Hamilelik depresyonuna dikkat!

Pek çok anne adayı, hamilelik depresyonu nedeniyle zor ve sıkıntılı anlar yaşıyor. Ancak kişilerarası ilişkiler psikoterapisi, bu soruna çare olmada bir hayli iddialı

Hamilelik depresyonuna dikkat!

Bazen uzun hazırlıklardan ve beklentilerden sonra, bazen de planlarda yokken aileye dahil olan bebek, özellikle annenin hayatını bir anda değiştiriyor. Uykusuz geceler, yoğun ve yorgun geçen günler nedeniyle annenin yaşamında farklı bir dönem başlıyor. Heyecanla, ümitle ve sevinçle karşılansa da aileye katılan minik bebek, bazen anne için “hüzün” anlamına da gelebiliyor. Özellikle anneliğe geçişte yaşanan rol değişimleri ve yakın çevredeki kişilerle çatışmalar, bir kriz durumu oluşturabiliyor ve ortaya hamilelik veya doğum sonu depresyonu çıkıyor.


Her 6 kadından biri yaşıyor
Uzmanlar, doğum yapan her 6 ila 8 kadından birinde depresyon görüldüğünü belirtiyor, sorunun en çok da lohusalık döneminde etkin olduğuna vurgu yapıyor. Lohusalık, gebelik hormonlarının aniden düştüğü, uyku düzeninin bozulduğu hassas bir dönem. Bu dönemde bedenin kurmaya çalıştığı yeni denge çeşitli nedenlerle bozulabiliyor.

Anne de mutsuz bebek de
Kadının, özellikle en yakınında olan ve destek beklediği kişilerden, örneğin eşinden, yeterli desteği alamadığında sorunun tetiklendiğini vurgulayan uzmanlar, bu durumda oluşan tabloyu şöyle özetliyor: "Mevcut düzenin değişmesi, işine ya da arkadaş çevresine eskisi gibi katılamama ve artık eskisinden farklı sorumlulukların ve beklentilerin olması anne için sorun yaratabiliyor. Bazı annelerin yaşadığı sıkıntının boyutu çok fazla olabiliyor ve depresyon gelişiyor. Anneler, eleştirilecekleri korkusu ve suçluluk hissiyle sorunlarını paylaşmaktan çekiniyor ve hastalık gittikçe ağırlaşabiliyor. Bu durumda anne ile bebeğin yakınlaşması, ilişki kurmaları de zorlaşıyor. Yani hem anne hem bebek olumsuz etkilenebiliyor."

Psikoterapinin önemi
Gebelik ve lohusalık depresyonunda gerektiğinde ilaç tedavisi uygulanıyor. Psikiyatrların bir önerisi de son yıllarda etkili şekilde kullanılan kişilerarası ilişkiler psikoterapisi. Yöntemin, annelik dönemine geçerken yaşanan beklenti ve sorumluluk değişiklikleri üzerine çalıştığını anlatan uzmanlar, kişilerarası çatışmalara da odaklanan bu terapi yöntemi hakkında şunları söylüyor: "Terapist, öncelikle hastayı dinleyerek sorunu anlamaya çalışıyor. Bu şekilde sıkıntılarını anlatabilen ve terapistle bir bağ kurabilen hasta için bir sonraki hedef, anneliğe geçişle değişen, farklılaşan sosyal çevresini yeniden destek alabileceği şekilde düzenlemek oluyor." Doktorlar, yöntemin anne için avantajını, “Sıkıntıya odaklanması ve yaklaşık 8-12 seans gibi sınırlı bir sürede tamamlanması, küçük bir bebeği olan annenin terapi için zaman ayırabilmesini de kolaylaştırıyor” dedi.
Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.