Yüzümü topluma döndüm

Ekrem İmamoğlu

Ekrem İmamoğlu



RÖPORTAJ: Ali Tarakçı 20 Nisan 2016, 09:36

Siyasete giriş serüveninden 2 yıllık belediye başkanlığı sürecinde yaşadıklarına kadar birçok ilginç detayı Ali Tarakçı ile paylaşan Ekrem İmamoğlu, “Siyaset yaparken de, kendi özel hayatımda da hiçbir arkadaşıma ve toplumun farklı kesimlerine asla arkamı dönmedim... Yüzüm hep topluma dönük oldu” diye konuştu.

Gençliğinde profesyonel kalecilik yapan Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, kalecilerin futbolcu arkadaşlarına asla arkasına dönmediklerini belirterek, “Siyaset yaparken de, kendi özel hayatımda da hiçbir arkadaşıma ve toplumun farklı kesimlerine asla arkamı dönmedim... Hep yüzüm dönük oldu... Kaleci felsefesi bana bunları kattı. İlçemde, elini sıkamayacağım, konuşamayacağım kimse yok” dedi. 

İstanbul'da AK Partili olup 2014 yılında yüzde 50'nin üzerinde bir oyla CHP'nin kazandığı tek ilçe olan Beylikdüzü... 
Klasik CHP'lilerden farklı...  Kavgacı değil uzlaşmacı...
Düne saplanıp kalmamış...
Devrimci sol geleneklerden gelmediği için, önyargıları olmayan... Klasik değerler üzerinden değil, yerel değerler üzerinden siyaset yapan...
Toplumun tüm farklı kesimlerine dokunarak, CHP ile önyargıları kıran... Gençlerle ve kadınlarla iletişimini güçlendiren...


CHP'nin yeni yüzü, alıştığımız CHP'li profilinden farklı, toplumun tüm farklı kesimleri ile konuşabilecek bir dil geliştiren Ekrem İmamoğlu ile farklı bir söyleşi gerçekleştirmek için Gürpınar sahilinde buluşuyoruz... 
Adım başı söyleşimiz kesiliyor... Vatandaşlar merhaba demek ve sahbet etmek için Başkan İmamoğlu'nun yanına geliyor... Kimilerine ismiyle hitap ediyor... İnsanların gözlerinin içi gülüyor... Aralarında ki samimiyeti, kurulan diyoluğu gözlerinden okuyorsunuz... Statın oradan başlayarak balık haline kadar yürüyerek söyleşimizi gerçekleştiriyoruz. 

Futbolda, sırtını arkadaşlarına dönmeyenler kalecilerdir...

Belki CHP'nin yerel iktidarının olduğu her yerde yaşandığı gibi, Beylikdüzü'nde de en sert ve belaltı siyaset yapan muhaliflerinin müzmin CHP'liler olduğu Başkan Ekrem İmamoğlu ile deniz kenarında, rüzgarlı bir günde yürüyerek farklı bir söyleşi yapıyoruz.
Başkan Ekrem İmamoğlu uzun yıllar profesyonel kalecilik yapmış. Sunay Akın'ın “Takım arkadaşlarına 90 dakika boyunca sırtını dönmeyen tek oyuncu da kalecidir” sözünü hatırlatarak, kaleciliğin ve siyasetin size kattığı değerler var mı sorumuza; siyaset yaparken de, kendi özel hayatında kalecilik felfesini şiar edindiğini, hiçbir arkadaşına ve toplumun farklı kesimlerine asla arkasını dönmediğini, yüzünün hep insanlara dönük olduğunu, siyasetin kendisi için hayat okulu olduğunu ve gözlem gücünü artırdığını ifade ederek, “Bütün eğitim hayatım bir yana, siyasette edindiğim tecrübe bir yana” diyor. 

Babama rağmen siyasete girdim!

İyi bir mesleğiniz, başarılı bir işiniz var. Başka işiniz mi yoktu? Neden siyaset yapmak istediniz?

İşi olan ve hayatı boyunca faydalı işler yapmak için mücadele eden her insanın siyaset yapması ülke ve bölge için kazanç. Hayatım boyunca kamusal işleri hep sevdim. Meclis ortamı ve vatandaşların olduğu dernekler ilgimi çekti. Kazandığımı bir şekilde insanlarla paylaşıp tecrübelerimi aktarabilmek, benim ruhumda var. Beylikdüzü öyle ilginç bir yer geldi ki, Beylikdüzü'nün doğuşu ve bugüne gelişini hepimiz canlı canlı izledik. Bu bana büyük bir sorumluluk yükledi. Bu sorumlulukla kendimizi siyasetin içinde buldum. Bu benim Beylikdüzü'ne ve ülkeme karşı bir sorumluluğumdu... 
Babanızın siyaset içinden geliyor olması      siyasete girmenize katkı sağladı mı?
Babamla birlikte aldığımız karar gereği, siyasetten uzak duracaktım. Babamın 1987'de Trabzon'u terketmesi siyaseti de bırakmasıydı. “Siyasette ihanet var, emeğin karşılığını alamamak var” duygularıyla hem siyaseti bıraktı hem de Trabzon'u terketti. Ve bundan dolayı asla siyasette olmamı istemedi...  

