Abdullah Gül tutar mı?


Mehmet Mert

Mehmet Mert

04 Mayıs 2017, 20:32

Nerelerden nerelere geldik değil mi? Yirminin üzerinde siyasi partinin katıldığı seçimlerden bir iki parti ile başbaşa kaldık.
Hatta bir iki parti ile değil bir iki isim ile başbaşa kaldık.
Yeni Türkiye artık çok daha farklı bir şekle büründü.
2019 yılından itibaren bu yenilikleri çok daha belirgin hissedeceğiz.
Yaşayıp göreceğiz.
İyi mi olacak bizler için daha mı kötü olacak.
Bu soruların cevabını almamız için biraz zaman geçmesi gerekse de şu günlerde bir takım mağduriyetler yaşayanlar için aynı şeyi söylememiz mümkün değil.
Gerçi acılar çekilmeden, bedeller ödenmeden ne başarılar mümkündür ne de büyümeler ama.
Buradan en çok dikkat edilmesi gereken durum herkes için adalet.
Adaleti sağladıktan sonra gerisi ayrıntılarda saklı kalacaktır.

Çok partili dönemler geride kaldı
Neyse ne diyorduk.
Türkiye nerden nerelere geldi.
Nerede ise çok partili dönemden bir iki partili hatta bir iki liderli dönemlere geldik.
Bakın mesela AK Parti'nin ilk defa iktidar olduğu 2002 seçimlerine toplam 18 katılmış ancak TBMM'ye sadece iki siyasi parti ve 9 bağımsız milletvekili girmiş.
Bir önceki seçimlerin lider partisi Demokratik Sol Parti yüzde 1,2 oy almış.
Diğer koalisyon ortakları, Anavatan Partisi 5,13, Doğru Yol Partisi 9,54 oy almış.
HDP'nin o günkü hali 6,22 oy, Milliyetçi Hareket Partisi 8,36 oy almış.
Büyük Birlik Partisi 1,02, Saadet Partisi 2,49 oy alırken, o seçimlerin sürpriz partisi Genç Parti 7,25 oy alarak bir anlamda; MHP, DYP ve ANAP'ın baraj altında kalmasına sebep olmuştur.
DSP'den ayrılarak iktidar olma hevesi ile parti kuran Yeni Türkiye Partisi 1,15 oy alırken Cumhuriyet Halk Partisi ise 6.113.352 seçmen ile yüzde 19,39 oy almış ve meclise 178 sandalye göndermiştir.
Böylece tek başına iktidar olma başarısı gösteren Adalet ve Kalkınma Partisi 363 sandalye ile bir anlamda bu günlerin de temelini atmıştır.
Daha sonra gerçekleşen her seçimde tek başına iktidar olan AK Parti ilk defa 7 Haziran 2015 seçimlerinde azıcık seçmenlerden uyarı mesajı alsa da aynı yıl içerisinde gerçekleşen 1 Kasım seçimlerinde tekrar tek başına iktidar olmayı başarmıştır.

Sıra isimlerde
Çok partili dönemden adeta aktör isimler dönemlerine geldiğimiz bu süreçte ise siyasi partileri bir kenara bırakarak liderleri tartışmaya     başladık bile.
İlk hedef 2019 seçimlerinde tek başına iktidar olmakla birlikte yüzde 50 artı bir ile cumhurbaşkanını seçmek.
Üstelik bu cumhurbaşkanı hükümeti kuracak.
Bütçe oluşturacak.
Cumhurbaşkanı yardımcıları seçecek.
Ve bu isimleri meclis dışından da belirleyebilecek.
Düşünsenize meclise giriyorsunuz, tek başına iktidar olacak sandalyeye sahip oluyorsunuz.
Ancak cumhurbaşkanı ile ters düştüğünüz sürece ne bakan olabiliyorsunuz.
Ne cumhurbaşkanı yardımcısı ne de başka bir şey.
Bir anlamda sıradan bir milletvekili olarak TBMM'de gün saymaya başlıyorsunuz.
Dedik ya çok ilginç bir süre bizleri bekliyor.

Abdullah Gül tutar mı?
Bu günlerde CHP kurultay takvimini oluşturmakla meşgulken bir taraftan da 2019'da göstereceği cumhurbaşkanı adayı tartışmalarını başlattı bile.
Bu isimlerden birisini de CHP'nin eski genel başkanı Deniz Baykal ortaya atarak, kendisine sorulan Abdullah Gül adaynız olur mu sorusuna, tartışılması gerekiyor diyerek adeta neden olmasın mesajı vermiştir.
Bir taraftan yeni bir Ekmeleddin İhsanoğlu vakası yaşamayalım diye tereddüt eden CHP kanadı diğer taraftan da, daha dakika bir dol bir, maça Abdullah Gül'ün adaylığını tartışarak başlamış oldu.
Biz de hali ile bu ismi köşemize taşıdık.
Bu an itibari ile görüşümüz şudur.
Deniz Baykal'a bu ismi öneren güce bakmak lazım.
Baykal'ın bu öneriye verdiği cevabın altında yatan gerçekleri iyi analiz etmek lazım.
Baykal'dan sonra bu isme gelen reaksiyonları iyi takip etmek ve analiz etmek lazım.
Abdullah Gül'ün bu aşamada Ak Parti ile ilişkilerine göz atmak lazım.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilişkilerine göz atmak lazım.

Bu soruların cevabında saklı
Şimdi bir kaç soru sorarak bu sorulara vereceğimiz cevaplar ışığında Gül'ün adaylığının tutup tutmayacağını yorumlayalım.
En azından benim aklıma gelen soruları buradan paylaşmak istiyorum.
Kardeşim dediği Abdullah Gül'ü 2007 yılında cumhurbaşkanı yapan, tek başına bu isme karar kılan Erdoğan ile Gül'ün gerçekten bir sorun yaşaması mümkün mü?
Abdullah Gül'ün gerçekten aday gösterilirse Erdoğan'ın karşısına çıkarak onu rakip göreceği ve dişe diş mücadele göstereceği mümkün mü?
Hadi Gül'ü CHP aday gösterdi, Erdoğan'da AK Parti'nin adayı, CHP'nin bu durumu seçmenlere inandırıcı bir şekilde anlatması mümkün mü?
Ekmeleddin vakası daha güncelliğini korurken bu durumun yeni bir Ekmeleddin vakası olmadığına dair haklı somut gerekçeler var mı?
Hadi 2019 seçimlerinde Gül aday oldu ve seçimleri kazandı. Bu durumda CHP'nin seçmenlerine vaadlerini Gül üzerinden hayata geçirecekleri mümkün olabilecek mi?
Bu ve benzeri sorulara vereceğimiz cevaplar ışığından Abdullah Gül'ün CHP'nin adayı olabileceğini ve bu planın tutup tutmayacağını, başarılı olunup olunmayacağını v.s. Daha net yorumlayabiliriz...

Bu köşe yazısı 04 Mayıs 2017, 20:32 tarihinde ve saatinde eklenmiştir.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.