Boğazın altında 15 gün

İstanbul’un iki yakasını deniz tabanının altından 3,4 kilometrelik geçişle birleştiren Avrasya Tüneli, inşaat özellikleri yanında dalgıçların yaptığı görev itibariyle de ilklere sahne oldu. Türkiye’de ilk defa satürasyon dalışı yaptırılarak Boğaz’ın 106 metre altında tam 15 gün yaşayan dalgıçlar, psikolojik olarak insan limitlerinin nasıl zorlanabileceğini de ortaya koydu.

Boğazın altında 15 gün

2008 yılında ihalesi yapıldıktan sonra 2014 yılının Nisan ayında kazısı başlanan Avrasya Tüneli projesiyle Asya ve Avrupa kıtaları deniz tabanın altından birleştirildi. Kıtaları birleştirmesi yanında kazıda kullanılan makineler ve bu ekipmana destek olan diğer unsurlarıyla da tünel ilklere sahne oldu. Pek çok kişinin deniz tabanı altındaki kazının nasıl yapıldığına ilişkin merakını gidermek için, projede bizzat görevli İstanbul Üniversitesi (İÜ) Tıp Fakültesi Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Akın Savaş Toklu, anlattı.

Tıbbi destek aldılar
Tünelin kazılması sırasında TBM (Tunnel Boring Machine – Tünel Kazma Makinası) kullanıldı. Ancak bu makine zaman zaman bakım ve onarım ihtiyacı gerektirdi. Bu durumlarda yüksek basınç altında bulunan dev köstebeğin yeniden çalıştırılması için alanında uzman dalgıçlar görevlendirildi. Toklu ve ekibi işte bu ekibin sağlık sorumluluğunu yürüttü.Projedeki basınç altında çalışma mecburiyeti nedeniyle kendilerinden tıbbı destek istenildiğini belirten Toklu, Prof. Dr. Şamil Aktaş ile Uzman Dr. Bengüsu Mirasoğlu ile birlikte çalıştıklarını belirtti.

Suyun altında helyum soludular
Avrasya Tüneli Projesi’nde Türkiye’de ilk kez satürasyon dalışı uygulaması yapıldığını, bu dalışta dalgıçların nitrojen ve helyum soluduklarını belirten Toklu, bu dalışın riskli olduğunu ve psikolojik açıdan sorunsuz olmayı gerektirdiğini belirtti. Dalgıçların bu derinlikte günlerce dışarı çıkmadan çalıştıkları için önlem alınması gerektiğini vurgulayan Toklu, “Satürasyonda insanlar dalış yaptığında soluduğu gaz vücudunda çözünüyor, eğer bu gazı dışarı atmadan dışarı çıkarlarsa vücutta kabarcıklar oluşuyor. Herkesin bildiği vurgun denen olay oluşuyor. Bu da su altında çalışılan süreyi kısıtlıyor. 90 metre aşağıda bir saat iş yapıyorsunuz ama dışarı çıkmak için 5 saat bekliyorsunuz. Bu projede insanlar 16 gün basınç altında kaldı. 3 kişi küçücük bir odada. Sıkıntı şuydu, bunlar dışarı çıkmaya kalktıklarında ancak 4 buçuk günde çıkabiliyorlardı” dedi.

Zaman kapsül içinde geçti!
Boğaz’ın altıda dalgıçların zor koşullar altında çalıştıklarını anlatan Toklu, 16 gün boyunca hiç dışarı çıkmadan ekibin kapsül içinde yaşadığını kaydetti. Bütün zamanlarını o küçük kapsülde geçiren dalgıçların psikolojik açıdan büyük bir etki altında olduklarını kaydeden Toklu, “O küçük odada yatıp kalkıyorlar. İş zamanı yine kapsülle o TBM makinesinin uç kısmına giderek çalışıyorlar. Bazen günde 7 saate kadar çalıştıkları oldu. İçerideki durum sıkıntılı. İçeri giren kişi biliyor ki istediği zaman çıkamayacak. Mental anlamda sağlam bir psikolojinin olması gerekiyor. Tesadüf budur ki bakım ve onarım İhtiyacı tam da Tünel’in 106 metrelik en derin noktasında gerekli oldu.” şeklinde konuştu. Toklu, dalgıçların büyük çoğunluklu tünel içinde karasal ortamda solunum cihazları ile çalıştıklarını ancak zaman zaman bulamaç kısımlara da girildiğini belirterek, bir Türk dalgıcın da ilk kez bu projede satüre olduğunun da altını çizdi.

CİHAN

Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.