banner250
banner252

Yaşar Kaba: Ankara'dan medet beklemiyoruz

Yaşar Kaba

Yaşar Kaba



RÖPORTAJ: Emek Karakaş 18 Mayıs 2015, 07:53

 Merkezi Üsküdar’da bulunan Gazeteciler Sosyal Sorumluluk Projeleri Derneği’nin başkanlığını yürüten Gazeteci Yaşar Kaba, «Sorunların çözümünü Ankara’dan bekleye bekleye zaman kaybediyoruz. Biz artık Ankara’dan medet beklemiyoruz. Çözümü kendimiz üretmeye çalışıyoruz» diye konuştu.

Üsküdar benim için çok özel ve vazgeçilmez bir ilçedir. Hatta işim Avrupa Yakası'nda bulunmasa ve İstanbul'un trafik gibi bir çilesi olmasa yaşamak istediğim yerdir. Bana Üsküdar'ı gezdiren, tanıtan, sevdiren ise gazeteci büyüğüm Yaşar Kaba... Kendisine 'hadi Salacak'ın eski sokaklarına gidelim' ya da 'Kuzguncuk'ta bir tur atalım' dediğimde hiçbir zaman itiraz etmeyen, Üsküdar'ın bilinmeyen özelliklerini anlatan İstanbul Flaş Gazetesi'nin sahibi Kaba, son birkaç yıldır dernekçilik faaliyetlerine de hız verdi. Gazeteciler Sosyal Sorumluluk Projeleri Derneği'nin başkanlığını yürüten Kaba ile Üsküdar'ı, gazeteciliği, dernek faaliyetlerini konuştuk.

Bu arada ben bu derneğin geçtiğimiz yıl yönetim kurulu üyesi, bu yıl da başkan yardımcısıyım. Ancak belki de en tembel üyesi de benim. Gazeteciliğin yoğun koşturması içinde bırakın çalışmalara etkinliklerine bile katılamayan beni, ısrarla üyelikte tutan, bir de üzerine başkan yardımcısı yapan Yaşar Kaba'ya bu bir teşekkür ve özür röportajı olsun...

Adında gazeteciler olmasına rağmen sadece gazetecilerin sorunlarını çözmek için değil toplumun tümüne hitap edecek projeler üretmek üzere yola çıktıklarını söyleyen Kaba, “Artık gerek gazetecilerin gerekse farklı kesimlerin sorunlarını çözmek için hepimizin elini taşın altına koyması gerekiyor. Çünkü çözümü Ankara'dan bekleye bekleye zaman kaybediyoruz. Biz artık Ankara'dan medet beklemiyoruz. Çözümü kendimiz üretmeye çalışıyoruz” diye konuştu.

Gazetecilikten çok sosyal çalışmalara daha fazla ağırlık vermeye başladın. Bunun nedenleri neler?
İstanbul'da oluşan yoğun göç sonucu insanların İstanbul'a yabancılaştığını gördük. İstanbul, binlerce yıldan beri gelen bir sosyal aktivitelerin olduğu önemli bir şehir. En azından eski İstanbul'da böyleydi. Biz eski İstanbul'u yaşadık. Herkes kendi yöresinin kültürüyle İstanbul'a geldi. Doğal olarak bu durum İstanbul'a büyük bir zenginlik kattı. Ama öte tarafta da yöre dernekleriyle kendi içlerine kapanan bir nevi gettolaşmaya yakın bir durum oluştu. Halbuki İstanbul'a has bir kültür var. Bu kültürü o göçlerle gelenlerin burada doğan ve artık İstanbullu olacak olan çocukların bilmesi gerekiyor. İstanbul'un kültürüyle, sosyal aktiviteleriyle onları tanıştırmak; haberdar etmek ve anne babalarının getirdikleri Anadolu kültürlerini de harmanlamak için bu yola çıktık.

