Yakup Şentürk: Asla parmakçı meclis üyesi olmam

Yakup Şentürk

Yakup Şentürk



RÖPORTAJ: Emek Karakaş 21 Mayıs 2015, 08:01

Sinop Dernekler Federasyonu'nun kurulmasında büyük katkıları olan, bugün de federasyonun sağlık komisyonunda çalışmalarına devam eden Gaziosmanpaşa Belediyesi AK Parti Meclis Üyesi Yakup Şentürk ile dernekçiliği ve meclis üyeliğini konuştuk. Sivil toplum örgütlerinde aktif çalıştığı için bu durumun meclis üyeliğinde de devam ettiğini söyleyen Şentürk, “İki türlü meclis üyesi var. Biri çalışan, proje üreten, halkın sorunlarına çözüm arayan. Diğeri de suya sabuna dokunmadan sadece parmak kaldırıp indiren. Ben hiçbir dönemde olmadığı için meclis üyeliği döneminde de parmakçı olmadım, bundan sonra da olmam” diye konuştu.

Meclis üyesi seçilmesinde Sinoplu olmanın kendisi için artı bir avantajı olmadığının altını çizen Şentürk, “Sinoplu 5 kişi aday adayı olduk, listeye girmek bana nasip oldu. Yani burada özel bir şey yok. Ben kendi becerimle, çalışmalarımla buradayım, Sinopluların becerisi ile değil... Eski siyasette belki hemşehri grupları önemliydi ama yeni siyasette artık buna çok önem verilmiyor” ifadesini kullandı.

Siz Sinop Dernekler Federasyonu'nda aktif olarak görev alıyorsunuz. Bu kuruluşlarda çalışmak biraz da gönüllülük ister. Manevi olarak mutlu mu ediyor?
Hayatta haz aldığım en büyük şey insanlara yardımcı olmak. En büyük emellerimden birisi bu... Yapabildiğim kadar, elimden geldiği kadar memleketimde yaşayan insanlara yardımcı oluyorum. Olmaya da devam edeceğim. Hele ki hayati önem taşıyan sağlık sorunlarıyla bir komisyonda olmak ayrıca bana gurur veriyor. Bunları hiçbir karşılık beklemeden yapmak tabi ki manevi olarak insanı mutlu ediyor. Size asla unutamayacağım iki anımı anlatayım. Memleketten dernekler vasıtasıyla genç bir hanım kardeşimiz bana ulaştı. 22 yaşında, daha yeni evlenen bu kızımızın göğüs ve omurilik arasında bir kitle oluşmuş. Eşi Sinop'ta Karayolları'nda çalışıyor ve bin 200 lira maaş alıyor. Sosyal güvencesi var ama bu önemli bir hastalık. Hemen müdahale edilmesi gerekiyor. Çapa Tıp Fakültesi'nde Prof. Dr. Alper Toker hocamıza bizzat ben götürdüm. Doktor muayene etti ve 'kızım senin ya çok acil ameliyat olman lazım. Ya da ölüme doğru gidiyorsun' dedi. Tabi o şekilde söyleyince ben şaşırdım. Meğerse bu hastalık yeni değil, 2 – 3 yıl geçmişi varmış. Çocuk doktora gitmiş ama önlemini almak yerine aktarlara gitmiş, o otu süreceksin, bunu içeceksin bunun sürekli parasını yemişler; kitle de sürekli büyümüş. Ameliyatı yaptıralım dediğimizde karşımıza 45 bin lira gibi bir rakam çıktı. Bunlar köyde gariban bir aile, bütün mal varlığını satsa bu parayı çıkaramaz. Hocayı ikna ederek başka bir hastanede 13 bin lira karşılığında ameliyatı yaptırdık. Tam 1 kilo 200 gram kitle çıktı. Ameliyattan çıktıktan sonra bir evlat gibi baktı gözlerimize. Kızımız iyileşti, şu an memleketinde hayatına devam ediyor, bir de çocuğu olmuş. Davet ediyorlar ama çok gitme şansımız olmuyor. Ona kaynak olduk, ağabey olduk, hoca olduk, baba olduk. Yani onların gözünde her şey olduk.

