Ait olduğumuz mahalleye göre terörün suçlularını bulacağız!


Ali Tarakçı

Ali Tarakçı

11 Aralık 2016, 22:03

Unutacağız. Buna da alışacağız. Bunu da kanıksayacağız.
Ait olduğumuz mahalleye göre terörün nedenini, suçluları bulacağız.
Hamaset dolu sözlerle terörü lanetleyeceğiz.
Öfkemizi kusacağız.
Ama sonra unutacağız.
Ne zamana kadar, yeni bir terör saldırısı oluncaya dek...
****
Lanetlemek yetmeyecek. 
Terörün sorumlularını, arkasında ki güçleri de mahallemizin görüşüne göre belirleyeceğiz.
Aynı birlik beraberlik sözleri edilecek.
Tam tamına 40 yıldır terör sonrasında edilen lafların aynı olduğunu göreceğiz.
Ne az ne fazla...
"Terörün belini kıracağız. İnlerine gireceğiz. Hesabını soracağız. Şehitleri unutmayacağız.
Şehitlerin kanı yerde kalmayacak. Son terörist kalıncaya kadar mücadelemiz devam edecek.
Hatta kimse o terör örgütünün ismini ağzına bile alamayacak"
diye en yüksek perdeden söylenen sözlerin bir anlamının olmadığını göreceğiz..
Hamaset büyüdükçe terör de büyüyecek. 
****
İktidara kızgınsak ve ait olduğumuz mahalleye göre suçlunun hükümet olduğunu söyleyeceğiz.
İktidarın mahallesinde isek, suçlu iktidara destek vermeyen muhalefet olacak.
Başka bir mahallelileye göre suçlu başkanlık isteyenler olacak.
Başka bir mahalleliye göre suçlu, başkanlık sistemine karşı çıkanlar olacak.
Terörü yapanların destekçileri, terör eylemini yapanların bir gurup öfkeli genç olduğunu söyleyecek.
Anlayacağınız sözde PKK ile bağlantıları olmayacak.
Biz de bunu yiyeceğiz.
Yaptıkları terör eylemi ile ilgili yüzlerce söz söyleyecekler.
Hangi söz, hangi gerekçe çocukların, eşlerin, babaların ölmesine haklı kılabilir ki?
Terörün doğru olduğunu anlatabilir ki?