Bunun için ne tür çalışmalar yaptınız?
Buna zaten gazetemizle başlamıştık buna. Bunun nedenlerinden biri de şuydu, biz gazeteciler biliyorsunuz her taşın altında bir şeyler ararız, bir çok kesimle tanışırız. Bizim gençliğimizde örnek olmuş birçok değerin bu hangamede kaybolup gittiğini, unutulduğunu farkt ettik. Ne yapabiliriz dedik, gazetemiz olarak 2009 yılında İstanbul Flaş Onur Ödülleri'ni başlattık. Bu yıl 7'ncisini yaptık. Hem yerelde hem genelde sanata, insanlığa katkı vermiş, çevresinde örnek olmuş insanları bir hatırlama anlamında her yıl onları onur ödüllerine dahil ederek; bir de konserlerle şenlik havasında gerçekleştirdik. İlk zamanlar bir yerel gazete olarak nasıl tepki alırız diye düşünürken ama gerçekten isabetli bir çıkış yapmışız. Amaç burada bir çoban ateşi yakmak. Çevremizdeki insanların en azından bu doğrultuda dikkatini çekmekti. Bunu iki yıl önce de İstanbul'un kurtuluşuna odakladık. Çünkü İstanbul'un kurtuluşu önemli bir tarihtir. Ödül törenimizi her yıl İstanbul'un kurtuluşunun tarihi olan 6 Ekim'de yapıyoruz. İstanbul'un kurtuluşunu da bir şekilde yeni kuşaklara aktarıyoruz.

Amaç sosyal projelere imza atmak

Dernek nasıl kuruldu? Gazeteciler derneği ama gazeteci olmayan isimler de yönetim kurulunda. Bunun nedenleri ne?
2006 yılında kurulan bir dernek vardı, orada da iki yıl başkan yardımcısıydım. 2013'te bir basın derneği kuruluşu gündeme geldi. Oradaki arkadaşlarla tüzük değişikliğine giderek mevcut dernekle yola devam etme kararı aldık. 2013 Mart ayında Gazeteciler Sosyal Sorumluluk Projeleri Derneği'ni oluşturduk. Bu dernek her ne kadar basın derneği olsa da sosyal proje derneği anlamında düşündüğümüz için başka meslekten, toplumun farklı kesimlerden insanların da olduğu bir kurum oldu. Birlikte yapalım, dedik. Öneriler gelsin masamıza, o önerileri pişirelim ve uygulayalım. Türkiye son yıllarda o kadar hızlı gündem değişimi yaşadı ki bu kadar hengamede insanın insan olma özellikleri bile unutuluyor. Dernek olarak kapımız elini taşın altına koymak isteyen herkese açık. Amacımız toplumun çeşitli kesimleriyle ilgili küçük ya da büyük demeden sosyal projelere imza atmak. Basın kimliğimiz burada yetkili kişilerle irtibat kurulmasında ya da işi hızlandırma noktasında bir basamak diyebiliriz.

Ne tür çalışmalar oldu?
2 yıllık süreçte bayağı da güzel şeyler hayata geçirdik. Hayata geçirilmeyi bekleyen önemli projelerimiz de var. İlk etkinliğimiz Sevgililer Günü'nde 'Söyle Sevgili' ismiyle bir konser düzenlemek oldu. Ardından Darülbedayi yani Şehir Tiyatroları'nın kuruluşunun 100'üncü yılında Türk kadınının sahne mücadelesini anlatan bir oyun sahneledik. Profesyonel bir ekip tarafından Kadın Fedailer isimli oyunda Afife Jale, Cahide Sonku ve Bedia Muvahhit'in hayatı sahnelendi. Neden bu üç isim derseniz, çünkü onlar unutulmuştu. Bugüne kadar Şehir Tiyatroları da, Devlet Tiyatroları da çok üzerinde durmamıştı. Onları tekrar hatırlatalım istedik. Türkiye'ye marka olmuş Üsküdar Musiki Cemiyeti için bir vefa konseri organize ettik. Bunun ötesinde Üsküdar Belediyesi Suriyeli çocuklar için bir oyuncak kampanyası düzenledi. Biz de bu kampanyaya farklı bir biçimde dahil olduk. Üsküdar'da Hasan Tan Çocuk Yuvası'nda barınan çocukları yine belki de İstanbul'da tek olarak Üsküdar'da bulunan Uçurtma Müzesi'ne götürdük. Burada çocuklar bir tane kendileri, bir tane de Suriyeli çocuklar için uçurtma yaptı. Yaklaşık 50 uçurtmayı kamplarda kalan Suriyeli çocuklara iletmesi için Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen'e teslim ettik. Kendisi de geçtiğimiz aylarda tüm oyuncaklarla birlikte uçurtmaları da götürüp, oradaki çocuklara verdi. Anneler Günü'nde de bir huzurevinde sanatçı dostlarımızın gönüllü olarak katıldığı bir konser düzenledik.