İnsanların hayatına dokunmak çok güzel bir duygu olsa gerek... 
Olmaz mı... İkinci vakada da yine Sinop'ta bir trafik kazası oluyor. Yaralıları Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırıyorlar. İkisi tedavi oluyor ama 23 yaşında bir kız çocuğunun bacağı kesilecek. Yine dernekler aracılığıyla bana ulaştılar. Doktorlar o gün kesme kararı almış. Hemen Samsun'daki doktorlarla görüştüm. Tabi Sağlık Bakanlığı'nın bir yasası var; 'hocam yapma, kesme' deme şansına sahip değilsiniz. Onları ikna etmeye çalışırken bir yandan da burada bir devlet hastanesinin yoğun bakım ünitesinde oda ayarladım. 3 saat telefonla konuşarak doktorları ikna ettim ve tam donanımlı bir araçla hasta Cuma günü buraya geldi. İki ameliyatla bu kızımızın bacağını kurtardık. Şu an o da memlekette hayatına devam ediyor. 
Sinoplu başkan yok

Türkiye'de özellikle hemşehri dernekleri ne kadar büyüyorsa o kadar siyasette etkin olur şeklinde bir düşünce var. Yani meclis üyeliğinden milletvekilliğine kadar listelerde olmak isteyen, oy vermek için pazarlık yapan yapılar olduğuna kimi zaman şahit oluyoruz. Size göre sivil toplum örgütlerinin siyasetle ilişkisi nasıl olmalı?
Ben böyle düşünmüyorum. Belki küçük şehirlerde bu tür durumlar gözükebilir ama İstanbul gibi metropol bir şehirde bunların yaşanması çok zor. Çünkü ülkemizde 50'nin üzerinde siyasi parti var. Bu derneklerin içinde her partiden kişiler var. Yani tamamen bir tane partiye odaklanamıyoruz, böyle bir şansın yok zaten. Zaten partiler de Sinoplular ya da Trakyalılar olmazsa olmaz. Özellikle güçlü partiler olaya şöyle bakıyor; bunlar nasıl olsa bizim. Çünkü bunlar memleketin aleyhine çalışmaz, terör anlamında yandaş tutmazlar, memleketin iyiliğini düşünür. Sinop özelinde konuşursak, bizde aşırı milliyetçilik yok ama memleket sevdası var. Topluma ne hizmet edilecekse o çatı altında yer alır. Onun için iktidar veya ana muhalefet partileri bize 'nasıl olsa bunlar bize oy verir' düşüncesiyle bakıyor. Buna şöyle bir örnek vereyim: Küçükçekmece'de nüfus açısından birinci sıradayız. Seçmen sıralamasında da üçüncü bölgede ikinci sıradayız. AK Parti'den 4 tane milletvekili aday adayımız vardı; bir tanesini bile aday gösterilmedi. İstanbul'da bir tane belediye başkanımız yok. Eğer dediğiniz gibi bir durum olsaydı CHP'nin üçüncü sıra adayı Engin Altay Sinoplu; AK Parti o matematiksel hesaba göre karşısında bir Sinoplu aday çıkarması gerekirdi. Bunu yaşamadık. Daha önceki dönem İ stanbul'da 25'in üzerinde Sinoplu aday adayımız vardı.

Bu dediğiniz matematiksel hesap başka yerler için yapılıyor mu?
Belki Siirt, Van gibi yerler için yapılabilir. Çünkü bugün HDP'nin önünü kesebilmek adına belki bunu uygularlar. Ama bizde yani Karadeniz bölgesinde düşünülmüyor, insanların kişisel başarılarıyla becerileriyle ön plana çıkmaları yetiyor zaten. Mesela Sinop Dernekler Federasyonu içerisinde 25 tane dernek var. Birileri için 'senin siyasette olman lazım' denmiştir. Ama bu 'benim arkamda Sinoplu var, Sinoplunun sayesinde buraya geldim' anlamına gelmez.