Şehit olmadı, oğlum katledildi

38 insan...
30'u polis...
8'i sivil vatandaş.
Önceki akşam sosyal medya da Mustafa Berkay Akbaş'ın kayıp olduğu duyuruluyordu.
İşte o kayıp olan çocuk, 19 yaşında Sinoplu hemşerim, Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi 2. sınıf öğrencisi... Mustafa Berkay Akbaş. Şehit olan 38 kişiden biri olduğu ortaya çıktı.
Arkadaşlarının patlamadan sonra haber alamadığı, bunu da Twitter'dan duyurduğu Mustafa Berkay Akbaş'ın cenazesini alan babası Salim Akbaş, oğlunun naaşını götürmek için geldiğinde şunları söylemiş: "19 yaşında. Tıp Fakültesi 2. sınıf öğrencisi. İstanbul'a Ankara'dan sınav sonrası sadece 2 günlüğüne geldi. Gezmek için geldiler. Tesadüfen taksiyle oradan geçiyorlar. Hepsi bu. Sadece bu. Bu kadar tesadüfi, bu kadar basit bu kadar ucuz. Bunun için şehit. Yok ben istemiyorum oğlum şehit olsun. Oğlum katledildi. Ben başka bir şey demiyorum. Mustafa Berkay Akbaş gelecek vadeden bir tıp öğrencisi. Başkent Üniversitesi'nde. Hayali doktor olmaktı. Böyle insanlara yardım etmekti. Ama ben onu cenaze arabasıyla geri götürüyorum şimdi. Twitter'da kayıp ilanı olan çocuk. Terörü sadece lanetlemeyle bitseydi. Yıllardır lanetliyoruz. Yarın çiçek bırakırlar. Başka bir şey yapmazlar. Ben istemiyorum oğlum şehit olsun. Oğlum katledildi."
Şehit olduğunu söyleyince acıların azaldığını düşünüyoruz öyle mi?
Baba Salim Akbaş'ın söylediği gibi, terör sadece lanetlemeyle bitemeyeceğini ifade ediyor. Ardından ekliyor, "ben istemiyorum oğlum şehit olsun, oğlum katledildi."
Hiç tartışmasız bir amaç için ölmüş insanlar değil ki, ölen insanlarımız.
Düşünün, taksi içersindesiniz, intihar saldırısı yapılıyor tam oradan geçerken ölüyorsunuz.
Siz, ben, o, bir başkası da olabilir o saatten oradan geçen.
Lanet olsun diyeceğim ama sorunu çözmüyor ki...
Ölenlerin acıları annelerin ve babaların, eşlerin, çocukların yüreklerini dağlıyor.
Kendi cehennemlerinde yanıyorlar. Bunu bilmek için yaşamak gerekir.
Yaşamadan söylenecek her söz anlamsız kalıyor.
*****
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaptığı açıklamada; ''Son yıllarda defalarca yaşadığımız bu alçak saldırıyı yapan terör örgütünün ve yönteminin hiçbir önemi yoktur. PKK'sıyla, DEAŞ'ıyla, FETÖ'süyle tüm terör örgütleri aynı amaç için ülkemize ve milletimize saldırmaktadır.'' 
İŞİD terörü başka bir mahallelilinin, PKK terörü diğer mahallelilinin, FETÖ terörü ise başka bir mahallelilinin nefretini büyütüyor. Ve bu aynı zamanda mahallelere bölünmüş vatandaşlarımızın arasında da paylaşılacak bir şeylerin kalmamasına neden oluyor.
Acılarımızda bile buluşamıyoruz
Sevinçlerimizde bile paylaşmaktan uzağız.
Tek ortak yanımız birbirimizden nefretlerimiz... Ve her geçen gün büyüyor.
Görülen o ki, ufukta buradan ortak bir payda çıkmayacak gibi. 
Ortaya çıkan nefret... Hem de ölesiye...
****
Galiba bu saldırıların en önemli nedeni, iç politikadan dış politikaya kadar yürüttüğümüz politikalar... Bunu önemseyebilirsiniz ya da yerebilirsiniz.
Ancak gerçek olan açık. Teröre açık hedef durumundayız.
15 Temmuz öncesinde terörün büyümesinin nedeninin, darbe girişimi olduğunu çok net; yaşayarak gördük. 
Güvenlik zaafiyeti yaratılarak vatandaşların sivil iktidarlara güvenin azaltılması gerekiyordu.
Bunun örnekleri Cumhuriyet tarihinde açık açık ortada duruyor.
Bir ülkeyi ekonomik, siyasal kıskaca alabilmeniz için, her türlü yöntem bugün dünyada kullanılıyor.
15 Temmuz darbesi bertaraf edilmiş ancak yeni bir hesap yapıldığı da açık açık ortada duruyor. 
Yeni bir darbe hazırlığınin yapıldığını dünkü saldırıdan sonra yine açık açık görüyoruz.
Birileri için iktidar gitsin de ne olursa olsun, birileri için de muhalefet tu kaka yerin dibine batsın.
Toplumdaki güven zedeleniyor.
Birbirimizden nefret büyüyor.
İktidar karşıtlığı ya da iktidarın yanında durmak her iki tarafı da militanlaştırıyor.
****
Çocuklarımız öldü.
Ve biz bir kez daha sarsıldık.
Sarsıntımızı yarın unutacağız.
Ne zamana kadar; yeni bir terör saldırısı oluncaya dek. 
Yine aynı şeyleri söyleyeceğiz. Basma tulumba gibi.

Son söz: Neden, yarın Türkiye'de milyonlar yan yana gelerek terörü lanetlemez? Milyonlar aynı anda omuza omuza yan yana yürümez? Ve ortak olarak terörün karşısında neden durmaz? Ve terörden dolayı ortak bir çıkar sağlamayı neden düşünmez? Dünyanın her yerinde terör saldırısı olduğunda muhalefet suçlanmaz. İktidar, devlet "nerede eksik yaptık, nerede zafiyet var, yapanlar kim, arkalarında kim var, sorumluları kim?" diye düşünür ve bulur. Muhalefette, "iktidar bundan zarar görecek, ben nasıl nemalanırım?" diye düşünmez. Galiba hepimiz birbirimizden duyduğumuz büyük nefretten dolayı akıllarımızı tatile gönderdik.
Geri de gelmeyecek gibi. Yazık... Hem ülkemize hemde yitirdiğimiz insanlarımıza, geride bıraktığımız acılı insanlarımıza...
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.