Suriyelilerin canlı bomba olmalarını engellemeliyiz

Göç sempozyumunda konuşan Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün Suriyelilerin göçmen değil mülteci olduğunu söyledi. Akgün tüm çalışmalarının Suriyelileri canlı bomba olmaktan kurtarmak olduğunu belirtti.

Suriyelilerin canlı bomba olmalarını engellemeliyiz

Haber: Nihal ALTINGÖVDE

Marmara Belediyeler Birliği’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Türkiye’nin Göç Tarihi: 14. Yüzyıl'dan 21. Yüzyıl'a Türkiye’ye Göçler Sempozyumu”nda konuşma yapan  Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün göç tarihi ve mülteciler hakkında önemli tespitlerde bulundu. Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün açılış konuşmasının ikinci bölümünde sözlerine "41 yıllık zannediyorum, 17 yaşında Türkiye'de belediyeciliğe başlamış hiç ara vermeden 41 yıldan beri devam eden bir dönem atanmış, 4 dönem seçilmiş, 10 yıldan fazla başkan yardımcılığı görevlerinde bulunmuş İstanbul'un gelişmesinde, büyümesinde  az veya çok emeği olan Türkiye'yi 41 yıldan beri dünyanın yerel demokrasisini 35 yıldan beri çok yakından takip eden bir kardeşiniz olarak göçle ilgili bazı duygularımı anlatacağım" şeklinde başladı.

Deliormanlı anısı

Akgün şöyle konuştu: "Belediye Başkanı olarak göçle ilgili yaşadıklarımı bazen dram, -ki genellikle dramdır- bazen yardım şeklinde karşıma çıkan yaşadığım olayları aktarmak isterim. 1974 yılında lise son sınıftayken ben belediyeci oldum, Küçükçekmece'de. O zamanda bu işlere yatkınlığımız vardı. Göçün çok hareketli olarak yaşandığı bir beldeydi Küçükçekmece, Bakırköy'e bağlıydı. Yugoslavya'dan veya Bulgaristan'dan o kadar çok göçmen geliyordu ki bir mahallenin adı uzun müddet Arnavut Mahallesi olmuştur. Bir mahallenin adı Boşnak Mahallesi olmuştur. Boşnak mahallesinin ismi böyle bir isim olamayacağı için 1977 yılında benim önerimle o zaman belediye başkan yardımcılığına atanmıştım üniversitede eğitimim devam ederken, ki böyle bir entresan hayatım var çok genç yaşta bu işlere girdik. Boşnak Mahallesi'nin adı bugünkü Küçükçekmece Mustafa Kemal Paşa Mahallesi'dir. Arnavut Mahallesi'nin ismi bugünkü Sultan Murat Mahallesi'dir. Muhtarı o günden bu güne Arnavuttur. Dededen, babadan oğula devam ediyor. Arnavut Mahallesi'nde bir gün Sefaköy Lisesi'nin karşısında bir bataklık şeklinde yeni oluşmakta olan cadde yapmaya çalıştığımız yolun çalışmalarını yaparken bir briket duvarın kenarına çökmüş 80 yaşında bir amcayı hiç unutmuyorum. Biraz konuştuk, ne iş yaptığımı sordu söyledim, adımı sordu. Adımı duyunca "Ben duydum senin adını çok hayırlı işler yaparsın" dedi. O zaman belediyede bir başkan yardımcısı var tabi herkes tanıyor. Benden bir isteğin var mı dedim, hüzünlü bir şekilde bana "Be evlat sen bu caddeye koyarsın Deliorman ismini, ben çok mutlu olurum" dedi. 'Olur be amca' dedim. Talimat verdim. 'Sen' dedi 'Hakikat mı söylersin?' dedi. Evet dediğimde ağlayarak benim boynuma sarıldı. Demek ki o vatandaşın geldiği yer Deliorman. Onun oturduğu bina üzerine de Deliorman Caddesi tabelasını bilerek çaktırdım. O insan bununla çok mutlu oldu. Velhasıl bölgemde çok miktarda göçmen yaşadığı için bu hikayeleri anlatmaya kalkarsam bazıları da var hem sizi hem beni ağlatır." 