'Anayurdu' kurmak istiyoruz

'Hayata geçirilmeyi bekleyen önemli projelerimiz de var' dedin. Biraz da bunlardan bahseder misin?
Biz gerçekten geleceğe bir miras bırakmak istiyoruz. 'Anayurdu' isimli çok özel ve büyük bir projemiz var. Belediyeler ve kamu yöneticileri ile yapmamız gereken büyük bir proje. Bu öneri bir dernek üyemizden geldi. Temeli de son yıllarda boşanmaların artmasıyla bir nevi sahipsiz kalan ya da geçinmekte zorlanan annelerin, çocuklarını sağlıklı bir ortamda büyütmesini sağlayacak tırnak içinde yuva temin etmek. Sadece Üsküdar'da binlerle ifade edilen kişi sayısı var. Şu anda devlet bu annelere destek veriyor ama çok cüzi bir rakam. Bu rakamlarla gidip ev tutmaları o kadar zor ki; tuttukları yerler de gerçekten insanın yaşayabileceği ortamlar değil. Ama onların çocukları bu ülkenin ve insanlığın geleceği. Onları biz eğer kötü şartlarda geleceğe taşırsak gelecek de ciddi sıkıntılar yaşayacaktır. Bu nedenle onların başını sokabilecekleri bir yer, meslek öğrenebilecekleri kurs merkezleri, iş bulunca da çocuklarını bırakabilecekleri kreşlerin olduğu bir kampüs gibi yerler olması gerekiyor. Bununla ilgili mimar arkadaşlar 20 daireli bir bloğun proje çizimini de gerçekleştirdi. Niyetimiz yine bir çoban ateşi yakmak, bunun çalışmaları devam ediyor. Önümüzdeki günlerde de hızlandıracağız.

Sırf gazetecilerin sorunlarına odaklanan bir dernek değil o zaman...
Evet, toplumun tamamına yönelik bir dernek. Ama bu gazetecilerin sorunlarıyla ilgili bir proje yapmayacağımız anlamına da gelmesin. Tabi ki biz kendi meslek grubumuzun sıkıntıları ile ilgili de projeler yapacağız, onlarla ilgili çözümler de üreteceğiz. Ama bu klasik çalışmanın dışında olacak. Artık biz Ankara'dan medet beklemiyoruz. Ki ben özellikle yerel basının sorunlarının sadece seçim dönemlerinde milletvekili adayları tarafından gündeme getirilip, sonra da unutulmasına çok tepkiliyim. Bu sorun seçimlerden önce de vardı. Yerel gazeteciler haber yapılacağı zaman gazeteci olarak kabul edilir ama sorunlara geldiğiniz zaman hiç kimseyi bulamazsınız. Gazeteci arkadaşlarımız bu kent için hizmet verirken ne yazık ki yok sayılıyor. Özellikle toplu ulaşımı kullanma noktasında sıkıntı çok büyük. İstanbul'da sarı basın kartı almanın şartları ağır. Buna yerel basının ekonomik gücü maalesef yetmiyor. Yaptığımız iş aslında tamamen bir aşk. Bu başka bir şey; parayla pulla filan ölçülemez. Şartları ağır ve toplumun her şeyini; acısını, tatlısını, haksızlıkları, yanlışları birlikte yaşıyorsunuz. Sonuçta gazeteci de insan ve o travmaları biz kendi içimizde eritiyoruz. Ama bunun karşılığını ne yazık ki alamıyoruz. İstanbul'da ilk defa eski Vali Hüseyin Avni Mutlu yerel basını muhatap aldı. Yaptığımız 6 toplantıda sürecin sonuna gelmiştik. Kendisi bu işin çeşitli kıstaslar getirilmek suretiyle çözülemez olmadığını, Büyükşehir Belediyesi'yle çok rahat çözüleceğini söylemişti. Bu konuda da çalışmalarımız seçimden sonra devam edecek.

