banner250
banner252

Yine aynı şeyi yaparım

Zeki Bora

Zeki Bora



Mehmet Mert 04 Ocak 2017, 23:22

Tepekent Projesi'nde üyeleri zarara uğrattığı gerekçesiyle hakkında açılan kamu davası sonucu hüküm giyen Tepecik eski Belediye Başkanı Zeki Bora ilk defa Gazetem İstanbul'a konuştu. “Yine olsa yine aynı şeyi yaparım” diye konuşan Bora, “Bin 100 üyeden hiçbiri benden şikayetçi olmazken devlet bizi suçlu buldu” açıklamasını yaptı.

Üç dönem Tepecik Belediye Başkanlığı yaptı. 4. dönem seçim yarışına katılmadı. Fakat daha sonra Tepekent Projesi kapsamında soruşturma geçirdi. Açılan kamu davasında suçlu bulundu ve 6 yıl 3 ay ceza aldı. 7 buçuk ay cezaevinde yattıktan sonra denetimli serbestlik kapsamında özgürlüğüne kavuştu. Ve Zeki Bora cezaevinden çıktıktan sonra ilk defa Gazetem İstanbul'a açıklama yaptı. Sorduğumuz bütün sorulara içtenlikle cevap verdi. 6 yılı aşkın ceza almasına neden olan proje için de 'Yine aynı şeyi yapardım' diyerek pişman olmadığını söyledi.

Uzun bir süre yoktunuz...
Dostlarımızdan uzak bir dönem yaşadık. Çevremizden, seçmenlerimizden, sevenizmizden sevmeyenimizden ayrı kaldık. Tepekent'ten dolayı açılmış olan bir kamu davasından ötürü zimmet suçundan ceza aldık. Bir müddet cezayı yatmayarak geçirdik. Sonra da gittik cezamızı yattık. Enteresan olan şu; paralarını tasaruf ettiğimiz bin yüz üyeden bir kişi bile bizim için şikayetçi değil. 'Bizi zarara uğrattı, biz şikayetçiyiz' diyen yok.

Sizin dışınızda yönetim kurulunda kimler vardı?
Yönetim kurulunun tamamı. Altı yıl üç ay ceza aldım, yedi buçuk ay yattım. Denetim serbestliğinden dışarıya çıktım.

1989'da Tepecik'in kurucu belediye başkanıydınız. Üç dönem boyunca belediye başkanlığı yaptınız. 2004 seçimlerinde Rafet Yıldız'ın kazandığı zaman aday olmadınız. Uzun bir ayrılıktan sonra Tepecik ve ülkenin geldiği durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? 
Burada doğmuş burada büyümüş bir insanım. Bütün hayatım bu bölgede geçti. Bütün bu gelişmeler bizim gözümüzün önünde film şeridi gibi gelişti. Tabi bunları gördük. Daha önce belde belediye başkanlıkları vardı. Küçük küçük lokal belediyeler. Ama bölgelerine hakimlerdi. Daha demokrattılar. Vatandaşla irtibat halindeydiler. Tabi şimdi büyük bir belediye oldu Büyükçemece'ye bağlandı. Haliyle alan genişledi. Yani hizmet vermek zorlaştı. Ben bu dönem zarfında buralarda olmadığım için yerel siyasetteki gelişmeleri çok yakından takip edemedim. Beş dönemden beri  seçimi kazanan Hasan Akgün'e diyeceğim pek bir şey yok. Çünkü seçim kazanıyor. Tabiki eleştirilebilir eleştirenler vardır. Ama belediyeciliği iyi bilen bir belediye başkanı. Burada olmadığım süre zarfında yeni gelişimler olmuş, daha modern binalar yapılmış, eski binalar yıkılmış.  Yani çevre bir takım değişim geçirmiş.

Şu anda bölgemizde mi yaşıyorsunuz? 
Kısmen burada kısmen buranın dışında yaşayacağım. Tabi burası benim bölgem burada yaşamam mümkündür.

Tepekent'e bir küskünlüğün oldu mu?
Hayır... Tepekent benim projem. Çok daha inananarak büyük mücadeleler verdiğim bir proje.

Biz o zamanlar yazıp çiziyorduk Türkiye'nin en büyük yerel kent projesi diye...
Bugünün koşullarında istenilen noktaya gelmiş değil ama mutlaka zaman içerisinde Tepekent hedefine ulaşacaktır. Bunda hiçbir tereddütüm yok. Ve çevrenin nadide yerlerinden biri olacaktır. Yani projenin destekcisiyim bu inancı taşıyorum.

