Zamanın gölgesinde sürgün hayatlar

Savaş, zulüm, açlık, kan ve korkunun verdiği bir can havliyle; ülkelerini, sevdiklerini geride bırakmış İstanbul’un Afrikalı saat satıcıları hayatlarını idame ettirebilmek için yabancı topraklarda insanlara zaman satarak adeta sürgün hayatı yaşıyor.

Zamanın gölgesinde sürgün hayatlar

Savaş, zulüm, açlık, kan ve korkunun verdiği bir can havliyle; ülkelerini, sevdiklerini geride bırakmış İstanbul’un Afrikalı saat satıcıları hayatlarını idame ettirebilmek için yabancı topraklarda insanlara zaman satarak adeta sürgün hayatı yaşıyor.

Istanbul'un çeşitli semtlerinde karşımıza çıkan Afrikalı saat satıcıları, hayatlarını idame ettirebilmek ve ailelerine bakabilmek için ülkelerini terk ederek yabancı topraklarda saat satarak hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. Saat satarak geçimini sağlayan Senegalli Musa Gellow, "İki senedir çocuklarım beni görmedi. Ben ebeveynlerimle büyüdüm, ama benim çocuklarım bunu yapamıyor" diyor. Tarlabaşı'ndan Büyükçekmece'ye İstanbul'un hemen hemen bütün semtlerinde, metrobüs duraklarında, meydanlarda karşımıza çıkan iri cüsseli, çikolata renkli adamlar kim? Güneşin kavurduğu Afrika'dan buraya, hangi kader yolculuğu sürüklemiş onları.

Burada kalacağım

Bir batı Afrika ülkesi olan Senegal'in siyah insanları İstanbul'daki seyyar tezgâhlarda saat satarak karşımıza çıkıyor. Çoğunun asıl amacı Türkiye’de para biriktirerek Avrupa ülkelerine gitmek veya kaçmak olsa da buraya geldikten sonra kalıp ailesi için para biriktirenlerin sayısı oldukça fazla. Ana cadde üzerinde tezgahını yeni açan Senegalli konuşmak konusunda çekingen ama "Pek sıkıntı yok" diyor ve ekliyor: "Bazen bazı şeyler olabiliyor." Ancak bunların neler olduğunu söylemek istemiyor. İstanbul'dan başka bir ülkeye geçiş yapmak isteyip istemediğini soruyorum. "Burada kalacağım" diye yanıtlıyor.

Türkiye Müslüman diye geldim
Senegallilerden bir diğeri ile sahil boyunda karşılaşıyorum. James Bond tipi çantasında saat satıyor. İsmi Musa Gellow. Türkiye'yi müslüman ülke olduğu için seçen Musa, Avrupa'yı aklından bile geçirmediğini belirtiyor. Eşi ve çocuğu Senegal'de yaşayan Musa, “Müslüman mısın?” diye sorulduğunda, “Maliki” diye cevap veriyor. Ev arkadaşları ile evlerinin yakınlarındaki camide beş vakit namazlarını kıldıklarını söylüyor. Camiye gidemezlerse odalarının bir köşesindeki seccadeleri hazır duruyor.

Tek odada beş kişi
Ülkesinde aş derdine düşenlerin adresi Türkiye olunca o da soluğu İstanbul’da almış. Ucuz saat satarak geçimlerini temin ettiklerini söylüyor. Katlanır ahşap ufak saatçi tezgahı ile dolaşıyor. Bakışlarında ürkeklik, hareketlerinde tedirginlik var. Aksaray’da tek odalı evde 5 kişi beraber kalıyor. Gün içinde farklı muhitlerde çalışıyor. Sürekli yer değiştirerek kazandığı parayla hem geçimini sağlıyor hem de Afrika’daki ailesine para göndermeye çalışıyor. Konuşmamız çat pat Türkçesi ile kısa cümleler halinde gerçekleşiyor.

Türkiye'de herkes kardeş
İki sene önce çalışmak için Türkiye'ye gelen Musa 28 yaşında. Ebeveynlerinin, kardeşlerinin, eşinin ve iki çocuğunun Senegal'de olduğunu söyleyen Musa, "Çok çalışmıyor babam. Ara sıra iş bulduğunda çalışıyor. Bizim ülkemizde iş az. Fabrika yok, iş yok" diye vurguluyor. Musa, "Benim bir arkadaşım buraya geliyordu. Ben daha önce çalışmak için Yunanistan’a gitmiştim. Arkadaşım 'Türkiye daha iyi' dedi. İlk kez onunla birlikte geldim. Burası çok iyi çalışıp ekmek paramızı kazanıyoruz, burada problem yok. Türkiye’de herkes Müslüman, herkes kardeş. O yüzden burada olmak çok güzel. Türkçeyi biraz öğrendim" diyor.

İki senedir ailemi görmüyorum
Ailesini çok özlediğini söyleyen Musa, iki senedir ailesini göremiyor. Ara sıra telefonla konuştuklarını ifade eden Musa, "O da çok sık olmuyor" diyor. "Eşini ve çocuklarını buraya getirecek misin?" sorusuna mümkün değil cevabını veren Musa, "Çok para gerekir. Eşim ve çocuklarım benim ailemle yaşıyor" diye de ekliyor. Sattığı bir saatten kendisine kalanın iki lira olduğunu söyleyen Musa, kazandığı paraları biriktirerek ailesine gönderiyor. Türkiye'de ne kadar kalacağını sorduğumuz Musa ülkesine dönmesi gerektiğini belirterek, "Çünkü iki senedir çocuklarım beni görmedi. Ben annemle babamla büyüdüm, ama benim çocuklarım bunu yapamıyor. Bu yüzden döneceğim ülkeme" diye açıklıyor.

Türkiye'de hiçbir sorunla karşılaşmadım
Türkiye'de hiçbir sorunla karşılaşmadığını ve Türkiye'yi çok sevdiğini söyleyen Musa, "İnsanları çok iyi, çok şükür her gün saat satabiliyorum. Kazancımla çok şükür idare ediyorum ama aileme çok az para gönderebiliyorum. Yine de memnunum, Türkiye’den Allah razı olsun" diyor. Ayrılmadan önce bir kez daha dönüp en can alıcı cümleyi söyleyiveriyor Musa: “Burada hasret içindeyiz. Eğer bir nedenim olmasaydı, kendi ülkemde kalırdım.”

Nihal Altıngövde
Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.