Ben de yazmak istemedim. 100 milyona yakın nüfuslu, geniş kültür mozaiği olan bir ülkeyiz. İlla ki değişik komediler üretebiliriz. Yapımcılar cesur olup, senaristlerin önünü açmalı. Bir de genellikle yapımcı - senarist ortamlarında “Ağbi benim şöyle bir fikrim var” diye başlayıp film olan çok proje var. Sinema çok pahalı bir sanat, üzerinde titizlikle durulması gerektiğini düşünüyorum.


ugur günel gırgır

Kadın gözüyle bakmayı seviyorum
"Sosyalleşmek Lazım Az Biraz"da kendi yaşadıklarınızı mı anlatıyorsunuz?
Kendimi anlatıyorum. Genellikle başımdan geçen hikayeler, okuduğum, izlediğim şeyler var ve gözlemlediğim olaylar ama birebir değil tabii ki. Örneğin her hafta farklı kadınlar çiziyorum, bunu kendi görüşlerimi çatıştırmak için kullanıyorum. Düşüncelerimin hepsini kendi ağzımdan yazıp çizersem, çok bilmiş bir karaktere bürünebilirim. Bu da okuru benden uzaklaştırabilir. Bir de olaylara, karşı cinsin gözünden bakmayı seviyorum. Öykü de zenginleşmiş oluyor. İlişkiler temasını her zaman sevmişimdir. Normalde tartışmayı bilmeyen bir toplumuz, çoğu tartışma kavgayla hatta cinayetle sonuçlanabiliyor ne yazık ki. Ben tartışma unsurlarını toplayıp, hakkındaki fikirlerimi çizgi öykü yoluyla harmanlıyorum. Çizdiğim öyküler, %60 gerçek %40 fantazya diyebilirim. Ve tabii o kadar fazla kız arkadaşım olsa, bunları çizmeye vakit de bulamazdım.

Peki onca ilişki hikayesi çizen biri olarak, evliliğe nasıl bakıyorsunuz?
Evlilik acaip bir müessese. Yuva kurmak ve bunu yürütebilmek, yüzyılımızın en zor işi bence. Bu konuda
alay edemem, saygım var. Ama eş kadar, ailelerin seçimi de çok önemli. Hayatı paylaşacağın, güveneceğin, karşılıkı saygı duyacağın ve birlikte yaşlanacağın kişiyi bulduğuna emin olduğunda, neden olmasın.

Teknik konulara girelim... İşlerinizi tablette mi çiziyorsunuz kağıtta mı? Tablet büyüyü bozar mı? Bir karikatür ya da çizgi öykü dergiye basılana kadar ne gibi aşamalardan geçiyor?
Ben hala kağıt kalem kullanıyorum. Önce kurşun kalemle eskizleyip çiziyorum, sonra çinileme aşaması dediğimiz, tarama ucu ya da mürekkepli kalemlerle üzerinden geçiyorum. Biten işi scanner ile bilgisayara aktarıp, renkleme aşaması oluyor. Tabletle bir kaç denemem oldu ama pek alışamadım. Eski usulcüyüm bu konuda.

Yabancı mizahla Türk mizahını karşılaştırırsak neler söylersiniz? Ya da karşılaştırabilir miyiz? 
Yabancı mizah olarak Amerikan mizahını takip ediyorum. Diğerleri hakkında çok fazla bilgim yok. Her coğrafyanın kültürü ve olaylara algıları farklı olduğundan komedisi de farklı. Amerikalıların mizahı genellikle durum komiği üzerine. Bizde ise çok konuşan ve hareket eden bir toplum olduğumuz için diyalog üzerine gidiyor. Bizim kahkahalarla güldüğümüz bir espriye, yabancı uyruklu birisi tepki bile vermeyebilir. 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
SE-A - 3 ay önce
ASLAN PARÇASI HLL
Avatar
Halil - 3 ay önce
Beğeniyle takip ediyoruz.