Acılarda bile ortaklaşamayan bir topluma dönüştük


Nusret Yılmazer

Nusret Yılmazer

02 Aralık 2016, 21:33

Bir toplumun bölünmesinden ne anlıyoruz?    İllahi belli illerin, bölgelerin sınırları ayrılmış bir toplumu mu?
Yoksa kederde, tasada ve sevinçte aynı duyguları yaşayamayan, farklılaşmış bir toplumu mu?
Bence ikincisi daha tehlikeli.
Birincisinde, kabullenilmesi ne kadar zor da olsa bir kez bölünür ve biter. Sonra birlikte yaşayan toplum hemen her olayda benzer duyguları yaşar. Yani kederde ve tasada ortaklaşır.
Adana’nın Aladağ ilçesinde, içinde genç çocukların kaldığı bir öğrenci yurdunda yangın çıktı. 11 öğrenci ve bir eğitmen yanarak can verdi.
Böyle bir vahim olayın acısını herkes taa yüreğinde hisseder ve mutlaka sorumluların hesap vermesini ister. Normal bir toplumda yaşayan her insan bunu hisseder ve sorumluların cezalandırılmasını istemesi gerekir. Gerekir ki bir daha böyle acılar yaşanmasın. Eğer ihmali, kusuru olanlar ceza çekmez ve bununla ilgili önlemler alınmaz ise daha nice bedeller öderiz. Çünkü bu çocuklar hepimizin olduğu gibi, yarın da bizim çocuğumuzun başına gelme ihtimali yüksektir.
Bu olaylarda sorumluları ortaya çıkarması gereken yetkililer, siyasiler yeteri kadar duyarlı davranmaz ise onlar da halk tarafından cezalandırılır. Seçilemezler, halkın takdiri azalır ve siyasi itibar kaybederler.
Peki, bizde böyle mi oluyor?
Olaydan hemen sonra olay yerine giden siyasilerin ilk mesajı, “ihmal yok” diye açıklama yaptılar.
Bu açıklamayla suçlulara ‘merak etmeyin biz sizi koruyacağız’ mesajı verildi.
Neden böyle bir mesaj verildi?
Çünkü yanan öğrenci yurdu bir cemaate aitti. Ve bu cemaat muhafazakar hükümetimizin koruması altındaydı.
Çünkü siyasi anlayışımız “anlı secdeye gidenlerden zarar gelmez” düsturu üzerine kuruludur.
Nitekim aynı durumu yanan binadaki yangın kapılarının açık, kilitli durumunda da yaşadık.
Yetkililer “kapılar kilitli değildi” diye açıklama yaptı ama sökülen kapılar incelendiğinde kapıların halen kilitli olduğu üzerinde de kapı kolu ve anahtarı olmadığı görüldü.
Bütün bunların tek amacı olayda sorumlu olanların korunmasına yöneliktir. Bunların başka da bir açıklaması olamaz.
Normal insani duygulara sahip toplumda bütün bunlar ve daha vahim korumalar herkes tarafından görülür ve bunlara ortak tepki verilir.
Bizde olanlar ise bir hayli farklı ve garip.
Toplumumuzun önemli bir kesimi bu yaşananlara kendi gözleriyle bakmıyorlar. Siyasilerin gözleriyle bakıp, onların sözleriyle değerlendiriyorlar.
Çünkü burada gerçekler farklı da olsa, bu kesimin baktığı ilk şey; ‘şimdi buradan da benim iktidarımı yıpratan bir komplo çıkacak’ oluyor. Ve böyle bakınca burada insani acılar arka plana itilmiş oluyor.
Elbette toplumun diğer kesimi de bu olay vesilesiyle siyasi iktidarı yıpratmaya çalışıyor. Ama bu böyle olacak diye gerçekler değişir mi? Elbette toplum bu alayın sorumlusu olan cemaat eğitimi ve barınma sisteminin eksiklerini, yanlışlarını vurgulayacak. Ve buradan siyasi iktidara eleştiri getirecek. Bu eleştirilerden bazıları amacını aşabilecek.
Bütün bunlar bizim insani duygularımızı kaybetmemize neden olmamalı.
İnsanlık sadece sözde değildir. İnsanlık bu yananları şehit ilan etmekten ibaret değildir.
Şehitlik makamının da ayrıca değerlendirilmesi gerekir diye düşünmemek mümkün değil. Bu toplum işin kolayını bulmuş. Ölümlere ulvi değerler yükleyerek acıları hafifletme yolunu seçmiş.
Bu doğru değil. Bu insanların acılarını kullanma anlamına geliyor.
Bu siyasilerin işine gelir, bunu anladık.
Ama bu toplumun önemli bir kesimi neden bunu görmüyor?
Hangi siyasi olursa olsun, onların yanlışları topluma bedel ödetir.
Bu siyasi iktidarda ise, yani yöneten ise bunların yanlışları daha önemlidir ve daha çok hedef alınmak, eleştirilmek zorundadır.
İktidarın hatasından siz muhalefeti suçlarsanız, “bütün bunlar ülkede iyi bir muhalefet olmadığı için oluyor” derseniz bu doğru olmaz. Bunun aması, fakat ı yoktur. Suçlu, kusurlu kimse onu görmek gerekir.
Bunları görmeyen, kendi siyasinin yanlışını görmeyen toplumlar bölünürler. Sınırlar ayrılmasa da toplumun bölünmesi ve bölünmenin her geçen gün büyümesi toplumları felakete sürükler.
Hiç değilse acılarda ortaklaşalım ve objektif olabilelim.
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.