Babanıza hak verdiğiniz, geriye dönüp “yanlış karar vermişim” dediğiniz oluyor mu?

Babamın yaşadıklarından ders alıp, o yanlışlara düşmediğim için şanslıyım. 

 Ailemin siyaset yapmasına müsaade etmeyeceğim!

Siz çocuklarınızın siyaset yapmasını ister misiniz, yaparlarsa gelecekte sizi geçeceklerini düşünüyor musunuz?

Ben siyasette var olduğum sürece ailemden kimsenin siyaset yapmasını istemem ve müsaade etmem. Çok doğru bulmuyorum. Siyaset bir meslek değil hizmet alanıdır. Siyaseti, aileme ciddi sıkıntı vererek yaşıyorum. Kızım bana “Baba keşke Belediye Başkanı olmak yerine baba olsaydın” dedi. Ben çocuklarımın siyasete girmesini uygun görmem. Ama ben siyaseti bıraktıktan sonra ne olur bilemem. 

Türkiye’nin her aşamasında olmak isterim

Siyaseti bırakmak için kendinize bir zaman belirlediniz mi?

Öyle bir hedef koymadım. Siyaset 1 günde bırakılabilecek şekilde yapılmalı. Yani vatandaş seni bıraktığında siz de bırakmalısınız. O durumda görev yaptığınız alana faydalı olamazsınız. Sevginin karşılığı alınmazsa, bu görev yapılmaz.
Geçtiğimi günlerde bir toplantıda, belediye başkanlığınızdan sonra geleceğe dair ciddi hedefler koyduğunuzu söylemiştiniz. Nedir bu hedefler?
Ürettikçe ve öğrendikçe, Türkiye'nin her aşamasında olmak isterim. Türkiye bizim... Ama bu bir takıntı değil. Ürettiklerimin bir ispatı olmalı. Üretilen değerler karşısında vatandaşların mutlu olduğunu hissettikçe, Türkiye'deki her ortamda başarılarımın karşılık bulmasını isterim.

Bunu nasıl formüle ediyorsunuz?

Şu an sadece mevcut durumda en iyisini yapmaya çalışıyorum. 
CHP'de yaklaşık olarak 10 yıldır siyaset yapıyorsunuz. Bazen bıktığınız oluyor mu?
8 yılım doldu.  Siyasetin kirli düşüncesi insanı gerçekten üzüyor. Bu durum işin ruhunda var . Bunu kabul ettiğim için hiçbir zaman yılmadım. Ama bu tarafında düzelmesi lazım. 

İlçemde elini sıkamayacağım hiç kimse yok

Uzun yıllar profesyonel kalecilik yapmışsınız... Sunay Akın; “Takım arkadaşlarına 90 dakika boyunca sırtını dönmeyen tek oyuncu da kalecidir” der. Kaleciliğin ve siyasetin size kattığı değerler var mı?

Siyaset yaparken de, kendi özel hayatımda da hiçbir arkadaşıma ve toplumun farklı kesimlerine asla arkamı dönmedim... Hep yüzüm dönük oldu... Benim felsefem bana hoşgörü kazandırdı. Görev yaptığım ilçemde elini sıkamayacağım kimse yok. Fikirlerimiz aynı olmayabilir, fakat bunun önemi yok. Kendi penceremden baktığımda, konuşamayacağım kimse yok. Bu ülkeninde buna ihtiyacı var. Yerel yöneticinin de ruhunda bu olmalı. Yaşadığımız umutsuz ortamda, yerel yöneticilerin bazen siyaset üstü davranmalarının, ülkenin huzuru açısından gerekli olduğunu düşünüyorum. Biz yerel yöneticiler Doğu ile Batıyı barıştırırız. Türkiye coğrafyasında kimseyi farklı değerlendirmiyorum. Bu duygularla hareket ettiğim için kaleci felsefesi bana bunları kattı. Siyaset bana ne kazandırdı? Tabiki müthiş bir hayat okulu. Bütün eğitim hayatım bir yana, siyasette edindiğim tecrübe bir yana. 

Mesela ne gibi tecrübeler kazandırdı? Hangi konularda bakış açınız değişti?

Ben kimlikleri bu kadar derin tanımıyordum. Siyasete girmeden önce Türkiye'nin bu derinliğini ve insanların farklı düşüncelerle birbirlerinden uzaklaşabileceğini, uzaklaştığını düşünmüyordum. Varolan gerçeklik, bana ayrıca yeni fırsatlar verdi. Ruhumla beraber her ortamda daha barışçıl olmayı anlatmaya çalışıyorum. Dünyayı çok geziyorum. Olayların toplumsal taraflarına yoğunlaşmaya başladım. Siyaset benim gözlem gücümü arttırdı. 