Sinopluluk avantaj getirmedi

Sizin meclis üyeliği adaylığınız ve seçilmenizde Sinoplu olmanızın ve Sinoplu hemşehrilerinizin etkisi ne oldu?
Belki demografik yapıya göre değerlendirmiş olabilirler ama ben onun desteğini hiç almadım. Neden almadım, çünkü Sinoplu 5 kişi aday adayı olduk, listeye girmek bana nasip oldu. Yani burada özel bir şey yok. Ben kendi becerimle, çalışmalarımla buradayım, Sinopluların becerisi ile değil... Giresun Dernek Başkanı olan bir arkadaşımız meclis üyeliğinden istifa ederek Giresun'dan milletvekili aday adayı oldu ama aday olamadı. Çok aktif, İstanbul'da da Giresun'da da çok sevilen birisi... Ama aday gösterilmedi. Memleketçiliğin etkisinin en aza inmesinin altında aslında eski ve yeni siyaset arasındaki fark yatıyor. Eski siyasette güç gösterisi, gövde gösterisi bulunmak varmış. Bugün İstanbul'da 34 bin kişiyi Sinan Erdem Spor Salonu'nda toplayan, 5 bin kişilik Bağcılar Olimpik Spor Salonu'na 15 bin kişi getiren Sinoplular siyasette çok fazla yok. Çünkü yeni siyaset anlayışında artık bunlara yer yok. Kişisel başarılar çok daha önemli.

Siz zaten STK'larda aktif olan biri olarak meclis üyeliğinde umduğunuzu buldunuz mu?
Benim de dışarıdan gördüğüm meclis üyeliği tabii ki biraz farklıydı. Çünkü her meclis üyesi mutlaka başkan yardımcısı gibi görülüyordu. Tabi ki meclis üyeliği çok önemli bir görev. Komisyonlarda görev alarak bir nevi belediye yönetimine dahil oluyor. Ama icra konusunda çok aktif olduğu söylenemez. Tabi ki insanlara yardımcı olmak, sorunları daha hızlı çözmek noktasında elinden geleni yapmak gerekir.

Çalışma niyeti önemli

Meclis üyesinin bir karar alınırken oy verme hakkını grup kararı dışında kullanırsa disipline gönderilebilir. Milletvekili için de böyle... Bu onun çalışmasını engellemez mi?
Parlamento ile belediye grubu arasında fark yok. Eğer toplantılarda siz beyninizdeki yapıyı veya beyninizin gönderdiği o iş fikrini orada anlatma gereği duyarsanız, sesinizi de çıkarırsınız. Ama şimdi parmakçı sıfatını kullanmak isterseniz ne suya ne sabuna dersiniz. Ben kendi yönümden baktığım zaman dışarıda proje üretmek için çok mücadele ediyorum. Mahalleler için, bölge için, yöre için çalışmalar yapıyorum. Örneğin pazarların kaldırılmasıyla ilgili, uygunsuz yerde olan trafoların kaldırılması, altyapıdaki eksiklikler giderilmesi gibi konularda çalışıyorum. Kendinizi sorumlu hissederseniz mutlaka katkınız olur. Ama bu 30 kişinin de aynı şeyi düşündüğü anlamına gelmez. Ama ben asla ve asla parmakçı olmam.

Peki grupta yanlış olduğunu düşündüğünüz bir kararla ilgili itiraz edebiliyor musunuz? Yaptığınızda da dikkate alınıyor mu?
Mutlaka yani bir yapıya veya bir şekile itiraz söz konusu olduğunda bunu yaparken tamam bu olmaz demiyorum da alternatiflerini sunuyoruz. Yani şu yol buradan geçiyor; buradan değil de bir arkadan geçse gibi yapıcı öneriler sunuyoruz.

