Arkadaşlar, yayına beş dakikamız kaldı…

1993 yılının Kasım ayında başladığım gazetecilik mesleğini, muhtelif seviyelerde icra ederek bu günlere kadar sürdürme imkanına sahip oldum. Muhabirlik, kameramanlık, fotoğrafçılık, haber yazma, yazılan haberleri ve kaydedilen görüntüleri zamanında haber merkezine ulaştırma, haber editörlüğü ve hatta şoförlük gibi bu mesleğin bütün kollarını, hem yurt içinde hem de dünyanın bir çok ülkesinde heyecanla yapmaktan büyük mutluluk duydum ve hala duymaktayım.

Arkadaşlar, yayına beş dakikamız kaldı…

1993 yılının Kasım ayında başladığım gazetecilik mesleğini, muhtelif seviyelerde icra ederek bu günlere kadar sürdürme imkanına sahip oldum. Muhabirlik, kameramanlık, fotoğrafçılık, haber yazma, yazılan haberleri ve kaydedilen görüntüleri zamanında haber merkezine ulaştırma, haber editörlüğü ve hatta şoförlük gibi bu mesleğin bütün kollarını, hem yurt içinde hem de dünyanın bir çok ülkesinde heyecanla yapmaktan büyük mutluluk duydum ve hala duymaktayım.

17 li yaşlarda başlayan bu heyecan, aradan 23 yıl geçmesine rağmen hiç azalmadı aksine her geçen gün daha da arttı. Sanırım bu insanın yaradılışı ile alakalı bir husus olsa gerek. Gazetecik mesleğinin ileri gelenlerinde aynı heyecanı hep görmüşümdür…

Hiç unutmam, 1999 yılında Yunanistan depremi olduğunda apar topar Atinaya hareket etmiştik. Vize vermek için kök söktüren, çok sayıda belge isteyen Yunan konsolosluğu, o gün vize konusunda oldukça cömert ve hızlı davranmıştı. Atinaya varır varmaz, ardı ardına gelen canlı yayınları ve görüntü geçişlerini İstanbuldaki bütün ulusal tv lerin haber merkezlerine iletiyorduk. Enkazın üzerinden muhabir bağlantıları yapıyorduk. Merhum Savaş Ay abi ile beraber bir kaldırıma oturmuş peynir ekmek de yiyorduk. 

Doyduktan sonra kameraman Masum nefes nefese yanıma kadar geldi ve elinde koca koca kağıt poşetlerle orada bulunan Türk gazetecilere “acıkan varsa gelsin’’ diye çok ta duyulacak seviyede olmasa da yine de lütfedip seslendi. Hamburger, patates ve kola getirmişti. Ah be Masum 10 dakika evvel geleydin iyi olurdu ya…

 Akşam karanlığında tam da canlı yayının ortasında kaba bir motorsiklet sesi ve “kim bu gürültülü gelen, tam da sırasıydı şimdi!’’ derken, bir yandan motordan inmek için gayret gösteren, diğer yandan da silikon kulaklığını takmaya çalışan ve söylene söylene bana doğru yaklaşan birini gördüm. Hem de Türkçe konuşuyordu. Sesi de hiç yabancı değildi aslında. Kim olsa gerek diye merakla yaklaşmasını beklerken, zaten ışıklandırdığımız alana girmişti bile… Sevgili Mehme Ali Birand dan başkası değildi.

Atinanın yoğun trafiğinde çaresiz kalmış, yayına yetişemeyeceğini kestirmiş ve ilk karşılaştığı motorsikletliden, kendisini yayın yapacağı mevkiye götürmesini istemişti.

“Arkadaşlar yayına 5 dakikamız kaldı her şey hazır mı? diye haykırırken, kendisini zaten motorsikletin üzerinde hazırlamıştı bile…

 Saygıdeğer Birandın o azmini ve gayretini gördükten sonra sanırım daha çok ekmek yemem lazım diye kendi kendime söylenmiştim…

İşte gazeteciliğin bütün bu saydığım kollarında 23 yıl çalıştıktan sonra köşe yazısı yazmam konusunda öncülük eden, hiç beklemediğim bir anda benden köşe yazısı yazmamı isteyen sevgili Mehmet Bey’e bu vesile ile sonsuz şükranlarımı sunmak istiyorum. 

Elbette bu meslekte kalmamı sağlayan, son 10 yılda desteğini her an yanımda hissettiğim Ali bey’e de sonsuz kalpten teşekkürlerimi bir borç bilirim. 

Bugünden itibaren değerli okuyucularımla bu sayfalar üzerinden buluşma imkanı bulacağım. Zaman zaman yakın tarihimizde şahit olduğumuz ve ilk öğretim seviyesindeki okullarda ders olarak okutulan bazı konulara değineceğim. Bazen de, mesleğimizi icra ederken karşılaştığımız ilginç hatıralardan bahsedeceğim. Sıkmadan, kırmadan ve dökmeden yazmaya özen göstereceğim.  Keyifli ve faydalı zamanlar bulacağımızı umuyorum…

Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
kamil - 3 hafta önce
İyi de sen kimsin?