Tepekent'te doluluk oranı nasıl ?
Şu anda çok bir bilgi sahibi değilim. Gittim gördüm. Sadece mal sahiplerine ait olan kısımlarda  boşluk var. Burası mal sahipleri ile anlaşmalı bir proje. O yüzden mal sahipleri ile olan kısımlarda bir gelişme yok. 

Zeki Bora ismi bizim için özel bir isim. Medya mensupları ve bölgede yaşayanlar için. Bölgemiz tam kentleşmeye başladığı zaman siz belediye başkanı olarak görev başındaydınız. Zirvede olan, bugünlerde ise sorun yaşayan ve sorun çözmeye çalışan bir isim olarak okurlara ne mesajlar vermek istersizin?
İnsanlarımızın umudu tükenmesin. Geleceği kurmak için mücadeleye devam etsinler. Çünkü Türkiye'nin önü çok açık. Yani dünyadaki konumu itibariyle stratejik konumu olan bir ülkede yaşıyoruz. Tabi Türkiye'nin sorunları var. Ciddi sorunlar var. Türkiye'nin dışında kaynaklanan komşu ülkeleriyle olan sorunlar var. Bir de kendi içerisinde sorunlar var. Bu sorunları halledebilirse ki bunlar halledilebilir sorunlardır. Halledilebilirse Türkiye'nin yakın gelecekte ekonomisi ile toplumu ile iyi bir noktaya geleceğini düşünüyorum. Çünkü çok genç nüfusumuz var. Eğitim ağı yaygınlaştı. İnsanlarımızın kültür seviyesi daha da gelişti. Öyle zannediyorum ki, bu yapı Türkiye'yi daha iyilere taşıyacaktır. Komşularımız ile çok ciddi problemler yaşadık. İnşallah en kısa zamanda bu sorunlar çözülür. İnsanların özgüvenleri, dış ülkelerin ülkemize bakış açısı değişir.

İç barışın da sağlanması gerekiyor...
Tabi tabi... Hem komşularımızla hem de içerde barışık bir toplum yaratmamız lazım. Yani siyaseti çekişmelerden kurtarmamız gerekiyor. Tabi ki bunu yapabilmek için de vatandaşlarımızın özgürlüğünü olabildiğince genişletmemiz lazım. Yani halkımızı susturmamalıyız. Öyle zannediyorum bu durum sağlanırsa insanlar daha iyi anlaşabilecekler. Demokrasiyi daha da genişletmemiz lazım.

CHP'de uzun süre siyaset yaptınız. Peki partinizin politikalarını nasıl buluyorsunuz?
CHP'yi takip ediyorum. Tüm partilere eleştiriler olur. Sosyal demokrat partiliren özelliği, eleştiriye uzak olmamalarıdır. Ama kamoyunda partiye zarar verecek şekilde haksız eleştirilere karşıyım. Partinin demokratik platformları vardır. Burada insanlar özgürce düşüncelerini paylaşırlar. Ama mesnetsiz, kulaktan dolma, partiyi yıpratmanın bir faydası olduğunu düşünmüyorum. Ne Türkiye'ye ne de partimize faydası olur. Genel Başkanı beğenmiyebilirsiniz. Partinin politikalarını da beğenmeyebilirsiniz. Genel Başkanı ve parti politikasını değiştirmek için gayret içerisinde olursunuz. Türkiye'de genel başkanlardan bir beklenti vardır. Oysa ki böyle bir beklenti olmamalı. Bazıları genel başkanların değişmesi ile her şeyin değişebileceği düşüncesine kapılıyor. Ama bu böyle değil. Genel başkan değişiminden önce partinin siyaset yapma şeklinin, ideolojisinin yerine oturması lazım.

Bu anlattıklarınızdan şunu çıkartıyorum; Aslında CHP'nin parti yönetimi fena değil ama siyaset yapma biçimi değişmeli...
Genel başkan değişince her şeyin değişeceğine inanmıyorum. Ondan önce partinin politika yapma şeklini değiştirmeleri lazım. Nasıl seçmene ulaşacaksın? Seçmeni nasıl etkileyeceksin? Nasıl inandıracaksın? Ne gibi politikalar ortaya koyacaksın? Bütün bunların ciddi olarak tartışılıp ortaya konması ve halka da bunu inandırması lazım. Türkiye'nin siyasi coğrafyasına baktığınız zaman CHP'ye belli bir kesimin desteği var. Oysaki sosyal demokrat bir partinin esas destekçisi köylüler memurlar olmalı. Şimdi bu kesimlerden destek alamıyorsa bir parti, sebebini çok ciddi olarak araştırılıp ortaya koyması gerekir.

