Ne çok oturun ne ayakta durun!

İş gereği fazla ayakta duruyor ya da çok oturuyorsanız bu durum sizin için oldukça zararlı çünkü her iki durumda da omurlarınız hasar görüyor. Peki ne yapmalısınız? Öncelikle Op. Dr. Bülent Fahri Kılınçoğlu'nun omurga hastalıklarına yakalanmamanız için verdiği tavsiyeleri okuyabilirsiniz

Ne çok oturun ne ayakta durun!

 Kilosu yüksek ve kas yapınız zayıf ise; işiniz gereği çok oturuyor ya da çko ayakta duruyorsanız omurganız risk altında! Bir de üzerine sigara içiyor ve spor yapmıyorsanız vay halinize... Tamam hemen karamsarlığa kapılmayın, Memorial Antalya Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Bülent Fahri Kılınçoğlu, fıtığa neden olan omurga hastalıklarından korunma yolları ve tedavisi hakkında bilgi verdi. 

Uzun süren ağrılarınız varsa
Kılınçoğlu, "Omurga hastalıklarında ilk belirti ağrıdır. Ağrının oluşumunda kişinin genetik yapısı, kilosu, mesleği, yaşam tarzı, alışkanlıkları bazen de geçirmiş olduğu kazalar etkili olmaktadır. Ağrı; problem nerede ise o bölgeden belli belirsiz aralıklarla gelmekte veya bedenin zorlanması ve uzun yürüyüşlerin ardından ortaya çıkmaktadır. Bir süre sonra sıklığı artan ve şiddetlenen ağrı, kollara yayılan veya ayaklara doğru inen bir elektrik çarpması hissi oluşturur. Hastalığın ilerlediği durumlarda ağrıya; karınca- lanma, yanma, batma ve kuvvet kaybı eklenmektedir. Altı aydan uzun süren, belli aralıklarla bacaklarda veya kollarda hissedilen ve geçmeyen ağrılar, omurgada kireçlenme ve fıtığın habercisi kabul edilir" diye konuştu.
İç organlar da etkilenebilir
Op. Dr. Bülent Fahri Kılınçoğlu, "Omurgadaki şikayetlerin bir kısmını; böbrekler, safra kesesi, mide hatta kalp gibi organlara yansıyan ağrılar oluşturur. Ani ve ters bir hareketin ardından, kas ve eklemlerin zorlanması veya incinmesi sonrasında oluşan ağrılar da vardır. Geçmeyen ağrılarda muayene ve radyolojik incelemelerle %99 oranında tanı konulabilir" dedi.
Ameliyat uygulamaları
"Omurgada; kireçlenme, omurilik ve sinir sıkışıklığı teşhisi konulan hastaların tedavisinde, öncelikle risk faktörlerini ortadan kaldırmak gerekir" diyen Op. Dr. Bülent Fahri Kılınçoğlu sözlerine şöyle devam etti: "Tedavinin başlangıcında; ilaç, istirahat ve fizik tedavi egzersizleri önerilir. Alınan önlemlere rağmen hastanın şikayetleri artıyorsa, başarı oranı %95’leri geçen mikro cerrahi ile hastaya konfor sağlamaktadır. Bel fıtığı tedavisinde genel prensip, hastaya ve dokularına en az zarar veren ve iyileşme süreci hızlı olan yöntemin tercih edilmesidir. Ameliyat, sadece 2 cm’lik bir cerrahi kesi ile yumuşak dokuların arasından girilerek, kemik doku alınmadan yapılmaktadır. Ameliyat sonrası dönemde hastalar 4-6 saat içinde ayağa kalkabilmekte ve 18-24 saat sonra taburcu edilmektedir. Hasta taburcu edildikten sonra 10 günlük yatak ve 10 günlük ev istirahatinin ardından günlük iş ve sosyal yaşantılarına hızla geri dönebilmektedir. Bazı hastalara ameliyatın üçüncü haftasından sonra, fizik tedavi ve rehabilitasyon programı önerilmektedir."
Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.