Dernekler işbirliği yapmalı

İstanbul'da benim bildiğim kadarıyla üç dört tane yerel basın derneği var. Hepsi de kendi çabasıyla sorunlara çözüm bulmaya çalışıyor. Bu dernekler arasında işbirliği mümkün değil mi?
Dernek sayısı 8 oldu. İstanbul'daki basın derneği başkanları veya yöneticileriyle meslekten dolayı tanışıyoruz. Dostluklarımız iyi. Biz diğer basın derneklerini rakibimiz olarak görmüyoruz. Eminiz onların gözünde de biz rakip değiliz. Biz farklılıklarımızı ortaya koyduk. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nde Üsküdar'da büyük bir etkinlik düzenledik. Bu etkinlikten bir buçuk ay tüm dernek başkanı arkadaşlarımı aradım ve birlikte yapalım teklifinde bulundum. Kendilerinden belli öneriler de istedik. Bunu arkadaşlar başlangıçta çok olumlu bulundu. Fakat her nedense daha sonra herkes farklı bir etkinlik yaptı İYGAD'tan daha olumlu bir geri dönüş aldık. Ama onların da çok önceden aynı gün etkinliği belli olduğu için katılamadılar. Ancak İYGAD Başkanı Ali Tarakçı beni arayarak, organizasyonun başında olması gerektiğini belirterek tebrik etti. Bizim etkinliğimiz gündüzdü. Akşam da İYGAD'ın etkinliğine katıldık. Önümüzdeki süreçte bir araya geleceğiz.

Sende bana da bulaştırdığın bir Üsküdar sevdası var, biliyorum ki şikayet etmene rağmen buradan kopamıyorsun. Üsküdar İstanbul için önemli ama diğer ilçelere göre çok da silik bir kent. Üsküdar neden bu kadar önemli?
Ben Üsküdar'da Beykoz'da, Eminönü'nde yani eski İstanbul'da büyüdüm. Eski İstanbul'u şu anda yüreğinde barındıran ilçelerden birisi Üsküdar. Bunun bir örneği Eyüp, Fatih ve Beyoğlu'dur. Bu ilçeler her ne kadar göç alsa da çok hızlı yapılanma olmamasından kaynaklı olarak buraya gelen insanlar buranın eski İstanbul kültürüyle tanışma olanağını buldular. Siz burada hem binlerce yıllık kültürü olan eski İstanbul'u bulursunuz, hem de kendi yörenize ait özellikleri bulursunuz. Bu anlamda Üsküdar insanı farklıdır. Öte yandan buranın tarihi özellikleri yine farklı... Ben her zaman söylerim; Üsküdar hem Osmanlı'nın kültür şehri aynı zamanda Cumhuriyet'in de en önemli merkezlerinden biridir. Mimar Sinan'ın en çok eser bıraktığı şehir Üsküdar'dır; ki evi de buradadır. İstanbul işgaline karşı ilk büyük miting Doğancılar'da yapılmış mesela, ilk başkaldırı buradandır... Öte yandan Kurtuluş Savaşı'nın en önemli figürlerinden biri olan ve toplantıların yapıldığı, Anadolu'ya cephanelerin geçirildiği yer olan Özbekler Tekkesi yine Üsküdar'da. Cumhuriyet döneminde çok önemli olanakların olmadığı zamanlarda kültür merkezleri yapılamazken Millet Bahçesi kurularak burada vatandaşlara Halk Evleri'nden gelen sanatçılar gösteriler sunmuştur. Bildiğim kadarıyla Türkiye'de 5 – 6 tane yapılmıştır, bir tanesi de Üsküdar'dadır. Çamlıca bir mesire yeri olarak çok önemlidir. Üsküdar böyle güzel ve önemli bir yer. 

