Staj bizi Avrupa’ya götürdü

Öğretmenimin “projemiz onaylandı’’ haberine karşı merakım başladı. Onaylanan proje hakkında hiçbir şey bilmiyorduk.

Staj bizi Avrupa’ya götürdü

Staj bizi Avrupa'ya götürdü
İlgili Galeriye Git

Öğretmenimin “projemiz onaylandı’’ haberine karşı merakım başladı. Onaylanan proje hakkında hiçbir şey bilmiyorduk. Yapılan toplantıda projenin Erasmus Plus adında olduğunu online radyo yayıncılığı üzerine staj yapacağımızı öğrendik. Stajın yanında Portekiz ve İspanya'ya  yapılacak kültürel geziler sınıf arkadaşlarımla birlikte benide heyecanlandırmaya yetti. Anlayacağınız, staj bizi Avrupa'ya kadar götürdü.

Her şey hazırlandığında kendimizi Sabiha Gökçen Havalimanı'nda Madrid yolcuları arasında bulduk. Uçağımız 3 buçuk saat sonra Madrid'e indiğinde bizi karşılayan Nunu ve Mathyu adında rehberlerimizle tanıştık. Bize güzel bir öğle yemeği yedirdikten sonra uzun bir yolculuğa çıktık. Yolculuğun sonunda Criaz'da Tropical Promises adında odaları 3 kişilik bir otele yerleştik. Otel beklediğimiz gibi değildi böyle olması bizi hayal kırıklığına uğrattı aynı zamanda havanın kötü olmasının beraberinde odalarda ısıtıcının olmaması, sıcak suyun arada gelmemesi, duş alırken aniden suların kesilmesi hepimizi delirtmeye yetti. Kaldığımız otel için en iyi otel denildiğini duyunca alışmaktan başka çaremiz kalmadı. Her sabah haşlanmış yumurta ile yapılan kahvaltı, öğlen genelde sebze çorbaları, çıtır balık yanında patates kızartması sunulan öğle yemeği, akşam sebze çorbası yine patates kızartması bazen üzerine yumurta kırılmış köfte bazen tavuk şiş, tavuk kızartmasıyla geçen akşam yemeği Portekiz yemeklerinin pekte gelenekselliğe sahip olmadığını gösteriyor. Hemen hemen her öğünde yediğiniz patates kızartmasıyla kilo alacağınızın uyarısını şimdiden yapayım. Bizim gibi aynı otelde kalan Urfa'dan, İstanbul'un Kadıköy ve Zeytinburnu ilçelerinden gelen üç okul daha vardı. Ertesi güne uyandığımızda bizi tanışma partisi bekliyordu. Farklı ülkelerden gelen öğrencilerle partinin sonunda arkadaş olduk. Tatilin başlangıcındaki kötü hava yerini sıcaklara bırakınca gezilerimiz arttı havanın güzelliğinde kimse otelde durmak istemiyor  rehberlerle birlikte gelen iki katlı kırmızı otobüs her sabah bahçenin kenarında bizi bekliyordu.

Porto insanı içine çekiyor
Gezilere gelecek olursam Porto, Braga, Barcelos, Valença, Vila do Conde gibi Portekiz illerine gezilere gittik. Portekiz'in Venedik'i olarak bilinen Porto, sokaklarındaki müzik ve canlılıyla insanı içine alıyor, koca demir yapıdan oluşan köprüsünden geçerken dilek tutmayı unutmayın, genelde üniversite öğrencilerinin kostümler giyerek yaptığı tiyatrolar eşliğinde sokakta yürüyerek, meşhur Porto şarabını tatmak için Vila Nova de Gaia - Santa Marinha'da şarap yapımını izleyebilir pekmez gibi tatlı tabirini kullanarak içilen kırmızı şarabı tadabilirsiniz (en ünlü markası Porto Cruz'muş). 5 euro vererek yapabileceğiniz 45 dakikalık tekne gezisiyle Rio Douro nehri boyunca Porto'yu baştan sonra gezebilir, fotoğraf çekebilirsiniz. Barcelos ya da Braga'ya göre daha pahalı olduğunu da belirtmek isterim.

Braga, alışveriş çılgınları için yapılmış olan Braga Park adındaki alışveriş merkeziyle turistleri çeken sırf alışveriş ve Primark için gidilecek yerlerin başında gelen sokaklarını gezmekten çok kendini Braga Park'a atmak isteyenlerle dolu diyebilirim.