Göçmen değiller, kaçıyorlar

Akgün şöyle devam etti: "Meselemiz 21. asırda emperyalizmin planlamış olduğu ve masa başlarında planlayıp figüranlara oynatmış oldukları böyle bir oyun sonucu, perişan olmuş bir ülkenin mülteci meselesi vardır. Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Meclisi'nde başkan dahil ısrarla göç derken fırlayıp 'Göç değildir sayın başkan, mermiden kaçışın ayak sesleridir, yanlış değerlendiriyorsunuz, o insanlar en tabi hakkı olan yaşam hakkını kullanmak, yaşam hakkını sürdürebilmek için  yalınayak çocuğu kucağında en yakın ülkeye kendini atıp kurtulmak için 'kaçıyorlar, bunlar göçmen değildir' diye 1.5 ay önce sesimizi yükselterek ben konuşmuştum. 21. asırda emperyalizmin kapitalist düzeni, batının masa başındaki oyunları sonucu milyonlarca kadın, çoluk, çocuk önce Avrupa'nın göbeğinde sonra  burada sınırımızda bizim hemen baş ucumuzda katledilmeye devam ederken bir kısmı da mülteci olarak hayatını kurtarmaya çalışıyor. İşte göçün bütün dramlarını hep birlikte yaşıyoruz. Bunun tek sebebi vardır dünyayı istediği şekilde yönetmek isteyen emperyalizmin hocaları, onun plancıları bu işleri yapmaya devam edecek, masa başında planlayacaklar taşeronlara bu işleri yaptırmaya devam edecekler."

Canlı bomba olmalarını engellemeliyiz

Gazetemizin sorularını da yanıtlayan Büyükçekmece Belediye Başkanı Akgün, göç ve mülteci ayrımını neden yaptığına yönelik sorumuza şu cevabı verdi: "Türkiye'ye 3 milyon Suriyeli, 250 bin Iraklı yaklaşık 4,5 milyon mülteci ve göçmen yaşıyor. Türkiye için çok önemli bir sorundur. Geleceğe iyi hazırlanmadığımız takdirde Türkiye bundan çok zarar görür. Bunu Avrupa Konseyi'nde de dile getirdim. Sadece biz değil göçün veya mülteci akınının zorlamış olduğu ülkelerde bundan etkilenecektir. Onun için tedbir almak o devleti yönetenlere oradaki idarecilere bağlıdır. Biz bölgemizde, ülkemizde tedbir almazsak acısını yine biz çekeceğiz. Göçle mülteciyi ısrarla ayırıyorum çünkü Suriye halkına yapılabilecek en büyük cezalandırma onları göçmen olarak görmektir. Avrupa'da böyle bir siyaset güdülüyor. Onlar göçmen değildir, onlar yaşam haklarını sürdürebilmek, canlarını kurtarabilmek için yalın ayak, çocuğunu kucağına alarak  kurşundan kaçan insanlardır. Bundan sonra bize düşen etkilenen ülkelere düşen görev onların yaşamlarını sürdürebilecek imkan tanımak eğitimlerini vermek. Özellikle çok genç nüfusu var bu genç nüfusu rasyonel anlamda, okul anlamında eğitim imkanlarını sağlamak, ve çocukların kadınların düşecekleri organ satıcıları, çocuk satıcıları, kadın tüccarları, esrar eroin uyuşturucu mafyaları tuzaklarından korumaktır. Canlı bomba olmalarına engel olmaktır. Bunlar en önemli görevimizdir. Eğer bu insanları aç bırakırsanız, eğitmezseniz bunlar canlı  bomba tuzaklarına düşerler. Bunlar uyuşturucu mafyasının  taşeronları olmasınlar, kadın ticareti yapanların kaynağı olmasınlar. İşte bu nedenle bu tehditlerden ötürü ben göç ve mülteci üzerinde duran bir belediye başkanıyım" sözleriyle cevap verdi.

İnsani tedbirler alacağız

Bu sorunun çözümü yolunda iskanın önemini sorarak Büyükçekmece'nin ilerleyen dönemlerde mültecilerin iskan edilmesine uygun olup olmadığı konusundaki sorumuza Akgün "Eğer devlet Büyükçekmece'de ben mülteci veya göçmen durumunda olan kişilere yerleşim merkezi yapacağım derse tabii ki yerimiz var. Büyükçekmece Silivri arasında var. Ancak Büyükçekmece, Çatalca, Silivri çevresine gelen mülteciler ve göçmenler tabiri caizse zengin olanlar. Ev alabilen, araba alabilen, memleketinde durumu iyi olanlar bizim bölgemizi tercih ettiler. Bunun için halk etkilenmiyor. Ama bu yaz sahillerimiz kalabalıklaşmaya başladıktan sonra Esenyurt, Küçükçekmece, Haramidere bölgelerinden gelecek mülteci dilencilerin sayısı çok miktarda artacak, tesbitimiz bu. Böyle bir sıkıntıyla karşı karşıya kalacağımızı biliyoruz. Bununla ilgili de insani almamız gereken tedbirleri alacağız. Geldikleri yerlerdeki belediyelerle iş birliği yaparak onların bu durumdan kurtarılması için gerekirse 2'li, 3'lü, 5'li belediyeler ve kaymakamlıklar olarak çalışacağız" ifadeleriyle cevap verdi. 
  Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.