Dünya ile en önemli farkımız eğitim eksikliğimiz...

Dünyayı gezerken Türkiye ile dünya arasında ne gibi farklılıklar görüyorsunuz?

Öncelikle çok girişimci ve dinamik bir milletiz. Çok genç bir milletiz. Fakat eğitim açısından çok geriyiz. Bunu kapatmamız lazım. Eğitim derken sadece okul eğitiminden bahsetmiyorum. Sistemden bahsediyorum. Mesela bir bisiklet yoluna bir arabanın park edilmemesi. Kaldırımın işgal edilmemesi. Çocuğun, kadının bir ortamda rahatça yürüyebilmesi. 

Biz engellinin de bir yaşam hakkı olduğunu yeni öğreniyoruz. Eğitim kısmındaki eksiği giderdiğimiz takdirde en önemli güç olduğumuzu düşünüyorum. 3 yılda bir eğitim sisteminin değiştiği, eğitimle alakası olmayanların ahkam kestiği bir ortam olmamalı. Toplum olarak bazı tabuların bizi geri çektiğini düşünüyorum. Mesela toplumdaki hoşgörü kavramının bazen gerisine düşüyoruz. Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u fethederken, herkesin inancını özgürce yürütebileceği konusunda karar veriyorken, biz bugünün Türkiye'sinde geri kaldık. 

Bir belediye başkanı genel eğitim sistemine ne katkı yapabilir?

Türkiye ve dünyayı kıyaslarken o cümleleri söyledim. Belediye başkanının genel anlamda değişime imkan tanıyacak yetkileri yok. Belediye ölçülerinde, standartı yüksek tutmak için elimizden geleni yapıyoruz. Mesela, kamu anlamında devlet okullarında hiçbir eksiklik olmaması için çalışmalar yapıyoruz. Yine her okulumuzda fırsat eşitliğini yakalatmak adına, çocuklarımızın sinemasından tiyatrosuna özel olarak destekçisi oluyoruz. Bu bile yerel yönetim adına yapılabilecek önemli bir şey.

Gezdiğimiz alana katkınız var mı?

Bir otopark düzeni, yeşillendirmeye yönelik konularda ciddi yatırımlar var. İlk geldiğimiz yıl sahil kısmında lodosun zararları vardı. Tamamını yeniledik. Faaliyet alanlarını belirledik. Gürpınar sahili yaklaşık 7-8 milyonluk yatırımla yeni kimliğine kavuştu. Polisle de müşterek çalışacağız. Tuvaleti, mescidi olmayan bir alandı. Bunları yaptık...

Yanlış yaptıklarını itiraf ettiler!

Balık hali ilçeye değer katıyor mu? Çok karşı çıkmıştınız?

Zamanında çok uyardık, Balık Hali'nin yerinin yanlış olduğunu, yapılmaması gerektiğini anlattık. Bugün en üst İBB yetkilileri tüm samimiyetleri ile; “yanlış yaptık başka yer arıyoruz” diyorlar. İstanbul haritasına baktığınızda da doğru bir yer değil. Gürpınar sahili İstanbul'un en zor ulaşılan noktası. Denizden gelen balık oranı yüzde 10-15 civarı. Yüzde 85-90 kara yoluyla geliyor. Burası farklı fonksiyonlarda kullanılabilir. 

Balıkların yüzde 80'i taşımayla mı geliyor? Burası taşınacak mı?

Yüzde 80'inden fazlası. Buranın doğru bir rekreason olmadığı noktasında hem esnaf hem de Büyükşehir Belediyesi yeni bir yer arayışı için çalışmalara başladı. Biz burda balık halinin, fiziken Beylikdüzü sahilinde olmasını doğru bulmuyoruz. İstanbul içinde de doğru değildi. Hal buradan taşındıktan sonra, farklı bir proje olarak İstanbulluların hizmetine sunulabilir. 

Vatandaş ilham verdi

Toplumun farklı kesimleriyle konuşurken, 'bunu düşünmemiştim' dediğiniz öneriler oluyor mu?

Bazen toplum sizi yönlendiriyor. Örneğin, parkta gezerken çocuklu bir kadın, köpeği olan bir adamdan şikayetçi oldu. Köpeği olan adam da, kadının haklı olduğunu söyledi. O da köpeğini özgürce dolaştırmak istediğini belirterek, “Neden köpeklerimizi özgürce dolaştırabileceğimiz bir park yapmıyorsunuz” dedi. Bizim şu anda 7 noktada Pati Park'ımız var. Hayvan sahiplerinin vakit geçirebileceği mekanlar yaptık. 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.