İspanya ve Portekiz'i ayıran nehir...
Barcelos,  üniversiteye başlayan birinci sınıf öğrencilerine yapılan işkencelerin yeri haline geldiğinden son sınıfların onlara kostümler giydirerek süs havuzunda yıkadıkları ünlü meydanından, çarşamba günleri kurulan ucuz ve dev pazarından, gidebileceğiniz wifi sahip Arco-İris veya Garden Caffe adındaki kafelerden bahsederken, La Bomba II adında en güzel yemekleri yiyebileceğiniz bu restorantta öğle yemeği kesinlikle yemeniz gerektiğinisöyleyebilirim.Gece klübüne gitmek isterseniz Vaticano Club'ı önerebilirim.Valença'da, bir saatlik farkla İspanya ve Portekiz'i ayıran Minho Nehri'ni ziyaret edebilir ve Fortaleza de Valença manzarasının güzelliğinden bahsedip Viana do Castelo-Santa Maria Maior tepesine 1 euro vererek çıkıp manzarayı seyredebilir, manzara fotoğrafları çekebilirsiniz. Valença'nın güzel kiliselerini de ziyaret edebilir bizim gibi gittiğiniz kiliselerin birinde olduğu gibi Papaz'ın, önünde sıraya girmiş bir çok insana eline aldığı ekmek parçasını kutsal suya bandırıp omuzlarında ve kafasının üzerinde gezdirdikten sonra ekmeği yedirerek vaftız etmesine şahit olabilirsiniz.

Kafelerine hayır diyemezsiniz
Vila do Conde, gidilmesi gerken  Guimarães Kalesi'nden ve wifi bulunan O Forninho adında lezzetli tatlılara sahip kafesinden bahsedebilirim. Milföy içinde  krem karamel (biz portakal püresi olduğunu düşünmüştük) cupcake tarzında meşhur tatlıları olan Pasta de Nada'yı tatmanızı tavsiye ederim.Bunların arasına Portekiz yollarının güzelliğini, yaya geçidi gördüğünde rahatlıkla karşıdan karşıya geçmek için arabaların seni beklediğini, devlet okullarının her donanıma sahip olduğunu, yaşamın ucuz ve kaliteli olduğunu da ekleyebilirim.

Madrid gezmekle bitmedi
12 gün Portekiz'de kaldıktan sonra 12.gününün gecesi Madrid' e gitmek için yola çıktık. 13. günün sabahı Madrid'e varmıştık. Hostal Continental adında otele yerleştik otelde yemekhane bulunmadığından kahvaltı için hemen yanında bulunan kafeteryaya gittik kahvaltı sonrası Madrid keşiflerine çıktık Portekiz meydanlarından daha kalabalık ve güzel olan Madrid bize ayrılmış olan bir günde gezmekle bitmezdi. Portekiz'e göre daha pahalı olan Madrid'in sokakları oldukça kalabalıktı. Belli bir karaktere bürünmüş saatlerce hiç kıpırdamadan duran insanlarla her sokağın bir köşesinde mutlaka karşılaşırsınız. Öğle yemeği için tercih edilebilecek bir açık büfeye sahip All U Can Eat'i sizlere tavsiye edebilirim.

Fotoğrafı çek tekrar gel...
Günü Kraliyet Sarayı ve çevresini ziyaret ederek geçirirken Kraliyet Sarayı'nda atlıların gösterisini izlemeden geçemedik sonrası dinlenmek üzere herkes odasına çekildiğinde son gecelerini dinlenmeye ayırmak istemeyen üç arkadaş olarak rehberimiz Nazir ile birlikte otelden kaçıp gece kulübüne gittik. Independance Club, harika bir gece kulubüydü sabaha kadar dans ettikten sonra sabah toplanmak üzere otele gittik. Otele giderken Madrid Puerta del Sol meydanında bulunan meşhur heykeli, ayı ve kocayemiş ağacı önünde fotoğraf çekmeyi unutmadık. Rivayete göre ayı ve kocayemiş ağaç heykelinin önünde fotoğraf çekenin tekrar Madrid'e gelme imkanı oluyormuş. Otelde toparlanıp kahvaltımızı yaptıktan sonra Madrid Havalimanına gittik. İstanbul'a dönüş için uçağa bindik 14.günün akşamı İstanbul'a dönüp tatil maceramızı sonlandırdık. 

Ayşin AKSOY
Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.