Üsküdar'ı yönetenler Üsküdar'ı tanımıyor
“Üsküdar bugün olması gereken yerde mi?” sorumuzu “Ne yazık ki değil” şeklinde yanıtlayan Yaşar Kaba, açıklamasını da şöyle yaptı, “Üsküdar'ı yönetenler Üsküdar'ı tanımıyor. Her çıktıkları konuşmada, 'kadim şehir, kültür şehri Üsküdar' cümlelerini kuruyorlar. Ama o kültür şehrini sadece tekke ve zaviyelerden ibaret sanıyorlar. Üsküdar bunun çok ötesinde. Evet, onlar büyük zenginliklerimiz. Ama sadece onlar değil. Bir musiki cemiyeti var. Osmanlı'nın ilk ressamlar derneği Üsküdar'da kurulmuş. Bülent Ecevit'in annesi Nazlı Ecevit 25 yıl bu derneğin başkanlığını yapmıştır. Yani bir çok sanat aktivitesinin de başladığı yerdir burası. Bu nedenle de vazgeçilmezdir. Bizim gönlümüzden şu geçiyor. Üsküdar yeni bir yapılanmaya girdi, Marmaray kazandırıldı. Diğer ilçelere bağlanacak olan metro yakında devreye girecek. Bunun getirdiği büyük bir nüfus sürkilasyonu da olacak. Bu ister istemez burada bir dönüşümü de getirecek. Önümüzdeki yıl meydandaki belediye binasının yıkılacağı söyleniyor, istimlak çalışması meydan düzenlemesi yapılacak. Umarız bu süreçte Mimarlar Odası'nın, tarihçilerin görüşlerine başvurulur. Umarız tarihi dokusuyla uyumlu çalışmalara imza atarlar. İnşallah Üsküdar siyasete, ideolojilere, rant hesaplarına kurban olmaz.”

Çocuklar toprakla tanışacak
Projelerden birinin de 'köy projesi' olduğunu söyleyen Yaşar Kaba bunu da şöyle özetledi, “Bugün sadece Doğu ya da Güneydoğu'da değil Ege'de veya Akdeniz'deki birçok köy göç nedeniyle sahipsiz kalmış durumda. Biz Çanakkale'nin tamamen boşalan bir köyünde keşif yaptık. Ayakta bir tek ev kalmamış, değirmeni yıkılmış, köy harabe vaziyette. Öncelikle buradaki evleri sahipleriyle görüşüp restore edeceğiz. Sonrasında da şehirde tamamen betonun içinde büyüyen çocuklarımızı orada bir veya iki hafta ağırlayıp, onları toprakla tanıştırmak istiyoruz. Orada bulundukları sürede yine eğitim, bilgilendirme çalışmaları da yapılacak. Bu da bir örnek çalışma olacak. Çünkü o köylerden gelen insanlarımız kentlerde artı değerlere ulaştılar. Belki hayatın yoğun temposu içinde dönüp köylerine geri bakamadılar. Hem onlara geldikleri yeri hatırlatmak, hem de çocukları doğayla kucaklaştırmak istiyoruz.”

KELİME OYUNU
Aile: Mutluluk
Çocuk: Gelecek
İstanbul: Dünya
Türkiye: Dünya
Dostluk: Sevgi
Geçmiş: Gelecek
Bugün: Yarın
Gelecek: Bugün
Siyaset: Çok ekmek 
yememiz lazım
Muhalefet: Durup 
düşünmeleri lazım
İktidar: Muktedir
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.