7 Haziran seçiminin sonuçlarını nasıl öngörüyorsunuz?
AK Parti'nin de seçimde yüzde 45 – 47 aralığında oy olarak tek başına iktidar olmayı sürdüreceğini tahmin ediyorum. Koalisyon kesinlikle benim aklımdan bile geçmiyor. Ancak anayasa değişikliğinde başka partilere ihtiyaç olabilir veya 330 milletvekili çıkarırsa referanduma gidebilir. Eğer 300'ü bulmazsa o zaman belki sıkıntı olabilir, diğer partilere ihtiyaç olabilir. Ama onun haricinde tek partinin devam edeceğini düşünüyorum.

STK’larda hep etkin oldu
1963 yılında Sinop'un Ayancık İlçesi'nde doğdum. İlkokulu Ayancık'ın Pazar Köyü'nde bitirdim. Orta öğrenimimi ve gençlik dönemimi Zonguldak'ta geçirdim. Askerlikten sonra sonra İstanbul’a yerleştik. Burada otomobil ve turizm şirketi olarak bir kaç işle uğraştım. 1996 yılında dernekçilik dönemim başladı. İlk olarak Esenler Sinoplular Derneği'nde çalışmalarda bulundum. O sıra Anavatan Partisi'ne girdim ve 5 yıl kadar burada teşkilat başkanlığı yaptım. Anavatan'ın zayıflamasıyla siyasete 2 yıl ara verdim. Bu arada Sinoplular Federasyonu'nda kurucu yönetim kurulu üyeliğinde bulundum. Federasyonda sağlık komisyonu başkanlığı deneyimim oldu. Ciddi anlamda, toplumu ilgilendiren her konuda çalışmalarımız oldu. 2014 seçimlerinde AK Parti'den Gaziosmanpaşa Belediye Meclis Üyesi olarak seçildim. Evliyim, 3 kızım var. Biri biyolog, biri tarih öğretmeni, en küçüğümüz de mimarlık fakültesinde eğitime devam ediyor.

GOP’ta kentsel dönüşüm şart
Gaziosmanpaşa'da mutlaka kentsel dönüşüm çalışması yapılması gerektiğini söyleyen Yakup Şentürk, “Bölgemiz açısından konuşmak gerekirse mutlaka yerel belediyeciliğin iktidar partisi tarafından çok iyi desteklenmesi gerekiyor. İstanbul'da 1050 hektar kentsel dönüşüm riskli alanı var, bunun 433 hektarı Gaziosmanpaşa'da. Kentsel dönüşüm sadece ilçe belediyelerin değil Türkiye’nin sorunu. Hükümetin ya da partilerin de değil devletin sorunu. Olmazsa olmazlardan biri. Çünkü kişi başına düşen yeşil alan en az 2 buçuk metrekare olması gerekirken maalesef şuan Gaziosmanpaşa'da 0,3 metrekare. Burada ne bekleyebilirsiniz, hiçbir şey. Sosyal ve kültürel anlamda nasıl çalışırsanız çalışın kentsel dönüşüm olmadan hiçbir anlamı olmuyor. Bu açıdan baktığımda Gaziosmanpaşa Belediyesi'nin mutlaka iktidarla aynı partiden olması gerektiğini görüyorum” ifadesini kullandı.

KELİME OYUNU
Aile: Mutluluk
Çocuk: Her şey 
İstanbul: Dünyanın en güzel metropol 
şehirlerinden bir tanesi 
Türkiye: Çok güzel ve çok önemli
Dostluk: Arkadaş çok ama dost zor bulunuyor 
Geçmiş: Pişman değilim
Bugün: Geleceğin iyi hazırlandığını 
düşünüyorum
Gelecek: Karamsar bakmıyorum
Siyaset: Anlatmak çok zor 
Muhalefet: Düşmediğim için bilmiyorum 
İktidar: Çok güzel
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.