banner250

Yeni yıl ve umut


Nusret Yılmazer

Nusret Yılmazer

02 Ocak 2017, 23:05

İnsanlar gelecek her günden, her yıldan umutludur. Yeni yılın iyi şeyler getireceğine inanılır.
Umutlu olmak için sebepler gereklidir oysa. Siz gelecek için bir şey yapmamışsanız gelecekte iyi şeylerin olmasını neden, nasıl umut edebilirsiniz?
Umut fakirin ekmeğidir demişler. Bir şey yapmasa da gelecek için, gelecekte güzel günler görmek için insan ümit etmek ister.
Çünkü umut olmadan yaşam olmaz. Güzel şeyler olmayacaksa, kötülükler ve olumsuzluklar devam edecekse hep, niçin yaşasın ki insan?
İnsanlar kendi kişisel gelecekleri için umutlu olurlar ve kendi gelecekleri için çalışırlar. Devletler ise kendi yurttaşlarının iyi bir yaşam sürebilmesi için çaba gösterirler. Devlet yurttaşları arsında ayırımcılık yaratmaması gerekir. Var olan farklılıkları hoş görme kültürünü geliştirmesi gerekir. Yoksa devletin yurttaşları arasında huzur olmaz.
Bizim ülke olarak 2017’ye girerken umutlu olmamız için hiçbir etken durum yoktu aslında. Ama yine de herkes birbirine iyi yıllar demeyi, yeni yıllarını kutlamayı ihmal etmedi.
Bazı insanlarımız ise dinimizin yeni yılı kutlamayı yasakladığını, bunun Hristiyanların adeti olduğunu söyleyerek yeni yılı kutlayacakları hoş görmedi.
Peki bütün yurttaşları kapsayan devletimiz ne yaptı?
Devletin dini kurumu olan Diyanet yeni yıl kutlamalarını hoş görmeyen bir fetva yayınladı. Yani devlet, bugüne kadar yaptığı gibi, hatta düne kadar yaptıklarından bir adım daha ileri giderek, yurttaşlarının bir kısmını ötekileştirdi, onların yaptıklarını hoş görmedi, kınadı.
“Yeni bir yılın ilk saatlerinin başka kültürlere, başka dünyalara ait yılbaşı eğlenceleriyle israfa dönüştürülmesi ne kadar da düşündürücüdür. Sevap-günah, hayır-şer konularında muhasebe yapılması gereken saatlerin, emek harcamadan zengin olmak arzusuyla kumar, piyango gibi şans oyunlarıyla heba edilmesi ne kadar da üzücüdür. “ (Hürriyet)
Bu hutbeyi yayınlayan Diyanet Kurumu, maaşlarının bir bölümünü bu devletin milli piyangosundan aldığını bile unutmuş. Ülkemiz gerçeklerinden bu kadar
uzaklaşmış ve inananları da bu doğrultuda iknaya çalışan bir dini kurumumuz var.
2017’ye girdiğimiz yılın ilk gecesinin ilk saatinde yeni yılı kutlayan insanlar tarandı, şimdilik 39 kişi hayatını kaybetti. 65 kişi yaralandı.
Elbette Diyanet bu fetvayı yayınladığı için bu vahim olay yaşandı demiyorum. Elbette terörde uluslararası güçlerin, terörü besleyenlerin rolü var.
Ama benim ülkemde bunun zemini var. Ve bu zemini bizatihi devlet yaratıyor. Bu terör yaşandıktan sonra, “terörün bir mabette veya bir eğlence yerinde yapılması arasında fark yoktur” diye açıklama yapmanın bir anlamı yoktur. Bu açıklamayı, bu anlayışı hep söylemen gerekir. Riyakar olmamak gerekir. Açık ve şeffaf, kucaklayıcı olmak gerekir. Yoksa sonradan söylediklerinin hiçbir anlamı kalmaz. Kimseyi kandıramazsınız.
Ben eminim ki bu ülkede 39 kişinin hayatını kaybettiği bu olaya sevinen yüz binlerce insan var.
Devlet dinin yorumcusu, dinin belli bir yorumunun savunucusu, hatta uygulayıcısı olursa sonunda ülkenin iklimi bu olur.
Halbuki Müslümanlık hoşgörü dinidir diye öğretilmişti bize. Bizatihi devlet okullarında okutulan kitaplarda böyle yazardı. Halbuki şimdi devletin en büyük bütçeli kurumu bizatihi hoşgörüsüzlük yaratıyor.
Birileri terörden yana olabilir, terörü besleyebilir. Bizi zayıflatmak, yok etmek isteyebilir. Devlet bütün vatandaşlarını eşit görerek, eşit uygulama yaparak ve yurttaşlarının birbirini düşman bellememesi için hepsine eşit ve hepsini koruyucu davranacak. Söylemlerini de eylemlerini de buna göre yapacak.
Aksi durumda bütün yabancı güçler sizin ülkenizde kötülük yapar, at koşturur ve siz asla bunu önleyemezsiniz.
Çünkü bu iklimi siz yaratıyorsunuz.
Biz bunu anladığımız anda olumsuzluklar da azalmaya başlayacaktır. Yoksa her dini cemaatin bir din anlayışı vardır ve bunlar arasındaki savaşlar da bitmez.         Yabancıların burada etkili olmaması mümkün mü?
Çok umudum olmasa da umarım devleti yönetenler bir an önce bunu görür ve buna göre davranır. Mustafa Kemal işte bütün bunlar olmasın diye LAİKLİK ilkesini getirmişti. Kimsenin dinine de inanışına da karışmıyordu. Ama
günümüz hakim siyasetçileri onu din düşmanı olmakla suçluyorlar. Kin ve nefret tohumlarını yeşertiyorlar. Bir şeylerin düzeleceğinden nasıl umut edilir ki?
Ama bütün yaşananlara inat; umudun eksik olmadığı, tüm insanların, ayırımsız mutlu olduğu yıllar diliyorum.
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.