Bu kesimlerden destek almadan CHP'nin bir başarısı olabilir mi?
Bir partiyi büyütmek için saf düşünceli seçmenleri politikalarınızla etkilemeniz lazım. Bunun mutlaka başarılması lazım. Aksi halde bu mevcut yüzde içerisinde döner durursunuz; ne yaparsanız yapın bir şey değişmez.

Siz Tepecik'te seçim kazandığınızda konjönktür nasıldı? 
Ben genel seçimlerle yerel seçimlerin bir arada yapıldığı dönem CHP'nin adayıydım. Ben seçimi kazandım. Parti beşinci idi. Yani beşinci olan partinin adı ile seçimi kazandım. Yani demek ki  orada beni belediye başkanı yapan sadece partinizin oyları değil. Türkiye'de bu küçük örnekten gidersek CHP'nin iktidar olması; daha önce CHP'ye oy vermemiş insanların güvenini kazanmakla olur.

Her şeyi kötü yapan bir parti bu kadar oy alabilir mi?
İktidarı nasıl buluyorsunuz? 
Bugün sağ merkez AKP'yi temsil ediyor. Sağ merkezin desteğini almış bir parti her zaman iktidar olur. AKP'nin iktidar olmasının en büyük nedeni bu. Bunun dışında kötü ve iyi icraatları da var. Yani iyi yaptığı şeyler de var. Kötü yaptığı şeyler de var. Her şeyi kötü yapan bir parti bu kadar oy alabilir mi? Onun dışında tabi yanlış yaptıkları da var. Türkiye'nin Cumhuriyet dönemi içerisinde uyguladığı belirli bir dış politika vardı. Bu dış politika ekseninden kayınca bütün komşularımıza kavgalı duruma düştük. Bu durum ülkemize birçok olumsuzluklar getirdi. Ülkede işsizlik çok büyük oranda... Okumuş, bu kadar emek vererek yetiştirilmiş bu insanlar işsiz. Çalışan kesime baktığınız zaman günümüz koşullarında nasıl geçinilir diye düşünmeden edemiyorsunuz. Yani ev kiralarına, hayat şartlarına, alınan ücretlere, bakıldığı zaman şaşıp kalıyorsunuz. Çiftçiye bakıyorsunuz, feryat ediyor, emekçi kesime baktığımız zaman böyle bir tablo gözüküyor. Yani bu insanların refahını yükseltmek lazım. Türkiye komşuları ile mutlak ve mutlak iyi ilişkiler kurmalı, iyi ilişkilerden öte bunlarla ticarete girişilmeli. Yani Türkiye'nin elinde böyle bir fırsat var. Bunları yapabilir diye düşünüyorum.

Bu anlattıklarınızdan şunu çıkarıyorum; Karamsarlığa gerek yok. Herkes üzerine düşeni yaptığında yaşanılabilir bir ülke olabilir Türkiye...
Aynen


İyiki de yapmışım diyorum
Aldığınız cezadan dolayı kendinizde hiç kusur görmüyor musunuz? Yoksa aynı şartlarda yine aynı şeyi yapar mıydınız?

Yine olsa yine aynı şeyi yaparım. Ben çok kararlı bir şekilde bu projeye başlamıştım. Ve iyiki de yapmışım diyorum.

Ceza almanızda bilinmeden yapılan bir hata mı var?
Bu tür projelerde yapılmış olan herhangi bir hatada, bu projenin gerçek sahiplerinin benden şikayetçi olması lazım. Burada bin 100 kişi var. Bu bin yüz kişi benden şikayetçi değil. Ama devlet diyor ki sen bu kişileri zarara uğratmışsın. Buradan siz ne anlıyorsanız ben onu demek istiyorum.

Biz Gazetem İstanbul ailesi olarak Zeki Bora'ya geçmiş olsun ve aramıza hoşgeldin diyoruz.
-Çok teşekkür ediyorum. Sizi ziyaret etmekten çok arzu ettiğim bir şeydi. Çok teşekkür ediyorum beni güzel karşıladınız. Ben Türk halkına bu günlerde metanetli olmalarını tavsiye ediyorum. Yaşadığımız badirenin ancak bu şkilde bertaraf edilebileceğini düşünüyorum. 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.